Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 128259
Ana Sayfa
Tanrı, kefaret ve ölüm...
Yazar Güler Yıldız   
01/04/2009

Ben bir agnostiğim; bana göre tanrı olabilir de olmayabilir de... Kıymetlilerimi bu hayattan seçmeye özen gösteririm. Ancak bazen kaçar ağzımdan, birine “lanet” diyeceksem, sevincimi ya da belirsizliğimi ifade edeceksem... “Tanrı korusun” derim alışkanlıkla ya da “tanrı bilir”...
Tanrı neleri, nereye kadar bilir?

Ya da bildiklerini söylemekte neden bu kadar gecikir?
İmalarda bulunacaksa, bir meselle durumu anlatacaksa, sezgilerimizin bizi kemirmesine neden izin verir?
Tanrının nadir konuştuğu bir an'ın tanığıyız şimdi... O nedenle her söz çok kıymetli, her düşünce önemli...
***

 

Son Güncelleme ( 01/04/2009 )
Devamı...
 
Mahir ÇAYAN-KIZILDERE
Yazar Sarp KURAY   
30/03/2009

12 Mart ‘ta devrimcilerin yattığı Maltepe Cezaevi beş devrimci arkadaşımızın özgürlüğe yürüyeceği geceden önceki son kırk sekiz saati çok yoğun bir boyutta yaşamıştır. Neredeyse tüm hapishane tek yürek tek nefes haline gelmişti. İstanbul dukalığına ve onların emir eri asker müsveddesi işkenceci Faik Türün ve ekibine büyük bir tokat atacaktık. Cezaevinde yatan devrimcilerin aşağı yukarı tümü , bu zalimin işkencelerinden geçmiş , horlanmış ve hırpalanmıştı. Cezaevinde görev yapan genç devrimci subaylar bizlerle büyük bir dayanışma içersindeydiler.İşte bu hareketli saatlerde , koğuş kapısına gelen asker gardiyan yavaş bir sesle nöbetçi subayın benimle görüşmek istediğini söyledi ve beni dışarıya aldı.

Devamı...
 
Saçlarına yıldız düşmüş, kopar anne
Yazar Gülsen FEROĞLU   
28/03/2009

Kuytu mağaralardan kurtarılan türkülerle yakıldığında Newroz ateşi, kapıya dayanan;  kirpiklerinize konup erimemekte direnen kar taneciğinin ömrü kadar kısa günlerin uzadığı, işporta tezgahlarına çağlanın, havaya cemrenin düşeceği, insanlarınsa nedensiz mutluluk moduna sürükleneceği bahardır.


 Size,  liderlerin, adayların resimleriyle süslü minibüslerden, broşürlerden  geçilmeyen caddede, önündeki 1.99 TL. etiketli çilekleri  “Sudan ucuz, meyvede değişim an meselesi. Hormonsuz bunlar. Karar senin. Ama sen Ankara’sın büyük düşün”lü parti sloganlarıyla satmaya çalışan satıcıya ufacık bir tebessümü esirgeyenlere,  “bak kuşlar cıvıldıyor,  hava günlük güneşlik, bir seni mutlu edemedik”le eleştirilenlere, bahar, daha uğramamıştır.

Son Güncelleme ( 28/03/2009 )
Devamı...
 
Kadın emeğinin yıllık değeri
Yazar A.A.   
26/03/2009
Kadınların bir yılda karşılığı ödenmeyen, 80 bin liralık ev işi yaptığı belirlendi.

İngiltere’de yapılan bir araştırmada, kadınların ev işleri ve çocuk bakımı için haftada ortalama 74 saat vakit harcadıkları, bu iş başkasına yaptırılmış olsaydı bu kişiye 32 bin 812 sterlin (80 bin lira) ödenmek zorunda kalınacağı hesaplandı.

Daily Telegraph ve Daily Mail gazetelerindeki haberde, kadınların çocuk bakımına haftada ortalama 33 saat harcadıkları, bunun çocuklarının bakımına 21,5 saat ayıran erkeklerinkinden yüzde 50 daha fazla olduğu belirtildi.

Bir sigorta şirketinin yaptığı araştırmaya göre, ev kadınları haftada 82 saat ev işi yaparken, dışarıda tam zamanlı çalışan bir kadın ev işlerine 55 saat ayırıyor.

