Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 486302
Ana Sayfa
Fadime ananın mücadelesi
Yazar Kaynak: Y.Ö.Politika   
14/01/2011
Çocukları bir bir İstanbul’a gelmeye başlayınca, dayanamayıp onların ardından gelmiş. „Kenan Evren’in başa geçtiği zamandı“ diyen Fadime Ana, „Ben hiç istemedim İstanbul’a gelmeyi“ diyor sonra. „Köyde her şeyimiz dolu dolu vardı. Ne yağımız biterdi, ne peynirimiz, ne de unumuz. İstanbul’da öyle değil. Ecevit zamanıydı, kuyrukta akşama kadar beklerdik ki iki yağ alalım“ diyen Fadime Ana darbe yıllarında gördüklerini de unutmuyor. „Kenan Evren geldiği zaman biz Yüzyıl’da oturuyorduk. Silahlar, bombalar patladı. Savaş gibi bir şey çıktı yani. O kadar ki kötü. Biz tavana çıktık, baktık. Bir çocuğu öldürdüler. Ölüyü sonra yere koydular. Gelen vurdu geçen vurdu. O zaman polis yoktu, asker vardı“ diyor ve Metin’i başlıyor anlatmaya: „Benim de yavrumu öldürdüler, yalnız Metin’i öldürmediler ki. Cezaevlerinde o çocukları öldürdüler, diri diri yaktılar o kuzuları.“
Devamı...
 
yağmurun kanatlarında hrantın tedirginliği
Yazar Özlem Güneş Atak dergisi   
11/01/2011
ir güvercin kondu om

 

 

camı açtım, tedirgin bir güvercin kondu omuzbaşıma. Tuttum, edip cansever'in, 'onun kırmızı yapraklardan yapılmış bir zamandışılığı vardır' dizesini iliştirdim beyazlığına. Dedim ki; 'ün, türlü koşullar içinde koşuyu kazanan bir attır. Efsane, koşuyu kaybetse de, 'kaybettikten sonra da', koşuyu sürdüren bir at. Zapata'nın atı gibi. 'Vurulduktan sonra da' bir süre uçan bir kuş. Halk onu, alır, can kafesinin içine sokar, orda besleyip durur can yongasıyla. Budur efsane. Ünümüz bizden çıkar, ama başkalarının elindedir. Efsanemiz ise başkalarının yazgısında...' Karşılık verdi güvercin; ölüme-öldürenlere inat 'dillenmekten, direnmekten başka çare yoktur.’

n atı gibi. 'Vurulduktan sonra da' bir süre uçan bir kuş. Halk onu, alır, can kafesinin içine sokar, orda besleyip durur can yongasıyla. Budur efsane. Ünümüz bizden çıkar, ama başkalarının elindedir. Efsanemiz ise başkalarının yazgısında...' Karşılık verdi güvercin; ölüme-öldürenlere inat 'dillenmekten, direnmekten başka çare yoktur.’
Devamı...
 
Düşman İşgalinden Kurtuluş Günü
Yazar Gülderen GÜRCAN   
10/01/2011

Her gün  Kutsal Kurtuluş Savaşımızdan şu kadarı kaldı, bu kadarı kaldı diye okuduğumuz  her bir memleketten olan gazilerimiz çoktan  tükenip gitmişler yerlerini onların istiklal madalyalarını övünçle taşıyan evlatları, torunları almıştır. Başlarında siyah kalpakları, nefti yeşil soluk giysisi,  beli kalın kemerli, matarası bir yanda palaskası diğer yanda kilot pantalonlu illaki körüklü yeni boyadan çıkmış çizmeleriyle marş eşliğinde uygun adım yürürler. Çocuklara onların bu vatan için neler yaptıklarını anlatmak da övünç kaynağıdır.

Şimdi bize düşen, ırzına geçilmemiş  içler acısı yurdumuzda alı teri, emeğimizde gözü olanlara karşı bizlere en güzel günleri, savaşsız sömürüsüz, insan onuruna yakışır bir yaşamı bizlere aktarmak yaşatmak için karda kıyamette göğüslerini, emperyalstlerin düşman süngüsüne, top mermisine nasıl siper ettiklerini, açlıkla, hastalıkla yanarak donarak, bitlenerek yeri geldiğinde parçalanmış el ve ayaklarıyla oyulmuş gözleriyle nasıl savaştıklarını içimizde kaynayan yara gibi aktarmaktır. 

