| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 486270
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
İşsizliğin vurduğu Silopi'de çocuklar ekmeğini çöpten çıkarıyor |
|
Yazar DENİZ TUFAN Emek dünyası
|
|
09/04/2010 |
Bizim evimizde kimse çalışmıyor. Burada günde 5 TL kazanıyorum. Başka bir iş yapmak istiyorum ama iş yok. Okula gidiyorum derslerim de çok iyi. Okuldan gelince ödevimi yapacak fırsat bulamıyorum. Çünkü erken gelip burada biraz demir, biraz çelik bir şeyler toplamam lazım o yüzden derslerime bazen zaman ayıramıyorum. Çoğu zamanda buradaki kokudan dolayı hastalanıyorum |
|
Devamı...
|
|
Yazar Ulviye Dikmen
|
|
09/04/2010 |
Umudu örgütlemeyi, duvarları örmeyi başardık. Korkulu gözler, umutsuz gelecek, Anadolu'da kadın olmanın zorlukları, yürekli bir mücadelenin sonunda dayanışma ile aşıldı. Belki tüm kadınlar kurtulamadı ama çok güzel bir örnek çalışma, örgütlü mücadele gücü ve de dayanışma kadınlara '1001 Emek Kadın El Ürünleri Pazarı'nı kazandırdı.
İlmek ilmek tüm yaşamlarını örerek ayakta kalmanın, 'ben de varım ve de kendi kimliğimle buradayım' demenin mutluluğunu yaşıyorlar şimdi Düzceli kadınlar. |
|
Devamı...
|
|
Yazar sosyalistforum
|
|
08/04/2010 |
|
"Sıkıysa yağmasın yağmur, Sıkıysa uykudan uyanmasın dağ. Bu yürek, ne güne vurur..."
(Ahmed Arif) Söylesene, yürek dediğin nedir? Ve nasıl taşınır öyle dimdik? Kim yüreğini boynunda taşır, eğmeden böyle. Kim yüreğini yumruk edip savurur. Ve kimin yüreği, hayatın ve halkın umut yıldızıdır, söyler misin?..
Denildiği gibi; cüret ve emeğin bileşkesidir irade. Yeri gelince, tek başına ve baldırı çıplak ve yalın kılıç dikilmektir modern zalimin karşına. Ve işte ancak, o cüreti içinde taşıyan bir yürekle yapılabilir bu. Ve ancak, böyle çarpan bir yürek, sözünü eğmeden, boynunu bükmeden konuşur son anda bile...
Yüreğin adı, bir olur Spartaküs'tür bu yüzden. Bir olur Börklüce'dir ak libaslı... Mahir'dir bazen yürek... Cevahir yürekliler deyimi de böyle çıkmıştır... |
|
Son Güncelleme ( 08/04/2010 )
|
|
Devamı...
|
|
"Ahmet kazada da ölebilirdi, bak şimdi ışık oldu..." |
|
Yazar Dürdane Atasoy Röportaj (Bianet)
|
|
06/04/2010 |
|
İstemesem babam beni vermezdi. İstedim. Bizim köyde kına gecesi yaptık, Yapraklı'da da düğün. 1965'te, bahar geliyordu; martta. 18 yaşındaydım. Ev kalabalıktı; kayınvalide, eltim, eltimin çocukları... İlk zamanlar evde herkesin dediğini yapıyordum. Ahmet evde beni hiç ezdirmedi.
Her şeyi aklımda. Fakirdik ama mutsuzluğumuzu görmedim. Sert, sinirli gibi görünürdü ama hiç kavga etmedik. Birbirimizi evlendikten sonra sevdik.
Devrimcilerin iyi ve dürüst olduğunu söylerdi bana. Ben de ona inanıyordum. Devrimcileri tanıdıkça da ne kadar doğru söylediğini kendim de gördüm. Kendimize devrimci diyorduk; devrim olacaktı.
Şimdiki gençlere öyle fazla inanamıyorum. Eskiler dürüsttü, güveniyorduk. Çoluğumuzu çocuğumuzu emanet ederdik devrimcilere. Daha önceleri ailecek Cumhuriyet Halk Partili idik. Onlar ışık oldu, Ahmet ışık oldu. |
|
Devamı...
|
|
Köpek balıkları insan olsaydı.... |
|
Yazar Bertolt Brecht
|
|
04/04/2010 |
Bay K.’nın ev sahibinin küçük kızı ,’’Köpek balıkları insan olsaydı küçük balıklara daha iyi davranırlar mıydı?’’diye sordu. Bay K.,’’Evet,’’ dedi.’’ Köpek balıkları insan olsaydı, denizin dibinde küçük balıklar için sağlam sandıklar yaptırır, sandıkların içine bitkisel olsun hayvansal olsun, her çeşit yiyecek koyarlardı... |
|
Devamı...
|
|
Yazar Turnusol Haber
|
|
04/04/2010 |
. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi".
