| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 128255
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Yazar SÜVARİ ÖMER GÜRCAN
|
|
22/12/2008 |
|
CHP Programı önce ahlak diye başlar:. Ahlak’a verdiği önemi vurgular: “Siyasette ve kamu yönetiminde kirlenme toplumumuzun en öncelikli sorunlarından biridir. Yolsuzluk, rüşvet, suiistimal ve kayırmalar sosyal barışı kökünden sarsmaktadır. Bu erdemsiz görüntü halkımızın merkezi ve yerel yönetimlere olan güvenini yok etmekte, demokrasimizin gelişmesi engellenmektedir. Yolsuzluk, vurgun ve siyasi kayırmacılığın devleti kuşattığı, iktidarları teslim aldığı, herşeyin yozlaştığı ve ahlaki idealizmin küçümsendiği bir zaman kesitinde, CHP, “erdem mücadelesi” nin öncüsü olmuştur. CHP’nin özlediği ve önerdiği Türkiye, CHP’nin geçmişte sorumluluğunu taşıdığı Türkiye gibi, ahlakın, namusun, erdemin ve emeğe saygının Türkiye’si olacaktır. Devlet ve ülke yönetiminde ahlakın ve dürüstlüğün geleneğini simgeleyen Cumhuriyet Halk Partisi, çıkaracağı “Ahlak Yasası” ve diğer önlemlerle, siyasette ve kamu yönetiminde erdem ve saydamlığı temel ilke haline getirecek; her türlü kirliliğe son verecektir. “ |
|
Devamı...
|
|
Yazar soL (HABER MERKEZİ)
|
|
20/12/2008 |
|
Dün cezaevlerinde devrimci tutsakların başlattığı ölüm orucuna yönelik saldırının 8. yılıydı. 28 tutsağın yaşamını yitirdiği operasyonun davası zaman aşımı nedeniyle düşürüldü ancak kamuoyu davayı sürdürüyor. soL (HABER MERKEZİ) F tipi cezaevlerine nakillerini kabul etmeyen devrimcilerin başlattığı ölüm orucu bundan tam sekiz yıl önce devlet tarafından kanla bastırılmıştı. 28 devrimcinin ve 2 askerin yaşamını yitirdiği saldırının azmettiricisi olan ANAP-DSP-MHP koalisyonunun "Hayata Dönüş Operasyonu" adını verdiği katliam hakkında açılan davalar sürekli artan failler, davaya gelmeyen ve "bulunamayan" askerler nedeniyle zaman aşımına uğradı. Katliamın failleri ise insanlık nezdinde suçlu olmaktan kurtulamadı. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Deniz KAZANOĞLU
|
|
20/12/2008 |
|
Bugünlerde Başbakan Erdoğan Facebook’la fazla haşır neşir sanıyorum. Çünkü bayram namazı sonrası yaptığı açıklamada “İddia ediyorum krizden en az etkilenen ülke biz olacağız.” dedi. Sizce bu açıklamayla Facebook’ta kendine bir grup kurmuş olsaydı ne kadar üyesi olurdu? Bence hiç de fena bir rakama ulaşmazdı. Neden diye soracak olursanız, pek çok insanın hala kriz ve AKP hükümeti arasındaki bağlantıyı görememiş olduğunu fark ediyorum. “Düzen içindeki partilerden herhangi biri de bu kriz döneminde iktidarda olabilirdi ve o zaman krizin sorumlusu o parti olarak gösterilirdi” vb. yorumlara kesinlikle katılıyorum ancak sorun, var olan ve etkisi gittikçe artacak krizin AKP’nin yürüttüğü politikalar doğrultusunda ortaya çıktığıdır ve bu gözden kaçırılmaya çalışılmaktadır. Aman dikkat, seçim var! Kriz de neymiş? |
|
Son Güncelleme ( 20/12/2008 )
|
|
Devamı...
|
|
Kadınların öldürüldüğü federal cumhuriyet! |
|
Yazar İstanbul shp il yönetiminden Nuvide Ertek aracılığı ile Nihal Kemaloglu'nun kaleminden
|
|
18/12/2008 |
|
(Keske, o ayakkabıları fırlatabilme bilincinde, gucunde ve cesaretinde ıraklı kadınlar olabilseydi. Nuvide ) 21. yüzyılın zihniyetini temsil eden bir demokrasi Irak’ta inşa ediliyor! Mart 2003’te başlayan uygarlaştırıcı operasyon devam ediyor! Batı’nın demokrasi tarihinin kanlı bedellerle ödünlenmiş bir tarih olduğunu söyleyenleri Irak haklı çıkarıyor! Irak’ta 2 milyona yakın sivilin ölümünden bahsediliyor. Yıkılan ve işgal edilen ülkenin önce kadınlarının ve çocuklarının varlıkları işgal edilir. Savaşın ve şiddetin nesnesi onlardır. |
|
Son Güncelleme ( 19/12/2008 )
|
|
Devamı...
