| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 484042
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Çocuklardan Cezaevindeki Arkadaşlarına Mektup |
|
Yazar İstanbul - BİA Haber Merkezi
|
|
23/10/2010 |
|
Taşın sert olduğunu, gökyüzünün başka rengi de olduğunu bu yaşta anlayan biricik arkadaşıma. Ne sen ne de bir başkası bu demir parmaklıkları hak etmiyor. Sen ve diğer çocuklar bu dünyaya verilmiş birer armağansınız. |
|
Devamı...
|
|
ADALET, ÖNCE BİR DUYGUDUR ! |
|
Yazar Umur Talu (Habertürk)
|
|
21/10/2010 |
Yurdumun hukuk insanları belki artık şunu düşünmeli.
İster fetvacı büyük hoca olsunlar; ister merkezi ya da kıyı köşe adliyede hâkim, savcı; ister HSYK MKYK mensupları.
Devleti ele geçirme, elde tutma kavgaları ötesinde; toplumun insan damarlarında “Adalet duygusu” nedir, diye.
Güçsüze, mağdura, ezilene, horlanana, aşağılanana, hırpalanana vaat edilen “Adalet” nedir?
Devleti aklama telaşıyla, öldürenleri haklı bularak; 12 yaşında çocuğu 13 mermiyle bir daha delik deşik eden adalet nasıl bir kesecidir!
Öyle adaletin HSYK’sı sizden olsa ne olur, ötekinden olsa ne olur! |
|
Devamı...
|
|
Yazar Şirince
|
|
21/10/2010 |
ben bir eksik kırlangıcım: dinlediğim bozlaklardan, yürek yırtan ağıtlardan, firari türkülerden, vicdanımı dolam dolam tarazlayan o uzun havalardan, beni kara-kaderimle ve çocukluğumun incir sütü kokularıyla uzlaştıran mevlütlerden, naatlardan, kasidelerden, ortadoğu'lu şarkılardan, onları birbirlerine sarmaştıran yanık aşklardan kırıldı kanatlarım. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Elif DUMANLI Ankara - BİA Haber Merkezi
|
|
21/10/2010 |
Başlık kopyadır. Eyüp Can'ın Radikal'deki ilk yazısını düşünüyorum okuduğumdan beri. Kendimce yorumlarda bulunuyorum. Eyüp Can, Radikal'in kimliğini açıklarken Yahudi sevgilisi ile Elif Şafak'la yaşadığı ilişkiden örnekler veriyor. Yazıda, yabancı memleket isimleri geçiyor. Gidemediğim için atlastan inceleyip hayallere daldığım ülkeler ve şehirler... Yazıyı okuduktan sonra kıskanma duygumun ağırlığı ile uğraşıp durdum. Kıskanma duygumun kaynağı, taban ve tavana yapışmış iki farklı hayattı. Rahmetli anam geldi aklıma. Hizmetçilikten yorgun argın geldiğinde pelte gibi kanepeye oturur ve yüzünü gökyüzüne çevirip Allah'la konuşurdu. Ayin gibi. "Bana eşeğin derisinden yapılma elbiseler giydirdin. Ahbınlardan (inek dışkısı) buydağ toplatıp ekmek yaptırdın. Şimdi de hizmetçilik yaptıttırıyorsun. Günahımı söyle..." |
|
Son Güncelleme ( 21/10/2010 )
|
|
Devamı...
|
|
KAPİTALİZME İSLAM MI BULAŞMIŞ? MÜSLÜMANA KAPİTALİST KANI MI KARIŞMIŞ? |
|
Yazar Nebiye Arı ortak yaşam portalı
|
|
19/10/2010 |
|
Haftalık dini sohbetlerinden çıkan 2 bayan modern kıyafetleriyle örtüşmeyecek şekilde koşuşturdular park ettikleri arabalarına doğru. Arabasına ulaşan tesettürlü(!) bayan derin bir soluk aldı, şalını çekiştirip kısa eteğini düzelttikten sonra:
—Umarım trafik yoğun değildir tatlım. Yekbir giyimin kış defilesini kaçırmaya dayanamam.