Devamı...
 
İSLAMİYETTE ÖRTÜNME YAKLAŞIMI VE AHLAKİ NİTELİĞİ
Yazar Tevfik USLUOĞLU   
07/01/2011
a)    Hz. Muhammed’in önderlik ettiği toplumsal hareket, o tarihsel koşullarda kadına nasıl bir toplumsal rol kazandırmıştır? Köleciliğe karşı nasıl bir yaklaşım ortaya koymuştur? Aristokratlarla nasıl bir ilişki izlemiştir? Toplumsal bir hareket haline dönüşen İslam, topluma ne tür yenilikler sunabilmiştir? Babasız büyüyen Hz. Muhammed’in mazlumlara, fakirlere karşı tutumu neydi? Cariyelerin konumu İslam’la birlikte nasıl bir konum almıştır? Bu toplumsal hareket üretici güçlerin önünü açan ilerici bir rol oynayabilmiş mi? b)    İslami hareket ve düşünce, zaman içinde hangi aşamalardan geçmiştir; hangi noktalarda gericileşmeye başlamıştır; tarih içinde zaman zaman bir gençlik aşısına, bir reforma tabi tutulabilir mi; günümüz koşullarında nasıl bir yaklaşımla değerlendirilmeli ya da bugüne esin kaynağı olabilir mi? Bu sorulara buradan ayrıntılı cevaplar vermenin mümkün olmadığını yukarıdaki satırlarda da ifade edilmişti. Ancak okuyucuya bununla ilgili olarak bir okuma listesi sunmakta fayda olabilir: Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın Tarih Tezi Işığında Allah- Peygamber- Kitap, Muazzez İlmiye Çığ’ın Kutsal Kitapların Sümer’deki Kaynakları, Ortadoğu Uygarlık Mirası, Maxime Rodinson’un Muhammed adlı eseri, ayrıca İslam ve Kapitalizm’i, İbn-i Haldun’un Mukaddime’si. Bunların dışında, Sigmund Freud’un: Uygarlık Din ve Toplum’u, Bilim ve İman, Hz. Musa ve Tektanrıcılık incelenmeye değer bazı yapıtlardır.
Devamı...
 
"Hapishanenin Olduğu Yerde Eşitsizlik Ve Adaletsizlik Var"
Yazar Şadiye Dönümcü Ankara - BİA Haber Merkezi   
06/01/2011

Ulucanlar "utanç müzesi"ne ilişkin izlediğim haber aklıma getirdi; bahçesinde gördüğüm iki çocuklu eski mahkûmu ve Tuncay (Çelen) hediye ettiğinde, göz gezdirip kitaplığıma kaldırdığım "Tanıkların Ulucanlar'ı: Sözlü Tarih" kitabını.

* * * * *

Kitabı bulup oturdum koltuğuma; elimde kalem, önümde defter.

Devamı...
 
Otağ-ı Hümayun’dan geçenler
Yazar MUKADDES ERDOĞDU ÇELİK   
05/01/2011
Otağ-I Hümayun

12 Eylül askeri darbesinden önce tutuklanıp Davutpaşa cezaevine konduğunda çok şeyden sorumlu bir sanık olmayı hak etmişti düşman gözünde. Gözünü budaktan esirgemedi hiç, düşmanın düşmanlığından da çekinmedi. Kendisini ağır bedellerin beklediğini biliyordu, hazırdı ve o bedel 12 Eylül’den 14 Eylül sabahına kadar işkence olarak sürdü ve yaşamını, bütün sevdiklerini yok sayarak aldı gitti. Davaya adanmış ömrü zaten başka türlü bitemezdi.

Şimdi onun yaşamını sonlandıran işkencecilerin mirasçıları, miras yedi hovardalığına soyunup devrimcilere işkencehane olmuş o mekanda ud-keman dinleyecek, Osmanlı saltanatına övgüler yağdıran nutuklar atacaklar.

Devamı...
 
ÇÖPÇÜ
Yazar YAVUZ AKÖZEL Emeğin sanatı 87   
03/01/2011

Birlikte sofrayı topladılar. Sonra iki tekerlekli çöp arabalarını almak için karanlığın içine doğru yürüdüler. Usul usul kar yağıyordu. Yaşlı adam,

— Bugün işimiz zor, iyice ıslanacağız, dedi.

