Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 558971
Ana Sayfa
“gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir”
Yazar Ersin Vedat Elgür sendika.org   
25/10/2008


Yukarıdaki resim AKP iktidarının ilk yıllarındaki, sıcak para akışının ülkeyi rahatlattığı bir döneme ya da cari açıklarını kapatmış, milli geliri yükseltmiş, kendi ülkesinin para birimini –yani ülke insanının yüzde doksan beşlik oranını oluşturanların kullandığı (ya da kullanamadığı) – yükseltmenin gururunu taşıyan bir adama ait değil.
Devamı...
 
GERİLEN iPİN UCU KiMİN ELiNDE ?
Yazar TUNCAY ÇELEN   
24/10/2008

Ülkemizde ipler yine gerilmeye başlandı. Yine diyoruz, çünkü biz bu gerilimleri o kadar çok yaşadık ki, artık gına geldi.

Ülkemizin bağımsızlığını yitirdiği, “ ipin ucunu” başta ABD olmak üzere emperyalist güçlere teslim ettiğinden beri; emperyalizm “ipin ucunu” kaçırmamak için gereğinde ipleri germekten kaçınmıyor.

Atalarımız, “su geçerken at değiştirilmez” demişler ama, nedense “dostumuz müttefikimiz”; özellikle su geçerken, su bulandığında, yada at ürktüğünde, at değiştirmede çok usta. Özellikle işte tam da bu dönemlerde, ipler iyice gerdiriliyor.

70 yıldır ülkemizde; değişik yer ve zamanlarda, farklı aktörlerle oynanan oyunun provalarına başlanıldı.

Ne yazık ki, demokrasisi “Amerikan tipi sandıksal demokrasi” çizgisini aşamayan ülkemizde, sandıktan çıkmak için bile “Amerikanın” icazeti , desteği gerekli.

Devamı...
 
Anayasa Mahkemesi: Türban laikliğe aykırı
Yazar cumhuriyet   
23/10/2008

AA

Ankara- Anayasa Mahkemesi, türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğinin iptaline ilişkin gerekçeli kararı, yayımlanmak üzere Resmi Gazete'de yayımladı.

Gerekçede, şöyle denildi: 
''Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları gözetildiğinde, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan düzenlemenin, yöntem bakımından dini siyasete alet etmesi, içerik yönünden de başkalarının haklarını ihlale ve kamu düzeninin bozulmasına yol açması nedeniyle laiklik ilkesine açıkça aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini dolaylı bir biçimde değiştiren ve işlevsizleştiren bu düzenleme Anayasa'nın 4. maddesinde ifade edilen değiştirme ve değişiklik teklif etme yasağına aykırı olduğundan, Anayasa'nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen teklif koşulunun yerine getirilmiş olduğu kabul edilemez.''

Anayasa Mahkemesi, CHP ve DSP milletvekillerinin başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğinin ''iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması'' istemiyle açtığı davada, ''9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair Kanun'un 1. ve 2. maddelerini, Anayasa'nın 2, 4. ve 148. maddelerini gözeterek'' iptal etmiş ve yürürlüğünü durdurmuştu.

22 Ekim 2008

 
SHP ÖRGÜTÜ GÖREV BAŞINDA
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ   
23/10/2008

 

SHP İSTANBUL İL BAŞKANI ZAFER NUHOĞLU'NUN AÇIKLAMASI:
İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ NOKTA, MİKRO GİBİ ANLAŞMALARIN PARTİ KİMLİĞİNE ZARAR VERECEĞİ DÜŞÜNCESİNDEDİR.   

 

ImageSon günlerde Partimizde yaşanan gelişmeler karşısında İstanbul İl Başkanlığı , MYK ve Parti Meclisi üyelerimiz , İl yönetici ve İlçe Başkanlarımızın katılımı ile genişletilmiş bir örgüt toplantısı düzelemiştir. Saatler süren toplantı sonunda ; İstanbul İl Örgütümüz SHP nin tüzel kişiliğinin sonuna kadar korunmasına ve solda yeni açılımlar getirerek varlığını devam ettirebilmesi için ne gerekiyorsa yapma kararlılığında fikir birliğine varmıştır. İl Örgütümüz , Partimizin 29 Mart Yerel seçimlerine Tüm Solu kucaklayacak bir birliktelik içerisinde gidilmesinin doğru olacağını , Bireysel Değil , Kurumsal bir işbirliğinden yana olunması gerektiğini ve NOKTA , MİKRO gibi anlaşmaların Parti Kimliğine zarar vereceği düşüncesini taşımaktadır. 

