Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 128257
Ana Sayfa
TRT-ŞEŞ HAYIRLI OLSUN!
Yazar Rahmi YILDIRIM   
15/01/2009

 

Televizyonda Kürtçe yayının tartışıldığı 2000 yılında yazdığım bir yazıda demişim ki,

 “Devlet Kürtçe yayını serbest bırakmaya çoktan razı. Ama Kürtlerin Hülya Avşar’ı, Sibel Can’ı kimler olacak? Kürtlerin Reha Muhtar’ı kim olacak? Devletin elini tutan, Kürt Reha Muhtar ya da Kürt Hülya Avşar bulamamak. Yoksa Kürtçe yayın çoktan başlayacak!”

Devlet, Sibel Can ve Reha Muhtar’ın Kürtçe konuşanını sekiz yılda ancak bulabilmiş olmalı ki, TRT’nin bir kanalını zaman sınırlaması olmadan Kürtçe yayına ayırdı!

TRT-Şeş hayırlı olsun! Ukalalık edip Kürtçesini söylemeye yazmaya çalışmayacağım. Çünkü, nasıl yazılır, bilmiyorum.

Şaka bir yana, kuruluşundan bu yana Kürtlerin varlığını, kimliğini yok sayan, hatta bir ara ana dilini yasaklayan devletin Kürtçe kanal açması son derece önemlidir.

Devamı...
 
ANKARA GÖNÜLLÜLERİNE- KİRBİTİ ÇAK-
Yazar Ömer Gürcan   
08/01/2009
"Derken bir yıldız kaydı, gökyüzüne geniş bir yay çizerek uzaklaştı, söndü. Kızcağız: 'işte, biri daha öldü' diye mırıldandı. Bir gün, ninesi söylemişti: Her yıldız düştükçe yeryüzünden biri ölürmüş... Ninesini bir daha görebilmek için bir kibrit daha çaktı. Soğuktan kaskatı kesilmiş, beyni durmuştu. O şimdi sokak ortasında olduğunu unutmuş, düşler dünyasına dalmıştı. Kibritin alevinde yine ninesini görüyor, onun sesini işitir gibi oluyordu. İşte ninesi geliyordu. Lapa lapa yağan karların arasından bir melek gibi iniyordu... Geldi, geldi... Kollarını açtı, torununu kucakladı, aldı göklere doğru götürdü...
Ertesi sabah, yoldan geçenler, bir evin basamağında donmuş kalmış kızcağızın ölüsünü buldular. Yanı başında bir sürü boş kibrit kutusu vardı." (Hans C. Andersen)
 
.1920 yılından beri ülkemdeki tüm altüstlükler hep  Ankara'mda yaşanmış.. Ve yaşanmaya devam ediyor.
Devamı...
 
SOL ADINA DAVACI OLMAK“YA DA VATAN KURTARMANIN YENİ ŞARTLARI”
Yazar Celal ÖZCAN-SHP Etimesgut İlçe Başkanı   
07/01/2009

Image12 Eylül 1980’ den beri Türkiye’de askeri darbe olmuyor. Yakın tarihimizde, her on yılda bir olan darbelere bakılacak olursa ara epey uzadı. Darbesiz dönem rekorunu kırmaya şunun şurasında sekiz yıl kaldı. Cumhuriyet’in kuruluş tarihi olan 1924 ten 1960 yılına kadar geçen süreyi darbesiz dönem sayarsak eğer, geçen 36 yıllık süreyi egale etmeye 8 yıl kaldı demektir.

Malumunuz, 1980’den 2009’a 28 yıl eder. Gerçi bu 28 yıllık sürede darbe girişimi veya post modern darbe olarak adlandırılan gelişmeler oldu. Hatta literatüre e-darbe gibi kavramlar da eklendi ama o kadarcık müdahaleler 1924–1960 arasında da aranılırsa, bulunulabilir.