|
|
Yarınlar bizim için geç artık |
|
Yazar Gülsen Feroglu
|
|
17/12/2008 |
|
Şimdi mevsim, daima sıcak yerlere seyahat eden leyleklerin kıskanıldığı, erken gelen akşamların, sezonluk sevdalarla vedalaşmaların, bitişlerin, başlangıçların müdavimi sonbahardır. Günse, üniversite öğrencilerinin, yazlıkçıların ‘Ankara’da bir sürrealist:Gökçek’li şehre döndüğü, öğretmenlerin işe başladığı, küresel kriz olsa da, olmasa da yiyecek, giyecek, yakacak fiyatlarının arttığı masraf ayı Eylül’ün sıradan bir günüdür. Ve siz, ta 18.yüzyılda “ey yeryüzü, bu gecede sabit kaldın”ı yazan Goethe’ye nazire yaparcasına ‘ne haber’ denildiğinde, değişmeyen ‘hiç, ne olsun, hep aynı’ cevabındaki o aynının aynılığında mevsimler, yıllar değişse de birbirine benzer olayların, usandıran “ya sev, ya terk” muhabbetinin, …, sürdürülebilir savaşın, işkencenin, torpilin yaşandığı bu ülkede, her günü, yılı yalnızca tarihleri değişen dün sanmışsınızdır. |
|
Devamı...
|
|
EL ZEYDİ'NİN İZ BIRAKAN AYAKKABILARI |
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
17/12/2008 |
|
Haberi okuyunca gözlerime inanamadım, okuduklarıma inanamadım. ABD Başkanı George W. Bush, kan çekmiş olacak, Irak’a veda ziyaretinde bulunmuş. Irak Başbakanı Nuri El Maliki’yle birlikte basın toplantısında. Yüzünde sahte gülücüklerle Irak’ta daha savaşın bitmediğini anlatıyor. Kahire’den yayın yapan El Bağdadi televizyonunun muhabiri olduğu belirtilen Muntazar El Zeydi de gazeteci sıfatıyla basın toplantısını izliyor. Derken El Zeydi, “Al sana Irak halkının veda öpücüğü, köpek!” diye bağırarak ayakkabılarını peş peşe Bush’a fırlatıyor. Ayakkabılar Bush’un Irak’a yağdırdığı “akıllı füzeler”den daha akıllı! Ama ayakkabılar tam isabetle hedefe yapışacakken, Bush, kendisinden beklenmeyecek bir kıvraklıkla saldırıyı savuşturuyor. Keşke El Zeydi bağırarak Bush’un dikkatini çekmeden önce ayakkabıyı atsaymış! Rivayete göre, ABD başkanı karısıyla kavga etse ve kadın elindeki tavayı başkanın kafasına indirecek olsa, koruma görevlileri first lady’yi oracıkta haklarlar. Ama Allah’tan, Bush’un muhafızları El Zeydi’nin eylemi karşısında gaflete düşmüşler. Sonuçta Muntazar el Zeydi, üzerine çullanan görevlilerce salondan çıkartılıp gözaltına alınmış. Arap coğrafyasında gazeteler ve televizyon kanalları olayı birinci haber olarak sunmuşlar. Gazeteciler, “Kim ABD’lilere ayakkabı fırlatacak kadar cesur?” diye birbirleriyle şakalaşmışlar. İnternet sitelerinde, “14 Aralık uluslararası ayakkabı günü ilan edilsin!” çağrıları yapılmış. İşgal acısıyla kıvranan yurtsever Iraklılar gösteriler düzenlemişler; Necef’teki göstericiler bir Amerikan konvoyuna ayakkabılarını fırlatmışlar. |
|
Devamı...
