| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 76086
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Yazar Ayşe Şimşek
|
|
08/02/2010 |
|
Hiç bahsetmemişti çocuklarına korkularından; göstermemişti gözyaşlarını ne onlara, ne de bir başkasına. Güçsüz bir annelerinin olduğunu düşünmesinler. Pırıl pırıl yüreklerine korku değil, umut dolsun! istiyordu. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Gonca Eren solhaber
|
|
08/02/2010 |
|
Bu yıl 8 Mart deyip de Tekel işçisi kadınları yok sayabilecekler mi? Türkiye’de kadına dair bütün konularda sözü olduğu iddiasıyla yazılar yazanlar, Tekel işçilerine değinmemek için bakalım neler yapacaklar. Ya da “insaniyet, kadının özgürlüğü ve illa da türban” diyenler 8 Mart’ta nerelere kaçacak, hangi bayat gündemlerini ısıtıp önlerimize koyacaklar. Önemi yok. Kıvranacaklarını biliyorum. İçlerinden belki de “helal olsun” diyeceklerini ama diğer yandan bu durumdan hiç hazzetmeyeceklerini de biliyorum. “Kadın meseleleri üzerinde biz tekel kurmuşken, nereden çıktı bu Tekel?” diye dertleneceklerini de tahmin edebiliyorum |
|
Devamı...
|
|
Sırf sizin gözyaşınız yok bu ülkede! |
|
Yazar Umur Talu
|
|
08/02/2010 |
|
Kendi adıma, bir eş, bir anne, baba gözyaşına mahkûm edilmişse, yanarım; size de öyle. Lakin, eşi, anası, evladı gözyaşına mahkûm olmuş biri; başka eşlerin, anaların, evlatların gözyaşına tükürebiliyorsa kolayca... Yuh olsun ona! Onlar da yaşadıklarını hep bir ağızdan anlatsa, ülke asıl bunları kaldıramaz! Onca merhametinize, onca demokratlığınıza, hatta onca gözyaşınıza rağmen; despot sözde cumhuriyetçiler gibi, dayanamadığınız bu değil mi zaten:
|
|
Devamı...
|
|
Yazar Nihat Filiz Turnusol
|
|
08/02/2010 |
|
Adam: Adın ne? Káğıt işçisi: Deniz Adam: Senin adına saygı duyuyorum. Defol git, adına layık ol. Káğıt işçisi: Daha çok insan adına layık olmadan ölecek bu ülkede. Adam: Ne demek istiyorsun? Káğıt işçisi: Adım Deniz Gezmiş’ten geldiği için mi dövmedin beni? Başka bir atık káğıt işçisi olsa adı Deniz olmasa dövecek miydin? Önce sen adına layık ol. Adam: Haklısın Deniz, hadi rastgele.’
|
|
Devamı...
|
|
Yazar Defne Demiray (Kültür Sanat Yaşamında Tavır dergisinden)
|
|
06/02/2010 |
|
"Yatıyorum kan içinde. Kendi kanımın içinde yatıyorum. Tenimden ayrıldıkça kan ve yine tenimin etrafında göletlendikçe, sıtma bastırıyor gibi oluyor vücudumu. Şaşılacak şey; kana dayanamam ben, içi açılmış bir yaraya... Yatıyorum kan içinde. Kendi kanımın içinde yatıyorum. Tenimden ayrıldıkça kan ve yine tenimin etrafında göletlendikçe, sıtma bastırıyor gibi oluyor vücudumu. Şaşılacak şey; kana dayanamam ben, içi açılmış bir yaraya. Ama şimdi baştanbaşa bir yarayım ben. Ve az önce kendi ellerimle, kendi çocuğumu öldürdüm...
Bir tutsağım ben. Tek suçum onurumsa, suçtur tutsaklık. Kan koklamak isteyenlere, kanlı petrol isteyenlere, vatan sevgisine namlu çevirenlere, Yalancılara, katillere, ırz düşmanlarına direnmek suçsa, suçtur tutsaklık |
|
Devamı...
|
|
Dünün "Darbe Şakşakçısına" "Tarih ve Arşiv Unutmaz!" |
|
Yazar Açık İstihbarat
|
|
05/02/2010 |
|
"Tarih ve arşiv unutmaz" diyor ve Nazlı Ilıcak'ın 12 Eylül darbesine ateşli destekler verdiği o satırları bugünün naylon demokratlarına bir kez daha hatırlatıyoruz...
satırlar, Sabah gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak'a ait. 1942 doğumlu olan Ilıcak, 30 yıl önce, yani tam 38 yaşındayken askeri darbeler hakkında böyle düşünüyordu... |
|
Devamı...
|
|
”Yarimin Sarı Saçı Ellerimin Karası Tütün” |
|
Yazar ALİ ZİYA ÇAMUR Emeğin Sanatı
|
|
05/02/2010 |
|
Ama globalizm boruları ötmeye başladıktan sonra başka bir acı ve sızı sardı tütün emekçilerini. Sınır ötelerinden gelen fermanla dikimi durduruldu tütünün. Yurdumun gelin saçı tütünün yerine okyanus ötelerinden gelen tütünler tüttürülmeye başlandı. İşbirlikçi yönetimler, taşları bağladı, köpekleri saldı ortaya. Tütün emekçilerinin eli böğründe kaldı. Muş’un, Bitlis’in, Adıyaman’ın, Ege’nin, Bafra’nın, Taşova’nın tütün üreticilerine dur emri verildi. Ferman büyük yerdendi. Bundan sonra tütün dışarıdan gelmeliydi. Ve Topraklarında yüzlerce yıldır tütün üretenler, başka ürünlere yöneldiler. |
|
Devamı...
