Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 486304
Ana Sayfa
OHAL'den geldik bu hale
Yazar Yıldırım Türker(Radikal)   
28/06/2010

Elbette birileri tetikte bekliyor. Onların bir an olsun ellerini tetikten çektiklerini, ruhlarını soğuttuklarını sanmayın. OHAL fikriyle çıkıverdiler ortaya.

OHAL’in tekrar uygulamaya konmasını talep etmek, bu talepte ısrarcı olmak, devleti açıkça savaş ilanına zorlamaktır.

Şimdi yine en başa; sorgusuz sualsiz köylerin yakıldığı, insanların topraklarından sürüldüğü, işkencenin envai çeşidinin fütursuzca uygulandığı, devletin karanlık uzantılarınının insanları topluca gömdüğü, kuyulara attığı günlere geri dönelim istiyorlar.

Devamı...
 
Fethi Gürcan’ın Askeri Mahkeme’de Verdiği Savunma
Yazar suvaridergi.org/ Öner Gürcan Kütüphanesi   
26/06/2010

Devletin Gayesi Halkın Mutluluğunu Sağlamaktır

Bu fakir milletin cebinden aldıkları, bu fakir milletin ahı mutlaka kendilerini tutacaktır

 Parlamento ulusun ve yurdun bugünkü ve yarınki menfaatleri ile ilgili kararlar alacakları yerde kişisel ve küçük çıkarların çözümü peşinde koşan tipteki politikacıların kulisi haline gelmiştir.

asacaklar aydemir'i 
asacaklar gürcan'ı 
       belki başkalarını 
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim 
dökülüyor etlerim 
               sarı yapraklar gibi

asılmak sorun değil
        asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
               budur işte asıl sorun!

Son Güncelleme ( 26/06/2010 )
Devamı...
 
Vicdan sahibini arıyor
Yazar İnönü Alpat   
24/06/2010
Kısacık bir yazı olacak. Uzamamalı gerçekten de. Varacağı nokta üzerine fikir yürütmek de istemiyorum. Birkaç küçük öykü aktarmakla yetineceğim. Maksat hâsıl olur mu bilmem ama vicdanımı rahatlatmak için şart bu; aksi halde kendime duyduğum saygıyı yitirebilirim.

İlk öykü Uruguay’da yaşanmıştır. Uruguay'da Tupamaro gerillalarının kullandığı sığınak yaşlı bir adam tarafından bulunur. Sığınaktaki gerillalar ya yaşlı adamı öldürecektir ya da sığınağı değiştirecektir. Gerillalar adamı öldürmeyi tercih eder. Olayın duyulması hem ülkede hem de gerilla örgütü içinde infiale yol açar. Tupamaro olayı lanetler, halktan özür diler. Tupamaro’nun şanlı tarihine düşen bir kara leke olarak kabul edilir yaşlı adamın öldürülmesi.

İkinci öykü daha dramatiktir. Arjantin'de Devrimci İşçi Partisi’ne bağlı Halkın Devrimci Ordusu gerillaları işkenceci bir subaya (Subay Viola) suikast düzenler. Eylem sırasında subayın bir kızı ölür, diğeri yaralanır. Olayın yankılarının ulaştığı boyutu anlatmaya gerek var mı? Büyük bir tepki açığa çıkar. Tepki ülke kamuoyuyla sınırlı kalmaz. Örgüt aleni sarsılır; kabul edilemez, altından kalkılamaz bir olaydır gerilla hareketi için. O günün gerilla önderi daha sonra bu olayı sert bir dille eleştirir. Subayın ailesiyle geldiğini görülmesine rağmen saldırı emrini veren yoldaşına “hayvan” bile der. Hem de “beceriksiz ve duygusuz bir hayvan.”

Lafı uzatmaya gerek var mı?

Osmaniye'de askeri lojmanın balkonunda otururken öldürülen teğmen eşi Pınar Akdağ, İstanbul Halkalı’da askeri araca yapılan saldırıda hayatın kaybeden 17 yaşındaki Buse Sarıyağ ve geriye doğru gidersek daha niceleri.

Sol bu ülkenin vicdanıdır; vicdan sahibini arıyor. Buna sadece bizim ihtiyacımız yok; Uğur Kaymaz’ın, Buse Sarıyağ’ın ve daha nicelerinin…
 
Artık Yeter! Edi Bese!
Yazar Çiğdem MATER İstanbul - BİA Haber Merkezi   
24/06/2010

Zaten bütün mesele de burada düğümlenmiyor mu? Bu savaş kimleri öldürüyor? Benim yanıtım net; bu savaş bu toprakların yoksul halklarını öldürüyor. Kimlik tanımıyor ama sınıf tanıyor. Cenazelerin gittiği evlerden yoksul feryatlar yükseliyor hep.