http://www.shpistanbul.org/

Son Güncelleme ( 23/10/2008 )
 
SSGSS'nin toplumsal cinsiyet sarmalı
Yazar Tennur Koyuncuoğlu (Radikal İki)   
21/10/2008
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 01 Ekim 08 günü yürürlüğe girdi. Yasa, AKP'nin kadın politikasını çok güzel yansıtıyor. Yasada kadının anne olması, ev içi sorumluluğunun sürmesi vazgeçilmez önemde ele alınıyor, kadının bu birincil görevinin çalışma yaşamıyla bağdaştırılması için ince ayar tutturuluyor. Yasa kadınları 'yeni emekçiler' olarak ilan ediyor, bunu da 'evlenme', 'aile kurma' üzerinden yapıyor.

Kadınlar sanki ikiye bölündü, girişimcilik desteklenirken, sabit statülü iş ötelendi.

Ülkemizde kadınların yüzde 47'si 'ev kadınıdır'. Yasa ev işçisi bu kadınları "işsiz" ve "makbul kadın" olarak kabul ediyor, özel koşullarla 'esnaflık' yapmaya özendiriyor, annelik, ev kadınlığının yanı sıra kadınlık hizmetlerini haneden çıkarıp topluma genişletmek amacı taşıyor. Önceleri ev içine sıkışan dantel, nakış, dikiş, örgü, boncuk dizme, çiçek yapma, mantı açma gibi faaliyetlerden kadının gelir sağlaması düşünülmüş. Kadın dışarıdan iş almamak koşuluyla vergiden muaf küçük esnaf olabilecek. Bunun için her yıl Ocak ayında 50 lira ödeyecek, belgesini alacak; hem sigortalı sayılacak hem de kazancından vergi ödemekten kurtulacak. 15 gün ödediği sigorta primi, emeklilikte bir ay üzerinden hesaplanacak. Ayrıca doğum öncesi ve sonrasında sekiz hafta üzerinden 16 hafta için 'iş görmezlik ödeneği' alacak.

Kadının üretim ve yeniden üretimi ile toplumsal çalışması gözardı edildi, sömürülmesi katlanarak piyasa rekabetine eklemlendi. Kadın yine boş zamanlarını değerlendirirken iş yapma statüsünün dışına çıkamayacak, başını işten kaldıramayacak, birey olma zamanı bulamayacaktır. Toplum kendini üretmeyi sürdürecektir. Kim bilir, kadının parayı tutması ve haksızlıklara bilenerek örgütlenmesi çok farklı özgürlüklere dönüşebilir.
Devamı...
 
AKP’den tecavüzcüyü koruma yasası
Yazar cumhuriyet   
17/10/2008
Hükümetin gündeme aldığı yasal değişiklikler çocuk yaşta evliliğin önü açıyor, çocuklara yönelik cinsel istismarın engellenmesine yönelik yaptırımlar hafifletiliyor, evlilik içi tecavüze onay veriliyor ve tecavüze uğrayanı tecavüzcüsüyle evlenmeye zorlayan zihniyet destekleniyor. Kamuoyuna Üzmez’i kurtarma planı olarak da yansıyan değişiklik önerisi, kadını kocasına itaate zorlayan, çocuk yaşta evliliği caiz gören, tecavüzcüyü değil tecavüze uğrayanı kirli ve suçlu gören gerici zihniyetin bir yansıması.

Adalet Bakanlığı çocukların cinsel istismarına ilişkin suçlara bakan Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin önerileri doğrultusunda evlenme yaşını 14'e indiren, tecavüzde şikâyet yaşını 15'ten 14'e düşüren bir yasa değişikliği için hazırlık yapıyor. Düzenleme yasalaşırsa, Vakit yazarı Hüseyin Üzmez de cezadan kurtulacak.

Adalet Bakanlığı’nda 9-10 Ekim tarihlerinde Türk Ceza Yasası’nın (TCY) özellikle çocukların cinsel istismarına dönük maddeleriyle ilgili değişiklik önerilerini görüşmek üzere bir toplantı yapıldı. Adalet Bakanlığı Kanunlar Dairesi Genel Müdürlüğü, Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Ankara Çocuk Savcısı, Ankara Barosu ve Adli Tıp Kurumu temsilcisinin katıldığı toplantıda çocukların cinsel istismarına dönük suçlarla ilgili yapılacak değişiklikler masaya yatırıldı. Görüşme sırasında “çocukların cinsel istismarına” yönelik suçlara bakan Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nden ilginç öneriler geldi.
Devamı...
 
