Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 128243
Ana Sayfa
2009 Dünya Kadınlar Günü Via Campesina Uluslararası Kadınlar Komitesi Deklarasyonu
Yazar Duygu Kasdoğan* (Üzüm Sen)   
12/03/2009
Biz, farklı beş kıtadan gelen çiftçi kadınlar olarak Güney Kore Seul’de, Via Campesina Uluslararası Kadınlar Komitesi bağlamındaki toplantıda bir araya geldik ve aşağıdaki deklarasyonu açıklıyoruz;
8 Mart Uluslararası Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, insan haklarını göz ardı ederek piyasanın çıkarlarına öncelik veren kapitalist ve ataerkil dünyayı değiştirmek için harekete geçme konusunda istekliliğimizi tekrardan bildiriyoruz.

Kadın çiftçiler olarak, tüm haklarımıza saygı duyulmasını talep ediyoruz. Saygın ve şiddetsiz bir hayat, ve cinsel ve üreme haklarımıza saygı duyulmasını talep ediyoruz. Gıda egemenliğine ulaşmak için mücadele ediyor ve mevcut gıda ve iklim krizlerine tek alternatif olarak aile tarımcılığını savunuyoruz. Reel bir tarım reformu yapılmasını ve biyoçeşitliliğin gözetilmesini istiyoruz.
2008 Ekim’de gerçekleşen 5. Via Campesina Konferansı sırasında Mozambik, Maputo’da şiddete maruz kalan kadınlar için uluslararası bir kampanya başlattık.
Kore’deki bu toplantıda isteklerimizi yeniden belirtiyoruz:

-Kadınların baskıdan kurtulması için verilen mücadeleyi ve örgütümüzü her seviyede güçlendirmek

-Toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadınların her alanda karar alma süreçlerine katılımın sağlanmasına öncelik vermek

-Örgütlerimiz içinde eşitliğin sağlamak

-Kadınlara yönelik her türlü şiddeti sonlandırmak ve sessizlik kültürünü kırmak

-Adil ve eşit olan küresel bir toplum yaratmak

Barış ve adelet için mücadele eden tüm kadın ve erkekleri; fiziksel, cinsel, ekonomik, çevresel, süzlü, psikolojik her türlü şiddeti sonlandırmak için alınan acil önlemlere katılmaları için çağırıyoruz.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Filistin’deki çiftçi kız kardeşlerimizi ve aynı zamanda çatışma ve savaştan muzdarip olan diğer tüm ülkelerdeki kadınları destekliyoruz.
Biyoçeşitliliğe zarar veren, toprağı çalan, çevresel felaketler yaratan, toplu göçlere ve aile tarımcılığının yok olmasına yol açan tüm uluslararası şirketlerin yıkıcı faaliyetlerini kınıyoruz.
Sosyal, kültürel, etnik veya toplumsal cinsiyet bazlı olsun, her türlü eşitsizlik en kısa zamanda sonlandırılmalıdır.
İnsan hakları ve kadın haklarını onaylayan, her insanın hakkına değer veren bir toplum kurulana kadar mücadele edeceğiz.

Çeviri:Duygu Kasdoğan
Son Güncelleme ( 12/03/2009 )
 
Cııss… Emekçi Kadın
Yazar Nevzat Süer SEZGİN   
08/03/2009

Dünyayı yönetenler kadınların emek-sermaye çelişkisini ve sömürü düzenini anlamalarından, evlerinin içinden çıkıp militarizme, sendikasızlığa, güvencesiz çalışmaya, seks işçiliğine, erkek tacizine, yoksulluğa, savaşa karşı durmalarından şimdi, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar korkuyor.

Bu gün 8 Mart..  Bu gün Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü…

Bu gün ‘Emekçi Kadınlar günü’.Ama ne yazık ki çoğunlukla ‘dünya kadınlar günü’ diye kutlanıyor.

Bir kaç yıldır başta bankalar ve kozmetik ürünleri pazarlayan şirketler olmak üzere  parayla ilişkili tüm kurumlar yavaş yavaş bu günün anlam ve önemini yok edecek davranışlara hep birlikte giriştiler.

Zihinlerden ‘emekçi’ kavramını silerek sadece ‘kadın ve kutlama’ kavramlarını yerleştirmek için birbirleriyle yarışa girdiler.

Bu yıl gene hepimizin cep telefonlarına ‘dünya kadınlar günü nedeniyle 500 TL’lik alışveriş yapınca 25 TL indirim hakkı kazandınız’ gibi  iletiler bol miktarda geldi.

