| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 128258
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
İkiyüzlülüğün dobralığı dobralığın ikiyüzlülüğü |
|
Yazar Umur Talu(Sabah)
|
|
02/02/2009 |
1. Ezilmişler, ezilenler, dışlananlar, aşağılananlar, daha güçlüler karşısında hırpalananlar çoğu zaman "Tam yerinde bir ses, bir tavır" ihtiyacı duyar.
Davos'ta onlar için öyle bir ses çıktı.
Ama güçlülerin başkalarını hakir görmesi, ezmesi, aşağılaması, kırması karşısında pek gık çıkarmamış, onlarla kankalık etmiş, uluslararası güçlerin, bölgesel güçlerin, silahlı güçlerin, mali güçlerin "kabalığı" karşısında tek laf etmemiş olanlar "karşı ses"i "kaba" görmekte birbiriyle yarışır.
2. Saddam (Batı'nın verdiği kimyasallarla) Kürtleri yaktığında da...
Ezici ABD ordusuna siperde direnmeye çalışırken ölen çıplak ayaklı Iraklı askerle dalga geçişlerinde de...
Felluce katliamında da...
Gazze'yi açlığa mahkûm eden ablukadaki halkın güçlü bir ordu tarafından katledilmesinde de...
Bir okula sığınmış onca insanın savaş ve insanlık suçunun dik alasıyla öldürülmesinde herhangi bir "kabalık" göremeyenler, isyan eden herkesi "terörist" görmekte, isyan eden her sesi "kabalık" saymakta telaşla koşuşur. |
|
Son Güncelleme ( 02/02/2009 )
|
|
Devamı...
|
|
Goncagül, Hülya, Dilek, Esra |
|
Yazar Rıza Türmen (Milliyet)
|
|
02/02/2009 |
Goncagül 16’da evlendirildi, 17’sinde anne oldu. Goncagül âşık olduğu adama kaçtığı için ağabeyi tarafından öldürüldü. Sevdiği çocuğa kaçan, lise 3 öğrencisi Hülya ağabeyi tarafından öldürüldü. Ağabey, cinayetten sonra “...Namusumu temizledim. Pişman değilim” dedi. Dilek 18 yaşında, Alevi olduğu için ailesinin istemediği biriyle evlenmek üzereyken, 17 yaşındaki erkek kardeşi tarafından öldürüldü. Dilek’in ailesi bu durumu oldukça doğal karşılıyor. “Kurtlar Vadisi’ni çok seyrederdi. Ondandır” diyor. 19 yaşındaki Esra erkek arkadaşıyla telefonda konuştuğu için, 17 yaşındaki erkek kardeşi tarafından öldürüldü. “Aile şerefine leke getirdiği” için. (Radikal, 18.01.2009)
Aile adına cinayet Bu cinayetlerin hepsi son 1-2 ay içerisinde meydana geldi. Hepsinin ortak yanı, genç kızların sevdikleriyle birlikte oldukları ya da telefonda konuştukları için, erkek kardeşleri tarafından öldürülmeleri. Kardeş, cinayeti aile adına işliyor. Gerekçe hep aynı: Aile namusunun korunması. Cinayetten sonra aile, genelde öldüren kardeşi korumaya çalışıyor. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Kemal Okuyan solhaber
|
|
30/01/2009 |
|
Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta Peres ile birlikte katıldığı paneli terk etmesi, hem Türkiye siyaseti için hem de bölgedeki gelişmeler için oldukça önemli bir gelişme. Sıcağı sıcağına bu gelişme için ne söylenebilir? Erdoğan bunu neden yaptı? Üç olasılık öne çıkıyor. Erdoğan, bir kez daha kontrolünü yitirmiş, sürekli sözünü kesen, bir ara omzuna vuran moderatöre sinirlenmiş ve "insani" bir tepki vermiştir. Ne demiş Fatih Altaylı? "Ben de olsam öyle yapardım ama işte bu nedenle başbakan filan olmuyorum!" İlk olasılık bu... İkinci olasılık, Erdoğan'ın uluslararası alanda bazı gelişmeleri yanlış okuyup, hem iç hem de dış politikada elini güçlendirmek için "serbest" davranmaya başlamasıdır. Aynı gün IMF görüşmesinde de Davos'ta da aynı Erdoğan vardır. Tavır alan, reddeden... Üçüncüsü, düpedüz büyük bir projenin yürürlüğe konma olasılığıdır. Türkiye'yi Ortadoğu'ya yerleştirecek, Ortadoğu halkları nezdinde itibarlı kılacak ne varsa yapılacak ve buna ABD, hatta İsrail göz yumacak... |
|
Devamı...