Oğullar kızlar yitirdik, bir özür yetmez
Yazar Müberra Rüzgar   
16/10/2008
Sayın Bakan,

Oğlum yanlışlığında hem fikir olduğumuz bir davranışı/sözü için özür dilerse “bir daha tekrar etmeyeceksen özür dile, özür, hatalı olduğuna ikna olduğunu ve asla tekrar etmeyeceğini anlatan bir durumdur” derim.

Ceber için “özür diledi”niz. Çocuğuma öğrettiğim doğruya göre “hatalı olduğuna ikna olduğunuzu ve asla tekrar edilmeyeceğini” söylediniz. Olaya kendi doğrumla ve bu topraklarda bir ilk oluşuyla baktığım zaman son derece sevindirici daha ötesinde umutlandırıcı…

Sözlerinize kelime kelime baktım. Neden bahsettiğimize kelime kelime baktım.

“Devletim ve hükümetim adına hayatını kaybeden vatandaşımızın yakınlarından özür diliyorum.”

-“hayatını kaybeden”; evet birisi, birinin sevgilisi, birinin abisi, birinin kardeşi, birinin gözbebeği oğlu, birinin arkadaşı, birinin en yakın arkadaşı hayatını kaybetti.
-“Kaybetti”, yani artık bir hayatı yok, artık yaşamıyor, anası kucağına yatırıp başını okşayamayacak, sevgilisi bir daha öpemeyecek, en yakın arkadaşı bir daha sesini duyamayacak.
-“vatandaşımızın”, bu topraklarda doğmuş, bu topraklarda büyümüş, aynı havayı soluduğumuz, aynı suyu içtiğimiz, aynı kitaplarla ilk, orta lise öğrenimi gördüğümüz, aynı sokaklarda yürüdüğümüz, aynı dolmuşlara bindiğimiz birisi. Bizden birisi.
-“yakınlarından”, ona yakın olanlar var, onu sevenler, onun sevdikleri, onu özleyenler, özleyecek olanlar var.

Kelime kelime bakınca, öldürüldüğü için özür dilenenin etten kemikten, duygudan düşünceden, sevgiden emekten, elle tutulur, gözle görülür bir İNSAN olduğu yeterince somut oldu değil mi?
Devamı...
 
Sağlıkta soygun başladı
Yazar soL (İzmir)   
15/10/2008
image SSGSS ile "ek ödeme" adıyla yapılan soygun başladı.

1 Ekim'de yürürlüğe giren SSGSS yasası ile ''ek ödemeler'' sessiz sedasız başlatıldı. Uygulama ancak eczaneye gidilince öğrenilebiliniyor.

soL (İzmir) Hastalardan ister kamu ister özel sağlık kuruluşlarına başvurmaları halinde ödemek zorunda oldukları bildirilen muayene ücreti katkı payı alınması tepkilere yol açtı. 

Hastalar, Sağlık Bakanlığı hizmet hastanelerinden birine (örnek olarak İzmir'deki Karşıyaka, Buca Seyfi Demirsoy, Alsancak devlet hastaneleri) başvurduğunda eczaneye muayene katkı bedeli olarak 3 YTL, eğitim hastanesine (Atatürk, İzmir, Tepecik, Behçet Uz Çocuk) 4 YTL, üniversite hastanelerine (Ege, Dokuz Eylül) 6 YTL, özel hastaneler, poliklinik, dal ve tıp merkezlerinde muayene olmaları halinde eczaneler kanalıyla devlete 10 YTL ödeyecek. Ancak çok sayıda hastanın yeni uygulamadan henüz haberi yok. Uygulamayı ilacını aldığı eczanede öğreniyor ve ateş püskürüyor. 
 
'Halk cezalandırılıyor, Devlet özelleşti'
 

Devamı...
 