Sigorta şirketi, kadınların yaptığı ev işlerinin yıllık değerinin 2005’te yapılan benzeri bir araştırmadakine göre 8 bin sterlin (yaklaşık 20 bin lira) arttığını kaydetti.

Yaptıkları işin bu yüksek değerine karşın, kadınların sadece yüzde 53’ünün hayat sigortasının bulunduğu belirtildi.
 
Fethullahçıların Çalışma İlkeleri
Yazar Kaan Arslanoğlu   
21/03/2009

Türkiye’de ve Dünya’da bir hayalet dolaşıyor. Fethullahçılık hayaleti. Devlet içinde devlet, AKP içinde AKP, ama aslında devletin ve partilerin üstünde, farklı boyutlarda giderek devleşen bir heyula.  

Bu cemaat nasıl bu hale geldi? 

Devamı...
 
Kadın(lık) ve isyan
Yazar Temel Demirer (Odak)   
21/03/2009
 

“İnsanlığın olağanüstü yaratıcısı kadındır...”[1]

Stendhal’ın, “Bir kadın olarak doğan her dahi insanlık için bir kayıptır,” diye betimlediği sınıflı-sömürücü toplumlar açısından, tam da Kierkegard’ın dediği gibi; “Kadın olmak ne büyük felaket... ama asıl felaket kadının kadın olduğunu anlamamasıdır…

Ataerkilliğin sultasındaki sınıflı-sömürücü toplumlarda “Kadın olmak” konusunda “Beylikdüzü’nde, Cuma namazında ‘Kadın nefsine hâkim olamaz, karılarınızı çalıştırmayın,’ diye vaaz veren Fatih Sultan Mehmet Camisi İmamı Hasan Hakyemez ekliyor: “Bunlar İslâmın emri… Söylediklerim kitapta var…”[2]

Durum bu!

Yani 1978 yılında “kadın doğulmaz, kadın olunur,” deyip, hemen ardından da “erkek ve erkeklik düşüncesi nasıl yaratıldıysa kadın düşüncesi de öyle yaratılmıştır” diye ekleyen Simone de Beauvoir’ın işaret ettiği üzere...

Son Güncelleme ( 21/03/2009 )
Devamı...
 
NEWROZ BARIŞA VE KARDEŞLİĞE VESİLE OLSUN.
Yazar Ali MAKAL   
20/03/2009
Devamı...
 
Kawa'nın Newroz'u
Yazar Aysel Tekerek   
20/03/2009

KENTİN SESİ - VAN Yazıları

Bundan yüz yıllar, bin yıllar önce Kürt halkının yaşadığı coğrafyada zalim mi zalim bir kral yaşarmış. Dehak adındaki bu kral, adeta bir canavara benzer, kralın her iki omzunda da birer yılan bulunurmuş, Zalim kral, her gün Kürtlerden iki küçük çocuğu sarayına kurban olarak getirtip aşçılarına bu çocukları öldürterek beyinlerini yılanlarına yemek olarak yedirirmiş. Bu canavar kral, ilkbaharın gelmesini de hep engellermiş. On yıllar böylece geçip giderken sonunda bu zulümden bıkan ve bir şeyler yapmak isteyen Armayel ve Garmayel adlı iki kişi kralın sarayına aşçı olarak girmeyi başarmışlar. Kralın yılanlarını beslemek için beyinleri alınarak öldürülen çocuklardan sadece birini öldürüp diğerinin gizlice saraydan kaçmasına yardımcı olmuşlar. Böylece ellerindeki bir insan beyni ile kestikleri bir koyunun beynini karıştırıp yılanlara vererek her gün bir çocuğun kurtulmasını sağlamışlar. Gel zaman git zaman ölümden kurtulup da çok uzak yerlerde saklanan çocuklar, Kawa adlı demirci tarafından gizlice eğitilerek bir ordu haline getirilmişler. Kawa'nın liderliğindeki bu ordu, 21 Mart günü zalim kralın sarayına yürüyüşe geçmiş ve Kawa kralı çekiç darbeleri ile öldürmüş. Daha sonra Kawa etraftaki tüm tepelerde ateşler yakmış ve yanındakilerle birlikte bu zaferi kutlamış. Böylece Kürt halkı zalim kraldan kurtulmuş ve hemen ertesi gün ilkbahar gelmiş Medya toprakları
na. Newroz denmiş adına…

Devamı...
 
