Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 138135
Ana Sayfa
Bebekler ölürken piyasa izliyor
Yazar alınteri.net   
06/07/2009
Bebek ölümlerindeki katil yine aynı: Piyasa tanrısının ellerindeki sağlık sistemi.
Devamı...
 
33 Kurşun
Yazar Aysel Tekerek sol haber   
03/07/2009

KENTİN SESİ -VAN Yazıları

Bu dağ Mengene dağıdır 
Tanyeri atanda Van'da 
Bu dağ Nemrut yavrusudur 
Tanyeri atanda Nemruda karsı 
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur 
Bir yanın seccade Acem mülküdür 
Doruklarda buzulların salkımı 
Firari güvercinler su başlarında 
Ve karaca sürüsü, 
Keklik takımı... 

Böyle başlar Ahmet Arif’in 33 kurşun şiiri. Bir yanı Acem mülkü diğer yanı Kafkas ufku olan sırtını Van’a dayamış sınır bölgesinde katledilenlerin ağıtıdır anlatılan. 

Devamı...
 
CANIMIZIN YANDIĞI GÜN 2 TEMMUZ SİVAS…
Yazar alevihaber   
01/07/2009

 

Sivas…
Cumhuriyetin ve milli mücadelenin başlangıç kenti, yalnızlaştırılan, yalnız bırakılan kent, 1993 yazının Temmuz’u
…Yangın bir müddet sonra otele sıçradı. Saatler geçiyordu ve yangın ilerliyor, kalabalığın öfkesi dinmiyordu. Bu arada tüm Dünya Sivas’ta olanları televizyonlar aracılığı ile naklen seyrediyordu. Yapılacak hiçbir şey yoktu, güvenlik saatler geçmiş olmasına karşın gerekli müdahaleyi yapamıyordu..
Siz hiç ateşte yanan gül gördünüz mü?.. Ya da bir tek gül yaprağı… Yanarken kadife teninden bir damla gözyaşı düşürür ateşe…

Ateşe düşen güle ağladım. Ateşe düşen kuşlara, çocuklara , şairlere , gencecik kızlara , yazanlara , okuyanlara , ateşin içinde semah dönenlere…

CANIMIZIN YANDIĞI GÜN…
2 TEMMUZ SİVAS….

“Çok seviyorum düşüncelere dalmayı ve de Einstein gibi düşünerek kendimden geçmeyi…

“İnsanın bol olduğu yerde akla kıtlık çekilmezmiş dediler inandım.

“Seni yazıyorum bembeyaz ak güvercinin kanadına ve sevgimi gönderiyorum onunla sana..
“Ah bir çoğalsa sevgiler… Çoğalsa da üstümüzdeki o kısır bulutlar, içimizdeki yalanlar, katılıklar, kinler, öfkeler, bencillikler sıyrılıp gitse… Ne olur o zaman?.. Yeni bir sevgi güneşi doğar dağların doruklarında… Gökyüzü nar çiçeğine döner, yeryüzü papatya yapraklarına.”

Koca Haydar Sivas’ın Yıldız Dağları eteğindeki Banaz Köyünde yaşamış. O dönemde her baskıya başkaldıran, her derde derman bulan, fakire, fukaraya, düşküne yol gösteren bir zatmış. Bu davranışları onu toplumda ulu bir kişi haline getirmiş. Bu ulu kişiye her yerden, her yöreden gelip danışanlar, ondan öğüt alanların haddi hesabı yokmuş. Günün birinde Pir’in müridi olan ve Banaz Köyünde kalan Hızır, Pir Sultan’ın karşısına geçer: “İzin ver Pirim. İzin ver de varayım İstanbul’a. Büyük adam olup bir makama geçeyim.”
Pir Sultan Hızır’ın isteğine gönülsüz evet demiş.

“Hızır ben izin veririm. Sana da dua derim büyük adam olman için. Ama sen ilerde büyük adam olur Sivas’a döner beni asarsın.”

“Haşa Pirim! Haşa Pirim! Tövbe tövbe” der Hızır. İzin almıştır. Yola koyulur, varır İstanbul’a ilerler. Makam olur, Sivas’a vali olarak atanır. Dönemin şartları halk açısından çok kötüdür. Bozkırdaki köylü halk ağır vergilerle inim inim inletilirken, bir avuç keyfine düşkün yönetici köylülerin sırtından har vurup harman savurmaktadır. Bu durum insanları Osmanlı’nın yöneticilerinden uzaklaştırmış, İran’da kurulan Şah İsmail’in devletine yanaştırmıştır. Pir Sultan da bu ortamda yapılan bu yanlışlıklara, baskılara, haksızlıklara başkaldıran önder kişidir.