Son Güncelleme ( 08/03/2009 )
Devamı...
 
Kadın-Yaşam-Özgürlük
Yazar SEMA ÖZCAN SHP KADIN MECLİSLERİ GENEL SEKRETER YARDIMCISI   
07/03/2009

  KADIN

Kimi der ki kadın

Uzun kış gecelerinde

Yatmak içindir.

Kimi der ki kadın yeşil bir

Harman yerinde dokuz zilli

Köçek gibi oynatmak içindir.

Kimi der ki ayalimdir.

Boynumda taşıdığım vebalimdir.

Kimi der ki hamur yoğuran

Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.

O benim kollarım bacaklarım

Yavrum, anam, karım, kız kardeşim

Hayat arkadaşımdır.

NAZIM HİKMET

 

 

Son Güncelleme ( 07/03/2009 )
Devamı...
 
Mücadele günü 8 Mart ve direnişçi Emine Aslan
Yazar Hatice Eroğlu Akdoğan   
04/03/2009

Sadece son günlerde değil de aslında bugünlerde sendikalaşma mücadelesi ve kadın derken aklımıza ilk gelen isim Emine Aslan olmaktadır. Çünkü Emine Aslan bir yanıyla ülkemizde genel olarak hem sendikalaşmanın, özel olarak da kadınların sendikalaşmasının üzerindeki çok yönlü baskıların tipik bir sembolü durumunda. Üstelik Emine Aslan yaşamak için çalışmak zorunda olan, 4 çocuklu bir anne olarak her şeye rağmen geleneksel kalıpları yararak, yağmur çamur demeden dişe diş direnebilen, çoğunluk kadınlar için de örnek bir direnişçi.. Aslına bakarsanız “kadınlar için örnek” demek bir bakıma eksik kalan da bir deyim. Emine Aslan, kadın erkek işten atılan tüm işçilere örnek olabilen bir direnişçi.

Devamı...
 
Senin annen oynardı yavrum!
Yazar Ece Temelkuran MİLLİYET   
01/03/2009

Dalgınlığınıza gelmiştir atlamışsınızdır, aman diyeyim! İki gün önce Ankara’da gergin bir gün geçirildi. Siyasetin değil ama halkoyunlarının ve hastalıklı erkekliğin zirvesinde gerçekleşen olay, memleketimizdeki ‘erkekliğine kafayı takmış erkek’ olgusuna bir kez daha parmak bastı. Olaylar şöyle gelişti:
Yer Halkoyunları Ankara Valiliği Kupası Yarışması. Yarışmaya ilk kez ‘Ankara Kadın Oyunları’ diye bir ekip katılıyor. Emekli müzik öğretmeni (ellerinden öpüyoruz) Mustafa Uzunca Japonya’daki bir Türk derneğinden fon bulup iki yıl Ankara’nın çevresini altını üstüne getirip kadın oyunlarını derlemiş ve bir koreografi yapmış. Ama işler öyle kolay değil!
Bu menfur olayı haber alan Ankara Seğmenler Derneği Başkanı Şerafettin Demir, hadiseye el koymakta gecikmiyor. Yemiyor içmiyor, seğmenlere kostümlerini giydiriyor, ‘Haydi yiğitler’ diyerek kızların oyununu basıyor. Gerekçe? Türkiye’nin müthiş erkeklerinden Şerafettin Demir’e bağlanıyoruz:
“Ankara’da kadın oyunları yoktur. Seğmenlerle kadınları bir araya getirerek, Seğmenlerin şerefini ayaklar altına alıyorsun.”

Devamı...
 
Ben Sarp’ın kaçmasını istedim ama o yurtdışını sevmedi
Yazar SANEM ALTAN VATAN GAZETESİ   
01/03/2009

Hukuken hayli tuhaf olan bu yargılanma sürecini Sarp Kuray’ın oyuncu eşi Nur Sürer’den çarpıcı açıklamalar

1970’lerin hızlı, bugünlerin ‘son devrimci’si Sarp Kuray 15 yıldır yargılandığı davadan müebbet hapse mahkum oldu. 5 Şubat 2009’da 64 yaşındayken infaz yasasına göre 7 yıl 4 ay yatmak üzere cezaevine girdi.
16 Haziran Örgütü’nü kurma ve örgüt adına öldürme emri verme suçlamalarıyla ceza alan Kuray, aynı davadan aynı mahkeme üyeleri tarafından 5 kez farklı cezaya çarptırıldı. Hukuken hayli tuhaf olan bu yargılanma sürecini Sarp Kuray’ın oyuncu eşi Nur Sürer’le konuştum...