|
|
Kadınlar 12 Eylül'ü Anlattı |
|
Yazar İzmir - BİA Haber Merkezi
|
|
05/02/2010 |
|
Kadın Yazarlar Derneği, "Kadınların Gözünden Tanıklıklarla 12 Eylül" projesi kapsamında, 12 Eylül'de yaşadıklarını yazan kadınlarla İzmirli kadınları buluşturdu. |
|
Devamı...
|
|
Fermuarını indirmiş 'başarma'ya koşuyor! |
|
Yazar Doğan Akın (T24)
|
|
04/02/2010 |
|
 
Bilgi sahibi olmadığı anlaşılan bir konuda böylesine cüretkâr olabilen Aksoy'un iki yüzlülüğü de var bu sözlerde. “Evet, Ağca iyi reyting getirir, bize de iyi para kazandırır, onun için yarışmacı olmasını düşündük” gibi bir açık sözlülüğe cesaret edemeyen... “Dans eden Ağca” hayalinin ağzından akıttığı suyu, “Hapisten çıkanları topluma kazandırmak gerekmez mi” sözleriyle rasyonalize etme kurnazlığından medet uman bir iki yüzlülük. |
|
Devamı...
|
|
Bu kalp sizi unutur mu ve dizilerin hayatımızdaki yeri |
|
Yazar Adil Okay ( Güney Dergisi)
|
|
03/02/2010 |
|
Örneğin darbeden asıl zarar gören solcularla, ‘ülkücüler’ ve akıncıların eşitlenmesini ciddi bir hata veya reyting uğruna taviz olarak değerlendirdim. Keza dizide işçi karekteri yok. Sendikacı yok. Sanki 12 Eylül öncesi solcuların hepsi işsiz güçsüz ya da öğrenci gençlerden ibaret gibi bir imaj yaratılmış. Cezaevinden çıkan ‘ülkücü’ çok masum görünüyor. Solcu gençle, ‘ülkücü’ gencin jargonu neredeyse aynı. Maddi hatalara gelince: Kahramanın ayakkabıyla yatağa uzanması. Bizim kuşak ayakkabıyla eve bile girmezdi. Değil ki yatağa uzansın. Çok fazla Avrupai olmuş, sırıtmış. Giysiler ve mekanlar 1980’li yılları betimlemekten uzak. Ve benzeri. |
|
Devamı...
|
|
MUSTAFA SUPHİ VE ONBEŞLER |
|
Yazar Ahmet Nedim
|
|
01/02/2010 |
|
Durmak olmaz ki bir kez Halk için çıktın mı yola Demiri tavında dövmek gerek Ucunda ölüm olsa da. Ataol Behramoğlu – Mustafa Suphi Destanı'ndan
. Mustafa Suphi 15 yoldaşıyla birlikte, hiçbir kitle desteği ve örgütü olmaksızın, Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere girdiği ülkesinde kalleşçe ve haince hırpalanarak Trabzon’a kadar sürüklenmiş ve orada Enver Paşaya çok yakın İttihatçı Kayıkçılar Kahyası Yahya Kaptan tarafından oyuna getirilip 28-29 Ocak 1921 de Karadeniz’in azgın sularında katledilmişlerdir. Bu cinayetin gerçek failleri kimlerdir. Sovyetler Birliği’nin bu olaydaki tavrı nedir. Tarihin bu karanlık yüzü aydınlatılmak üzere önümüzde duran bir görevdir. |
|
Devamı...
|
|
KAPİTALİZMİN KRİZLERİ VE KERİZLERİ |
|
Yazar Ayhan Tırıç şirince
|
|
31/01/2010 |
Kaç aydır içimiz dışımız ekonomik kriz yazılarıyla doldu ama herkesin anlayabileceği derli toplu bir yazı görmedim ben. Baktım uzmanlarımız böyle basit ve genel bir yazı yazmıyorlar, bari ben deneyeyim diye bu yazıyı yazdım.
Aslında bu konuyu anlamak için okuyucuların artı-değer, ücret, fiyat, kar kuramlarını, kapitalistler arası rekabet ilişkilerini biliyor olması gerekir. Ama biz bu yazının kapsamında bunları anlatamayacağımız için, çok genel olarak geçeceğiz.
Yazı anlaşılır ve sistematik olsun diye dört ana başlık altında incelemeyi düşündüm krizi. İlkin, kapitalizmin neden sürekli kriz yarattığına, (bunalımın) kapitalizmin sürekli bir hastalığı olduğuna değineceğiz. Sonra 2008 krizini yaratan koşullara değineceğiz. Ardından krizin nasıl kavrandığına ilişkin değerlendirmeler yapacağız. En sonunda da gelecekte bizi nasıl günlerin beklediği üstüne genel bir yordama da bulunacağız. |
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 1 - 12 Toplam 489 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|