| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 139456
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Bu kalp sizi unutur mu ve dizilerin hayatımızdaki yeri |
|
Yazar Adil Okay ( Güney Dergisi)
|
|
03/02/2010 |
|
Örneğin darbeden asıl zarar gören solcularla, ‘ülkücüler’ ve akıncıların eşitlenmesini ciddi bir hata veya reyting uğruna taviz olarak değerlendirdim. Keza dizide işçi karekteri yok. Sendikacı yok. Sanki 12 Eylül öncesi solcuların hepsi işsiz güçsüz ya da öğrenci gençlerden ibaret gibi bir imaj yaratılmış. Cezaevinden çıkan ‘ülkücü’ çok masum görünüyor. Solcu gençle, ‘ülkücü’ gencin jargonu neredeyse aynı. Maddi hatalara gelince: Kahramanın ayakkabıyla yatağa uzanması. Bizim kuşak ayakkabıyla eve bile girmezdi. Değil ki yatağa uzansın. Çok fazla Avrupai olmuş, sırıtmış. Giysiler ve mekanlar 1980’li yılları betimlemekten uzak. Ve benzeri. |
|
Devamı...
|
|
MUSTAFA SUPHİ VE ONBEŞLER |
|
Yazar Ahmet Nedim
|
|
01/02/2010 |
|
Durmak olmaz ki bir kez Halk için çıktın mı yola Demiri tavında dövmek gerek Ucunda ölüm olsa da. Ataol Behramoğlu – Mustafa Suphi Destanı'ndan
. Mustafa Suphi 15 yoldaşıyla birlikte, hiçbir kitle desteği ve örgütü olmaksızın, Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere girdiği ülkesinde kalleşçe ve haince hırpalanarak Trabzon’a kadar sürüklenmiş ve orada Enver Paşaya çok yakın İttihatçı Kayıkçılar Kahyası Yahya Kaptan tarafından oyuna getirilip 28-29 Ocak 1921 de Karadeniz’in azgın sularında katledilmişlerdir. Bu cinayetin gerçek failleri kimlerdir. Sovyetler Birliği’nin bu olaydaki tavrı nedir. Tarihin bu karanlık yüzü aydınlatılmak üzere önümüzde duran bir görevdir. |
|
Devamı...
|
|
KAPİTALİZMİN KRİZLERİ VE KERİZLERİ |
|
Yazar Ayhan Tırıç şirince
|
|
31/01/2010 |
Kaç aydır içimiz dışımız ekonomik kriz yazılarıyla doldu ama herkesin anlayabileceği derli toplu bir yazı görmedim ben. Baktım uzmanlarımız böyle basit ve genel bir yazı yazmıyorlar, bari ben deneyeyim diye bu yazıyı yazdım.
Aslında bu konuyu anlamak için okuyucuların artı-değer, ücret, fiyat, kar kuramlarını, kapitalistler arası rekabet ilişkilerini biliyor olması gerekir. Ama biz bu yazının kapsamında bunları anlatamayacağımız için, çok genel olarak geçeceğiz.
Yazı anlaşılır ve sistematik olsun diye dört ana başlık altında incelemeyi düşündüm krizi. İlkin, kapitalizmin neden sürekli kriz yarattığına, (bunalımın) kapitalizmin sürekli bir hastalığı olduğuna değineceğiz. Sonra 2008 krizini yaratan koşullara değineceğiz. Ardından krizin nasıl kavrandığına ilişkin değerlendirmeler yapacağız. En sonunda da gelecekte bizi nasıl günlerin beklediği üstüne genel bir yordama da bulunacağız. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Suat Parlar
|
|
31/01/2010 |
Günümüzde Türkiye'de polisin durumunu irdelemek artık kaçınılmaz oldu. Her toplumsal olayda kitleler karşılarında sayıları belki de kendileri kadar bir polis ordusuyla karşılaşıyorlar. Sayıları, eğitimleri, teknik donanımları ile polis, özellikle metropollerde giderek ağırlığını koyuyor ve bir ordu ve aynı zamanda devlet içindeki konumlanışı itibariyle de siyasi bir parti görüntüsü veriyor. Bunu sadece bir görüntü olarak değerlendirmek eksik olur; polis gerçekte de bu noktaya gelmiş bulunuyor. Bu araştırma bu sürece neden ve nasıl gelindiğini ortaya koymayı amaçlıyor. |
|
Devamı...