|
|
Yazar UĞUR MUMCU
|
|
24/01/2009 |
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi... |
|
Son Güncelleme ( 24/01/2009 )
|
|
Devamı...
|
|
Sinema emekçileri: "Duş almaya bile vaktimiz yok" |
|
Yazar Birgün
|
|
21/01/2009 |
|
Dizi setlerinde çalışma koşullarının günden güne zorlaştığını belirten oyuncular, yapımcı ve televizyon şirketlerinden günde 20 saati aşan çalışma koşullarının düzeltmesini istedi. Nur Sürer ise yoğun iş temposu yüzünden dinlenmeye bile zaman kalmadığını söylüyor.
Reytingler yüzünden televizyon dünyası bibirine girmiş durumda. Televizyonların amiral gemisi olan dizilerse bu durumdan en çok başı ağrıyan programlarda ilk sırada yer alıyor. Günde 20 saati aşan çalışma koşulları oyuncu ve set ekibini bezdirmiş durumda
Rekabeti bırak, insanca koşul yarat |
|
Devamı...
|
|
Ergenekon nedir ne değildir |
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
21/01/2009 |
Ergenekon diye kodlanan operasyon ve soruşturma, topluma derin acılar çektirmiş derin örgütlenmenin tasfiyesi yerine sermayenin iç savaşı olarak sürüp gidiyor.
Sermaye sınıfı durup dururken kendi içinde hesaplaşmaya tutuşmadı. Geleneksel tekelci sermaye grupları silahlı-silahsız bürokrasiyle kol kola hep iktidarda kalacakmışçasına rehavet içindeyken, Türk küreselleşmesinin en gözü kara aktörü Anadolu burjuvazisi, daha yoğun bir sömürü ve birikim gerçekleştirdi. Önce yerel yönetimlerde iktidara geldi, 2002'de merkezi hükümeti de ele geçirdi. Birikim kanallarının Anadolu çakallarına çevrilmesi, ikisi arasında iç savaşın tohumlarını yeşertti. Sermaye sınıfındaki yarılma, siyasete, uluslararası ilişkilere ve kültürel düzleme de yansıdı.
Eskiden böyle durumlarda kestirme çözümlere başvurulurdu, geleneksel sermaye çevrelerinin hamisi asker-sivil bürokrasi duruma el koyardı. Kaba kestirme çözüm yerine psikolojik savaşın öne çıktığı 28 Şubat sürecinde böyle olmuş, bürokrasi duruma el koymuştu.
Tarafların birbirlerini teşhir etmek için ortalığa saçtıkları enformasyondan anlaşıldığına göre, AKP hükümetinin ilk iki yılında da karargâhlardaki durum muhakemelerinde kestirme çözüm akla gelmiş, ancak hazırlanan harekât ve icra tasarıları, hava arazi şartlarının elverişsizliğinden, en önemlisi de dost kuvvet yetersizliğinden uygulanamamış.
Kestirme çözüm mümkün değil diye kavga bitmedi. Kapalı kapılar ardındaki kavga, 2006 yılında işlenen Danıştay cinayetiyle alenileşti. |
|
Devamı...
|
|
Kadınlar krize karşı taleplerini açıkladılar |
|
Yazar Emek Dünyası
|
|
21/01/2009 |
Kadınların krize karşı dayanışma ağını örmek için bir araya gelen işçi sendikaları ‘Kadınlar krizin yükünü taşımayacak’ dedi.