Son Güncelleme ( 01/07/2009 )
Devamı...
 
Kadınlar Barış için Eylül'de Konferansa Hazırlanıyor
Yazar İstanbul - BİA Haber Merkezi   
29/06/2009

Barış için Diyarbakır'dan sonra Ankara'da biraraya gelen kadınlar geniş katılımlı bir konferans ve yedi bölgede kadın barış şenlikleri düzenleme kararı aldılar.

 

Devamı...
 
KESK'li tutuklu kadınlardan mektup var
Yazar sendika.org   
29/06/2009

KESK'li tutuklu kadın sendikacılar örgütlerine ve onları yanlız bırakmayan tüm dostlarına bir mektup gönderdiler.

KESK'li tutuklu kadınların mektubu:

Devamı...
 
ZİNDANDAKİ BİR YİĞİT'E MEKTUP
Yazar SHP İSTANBUL İL GENÇLİĞİ   
28/06/2009

 ZINDANLARDA YİĞİT OLMAK

 

 skuray2

Devrimci olmak yürek ister beceri ister en başta gönül verdiği davasına ve halkına adanmışlık ister, Öyle ustaca yürüyorsunki yolunda imrenmemek elde değil. Sevgili sarp abi sakın tel örgülerin içinden bizi merak etme biz (allaha) çok şükür çocuklar gibi şeniz çocuklar gibi şakrağiz.

O kadar çocuğuz ki küsmeyi bile ustaca beceriyoruz ama barışmayı hiç beceremiyoruz. Türkiyenin sol tarihine bakıyoruzda bizler geçmiştede bayağı bir küslük yaşıyormuşuz darılmalar oluyormuş ama, barışmalarda oluyormuş o dönemlerde. Denizler idam sehpasına giderken Mahirler yoldaşlarını kurtarmak için kanlarının  son damlasına kadar savaşmıştı.İbo dağlardan inip arkadaşlarının hesabını kendi elleriyle sormamışmıydı.6 filo defol sloganı tek bir ağizdan atılmadımı, maraşta, çorumda, sivasta, hep birlikte ağitlar yakılmadımı.

1977 Mayısında günleri bugünlere, kendiyle barışık solcular getirmedimi. Aslında o kadar uzaklarda gitmeye gerek yok en büyük tarih ve örnek sen değilmisin karşımızda.Mesleğini elliyle itmiş dava yoldaşların büyük medya kuruluşlarında müdür yada müdürçük olmuşken sen davan için sürgünlerde yıllarca kalmadınmı.Vatana döndüğünde suskun kalmayan dilin yine bu halk için zılgıt çekmedimi.

Belki mektup yazmayı bilmiyor olabiliriz ama, bize devrettiğin onurlu SHP bayrağini gövdemizde taşımayı çok iyi biliriz.Bölük pörçük yazdığımız bu mektubun sonuna geldik. İstanbul il gençliği olarak seni saygı ve sevgiyle selamlıyoruz büyük usta...

 
İHTİLALİN SÜVARİSİ "FETHİ GÜRCAN"
Yazar İrem GÜVENER-SHP Çankaya Yönetim Kurulu Üyesi   
25/06/2009

27 Haziran 1964 Cuma,


Saat 03.30,


Ankara Merkez Cezaevi’nin avlusu,


Karanlık gecenin sinsi sessizliğini, kendinden emin ve korkusuz bir ses böldü;  


“Ölüme seve seve gidiyorum. Hiçbir şeyden korkmuyorum ancak sizin adaletinize de inanmıyorum. Siz, aldığı emirleri uygulayan insanlarsınız. Ben sapına kadar ihtilalci olduğum için benden korkanların verdiği emirlere uyarak bu karar çıkartıldı. İşte sizin adaletiniz budur. Hayıflanmıyorum, korkmuyorum ama sizin gibi uşakların adaletsizliğini haykırıyorum.” (*)

Devamı...
 
27 HAZIRAN 1964- FETHİ GÜRCAN
Yazar Gülce ÖZCAN- SHP Ankara Çankaya Yönetim Kurulu Üyesi   
25/06/2009

ImageDokunamadım belki hiç sana,

Tutamadım uzun parmaklarını

Ve tutunamadım istesem de yüreğinin parmaklığına.

Saçlarının ve gözlerinin karası,

Ve bunlara rağmen dimdik duran yüreğinin akı,

Ki şahlanan o yürekti asıl,

Atın gölgesinde kalsa da…

Atladı maniyi dimdik vücuduyla,

Gözleri uzaklarda…

Yere indi diye rahat bir nefes alanlar

Yanılmıştı aslında;

O, kanadıyla doğanlardandı,

“Ölüm” adlı maniyi kolaylıkla aştı

Ve en derin maviye işte o zaman kucak açtı!!!