       Neden darbe olmuyor?

a-                Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesi ile sistem yerli yerine oturtuldu. Onun için darbelere gerek kalmadı.

b-                Darbe yapacak “yiğitler” konusunda bir sıkıntı var.!!

Son Güncelleme ( 07/01/2009 )
Devamı...
 
KEMALİZM SOL’DUR
Yazar ÖMER GÜRCAN   
05/01/2009

“Temel ilke Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir.

       Ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan kendini kurtaramaz.”

       (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Devamı...
 
Mübarek özelleştirme!
Yazar Ece Temelkuran (Milliyet)   
05/01/2009
Baştan şunu söyleyeyim: 2. Bahçelievler Katliamı’nda, mütedeyyin doğalgaz marifetiyle öldürülen yedi gencin aileleri bir dava açacaklar diye düşünmek istiyorum. Cumaya yetişme telaşıyla özelleştirme endişesi arasında, yedi çocuğun ölümünü o kadar da ehemmiyetli bulmayan Başkent Doğalgaz Anonim Şirketi Genel Müdürü Veysel Karani Demir’le ilgili bir manevi tazminat davası açacaklar diye umut ediyorum. Konuyu Avukat Fikret İlkiz’e sordum. Demir’in ‘Çocuklar çıplaktı. Dur bakiim... Yok yahu, değil miydi yoksa’ tipi açıklamalarıyla ilgili çocukların kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat davası açılmasını öneriyor. Davada talep edilecek şeyin para değil, bu suçun işlendiğinin gazetelerde ilanen yayını olması gerektiği kanaatinde. Ayrıca Demir’in basın toplantısında gazetecilere söylediği “Çok soru almayalım, malum bugün Cuma” sözleri de, görevi ihmalden dava konusu edilebilir. Zira, devlet işleriyle ahiret işlerini birbirine fena halde karıştırmış olan Demir’in kamuoyunu bilgilendirme görevi olmasına rağmen, kendisinin bu görevi Cuma’ya ‘kaçarak’ yerine getirmediği iddia edilebilir.

Özelleştirme ve dinimiz
Badem Bıyıklılar İşbirliği Ağı’nın müstesna bir köşe başını tutmasının yanısıra, Veysel Karani Demir’in önceki günkü basın toplantısında söyledikleri hakikaten altın değerinde sözlerdi. Türkiye’yi nasıl bir zihniyetin yönettiğine dair bir numune kıymetinde olan basın toplantısında ortaya çıkan manzara şuydu:
Devamı...
 
Hayaller ve Gerçekler...
Yazar Gonca Eren Solhaber   
05/01/2009

Kim ne derse desin haklarını yememek lazım! İki seçimdir en önce seçim kampanyasına onlar başlıyor. 22 Temmuz genel seçimlerinden aylar önce “Meclise girmek için erkek olmak şart mı?” sloganı ile aralarında Ümit Boyner gibi hali vakti oldukça yerinde hanımefendilerin de olduğu kadınları bıyıklı resmeddikleri afişler kullanmışlardı.  

Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği, kısa adı ile KA-DER, şimdi de 2009 yerel seçimleri öncesinde bir kampanya başlattı. Kampanya afişinde Erdoğan’ın sağ tarafında Bahçeli, sol tarafında Baykal omuz omuza duruyorlar ve gülen suratlarının yanında büyük puntolarla “Üçümüz de aynı fikirdeyiz!” yazıyor. Yerel yönetimlerde %50 kadın adayı hedeflediklerini de bir alt satırda belirtiyorlar. Afişe bir uyarı notu da düşülmüş: “Bu afiş yerel yönetimlerde %1’lik orana isyan eden ve siyasette görev almak isteyen kadınların hayallerinin ürünüdür.”  

Devamı...
 
Gel gör ki; “Büyümez ölü çocuklar…”
Yazar Nazım Hikmet Ran 1956   
30/12/2008

Kapıları çalan benim
Kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
Göze görünmez ölüler.
Hiroşima’da öleli
Oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
Büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce,
Gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
Külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için
Hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
Kâğıt gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı,
Teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
Şeker de yiyebilsinler.