Son Güncelleme ( 01/03/2009 )
Devamı...
 
İNKAR-İNTİHAR-İKRAR
Yazar Rahmi YILDIRIM   
28/02/2009
“Savaş suçunun itirafı ve intihar” başlıklı son yazıda Cezayir Kurtuluş Savaşı sırasında Fransız ordusunu yöneten Legion d’Honneur madalyalı generallerin yaşlılıklarında yaptıkları itiraflardan, sinemacı Costa Gavras’ın  “Kayıp” ve “Ölümsüz” filmlerinden söz etmiş, Türkiye’de böyle olayların yaşanıp yaşanmadığını sormuştuk.

Kaldığımız yerden devam edip soralım.

Örneğin şöyle olaylar yaşanmış olabilir mi?

Adları Necati Aydın, Mehmet Ay, Ramazan Keskin. Sağlık-Sen Diyarbakır Şubesi üyeleri.  Birileri PKK’ya yardım ve yataklık ettiklerini söylüyor. Sorgu sualin ardından mahkeme serbest bırakıyor. Mahkeme çıkışında birileri Toros marka bir otomobile bindiriyorlar, sonra da Silvan yolunda tarlaya götürüp diz çöktürüyorlar. Enselerine kurşun sıkıp orada gömüyorlar.

Ya da adı Murat Aslan. Diyarbakır Belediyesi civarında zorla Toros arabaya bindiriliyor ve JİTEM diye bilinen sorgu merkezine götürülüyor. İşkencenin ardından Dicle Nehri’nin kenarında, Körtük Köyü’nün karşısına düşen derede kurşunlanıyor, benzin dökülerek yakılıyor ve gömülüyor.
Devamı...
 
AKP Doğan Medya Grubu’nu neden silkeledi?
Yazar Merdan Yanardağ (Sol.org.tr)   
28/02/2009
Aydın Doğan’a verilen 826 milyon TL’lik (eski parayla yaklaşık 1 katrilyon lira) vergi cezasına ilişkin tartışmalar hız kesmeden devam ediyor. Bu cezanın, muhasebe kayıtlarında yapılan kasıtlı ya da kasıtsız bir usulsüzlükten kaynaklanan ve siyasi etkilerden uzak basit bir maliye işlemi olmadığı ortada.

Çünkü Türkiye’de medya ortamı, bu ülkede yaşanan iktidar ilişkileri ve çatışmalarının, servet kavgalarının, yapısal değişimlerin, sınıfsal çelişkilerin, tarihsel kırılma noktalarının ve toplumsal gerilimlerin neredeyse birebir yansıdığı bir alanı oluşturur.

AKP’nin 22 Temmuz 2007 seçimlerinden, şaibeli de olsa, daha büyük bir güç olarak çıkmasının ardından, Türkiye’de ABD ve AB desteğiyle toplumu ve rejimi dönüştürme, başka bir anlatımla ülkenin düşük yoğunluklu bir islamizasyon operasyonuna tabi tutulma siyaseti hız kazandı. Öyle ki, bu operasyon 2008 yılından itibaren bir darbe karakteri kazanmaya başladı.

Bu operasyonun medyayı da kapsaması kaçınılmazdı. Uzan Grubu’nun dağıtılması, Sabah-ATV Grubu’nun AKP tarafından ele geçirilmesi, Star gazetesinin hükümetin kontrolüne girmesi, Kanaltürk’ün yoğun bir mali kuşatma ve siyasal baskı sonucu iktidara yandaş bir gruba satılması bu operasyonun etaplarını oluşturuyordu.

Öyle anlaşılıyor ki, sıra A. Doğan Medya Grubu’na gelmişti. Bunun işaretleri daha önceden verilmişti aslında. Genel seçimlerden önce Hürriyet gazetesinin etkili köşe yazarlarından Emin Çölaşan’ın işine son verilmesi, grubun popüler muhalefet gazetesi Gözcü’nün kapatılması “yaklaşan felaket”in ayak sesleri gibiydi.
Devamı...
 