AKP anne-kadın modelini buldu
Yazar soL (HABER MERKEZİ)   
15/10/2008
image

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan kadınlardan "üç çocuk yapmalarını" isterken AKP Kadın Kolları da Genel Başkanlarının talebine uygun "kadın imajı"nı bulmuş gözüküyor: son dönemde 5 çocuğu ile gündemden düşmeyen Hollywood yıldızı Angelina Jolie.

soL (HABER MERKEZİ) AKP Kadın Kolları Kasım ayının sonunda düzenleyeceği "İşte Kadın Kongresi"ne "iş dünyası"ndan kadınların yanı sıra ABD'li sinema oyuncusu Angelina Jolie'yi de davet etti. Toplantı hakkında açıklama yapan AKP Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin, Angelina Jolie'yi davet etme nedenlerini "Sanat dünyasında dünyanın kabul ettiği güçlü bir sanatçı. Ayrıca yardımseverliğiyle de beraber bütün dünya onu tanıyor ve biliyor. Biz de o anlamda davet ettik" diye açıklıyor. Ancak ABD'li sinema oyuncusunun son dönemde dünyaya getirdiği ikiz bebeklerle beraber beş çocuk sahibi olması ve "anneliği" ile sıkça gündeme gelmesi akla, AKP Kadın Kolları'nın, Genel Başkanları'nın "üç çocuk yapın" çağrısına uygun rol modeli olarak Angelina Jolie'yi seçmiş olabileceğini getiriyor. 
 
Devamı...
 
Ramona'dan Mine Bademci'ye Bizimkiler-
Yazar İnönü Alpat BİRGÜN   
15/10/2008
Kuşatmayı çatışarak yarmaya karar verdiklerinde, ‘ilk ben çıkarım’ diyendi Mine. İlk O çıktı. Çıkar çıkmaz da, kuşatanların yüzlerce silahından yüzlerce mermi aktı gencecik bedenine.

HEPİMİZ BİRER RAMONA‘YIZ

(Burhan Sönmez BirGün‘e), kısa bir süre önce böbrek yetmezliği nedeniyle aramızdan ayrılan Zapatist kadın önder Ramona ile ilgili bir yazı çevirip göndermiş; Birgün okurları bilsinler istemiş Ramona‘yı. Burhan ve Zapatistalar için sınırlar aşılmaz mı? Çevirinin tamamını buraya sığdırmak mümkün değildi ama Birgün okurlarını bu öyküden mahrum etmek de olmazdı. Kaldı ki, Meksikalı Ramona da bizimkilerdendi, tıpkı İzmirli Mine, Fatsalı Ayşe gibi.
Komutan yardımcısı Marcos, 1994‘ün Ocak ayında Meksika‘nın güneydeki Chiapas eyaletinde Zapatacı isyanı başlattığında, yanında yerlilere özgü işlemeli bluzuyla, kısa boylu bir kadın dikkat çekiyordu. Gözleri hariç bütün yüzü pembe bir mendille kapalıydı. Yanında Vietnam savaşından kalma kocaman bir tüfek bulunuyordu. Rivayet; tüfeğini hiç kullanmadığı yönündeydi. Marcos, yerlilerin gerçek liderinin Ramona olduğunu söylerdi. Ramona‘nın İspanyolca bilmediğini, bu yüzden kendisinin onlar adına konuştuğunu belirtirdi. Marcos, Zapatacıların sesi ve gözleriydi ama 1994‘teki ilk isyanın örgütleyicisi, yürütücüsü Ramona‘ydı. 1994‘teki ilk barış görüşmelerine de Zapatacıları temsilen katılan oydu. Marcos gibi hiç çıkartmadığı maskesinde şirin bir püskül bulunuyordu. "Küçük Savaşçı"ya çıkmıştı adı. 1996‘da böbrek rahatsızlığı yaşayan Ramona‘ya böbrek nakli yapıldı. Rahatsızlığına rağmen, Yerli Halklar Ulusal Kongresi‘ne katılmak üzere Meksiko City‘ye gitti. Kongrede çiçek yağmurlarıyla karşılandı. Yüzbin kişiye coşkulu bir konuşma yaptı. Kalabalığın içindeki erkekler "Todos somos Marcos" (Hepimiz birer Marcos‘uz), diye bağırırken, kadınlar buna "Todos somos Ramona" diye karşılık veriyordu. 6 Ocak 2006‘da hayata gözlerini yumdu. Gerçek adı ve devrimci mücadeleden önceki kimliği hakkında hiçbir bilgi verilmedi. O, Zapatacıların, Meksikalı yoksul kadınların Ramona‘sıydı. Önemli olan buydu.
Son Güncelleme ( 15/10/2008 )
Devamı...
 