Hava-İş Sendikası Genel Merkezi’nde dün düzenlenen basın toplantısında bir araya gelen 9 farklı sendika ve TAREM temsilcisi kadınlar krizin etkilerine karşı dayanışmanın önemine vurgu yaptılar. Sendikaların krizin yükünü ödememek için bir süredir yürüttükleri çalışmalar sonucu ortaya çıkan programların kadınlar açısından yetersiz kaldığına dikkat çeken kadınlar, “Kadınlar Kapitalizmin Krizinin Yükünü Taşımayacak!” başlığı altında toparlanan talepleri içeren bir metin açıkladılar.
Petrol-İş, Tekgıda-İş ve Hava-İş Sendikaları Genel Merkezleri ile Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin (TAREM) çağrısıyla 15 Kasım 2008’de düzenlenen “Kadınlar Krizi Konuşuyor” başlıklı sempozyumda başlayan ve sonrasında yeni katılımcılarla devam eden tartışmaların üzerinden şekillenen sonuç metni, Basın-İş, Birleşik Metal-İş, Deri-İş, Dev Sağlık-İş, Kristal-İş ve Tez Koop-İş Sendikaları tarafından da imzalanarak 9 işçi sendikasının ve TAREM’in ortak metni haline geldi.
Krize karşı kadın dayanışması İmzacı sendikaların temsilcilerinin ve Desa Deri, Sinter Metal, Kızılay direnişçisi kadınların katıldığı basın toplantısında açıklamayı Hava-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Eylem Ateş okudu.
Açıklamasında, krizin etkilerinin kadınların yükünü bir kez daha artıracağını belirten Ateş, sendika, emek ve meslek örgütlerinin ev kadınları ile çalışma yaşamındaki kadınların ortaklıkları üzerinden bir politika öngörmesinin önemli olduğunu belirtti. |
|
Devamı...
|
|
Hrant Dink ölümünün 2. yılında anılıyor |
|
Yazar NTVMSNBC.com
|
|
19/01/2009 |
Hrant Dink için biraraya gelecek olan ‘Hrant’ın Arkadaşları’ anma etkinlikleri öncesi “19 Ocak’ta, saat 3’te, ayni yerde” başlığıyla şu çağrıyı yaptı:
“Dostumuz, canımız, hakikat anlatıcımız sevgili Hrant’ımızdan ayrılalı tam iki yıl oldu. Bu upuzun iki yıl, Hrant’ın gidişiyle hayatımızdan eksilen renklerin yasını tutmakla geçti. Bizler bu ülkenin vatandaşları olarak, güvercin tedirginliğinde, gerçek failleri bulunmamış suikastlarla birarada yaşamak istemiyoruz. Bu akıl almaz cinayetten nefret üretmeyen onurlu kalabalıklar olarak, bebeklerden katil yaratan karanlığa ışık düşürmek için, ülkemizin aydınlık geleceğine sahip çıkmak için, büyük acımızın yükünü birlikte taşımak için, adalet için, barış için, kardeşlik için, Hrant Dink davasının mağdurları ve takipçileri olarak 19 Ocak Pazartesi günü bir kez daha buluşuyoruz. Din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi görüş farkı gözetmeden, halkların kardeşliğine inanan tüm yurttaşlar yanyana geliyoruz. ” |
|
Son Güncelleme ( 19/01/2009 )
|
|
Devamı...
|
|
Anneler, Çocuklar ve Timsahlar… |
|
Yazar Gonca Eren
|
|
18/01/2009 |
|
İngiltere İçişleri Bakanı Jacqui Smith, geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi ziyaret etti. Ziyareti sırasında Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ile de görüşen Smith, kadınların, birer anne, eş ve kardeş olarak, terörizmi ve radikalliği önlemede çok büyük rol oynadıkları üzerinde görüş birliği içinde olduklarını açıkladı. Bu açıklamanın gerçekleştiği saatlerde Gazze’de kaç yüzüncü çocuk öldü? Kaçıncı hamile kadın bebeğini düşürdü veya erken doğurdu? Binlerce yaralı ve yüzlerce ölü çocuğun yanında küvez bulunamadığı için ölen yeni doğanların olduğu ne kadar biliniyordu? Beyaz fosfordan ve bombalardan yaralananların kaç tanesi çocuktu? |
|
Devamı...