Skandalların şirketi THY
Yazar soL (HABER MERKEZİ)   
26/02/2009
image

Dünkü kazanın ardından ölü sayısına ilişkin verilen yanlış beyanların yarattığı skandal tazeyken, THY'yi son birkaç yıldır skandalların şirketi haline getiren gayriciddi uygulamalara, liyakatsiz atamalara ve sorumsuz anlayışa topluca göz attık.

soL (HABER MERKEZİ) Türk Hava Yolları'na (THY) ait bir uçağın dün Amsterdam Schiphol Havalimanı'na inişte geçirdiği kaza sonrasında THY yetkililerinin can kaybı olmadığı yönünde üst üste yaptıkları açıklamalar ve hemen ardından  Hollandalı yetkililerin 10 ölü olduğunu açıklaması, THY'nin sorumsuz yöneticilerinin dahil olduğu onlarca skandalı tekrar akla getirdi. İşte özelleştirme, taşeronlaştırma ve AKP zihniyetinin, bir zamanların prestijli şirketi THY'yi düşürdükleri durum...

Devamı...
 
22 Şubat 1962 Direnişi
Yazar Öner Gürcan   
22/02/2009


ÖNER GÜRCAN ,1964 YILINDA 12 YAŞINDA BABASI İHTİLALİN SÜVARİSİ FETHİ GÜRCAN’DAN ALDIĞI DEVRİMCİ BAYRAĞI ONURLA VE AZİMLE TAŞIDI.

12 MARTLARDA 68 Lİ AĞABEY VE ABLALARIYLA OMUZ OMUZA DEV -LİS’Lİ OLARAK HASTA KALBİNE SÜRÜNEN AYAKLARINA RAĞMEN EZİLENLERİN YANINDA YİĞİTÇE YERİNİ ALDI.

12 EYLÜLDE YENİ KALP AMELİYATI OLMASINA RAĞMEN YURT İÇİNDE VE YURT DIŞINDA KARŞI DEVRİMCİLERE VE CUNTACILARA KARŞI MÜCADELESİNE DEVAM ETTİ.

VÜCUDU BU DEVRİMCİ YÜREĞİ DAHA FAZLA TAŞIYAMADI.

BU YAZI ONUN HASTA YATAĞINDA DAHİ ÇALIŞMASINA DEVAM EDEREK ÖLDÜĞÜ 10 AĞUSTOS 2004 GÜNÜ SON NOKTAYI KOYDUĞU 10 YILI AŞKIN ÇALIŞMASININ BİR BÖLÜMÜDÜR  

Devamı...
 
Kalkınmada kız çocuğu etkisi
Yazar Gila Benmayor   
20/02/2009
Kadın Türkiye\'de ev ve iş yaşamını uzlaştıramıyor

DAVOS notlarımı bir kenara kaldırmıştım.Ancak önceki gün Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı "Türkiye’de Kadının Durumu" raporuna gözüm ilişince notlarıma geri döndüm.

Rapordaki bazı veriler Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl yayınladığı "Cinsiyet Uçurumu" verilerinden pek de farklı görünmüyor.

KSGM’nin raporundakiler en taze veriler olduğuna göre bunları tekrarlamakta yarar var.

Türkiye’de hálá beş kadından biri okuma yazma bilmiyor.

Devamı...
 
Ah, “çocuk kadınlar”, çalınmış hayatların çaresizliği…(1)-
Yazar Delil Karakoçan (Yeni Özgür Politika)   
20/02/2009
Gazeteler yazıyor: Adı, Nojud Ali, Henüz 10 yaşında Yemenli bir küçük kadın… Adı Lora, Linda, Clara, Nataşa, Ayşe, Evin, Delâl ya da bir başka olabilirdi; ya da Sudanlı, Pakistanlı, Türkiyeli ne fark eder. Sonuçta, bu ataerkil toplumda; hayatı anlamamışken henüz ve kadınlığını tanımamışken, şeriat vacip görmüş, egemen bir erkeğin yatağına bırakmayı onu; ne olup bittiğini bilmeden; anlamadan daha…

Sonra iyi niyetli bir avukat, (gazeteler öyle yazıyor) acıyıp ayrılmasını sağlamış erkekten… Böylece acıları “son bulmuş”, “özgür kalmış” yani... Küçük kadın, yaşadığı acıları kitaplaştırmış sonra; “yok” satsın diye…

Belli ki bir başka erkek, “para eder” diye, bir başka pazarlamak istemiş küçük kadını…
Son Güncelleme ( 20/02/2009 )
Devamı...
 
<< İlk < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Son >>

Sonuç 481 - 492 Toplam 677
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.