Devrim
Yazar Can dündar(Milliyet)   
14/10/2008
Dün ODTÜ’den geçtim. Stadyumun basamaklarında boydan boya yazılmış devasa “Devrim” yazısını gördüm.
ODTÜ’lüler geçen hafta sonu yazmışlardı yazıyı...
Aslında “üzerinden geçmişlerdi” demek daha doğru...
Çünkü yazı oraya 1968’de yazılmıştı.
Fikir, Hüseyin İnan’ındı. Rivayete göre, boyayı kimya mühendisliğindeki devrimciler, silinmesi zor bir formülasyonla hazırlamışlardı.
Sonra Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Taylan Özgür, Mustafa Yalçıner, Mete Ertekin gibi öğrenci liderleri bir gecede stadyumu “devrim”e boyamışlardı.
Yazı tam 40 yıl orada kaldı. Yağmura, rüzgâra, kazımaya, darbelere direndi. Silinmedi.
Ve 40 yıl sonra geçen hafta sonu “netleştirildi”.
* * *
ODTÜ’lülerin stadyuma şarkılar eşliğinde “Devrim” yazdıkları gece, CNN’de, BBC’de son ekonomik krizi tartışan uzmanlar, adeta ağız birliği etmişçesine bunun “Reagan döneminin sonu” olduğunu söylüyordu.
Son çeyrek asırda Reagan’dan Bush’a uzanan ve dünyanın canına okuyan “iktisatta aşırı liberal/siyasette aşırı tehditkar” çizgi, asıl sonucunu şimdi veriyor ve ağır bir kalp kriziyle yeniliyordu.
Yerine neyin geleceği tam olarak bilinemese de çokları, başıboşluğa son verecek, daha iyi denetlenecek, adil bir vergi düzeni getirecek, sosyal tedbirlerle desteklenmiş, korumacı kamusal politikalara ihtiyaç duyulduğunda müttefikti.
* * *
Devamı...
 
Karayalçın Ankara'dan adaylığına yeşil ışık yaktı
Yazar SABAH   
13/10/2008
 
Sosyaldemokrat Halk Partisi (SHP) Genel Başkanı Murat Karayalçın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için solun ortak adayı olmaya yeşil ışık yaktı.

Murat Karayalçın, SHP'nin 'Yerel Yaşam Programı'nı açıklamasından önce, 'Adaylık için partilerden teklif bekliyor musunuz?' sorusu üzerine, "Bu doğrultuda herhangi bir girişimimiz olmayacak. Bizim dışımızda bir gelişme ortaya çıkarsa, bunun içerisinde kuşkusuz yer alırız." dedi.

SHP lideri Murat Karayalçın, yerel seçimlere yönelik programını İnşaat Mühendisleri Odası'nda kamuoyuna açıkladı. Karayalçın, toplantı öncesinde Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne muhtemel adaylığı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

SHP Parti Meclisi'nin yerel seçimlere katılma ve adayların nasıl belirleneceğine ilişkin karar aldığını hatırlatan Karayalçın, "Adaylığıma ilişkin herhangi bir karar olmadı" dedi. SHP lideri, diğer siyasi partilerle Ankara seçimlerin konusunda solda birlikteliğin sağlanmasına yönelik bir girişim olmadığını da söyleyerek, bu yöndeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını savundu. Murat Karayalçın, Melih Gökçek yönetimine karşı sol partilerin ortak bir aday belirlemesiyle ilgili bir soru üzerine ise şunları söyledi: "Solun ortak bir aday çıkarması seçimlerin kazanılmasını sağlayacaktır ama konu daha kapsamlı değerlendirilmeli. Ankara'nın birleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Bilgisiz, beceriksiz, yetersiz, yeteneksiz yönetimden kurtulmak için tüm Ankara bir araya gelmelidir."

SHP Genel Başkanı Karayalçın, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı için "Adaylık için partilerden teklif bekliyor musunuz?" sorusuna ise, kendilerinin böyle bir girişimde bulunmayacağını, fakat diğer partilerin bu yönde adım atması halinde bunun içinde yer alacaklarını söyledi.

Yerel yaşam programını tanıttığı konuşmasında partililere hitap eden Murat Karayalçın, "Kişiler arasında değil, programlar ve siyasetler arasında tercih edilmesi önemli" mesajı verdi.

 
<< İlk < Önceki 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 Sonraki > Son >>

Sonuç 1225 - 1236 Toplam 1331
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.