Nazım Hikmet Ran

 
Biliyor muydun amca!
Yazar Umur Talu (Sabah)   
30/12/2008
Şöyle bir dengecilik var:
"Hamas da füze attı".

***

İster ABD ve İsrail'le birlikte "sadece terörist" deyin...
İster "seçim de kazanmış, siyasi ve askeri bir hareket" deyin.
Bu Gazze'nin ne olduğu gerçeğini değiştirir mi?

Gazze'nin "İsrail'e karşı iktidarsız" Birleşmiş Milletler dilindeki adı bile "işgal altındaki topraklar".
Kimin işgali?

Hamas'ın mı!
Bir zamanlar, Hıristiyan Arapların da dahil olduğu "milliyetçi" Filistin hareketi karşısında "İsrail'in teşvikiyle" oluşmuş Hamas'ın mı, yoksa İsrail'in mi?

Yıllarca Gazze, işgal altındaki topraktı ve düne kadar Gazze abluka altındaki topraktı.

İnsanların, kadınların, çocukların, yaşlıların açlık ve sefalet mezarına canlı canlı koyuldukları topraktı.

***

"Terörizm", "masum insanlara da saldırı" tanımıyla özel mana kazanır, değil mi?

Bir örgütün "teröristliği" en çok bununla vurgulanır.

Peki, bir devlet "masum insanlar"a, kadınlara, okul çocuklarına, bebeklere füze ve bomba ile saldırdığında nedir?
İsrail böyle bir saldırıyla nedir!

***
Devamı...
 
Kürt kızların sünnet çilesi
Yazar vatan gazetesi   
30/12/2008
Washington Post gazetesinin haberine göre Kuzey Irak'ta her yıl yüzlerce kız çocuğu, ilkel yöntemlerle sünnet ediliyor

Kadın nüfusunun yüzde 60'tan fazlasının sünnet edildiği Kuzey Irak'ta yetkililer, dünyanın dikkatini bu konuya çekmemek için, genç kızlarda fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açan bu işlemi yasadışı ilan etmeye yanaşmıyor.

Sağlık açısından hiçbir yararı olmadığı gibi, enfeksiyon ve başka rahatsızlıklara neden olduğu gerekçesiyle uzmanlar tarafından eleştirilen kadın sünnetinin Kürt nüfusu içinde nasıl bu kadar yaygınlaştığına tam bir cevap verilemiyor.

Daha çok Afrika ülkeleri ve Ortadoğu'nun bir bölümünde görülen kadın sünnetinin dünyada en yaygın olduğu bölgeler arasında Kuzey Irak da ilk sıralarda yer alıyor.

Kürt kızlarına uygulanan ve , sağlık açısından hiçbir yararı bulunmayan bu işlemi “Allah için” yaptıklarını söylüyorlar. Irak’ta Kürt nüfusun yüzde 60’ının sünnet olduğu belirtildi.
Devamı...
 