 

GÜLCE ÖZCAN, 24/NİSAN/2005

 
"Haziranda Ölmek Zor" İhtilalin Süvarisi Fethi Gürcan'ın Anısına
Yazar Sarp Kuray   
25/06/2009
Pazartesi, 26 Haziran 2006

Yaşadığımız günden, tam 42 yıl önce, takvim yapraklarının 27 Haziran 1964 tarihini gösterdiği gün, şairin “Haziranda ölmek zor” dediği zamanda Ankara Merkez Cezaevi’nin avlusunda hummalı bir faaliyet vardı. Bu gece ihtilalin süvarisi Binbaşı Fethi Gürcan’ı idam edeceklerdi. Ankara sıkıyönetim komutanı Cemal Tural binlerce asker-polis ile yolları kesmiş ve başkentte adeta kuş uçurtmamacasına tedbirler almıştı. Aslında tarihsel kurgu hep böyle işler: Tarihimizin aydınlık yüzünü temsil eden insanlarımız idam edilirken, büyük korku duyanlar, gölgesinden çekinenler, ayakları birbirine karışanlar daima egemenler ve onların adına infazları yapan maşalar olmuştur. Korku onların işidir. Asiler her zaman korkusuz, haklı ve yiğittirler.

 

Devamı...
 
Sağlık Bakanına açık mektup
Yazar Belma Nur Kartal (sol.org.tr)   
25/06/2009

“Ah yandım ben allahım/ buna can dayanmaz/ al onu getir geri/ bir daha vermeyelim/ yarınlar yok gibi/güneş hiç doğmayacak/o gitti ah gitti/ bir daha hiç dönmeyecek”

Devamı...
 
Toplu iş sözleşmesinde kadını koruyan maddeler
Yazar Özgür Radyo   
25/06/2009
Diyarbakır merkez Yenişehir Belediyesi ile Belediye-İş Sendikası arasında imzalanan ve 2009-2010 yılını kapsayan toplu iş sözleşmesinde kadını koruyan hükümler yer aldı.

Yenişehir Belediyesi ile Belediye-İş Sendikası arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri anlaşma ile sonuçlandı. DTP’li Belediye Başkanı Selim Kurbanoğlu ile Belediye-İş Sendikası Diyarbakır Şube Başkanı Vezir Perişan 2009-2010 yılını kapsayan ve işçilere ortalama yüzde 14 ücret zammı getiren sözleşmeyi imzaladı.

Sözleşmede kadına yönelik şiddeti önlemek ve kadının bazı haklarını korumak amacıyla 4 madde yer alıyor. Sözleşmeye göre, eşine ve çocuklarına şiddet uygulayan işçinin maaşının yüzde 50'si eşine ödenecek. İkinci eş ile evlilik durumunda işçinin maaşı resmi nikahlı eşe verilecek. İşçinin istifası ve emeklilik halinde tazminat ve sosyal alacakları, eş ve çocukların bilgisi dahilinde ödenecek. Yine sözleşmeden doğan doğum yardımları, eşin huzurunda ödenecek.

Hukuka aykırı değil

Kurbanoğlu, bazı hukukçuların "çalışanın maaşının başkasına verilemeyeceği" yönündeki itirazlarına da yanıt verdi. Kurbanoğlu, bu maddelerin hukuka aykırı olmadığını söyledi.

Benzer sözleşmeler

Adana Küçükdikili Beldesi’nin DTP’li Belediyesi ile DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası arasında imzalanan toplu sözleşmeye, ’Eş ve çocuklarına karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyen, şiddet uygulayan işçinin ücretinin yüzde 50’si eşe ödenir’ ve ’Resmi nikáhsız yaşadığı belirlenen işçinin iş akdi, ihbar tazminatı ödenmeksizin feshedilir’ hükmü kondu.

Urfa'nın DTP’li Viranşehir Belediyesi ile yine Genel-İş arasındaki toplu iş sözleşmesine de ’eşine şiddet uygulayan işçinin yarım maaşı mağdur kadına verilir’ maddesi eklendi.

Belediye-İş’in Bismil Belediyesi ile imzaladığı toplusözleşmede de kız çocuğunu okutmayanların maaşlarının eşlerine verilmesi ve ailesine şiddet uygulayanın maaşlarının eşlerine verilmesi maddeleri konuldu.
 
<< İlk < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 Sonraki > Son >>

Sonuç 409 - 420 Toplam 705
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.