Sabahattin Ali'nin kızı Filiz Ali mahkeme önünde yaptığı açıklamada, ''Sabahattin Ali cinayetinden beri defalarca ezber ettiğimiz bu tür örgütlü siyasi cinayetlerin nasıl örtbas edildiklerini bir daha hatırlatmaya geldik. Biz Hrant Dink'in 'derin' ailesiyiz. Biz buraya Arat, Delal ve Sera'nın kardeşleri olarak geldik. Yıllardır yaşadığımız ortak adaletsizliği paylaşmaya, bunun tanıklığını yapmaya geldik'' dedi. |
|
Devamı...
|
|
Dershane ücretini ödeyemeyen anne hapiste, oğlu mezarda |
|
Yazar EĞİTİM EMEKÇİLERİ DERNEĞİ
|
|
04/04/2010 |
Paralı eğitim bir ailenin umutlarını, geleceklerini daha söndürdü. Yaşam mücadelesi veren bir ailenin hayatlarını kararttı. Anneyi hapishaneye oğlunu mezara gönderen dershane patronlarının rahat uyumalarına, daha fazla büyümelerine, daha fazla insan sömürmelerine, daha fazla kan emmelerine izin vermeyelim. |
|
Devamı...
|
|
Saffet Alp: Başeğmeyen ve Mağrur Bir Yüz |
|
Yazar İstanbul - BİA Haber Merkezi
|
|
02/04/2010 |
|
68 kuşağı içinde yer alan insanlar olarak toplumsal sorunlara duyarlıydık. Bu toplumsal duyarlılık sadece sivil kesimdeki gençlikte değil askeri kesimde de söz konusuydu. Havacı teğmen Saffet Kemalist subayların sosyalist dünya görüşüne çekilmesi için uğraşıyordu; çok yakışıklı, heyecanlı, atak ve kibardı. |
|
Devamı...
|
|
Ölüm artık doğal değil... |
|
Yazar Bülent Usta Birgün
|
|
02/04/2010 |
|
 “Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni. Hasan beyin vurdurduğu ırgat Osman yatsın bir yanımda ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.”
“Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın, seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu, tarlalar orta malı, kanallarda su, ne kuraklık, ne candarma korkusu.” |
|
Devamı...
|
|
Yazar AZİZ NESİN Memleketin Birinde
|
|
01/04/2010 |
Yalnız insanların ahlakı değil, öküzlerin derisi de bozuldu. Ben size kendi derimi satsam, neden çürük deri satıyorsun diye bana kızmaya hakkınız var. Ama ben size kendi derimi değil, öküzün derisini satıyorum. inanır mısınız, öküzlerde bile namus kalmadı. Suç benim değil, öküzün. Sürü sahibi, sürekli şikayetler karşısında, mezbahaya götüreceği öküzlerden birini yakalamış. Ona şöyle söylemiş: - Beni tüccara karşı utandırmaktan hiç sıkılmıyor musun? Senin yüzünden bana çıkışıyorlar. Siz öküz milletinin derileri eskiden daha sağlam olurdu. Şimdi deriniz bile bozuldu. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Tamay Önal Polat EMEĞİN SANATI
|
|
01/04/2010 |
|
“Ben otuz beş. Ben. değil on dört on beş. Ama. ben gidecek Moldova, söylemeyecek gitti Türkiye. Gittin Türkiye oldun kötü kadın. Ben değil kötü kadın. Ben var çalışmak. Para yapmak. İnanmayacağız benim anne. Benim abla. Onun için söyleyeceğiz başka yer. Bilmiyorum Romanya, bilmiyorum Moskova..”
“Bataklıklarda açan nilüfer çiçeklerini düşün, o kadar güzeldirler ki; oradan uzaklara gidince ne sivrisinekler ne pis kokular ne de her şeyi içine çeken balçıklar kalır aklında. Sadece ve sadece nilüferlerin ışıltısını anımsarsın. Sen de öyle yap. Hakkını helal et. Bizi iyi hatırla.” |
|
Devamı...
|
|
Yazar Meral Vurgun sosyalistforum
|
|
29/03/2010 |
Akıp tarih oluyorsunuz sonra. Her yanınız kanatılmış. Yaralarınızdan şıp şıp damlayan kanın sesini duyar gibisiniz. Ve insan olmanın zorluğu bin tonluk balyoz gibi iniyor beyninize. Birden anlıyorsunuz ki, vahşet sadece sizin kanınızda. Yani İnsanda. Ve siz aşktan çok uzaksınız ey insanlar... |
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 649 - 660 Toplam 1213 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|