O cenazelere en janti takımlarıyla katılan askeri ve mülki erkanın yanında hep bir eğreti duruyor cenaze sahipleri. Evdeki en temiz, en güzel kıyafetler, hep biraz eskimiş oluyor, belli ki uzun zaman önce, belki bir düğün için alınmış kıyafetler giyiliyor, giyilmiyor da hatta, birileri o kıyafetleri giydiriyor muhtemelen adlarını söylemeye mecali olmayan annelere, babalara...

Yoksulların öldüğü bir savaş bu. Çoğu savaş gibi. Önce yoksulları, kadınları ve çocukları vuruyor. Ondandır ki bizden uzak bir savaş. Sadece her akşam haberlerde adlarını duyduğumuz, Yozgatlı, Çorumlu, Sivaslı, Dersimli, Vanlı olduklarını bildiğimiz ama haklarında başka bir şey bilmediğimiz genç erkeklerin öldüğü bir savaş.

Devamı...
 
Çocuk ölmek...BÜYÜK KURŞUNLAR, KÜÇÜK ÖLÜMLER
Yazar Hüseyin Kalkan   
24/06/2010
“Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?” Sırbistan sınırına 10 km uzaktaki Boşnak şehrinde, adı bilinmeyen bir çocuğunu sorusu bu. 11 Temmuz 1995'da yapılan katliamda öldürülmüş. Öldürüldüğünde 4 yaşındaymış. (*) Lal eder böyle bir soru insanı, değil mi? Çocuklar, hiç olmasa zalimlerde, bu kadar insaf olur sanıyorlar. Çocuk aklı işte. Bilmezler ki en büyük kurşunları, savaşla hiç ilgisi olmayan çocuklar için yaparlar.
Madem bu bir savaş, madem çocukları öldürüyoruz. O zaman, içinde çocuk geçen bütün şiirleri de yakalım. Madem çocuk öldürmek normal, madem bir çocuk bomba ile parçalandığın da, Dünyanın dengesi bozulmuyor, o zaman bütün masalları da yakalım. İçinde çocuk geçen bütün öyküleri karanlık kuyulara atalım. Dünya bir çöl olsun öyle ise.
Devamı...
 
Geleceğimiz için, savaşa hayır, barışa evet
Yazar Dr. Mustafa Peköz   
22/06/2010
Savaştan beslenenler, onu bir rant merkezi olarak görenler hiç şüphesiz ki savaştan yana olacaklardır. Barış onları korkutur. Barışın engellenmesi için bütün barış olanaklarını yok sayarlar. Barışın adalet ve özgürlük olduğunu bildiklerinden, kulaklarını kapatırlar. Halkların eşit koşullarda özgürce yaşandığı bir ortamda savaş yoktur. Halkları birbirine düşman etmek için savaştan ısrar ederler. Birini diğerinden üstün görmek için yoğun çaba sarf eder. Halklardan birine özgürlük vermiş gibi yapar, diğeri inkâr eder, dilini, kimliğini yok sayar. Birine özgürlük diğerine köleliği verirken, aslında halkları birbirine düşman ederek her ikisini de köleleştirir. Bunun için savaşı bir yaşam tarzı olarak seçer, uygular.

Umutların tükendiği, savaşın dilinin geçerli olmaya başladığı bir anda, yürekli insanlar barış diye haykırmasını bilmelidir. Barış talebini yükseltmek, zor dönemlerin işidir.
Devamı...
 
Barıştan Söz Edecek Cesareti Göstermeliyiz
Yazar Ayşegül Devecioğlu yazar, İstanbul Kadın Barış Girişimi üyesi   
22/06/2010

Artık ne asker ne gerilla cenazesi gelsin diye silahların susmasını talep ediyoruz. Savaşa ayrılan kaynakların kadınlara, sağlığa, eğitime, doğanın ve kaynakların korunmasına, yoksullukla mücadeleye, yeryüzüyle barışık tarıma ayrılmasını istiyoruz.

Savaşta neredeyse tamamına yakını Kürt olan 58 bin insan hayatını kaybetti. Ormanlar içindeki bütün canlılarla yakıldı, köyler boşaltıldı, ekili alanlar tahrip oldu, silaha askeri malzemeye ve harekatlara harcanan para savaştan rant sağlayanları, silah tüccarlarını zenginleştirirken hepimizi yoksullaştırdı, tarımı, hayvancılığı yok etti.

Yerlerinden edilen milyonlarca insan sefalete sürüklenirken, bu acıdan en büyük payı toplumun yoksulları ve mülksüzleri olan kadınlar aldı.

Kürt halkı ne istiyor?

Yıllardır bu konuda en acı bedeli ödeyen Kürt halkı, şiddetten hoşlandıkları için mücadele etmiyor.