|
|
Yazar DİYARBAKIR - DİHA
|
|
30/01/2010 |
|
Her fırsatta ailelere 'Çocuklarınıza sahip çıkın' çağrısı yapanları de eleştiren Akkaya, 'Hiç bir anne, baba çocuklarını tankların önüne atmak istemez. Bu çocukların büyüdüğü savaş ortamını kimse sorgulamıyor. Gözleri önünde anne, baba ve kardeşlerinin katledilmesini kimse sormuyor. Uğur ve Ceylan'ın hesabının neden sorulmadığını merak etmiyorlar. Bu anlayış bize 'Ya siz çocuklarınızı evde hapsedin ya da biz cezaevinde hapsederek çürüteceğiz' diyor. AKP, CHP ve MHP'li vekillere sesleniyorum. Bu yasanın altında imzanız var. Sizin hiç mi vicdanınız yok' dedi. Akkaya tüm demokratik çevrelere seslenerek bu zulüm karşısın duyarlı olmaya çağırdı. |
|
Devamı...
|
|
KOMÜNİSTLERİ TANIYAN KÖPEK |
|
Yazar Şirince
|
|
29/01/2010 |
|
"Ne zaman birisi yanıma yaklaşsa, Buck başını kaldırır bakar. Burnunu şöyle bir oynatır. Sonra ya hiç sesini çıkarmaz ya hırlar. Tam donanımlıysa üç kez kesik kesik hırlar. Yarı donanımlıysa iki kez. Kitap gazete okuyan türdense bir kez.. Bunların dışındakiler onu hiç mi hiç ilgilendirmez. Ben de duruma göre uslu vatandaş olur susarım. Davranışlarımı, konuşmalarımı Buck'a göre ayarlarım."
"Dahası var," diye ekledi Ayhan: "Komünist kitapları da tanıyor."
İbrahim hanımına destek verdi:
"Komünist kitapları da tanıyor.."
Buck'un üç kez kesik kesik hırladığı kitabın adı neydi merak ettiniz mi..
Komünist Manifesto.. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Tayfun Sen günlük haber
|
|
28/01/2010 |
'Batan gemiyi önce fareler terk edermiş' derler. Bir gemideki en akıllı yaratıkların fareler olması bana pek mantıklı gelmiyor doğrusu. Bu bence, beceriksiz kaptanların, mürettebatı sonuna kadar elde tutmak ve mümkünse gemiyle birlikte batırmak için uydurdukları bir söz. (Kaptanın beceriksizliğine tanık kalmasın!) Ben ise gemi yönetiminin ellerinde bir filikayı hazırda bulundurduklarına inananlardanım! |
|
Devamı...
|
|
4-C'yi mağdurları anlattı |
|
Yazar solhaber
|
|
28/01/2010 |
4-C uygulaması ve sonuçları, TEKEL işçileri tarafından yürütülen mücadelenin aslında ‘kölelik düzeni’ne karşı olduğu ortaya koyuyor. 4-C’yi bire bir yaşayan işçiler, kölelik düzenini soL’a anlattılar. |
|
Devamı...