—Evet canım yha, İslami camianın ilk kez modernliğini ispat edip defileler düzenleyen; İslami kesimin Moda Devi. Son yıllarda böyle şeyler arttı da düzgün giyinmeye başladık, diyerek kahkaha attı.
Sohbetlerin yapıldığı villada çalışan başörtülü hizmetli, misafirlerin dağıttığı odayı toplayıp temizlerken dilinde –elhamdülillah- zikri vardı.
“Aşırı mal sevgisinden sakının! Çünkü sizden öncekiler aşırı mal sevgisi yüzünden helak oldular. Bu özellik onlara cimriliği emretti, cimrileştiler. Akrabalarıyla münasebeti kesmeyi emretti, kestiler. Zulm ve günahlara dalmayı emretti, daldılar.” ( Müslim, Ahmed b. Hanbel) |
|
Son Güncelleme ( 19/10/2010 )
|
|
Devamı...
|
|
Yazar Alınteri
|
|
17/10/2010 |
|
Zor olan sadece kadın olmak değil “işçi kadın” olmaktır, “köylü kadın” olmaktır; evde çocuklarına bakan ve ev işlerinin öldürücü bıktırıcılığıyla hergün dört duvara hapsolan ve “ev hanımı” şeklinde saçma bir sıfatla nitelendirilen kadın olmaktır. Zor olan budur.
Yüzyılların ezilmişliğini artık genlerinde taşır hale gelmiştir bu kadınlar. Baba evinde babaya sonrasında kocaya hizmet ve itaat edilir. İşyerinde de patrona. Patronun kadın ya da erkek olması bir şey değiştirmez halbuki. Bu öyle bir kısır döngüdür ki aile içinde kız çocukları bu itaat etmeyi ve eşitsizliği ilk başta anneden öğrenir. Erkek çocukları da hizmet edilmeyi, kadın üzerinde egemenlik kurmayı ve kendi cinsinin “doğuştan” gelen üstünlüğünü… Kapitalist sistemin en küçük- çekirdek birimidir aile ve her şey buradan başlar biraz da. Sonrasında hayatlarımızı ve bilincimizi kuşatan din girer. Kök salmış gelenekler, toplumsal yargılar girer devreye… |
|
Son Güncelleme ( 17/10/2010 )
|
|
Devamı...
|
|
Yazar Timur Ugan
|
|
15/10/2010 |
"Zonguldak’ta göçük altındaki ” kader kurbanı “maden işçilerinin cansız bedenleri aylardır “maliyet” yüzünden çıkartılamazken Dünya’nın öbür ucunda, Şili’de örgütlü işçiler yerin yediyüz metre altındaki arkadaşlarını inanç, bilinç ve bilimi olağanüstü gayretleriyle bir araya getirerek olmaz denileni başarıyor.
Karanlığa, madencinin mezarı denilen derinliklere önce yukardaki “karanlık düşünceyi” yenerek diz çöktürüyor.
Şili’deki bu sınıf dayanışması, bu örgütlü güç yalnızca çağın en büyük kurtarma operasyonlarından birine imza atmıyor !
MUHTEŞEM BİR ÖRNEKLE BUNDAN SONRASI İÇİN BİR MİLAT OLUŞTURUYOR ! |
|
Devamı...
|
|
Yazar ÖZLEM KESKİN
|
|
15/10/2010 |
|

Borularından lağım sularının damladığı bir yemekhanede demir kaplarda buz gibi yemeğini yedin. Öğleden sonraki derslerden birinin öğretmeni bir önceki ders canını sıktı. Hastaneye kaçıverdin. Vahim olan sonrası… |
|
Devamı...
|
|
Nur Sürer aldığı ONUR ödülünü,Taş atan çocuklara adadı |
|
Yazar EVRENSEL
|
|
15/10/2010 |
Bu yıl 47’ncisi düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Yaşam Boyu Onur Ödülleri sahiplerine verildi. Nur Sürer, ödülünü taş atan çocuklara adadı.