|
|
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 60’ncı Yılı |
|
Yazar BURAK GÜRBÜZ
|
|
14/12/2008 |
|
1948 yılında, ikinci dünya savaşı sonrası Birleşmiş Milletler öncülüğünde yazılan beyannamenin maddelerine yeniden göz atmamızın nedeni, İHEB’in 60’ncı yıldönümü olması. Göstermelik hak ve özgürlüklerin yazılı biçimi olan beyanname aslında bir çeşit temenniler manzumesi. XX’nci yüzyılın ilk yarısındaki emperyalist ülkeler arası Pazar paylaşımları için yapılan kanlı savaşlar her taraf için hüsranla sona ermesi, kapitalist ülkelerin yap-boz tahtası haline getirdikleri uluslararası iş bölümünün tekrar yeniden yapılanmasını gerekli kıldı. O zamana kadar yapılan savaş ve katliamlar unutulmuşçasına barış, kardeşlik dolu yeni bir sayfa açılmak isteniyordu. 1948’den 2008’e 60 yıl geçmiş ve bugün 60 yıl önce yazılan metine baktığımızda, metnin temel maddelerinin savaşta taraf olmuş kapitalist ülkeler tarafından uygulanmadığını görmekteyiz. Peki, bu uygulanmamış metin hala neden önemli? Belki asıl soru bu olmalı. Bu sorunun cevabını yazının sonuna saklayarak beyannamenin içeriği ile ilgili söz edelim. |
|
Devamı...
|
|
Yazar soL (Ankara)
|
|
14/12/2008 |
|
TDKP üyesi Erdal Eren'in 17 yaşında faşist cunta tarafından idam edilişinin 28. yıldönümünde, Devrimci 78'liler Federasyonu ve EMEP üyeleri tarafından Ankara'da eylemler yapıldı. soL (Ankara) 12 Eylül 1980 darbesi ile iktidarı alan faşist cuntanın katlettiği yüzlerce devrimciden biri olan Erdal Eren, dün Ankara'da etkinliklerle anıldı. Devrimci 78'liler Federasyonu Ankara Şubesi ve Emek Partisi (EMEP) üyelerinden oluşan bir grup, öğleyin saat 14.00'te Karşıyaka Mezarlığı'nın 2 Nolu kapısında toplanarak Eren'in mezarına yürüdü. 17 yaşında idam edilen Eren için yapılan saygı duruşunun ardından, katılan örgütler adına birer basın açıklaması okundu. |
|
Devamı...
|
|
Atina’ya “Düzen” Gelecek mi? |
|
Yazar Foti Benlisoy (Bianet.org)
|
|
12/12/2008 |
15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos’un polis tarafından Atina’nın göbeğinde katledilmesinin ardından dört gün boyunca ülkenin hemen her yanında “patlayan” yığınsal öfke, "hükümeti ve neredeyse tüm siyasal sistemi paralize etti" demek abartı sayılmaz.
Kimse beklemiyordu
Öyle beklenmedik bir tepkiydi ki bu memleketin belki on, belki yirmi yıldır bırakın çatışmayı, eylem dahi görmemiş ücra köşelerinde bile sokaklara çıkan üniversite ve lise öğrencileri yol kesip polis karakollarını kuşatır oldu.
Pazartesi akşamı artık gösteriler bütün ülkeye yayılmışken ve Atina alevler içindeyken Dışişleri Bakanlığı binası boşaltılıyor, Cumhurbaşkanı güvenlik gerekçesiyle konutundan başka bir yerde geceyi geçirmek durumunda kalıyordu.
14-15 yaşında çocuklar meclisi kuşatıp MAT’lara, yani “çeviklere” Atina sokaklarında bulunması en kolay iki şey olan mermer ve turunç atıyorlardı.
Kimsenin beklemediği bir şeydi bu.
Evet, son bir iki yılda öğrenci hareketi eğitimin piyasalaştırılmasına dönük neoliberal reformlara karşı şiddetli bir direniş sergilemişti.
Evet, Yunanistan’da anarşist yapı ve kümeler de, radikal solun değişik kesimleri de bir gelişme, genişleme evresindeydi.
Ama böylesine bir radikalizmi, böyle ansızın, böyle umulmadık şekilde bir kabarışı doğrusu herhalde kimse beklemiyordu. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Administrator
|
|
11/12/2008 |
|
BU HAFTA Kİ AKSİYON DERGİSİNDE SARP KURAY İLE SÖYLEYİŞ
Ergenekon'u da taşeronlara yıkacaklar Sarp Kuray, 9 Mart cuntası hikâyesi ile bugüne ışık tutuyor, anlattıkları ile Ergenekon’un ‘fotokopisini’ çekiyor. Ona göre senaryo aynı, sadece aktörler ve dinamikler konjonktüre göre ayarlanmış. ‘Geçmişi karıştırmasam beni yine idare ederlerdi.’ sözleriyle yargılanmasındaki tuhaflığı anlatıyor. | | 
|
|
Son Güncelleme ( 11/12/2008 )
|
|
Devamı...