|
|
DARBELERDEN BİR DEMET:12 MART |
|
Yazar Hale Özgür Kıyıcı yeniHarman Dergisi
|
|
27/01/2010 |
|
12 Mart 1971 gunleri D-2 101, Hasımlılar Siyasi Kadınlar Koğuşu Sağmalcılar/İst
Nazife'nin evi basılır ve Adanalı pamuk tüccarı ile beraber gözaltına alınır. Malum yerde misafir edilir. Adanalı aynı zamanda, nasıl oluyorsa abdestinde-namazında da bir adamdır. Her namaz vakti geldiğinde görevlilerden izin istemek için ayağa kalktığında dayak yer. Bilinen bir şey vardır ,sorguda/işkencede.. Militanlara kendisinden önce çözülenlerin itirafları ;"Biz zaten her şeyi biliyoruz. Bak Ahmet şunu dedi, Mehmet şunu dedi, boşuna kendini de bizi de yorma !" metodu, iyi polis-kötü polis klasiği vs uygulanır. Konuşan ama örgütsel hiçbir şey söylemeyen ise "acaba"larla doludur. Hiçbir şey bilmediği anlaşılana kadar epey işkence çeker. Sorgucu için sorun, atlatılma endişesi ile yeni bir bilgiye ulaşabilmek arasındaki gidip gelmelerdir.  |
|
Devamı...
|
|
Komer'in Arabası Yakılıyor |
|
Yazar Tuncay Çelen, Ömer Gürcan HESAPLAŞMA
|
|
27/01/2010 |
Ters çevrilen otomobilin benzin deposundan benzin akmaya başladı. Hüseyin İnan, Sinan'ın boynundaki kaşkolu alarak; ters çevrilmiş ve benzin akıtan otomobilin benzin deposunun kapağını açtı ve kaşkolu deponun içine sarkıttı. Benzin emdirdiği kırmızı siyah çizgili uzun kaşkolu otomobilin değişik yerlerine vurarak , otomobili, benzinle buladı. Kibriti çaktı.Otomobili söndürmek için gelen itfaiye öğrencilerin engeliyle karşılaştı. Ateş alan Otomobilin etrafında toplanan binlerce ODTÜ'lü Amerikan emperyalizmini , Komer'i ve Komer'in ODTÜ'ye gelmesine izin veren Rektör Kurdaş'ı saatlerce protesto ettiler. |
|
Devamı...
|
|
Kayıplar, Cumartesi Anneleri ve Devletin Politikaları |
|
Yazar Mürüvvet Yılmaz
|
|
26/01/2010 |
|
"Hiç yakınınızı kısa süreliğine de olsa kaybettiniz mi?
Ne yapacağını bilememek. Nerede olduğunu, ne zaman geleceğini bilmemek, her kapı çalındığında onun geldiğini düşünerek kapıya koşmak...
|
|
Devamı...
|
|
Okan Bayülgen, 12 Eylül, Tekel İşçileri... |
|
Yazar Nilüfer ZENGİN İstanbul - BİA Haber Merkezi
|
|
25/01/2010 |
|
"Diskonun kralı" mı, "medyanın kralı" mı yoksa "muhabbetin kralı" mı olduğuna bir türlü karar veremediğinden olsa gerek, bu krallıkları üç ayrı güne dağıtarak üstleniyor bir süredir Okan Bayülgen. Neyin kralı olduğuna karar vermek zor olsa da, kendisini rahatlıkla bir televizyon varsılı olarak adlandırabiliriz. 24 Ocak'taki "Medya Kralı" programında da çok yakından tanıdığımız dışıyla birlikte içini de ortaya koydu. Açıkça yani, mırın kırın etmeden.
Ve üniversite gençliğinin beğendiği biri olmakla övünen -zaman zaman gençleri televizyona isyan etmeye, sokağa çıkmaya çağıran- Okan Bayülgen'in suratı daha o andan itibaren ekşimeye başlıyor. Konuyu uzatmak istemiyor ama muhakkak son lafı da o edecek ya "Gençler, apolitikleşme, lise yıllarım grevlerde geçti, eskiden modaydı böyle şeyler" gibi temalar çerçevesinde dolaşan cümleler kuruyor. "Eskiden gençler bunlarla ilgilenirdi, şimdi ilgilenmiyor" mu demek istiyor -ki eğer dediği buysa, onun temas halinde olduğu gençlerin bütün genç nüfusu oluşturmadığını hatırlatmak gerekiyor- yoksa "Bu konularla gençken ilgilenilir, sonra araya 'hayat' girer ve her şey için çok geçtir" mi demek istiyor; pek anlaşılmıyor. |
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 229 - 240 Toplam 708 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|