Değişen dünyanın Leyla’sı
Yazar Radikal Yıldırım Türker   
28/12/2008
Bir zamanlar birçok duvarı süslemiş en ünlü fotografını onca sarsıcı kılan, çekingen bakışlarıydı. Kuzguni pırıltılı saçlarının alnını örtüşü de aslında görünmeye direnen bir güzelliği çerçeveler gibiydi. Dalgın, önüne bakıyordu. İnce, köşeli çenesi, düz, güçlü burnuyla
hülyalı bir genç kadın. Başına sardığı kefiyesiyle eni konu Audrey Hepburn'u hatırlatıyordu. Silahını kavradığı ince uzun parmaklarından birindeki yüzüğü, bir mermiydi. Eğitim sırasında kullandığı ilk el bombasının pimini bir mermiye dolayarak yapmış o yüzüğü.
Onun resmi, Che Guevara'nınkiler gibi adeta başka bir dünyadan postalanmış gibiydi. Kırılgan bir güzelliği vardı. Her şeyden öte bu suret insanda derin bir şefkat uyandırıyordu. Hayatın çoktan öte yanına geçmiş, dünyevi hırslardan arınmış mücahide. Sadece inancıyla beslendiği için iyice hafiflemiş, uçucu bir azize. 1969 yılının Ağustos ayı devrilmeden bütün dünya onu tanıdı. Adı Leyla Halid'di.
1944 yılında Hayfa'da doğdu. İsrail sınırlarıyla çevrili. 48'de ailesiyle birlikte Lübnan'a göçtü. Daha dört yaşındayken annesinin portakal kopartmasına izin vermeyişini, meyvelerin onlara değil Lübnan'a ait olduğunu söyleyişini hatırlıyor hâlâ. Doğduğundan itibaren mülksüzlük hissiyle yoğruldu. Beyrut'ta sefalet içinde geçen çocukluğu, akrabaların yanında yakasını bırakmayan sığıntılık hissi onu öfkeyle kavrulmuş bir sıla özlemine gömdü. Filistinlilerin acısını, bu acının müsebbibini anlamaya çalıştı. Mücadeleye karar verdiğinde henüz 15 yaşındaydı. Filistin Kurtuluş Cephesi'nin eğitim kamplarında hırsı ve yeteneğiyle sivrildi. Kadınların hep bir adım geriden yürüdüğü bir kültürde silah, arayı kapatıyordu. Leyla silahlanmıştı.
Devamı...
 
Negatif Provokasyon
Yazar Kaan Arslanoğlu   
26/12/2008
Kapitalizm yine ciddi bir krize girdi. Yunanistan’da kitle eylemleri. Fransa’da öğrenciler sokakta. Latin Amerika’da emperyalizm karşıtı dalga yükselmeye devam ediyor. Irak’ta Bush’a teğet geçip ABD bayrağını vuran pabuç. 

Emperyalist kapitalizmin iğrenç yüzünü halka en iyi anlatabileceğimiz zaman.

İflas eden şirketler, işsiz kalan yığınlar, daha da zenginleşen asalaklar...  

Bizde de bir şeyler oluyor. Yenileri bekleniyor. 

Tam da böyle bir an eski solcu tescilli Amerikancılarla, dinci Amerikancılar, her zaman olduğu gibi liberal solcuları yanlarına alarak ne mi yapıyorlar? Doksan üç yıl önceki “Büyük Felaket”i imzaya açıyorlar. 

Kişisel bir tercihmiş, kişisel bir tavırmış. Ama toplu imza. 
Devamı...
 
Bir celladın anıları
Yazar Gülderen Gürcan Shp Ankara Etimesgut ilçesi yönetim kurulu üyesi   
23/12/2008

Okumaz olaydım. Bengüç  Özerdem'in, (l983 tarihinde cellatlık yapmış, altı kişiyi asmış bir adamın hikayesini konu alan 'Bir Cellatın Anıları'), kitabının peşine düşen Aktüel Dergisi'nin izlenimlerini.

Okumaz olaydım, işsizliğin parayla satın alınıp insanlara cellatlık yaptırıldığını. Muhabirlerce; 'ötekileştirilmiş' teşhisi konulan Abdurrahman Balakan'ın alkolle sığınmış hayat hikayesini.

Sosyal devletin olduğu yerde; sokaklarda doğup, sokaklarda büyümek nasıl bir şeydir?

Kaç kişi biliyor, hapishanelerde eşek sudan gelinceye kadar dayağı, işkenceyi, açlığı, illede küf ve pisilik kokulu  ıslak soğuğu kaç kişi biliyor? Birbuçuk metre kare taş betona, eksi bilmem kaç derecelerde günlerce kaldınız mı? 

 Çığlıklardan başka sesler duydunuzmu?

Son Güncelleme ( 23/12/2008 )
Devamı...
 
<< İlk < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Son >>

Sonuç 517 - 528 Toplam 677
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.