Çocuk, yanıt vermedi. O su çeken ayakkabısının derdine düşmüştü. Çöplerde de şöyle ayağına göre sağlam bir ayakkabı denk düşmüyordu. “Belki bu gece” diye içinden geçirdi ve sanki ayakkabıya hemen ulaşacakmış gibi adımlarını hızlandırdı.

Devamı...
 
Yılbaşına kırmızı donla girmek
Yazar SIRRI SÜREYYA ÖNDER Radikal   
02/01/2011

Mamak zindanında, özel günler, özel zulümler demekti. Eller bayram eder, biz gam ederdik. Derkenyıllar sonra salıverildik.


Devamı...
 
Faşizm, bu sene iyi prim yaptı
Yazar Gülsen FEROĞLU   
29/12/2010

Yaşananların ağırlığından mıdır, sene de bir türlü kapanmak bilmez. Hesaplar tutturulamaz, raporlarınsa sonu gelmez. Ofisler, daireler  geceler. Yıla damgasını vuran olaylar, yılın eni iyi oyuncusu, …, sporcusu,…, iş adamı …, sitesi, .., dizisi, …., haberleri  arasında, ansızın üç yaprağa, güne düşmüş takvime ilişir gözleriniz. Son üç gün. Ardından bir şeyin  gelmeyeceği 31.12’nin yalnızlığına,  bir bilinmeze yol almanın durgunluğu çöker.

Son Güncelleme ( 29/12/2010 )
Devamı...
 
NOEL BABA'YA MEKTUP
Yazar Timur UGAN   
27/12/2010

Sevgili Noel Baba,

Adını, çocuklara oyuncak dağıttığını öğrendiğimde ilkokula yeni başlamıştım. Anneme sordum: “Ne zaman gelir”, “istesem bana da kitap falan getirir mi” diye. Başından savdı. “Yılbaşında kar yağarsa gelir, fakat o bize uğramaz. Hristiyan çocukların evlerine bırakır hediyeleri” dedi.

Devamı...
 
Bir yerde bir gül ağlar
Yazar EMİNE ERDEM   
27/12/2010

Anneme telefonda söylüyorum. Bir düş gördüm; ölümü, bitmez tükenmez yolları, başeğmez bir kadın sanatçıyı, bir can arkadaşı düşünüyorum. Ölümüyle birlikte yüreğime daha da yerleşip yaşayan, beni hiç yalnız bırakmayan bir arkadaşı...
"Açık bir meydandayım. Bir köşesine küçük bir sahne kurulmuş. Sahnede biri elinde bir keman, acıklı bir öykü anlatıp çalıyor. Kemanın sesi hafif ve derinden geliyor. Ne müziğin, ne de anlatılan öykünün inceliğini, dramını anlıyor kalabalık. İnsanlar kendi aralarında kıpır kıpır, hareketli... Kalabalığın içinde bir kız çocuğu, eski uygarlıklardan bir şiir gibi ince, duyarlı bir kız, müziği dinliyor ve müzikle anlatılan öyküyü tümüyle yaşıyor. Kalabalık ne müziğin, ne de kız çocuğunun farkında. Kız çocuğu acılar içinde kıvranıyor. Keman sesi kesiliyor. Aynı anda bütün olayı birlikte yaşayan kız da sessizce, kimse farkına varmadan orada ölüyor."

*

Çok sarsıldım. Günlerce sürdü içimde acısı.
Acılardan söz ederiz çoğu zaman, bizi kasıp kavuran acılardan. Ama başkaları da o anda aynı acıları çekiyor, ölüyor olabilir burnumuzun dibinde. Kim farkına varabilir, kendi dışında da insanların acı çekebileceğinin. Kim farkına varabilir, serin bir iç avluda kızıl bir gülün ağladığının.

Devamı...
 
Yılbaşı hindilerini Silkele Süleyman !
Yazar Gülderen GÜRCAN   
26/12/2010
Kabaramazsın kel fatma, annen güzel sen çirkin. Hayvancık ne anlıyorsa başlar gulu gululara. (Bir gerinir, bir kabarır. Tablolara konu olur.) Ya da abuk sabuk tekerlemeye söyleniyor olmalılar... " Bir baba hindi hey  yallah...dın dırı dıra dın dı, hey yallah..
Hindi bizim kültürümüze sinmiş. Kimi kuşlar bıdı bıdı konuşur kimiler de hindi gibi düşünür.
Devamı...
 
<< İlk < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 Sonraki > Son >>

Sonuç 397 - 408 Toplam 1213
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.