Korkunç ölümlere, evlerinden barklarından edilmeye şiddet meraklısı oldukları için katlanmıyor. Genç kadınlar, erkekler yirmi beş yıldır bunun için ölmüyorlar, “hadi biraz da şiddet yapalım” diye üniversite eğitimlerini, işlerini bırakmış, yoksunluk içinde yaşamaya razı olup, ölmeyi göze alıp mücadeleye atılmış değiller.

Devamı...
 
Hapishanelerde neler oluyor
Yazar Yıldırım Türker (Radikal)   
21/06/2010

Bir düşünün, tek başınıza bir hücredesiniz. Bir gün iki gün değil, yıllar ve belki bir ömür boyu. Dost gülüşleri, sohbetler uzak ve yasak. Ve her şey dilekçeye tabi. Insana dair hiçbir şey yok. Her gün aşağılama, dayatma ve keyfilikler. Karşı geldiğinde yıllara varan mektup, ziyaret yasakları, havalandırma kapısının dahi kapatılması. Ve dahası Engin’ler, Mehmet’ler... Kendinizi o hücrede düşünmeye devam edin ki Mehmet de o hücredeydi—. Sonra birden kapı açılıyor. Robocop kıyafetli gardiyanlar doluşuyor içeri. Sırtınızı dayayacağınız kimse yok. Sesinizi duyacak kimse de.

Şairin dediği gibi, “Ölüyor insanlarımız/ ne kadar çok... oysa nasıl da hak etmişlerdi yaşamayı...”

Devamı...
 
Başbakan'a Açık Mektup
Yazar Faruk Arhan Gazeteci-Yazar   
21/06/2010

Size son sözüm, artık size bir tek şartla inanır ve güvenebilirim. Kürt illerinde operasyonlara son verir, Meclis'i Kürt sorununun çözümü için devreye sokar ve PKK'nin silah bırakmasına giden süreci başlatırsanız size gönülden inanır ve güvenirim...

Çok ilginç bir süreç yaşanıyor. Habur'dan giriş yaptıklarında haklarında "serbest" kararı veren aynı yargı, 8 ay dolmadan PKK'nin barış grubunda bulunanlar için tutuklama kararı veriyor. Ne tuhaftır, kararın çıktığı gün sizin Köşk'te Başbakan sıfatıyla da aday olabileceğinizi okuduk. Hemen ardından Ergenekon ve Balyoz davalarında ilginç tahliyeler yaşandı. Yargıtay, kayıp trilyon davası için "Abdullah Gül yargılanamaz" kararı verdi. Yetmedi, Ahmet Türk'e yumruk atan, ülkede infiale yol açan ırkçı, ilk duruşmasında tahliye edildi. Aynı gün, Genelkurmay açıklama yaptı, "Terör artacak" dedi. Sonraki gün 30'a yakın vatandaşımız Hakkari'deki çatışmada hayatını kaybetti.

Devamı...
 
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, insan olmaktır.
Yazar Sevan Nişanyan   
21/06/2010

İnsan olmanın yegâne temeli insana sevgidir. Hayatın boyunca, insanlara güzelliği, aklı ve adaleti öğretmeyi görev bileceksin. Bilgin varsa, bedel beklemeden paylaşacaksın. Buna imkân ve şeraitin müsait değilse, yanındaki üç veya beş kişiye katıksız sevgini vermeyi deneyeceksin; onların hayat yükünü bir nebze hafifletmeye çaba göstereceksin. Bunu yaparken Türk mü, yoksa Hindu mu, Yamyam mı diye sormayacaksın. Çünkü insan, galiplerin hasbelkader çizdiği sınırlara sığmayacak kadar kıymetli bir hazinedir.

Son Güncelleme ( 21/06/2010 )
Devamı...
 
Kızdırmayın taşlarlar...
Yazar GÜLDEREN GÜRCAN   
21/06/2010

Omuzunda pıt pıt bir el. "Üzülme bu kadar. bak oğlun ölümlerin en şereflisini tattı. En yüksek mertebeye ulaştı. ŞEHİT OLDU. DAHA ALLAH'TAN NE İSTENİR?
 
-   ????????????????????

Son Güncelleme ( 21/06/2010 )
Devamı...
 
Kız Çocuğu 18 Yaşını Aile Evinde Görmeli
Yazar Şadiye Dönümcü. Sosyal Hizmet Uzmanı ve Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Gönüllüsü   
19/06/2010

Hani şarkı ' Bulutlu gecelerden / sonra da güneş parlar / bir benim karanlıkta / bir benim böyle ağlar' diye başlayan ve "Çocuklar çiçek sever. / Kadınlar çocuk ister / Gülmeyi bilmedi hiç / Buğulu gözler" diye süren bir şarkı var bilir misiniz?

78 yaşındayım ve benim gözlerim de  buğulu hep"

Son Güncelleme ( 20/06/2010 )
Devamı...
 
<< İlk < Önceki 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 Sonraki > Son >>

Sonuç 553 - 564 Toplam 1213
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.