|
|
Kurban etme, kurbanı seyretme |
|
Yazar G. Gürkan Öztan
|
|
08/12/2008 |
|
İnsanlığın evrensel tarihi hayranlık, şaşkınlık, arzu ve korkunun, gündeliği ve gelecek beklentilerini biçimleme tarzları ile doludur. İnançların ve dini ritüellerin, bireylerin ve insan topluluklarının yaşamları içersindeki derin izleri, insanlığın ortak tarihinin bir parçasıdır. Bu eksende kurban ve kurban etme ayinleri, kadim dünyadan modern çağa, hem semavi hem de semavi olmayan inanç sistemlerinin önemli ibadetlerinden biri olagelmiştir. İnsanlar, kimi zaman tam manası ile açıklayamadıkları olaylar karşısından duydukları hayranlık ya da korkunun bir ifadesi olarak kimi zaman Tanrı/Tanrıların gönlünü alma, gazabını dindirme ya da onlara şükranlarını iletme biçimi olarak canlı varlıkları kurban etmişlerdir. Kurban etmenin, bazı durumlarda ‘adak’ adı ile bir pazarlık ya da işlenen cürümlerin kefareti şeklinde ifa edilen bir eylem olduğu da yadsınamaz. Ancak kurban etme eylemi, salt bir ‘sunma’ faaliyeti değildir. Sunulanın özellikleri, sunmanın şekli unsurları ve bu unsurların çağrıştırdıkları, kurban etme işinin sosyo-psikolojik zemininin devamlılığını temin eder. Her şeyden evvel sunulan kurban, alelade bir canlı değildir; temizlik, masumiyet vb. bir dizi ayırt edici özellikle mücehhezdir. Herkesin kurbanı da makbul değildir; kurbanı kesen ilahi güce karşı sorumluluk bilinci ile hareket etmedikçe, kurbanın kabul edilmeyeceği ileri sürülür. Tanrıya/Tanrılara adanan canlı varlığın akıtılan kanı, kurban ritüelinin en önemli belirleyicilerindendir. Öyle ki kutsal varlığa/varlıklara adanan kurbanın kanı, çoğu zaman kurbanı sunan ile kutsal varlık/varlıklar arasında simgesel bir bağın temsilcisidir. Kurbanı kesen, bu ritüelin gururunu içinde hisseder; kutsalın karşısında gereğini yapmanın rahatlığını yaşar. Feda edilen yaşam, diğer yaşamları besler. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Şükran Soner (Cumhuriyet)
|
|
08/12/2008 |
5 Aralık Türkiye’de kadınların seçme seçilme, siyasal haklarını Batı demokrasilerinden önce, geniş kapsamlı kazanmalarının yıldönümü. 10 Aralık dünyada evrensel insan hakları günü. Her ikisinde de hakların kullanılabilmesini unutun algılanmalarında bile, insan hakları ölçeğinin olmazsa olmaz ilkelerini nasıl böylesine yitirdik? Omurgasız, dik duramayacak insan hallerine benzettik?
1980’li yıllarda kadın hakları savaşımında atağa geçmiştik. Dünyada ve ülkemizde paralel yaşanan süreçte, insanlığın ilk kadın hakları savaşımı atağında olduğu üzere, lokomotif işçilerdi. İşçi, emek hakları, sendikal haklar, iş güvencesi savaşımında, sermaye-siyaset çıkar işbirliğinde geriye püskürtme atağına karşı direnirken nüfusun kullanılmayan kadın gücü ve dinamiği eylemlerle bir kez daha keşfedilmişti...
Marksizmin tehdit olmaktan çıkması bağlantılı kapitalist dünyada, sosyal devlet, sendikal haklardan vazgeçme, demokrasinin olmazsa olmaz ayaklarını kesme sürecinden söz ediyoruz. İngiltere’de liberal rüzgârların güçlü dalgasında madenler kapatılırken kadın direniş gücünün keşfedilmesi, yeni ateşi körüklemiş, ideolojik kimliğini yitirmekte, göçmekte olan İngiliz İşçi Partisi’nin yeni sol rüzgârları ile iktidara gelmesinin kaynağını oluşturmuştu. Yeni sol rüzgârları dalga dalga Batı dünyasında estirilirken bizler kadın hakları kazanımında sevindirik olurken, siyasetin oyunu özünde “kadını vitrinde kullanma” sanatını geliştirmekmiş. AB’nin olmazsa olmaz demokrasi ayakları, sosyal devlet, eşitlik, sendikal haklar ilkeleri kırılırken kadınlar için “eşitlik” kavramı vitrinde, insan haklarında eşitliğin yok edilişinin saklanmasının aracı olarak kullanılmıştı. |
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 529 - 540 Toplam 677 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|