Nur Sürer ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalında iki kez aldığı Altın Portakal’ın ardından bu defa Onur Ödülü almak için sahnedeydi. Nur Sürer ödülünü alırken,“Ödülümü şu anda aslında okulda olmaları gerekirken taş attıkları ve pankart açtıkları için cezaevinde olan çocuklara adamak istiyorum” dedi. Konuşmasında, “Bu ödül aslında, sadece bana ait bir şey değil. Film birçok insanın bir araya gelip yaptığı bir sanat” dedi. Zeki Ökten, Oyuncu Yaman Okay ve Erkan Yücel’i anan Nur Sürer, “Çok uzun yıllardır Altın Portakal’da ilk defa 9 genç yönetmenin ilk filmi var. Birtakım sorumsuzlukların bu gençlerin önüne geçmesi canımı çok sıktı. Gencecik, kendilerini göstermek isteyen, derinlikleri olan bu genç arkadaşlarımız bazı şeylerin önüne geçsin” diye konuştu. |
|
Yazar CELAL ÖZCAN
|
|
10/10/2010 |
|
11 Ekim 1971. Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın hayata veda tarihi.
Kimdir Dr. Hikmet Kıvılcımlı? Bir düşünce ve mücadele adamı. İnandığı dava uğruna yüksünmeden 22 yıl hapis yatabilen, olmadık işkencelere gık bile demeden katlanabilen, “senin kardeşin var mı?” diye soran işkencecisine; “hele bir düşüneyim” diyecek kadar dirençli, işkencecisine ; “bu doktor böyledir, en bilineni bile söylemez” dedirtecek kadar inançlı bir örgüt adamı. Hayatını örgüt ve örgütlenmeye adamış bir düşünce adamı. Ama her şeyden önce “İNSAN” olan ve insanca düşünebilen bir adam. Ömrünü adadığı işçi hareketinin, küçücük bir kesitinde; İstanbul Kartal’da, örgütlediği işçilerin fabrika işgalinde, korkudan çocuğunu düşüren patronun karısı için, “değer miydi” diye ağlayacak kadar insan. Ama her şeyden önce bilim adamı. |
|
Devamı...
|
|
Yazar GÜLDEREN GÜRCAN
|
|
09/10/2010 |
"Siz hiç bir şeye başkaldırmayın! Mücadele etmeyin! Peygamber efendimizin karılarının yüksek mertebelerine erişemediğiniz için, bu yaşanası yaşam diliminde “ne halt ettiniz de böyle kabir azabı acılara layık görüldünüz?”, onu düşünün. Düşünüp düşünüp kahredip ağlayın. Niyaz edin. Belki affolunursunuz ey faniler! Tek bu dünyamı var? Öbür tarafı da düşünün. Öyle kolay değil emeksiz nefes alıp vermek… Zebaniler başınızı tokmaklayınca..." |
|
Devamı...
|
|
Dizimdeki sıyrığı en büyük acı sansaydım |
|
Yazar GÜLSEN FEROĞLU
|
|
08/10/2010 |
|
Doğrusu hangi meslekten olursa olsun bilginin, dirsek çürütmenin, bir karşılığı olacak, olmalıdır da. Ama maalesef iş artık emeğin karşılığını almaktan çıkıp açgözlülüğe, her meslek grubunda çeteleşmeye kayıp, insana ait hak ihlalleri, saygısızlık bu ülkede mubah hale getirildiğinden ”3 milyar kelle primini almak için çok sayıda masum insan PKK'lı denilerek öldürüldü. Bunların içinde dağdaki çoban da vardı” itirafı da kimseleri öyle dehşete filan da itmemiştir. Eğer ceset başına para alınması manşetlere taşınmamış “Koca devlet bu vahşete nasıl izin verebildi. Nerede kaldı insanlığımız” tepkileri de verilmemişse; marangozculuk, terzilik, subaylık, askerlik, gazetecilik dahil tüm mesleklerde etik kurallar, uluslararası normlar gözetlenerek, layıkıyla işini yapma yükümlülüğü iç edildiğindendir.
|
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 469 - 480 Toplam 1211 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|