|
|
Kadınlar için hayat kurtaran karar |
|
Yazar DHA Haber Ajansı
|
|
17/01/2009 |
|
Van'ın Başkale İlçesi'nde uğradığı tecavüzün ardından hamile kalan ve doğum yaptıktan sonra 21 Ekim 2006'da `aile meclisi' kararıyla ağabeyi Kemal Erdaş tarafından öldürülen 16 yaşındaki Naile Erdaş cinayetiyle ilgili dava, karara bağlandı. 15 Ocak 2009 Perşembe Van 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında, genç kızın ağabeyi, annesi, babası, amcası ve dayısı ömür boyu, diğer dayısı da 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Van Kadın Derneği Başkan Yardımcısı Zelal Özgökçe, "Bütün ailenin bu şekilde ceza almasının caydırıcı niteliği var. Bunun bizim için hayat kurtarır bir karar olduğunu düşünüyorum. Mahkeme heyetine teşekkür ediyorum" dedi. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Zeynep Özdal (Turnusol)
|
|
17/01/2009 |
Kadınlar insanca yaşam için direniyorlar çünkü kirli ve sağlıksız koşullarda çalışıyorlar. DESA deri fabrikasında yüzlerce işçi tek bir tuvaleti kullanıyor, sadece denetim zamanlarında fabrikada temizlik yapılıyor. Kullandıkları zehirli ve sağlığa zararlı ilaçlara rağmen işveren sağlık önlemleri almıyor, çalışanlara maske bile taktırmıyor.
Çapa Hastanesinin temizliğini yapan Çağ Temizlik Şirketi, hastane koşullarında çalışan kadınlara koruyucu aşı yapmıyor. Çöpleri taşırken iğnelerden birinin ellerine batması an meselesi iken çalışanlara yönelik hiçbir koruyucu sağlık önlemi yok. Kızılay Kan Merkezinde çalışan kadınlar ise bütün gün kan alıyorlar ancak ellerini yıkayacak bir lavaboları yok.
Kadınlar uzun saatler çalışıyorlar. Bir günde, ortalama günlük çalışma saatleri kadar fazla mesai yapıyorlar. Bazen durmaksızın 36 - 40 saat çalışıyorlar. 1 saatlik yemek molasında betonda uyuyup dinlenmeye çalışıyorlar. Çoğu zaman yemek için bile mola veremiyorlar. Pazar günü, tatil günü demeden aranıp işe çağırılıyorlar. Bazen patron kadınları toplayıp evine temizliğe götürüyor. Şehir dışı görevlere gönderilip günlerce evlerinden ayrı kalıyorlar. İşyerinde kreş olmadığı için çocukların bakımı kadınlar için bir dert. O kadar çok çalışıyorlar ki fazla mesaiden fırsat bulduklarında koşarak gidip evlerini temizleyip, ütülerini yapıp, çocuklarının ödevlerine yardım ediyorlar. İşten eve kaçta dönerlerse dönsünler yemeği kadınlar yapıyor. Şanslı olanların kocaları temizliğe yardım ediyor. Çok çalıştıkları için evleri pek de temiz olmuyor. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Sabah UMUR TALU
|
|
16/01/2009 |
Eşik nedir? Bin ölü yeterli değil midir? Bin çocuğun öldürülmesi mi beklenmelidir? Nedir? Bin okul mu vurulmalıdır? Bin mezarda bin ölü mü yeniden öldürülmelidir? Nedir? Bin kadının vurulması mıdır? Bin bebeğin ölü doğması mıdır? Eşik nedir? Bin gece rahat yataklarda uykusuz kalınması mıdır? Bin gündüz boyunca uyuyan vicdanın uyanması mıdır? Nedir? Bin gün müdür? Bin ay mı, bin yıl mıdır? Nedir? Bin tank mıdır? Bin füze midir? Eşik nedir? Bin diplomatik oyun mudur? Bin ihale midir, bin lobi midir? Nedir? Çocukları öldürmeyi reddedecek bin İsrail askeri midir? İsrail'in takmadığı ve İsrail'i mahkûm edemeyen bin BM kararı mıdır? Bin hastanenin vurulması, bin doktorun öldürülmesi, yarı ölülerin yüzde bin öldürülmesi midir? |
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 505 - 516 Toplam 677 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|