Güneşi görememişler
Yazar Cafer Karatepe sendika.org   
15/03/2009
Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp yönettiği Güneşi Gördüm filminin Ankara’daki galasına birçok bakan ve üst düzey bürokrat katılmış. (Emniyet Genel Müdürü’nden YÖK başkanına, TRT Genel Müdürü'ne kadar.) Başbakan, Deniz Baykal ve birçok bakan ön gösterime kutlama telgrafları göndermiş. Cemil Çiçek, Ertuğrul Günay gözyaşlarını tutamamışlar. Filmin sonunda seyirciler oyuncuları gözyaşları ile birlikte ayakta alkışlamışlar. Gel de bu filme git. Ya da gitme. Ancak gerek görsel gerek basılı medyada bu kadar çok övülülen bu filmi izlemek de farz oldu. 

 

single_yellow_rose.jpg Single Yellow Rose picture by BJ_Spencer
Devamı...
 
Büyük ‘D’
Yazar Ece Temelkuran Milliyet.com.tr   
15/03/2009

Başbakan’ı gelecek mitinginde görür gibiyim. Bu seçimlerde daha çok gördüğümüze artık emin olduğum yerel futbol takımının atkısını takmış boynuna (Bunun derin ve ulvi anlamını bir türlü çözmüş değilim) elinde mikrofon, o karizma es’lerinden birini veriyor ve devam ediyor:
“Şimdi de tutturmuşlar Darwin diye!”
Kitle bilir bilmez alkışlar, kitle alkışa ayarlıdır. Devam:
“İlla diyorlar ki kabul edeceksin! Neyi?”
Karizma es ve o alaycı gülüş:
“Maymundan geldiğimizi!”
Kitleden “Ha ha ha” sesleri, yuhalamalar filan... Başbakan kitleyle birlikte gülerek devam eder:
“Yahu, sen illa diyorsan ki, ‘Ben maymundan geldim’...”

Son Güncelleme ( 15/03/2009 )
Devamı...
 
Güldünya'yı Kim Öldürdü?
Yazar Aysel Tekerek   
13/03/2009

KENTİN SESİ - VAN yazıları

Bundan tam beş sene önce koca İstanbul’un küçük bir sokağında almıştın ilk kurşununu. Yirmi iki yaşına sığdırdığın diğer yaraların yanında ne de hafif kalmıştı aldığın yara. Daha ölmemiştin. Geride bıraktığın biricik oğlun Ümit’in vardı. Sadece bir kez öpüp bir arkadaşına emanet bıraktığın oğulcuğun hayatta kalmak için ne de büyük bir nedendi. O ölmesin diye ölmek bile güzeldi belki de senin için. 

Image
Güldünya Tören
Güldünya Tören, bugün Türkiye’de kadına yönelik şiddetin bir sembolü. Bütün suçu, ailesinin istemediği biriyle birlikte olmaktı Güldünya’nın. İstanbul’da sokak ortasında kurşunlandı. Ölmedi, hastanede yoğun bakımda hayat mücadelesi verirken, iki ağabeyi, ellerini kollarını sallaya sallaya içeri girdiler ve "işi" bitirdiler.
Devamı...
 
12 Mart'ın Kirli Ve Karanlık Yüzü: Devrimci Maskeli Halk Düşmanları Kimlerdir
Yazar Sarp Kuray   
12/03/2009
Çarşamba, 12 Mart 2008

9 Mart olayı ve ardından verilen 12 Mart muhtırası, 1946 da başlayan ABD emperyalizminin ülkemize egemen olma süreciyle birlikte ele alınıp bir değerlendirmeye tabi tutulmazsa açık ve net bir biçimde yerli yerine oturtulamaz.

Emperyalist bir savaşta, bu savaşı yöneten emperyalizm kendisi öyle istemedikçe, hiçbir geri ülkenin kendi gücü ve zekası ile “tarafsız”“tarafsızlığımız” sonunda, Türkiye yüzlerce Amerikan üssü ile topun ağzına sürülen bir numaralı Emperyalizm fedaisi haline sokulmuştur. Hiç unutmamak gerekiyor. Mustafa Kemal Paşa en keskin anda yalnız ve ancak en keskin biçimde “taraf” tuttuğu ve Emperyalizme açıkça karşı çıktığı için bu güne dek ayakta duran Türkiye Cumhuriyeti doğmuştur

 

 

Son Güncelleme ( 12/03/2009 )
Devamı...
 
<< İlk < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 Sonraki > Son >>

Sonuç 469 - 480 Toplam 677
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.