| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 139446
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
08/03/2008 |
|
SHP Kadın Meclisleri Genel Başkanı Eser Cilasun’un, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili açıklaması 8 Mart 1857’de New York'da tekstil işçisi kadınların, düşük ücret ve kötü çalışma koşullarını protesto için başlattıkları, canları pahasına direnerek sürdürdükleri hareket, 8 Mart'ın temsili başlangıcı olarak kabul edilmiştir. 52 yıl sonra, Kopenhag Kadın Sosyalist Enternasyonal toplantısında bugün, kadın hakları mücadelesinin kutlanacağı bir gün olarak kabul edildi. Bu kararın altında vurgulanan, dünya barışı ve sosyal gelişim için kadınlara eşit haklar verilmesinin gerekliliğiydi. 2008'de biz, kadının başına bağladığı bir metrelik bez parçası ile uğraşıyor, bunun üzerinden siyaset yapanları izliyoruz.
Nüfusumuzun yarısını teşkil eden kadınların sosyal yaşama katılımlarının en aza indirgendiği, kadının siyasetten dışlandığı, namus ve töre cinayetleri ile katledildiği bir toplumda yaşıyoruz. Kadın ile erkeğin bir arada bulunmasının kadının örtünmesi şartına bağlandığı, kadına kendi yaşamını düzenleme konusunda bile söz hakkının tanınmadığı, kadının başörtüsü üzerinden siyaset yapıldığı feodal kültürde, erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz.
21. asırda hala din ve tarım toplumu olan Osmanlı’nın feodal kalıntıları kadınlarımızı esir alıyor.
AKP iktidarı tarafından hazırlanan anayasa taslağında bile kadınlarımız yaşlılar, engelliler ve çocuklarla ayrı kategoride tutularak, devletin koruması altında gösterilmek isteniyor. Kadın- erkek eşitliği bir anda yok ediliyor.
Yeni sosyal güvenlik yasasında, annelerin süt izninin 6 aydan 1 aya indirilmeye çalışıldığı, Millet Meclisi'nde, milletin temsilcisi olan vekillerin birden fazla kadınla evlilik yürüttüğü, çalışan kadın sayısının azaltıldığı, berdelin, namus cinayetinin, başlık parasının önünün alınamadığı ülkemizde 8 Mart'ta neyi kutlayacağız.
Biz kadınlar toplumun temel taşıyız. Toplumumuzun kalkınması için, nüfusumuzun yarısını teşkil eden kadınların üretime katılması, bunun için kadınlarımızın eğitimine önem verilmesi gerektiği, çağdaş değerlere sahip gençlerin yetişmesi için annelerimizin eğitilmesi, donanımlı hale getirilmesi gerekmektedir.
Ey ülkemizin erkekleri! Kadınlarımızı engellediğiniz yeter |
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
06/03/2008 |
|
Sol’dan SHP geliyor / 2 mart 2008-Mehmet Ali YILMAZ-YENİBURSA “Başın öne eğilmesin, aldırma gönül aldırma… Ağladığın duyulmasın, aldırma gönül aldırma…” Sabahattin Ali’nin tarihi Sinop Cezaevi’nde yatarken yazdığı, Kerem Güney’in besteleyip, ünlü şarkıcı Edip Akbayram’ın da içli sesiyle milyonlara sevdirdiği bu “devrim şarkısını” dinlemeyeli ne kadar uzun zaman olmuş. Genel Başkan Murat Karayalçın’ın da bulunduğu Sosyal Demokrat Halk Partisi’nin yemeğine katılmak için önceki akşam gittiğimiz, Sarper Plaza’daki salondan içeriye “1 Mayıs Marşı” eşliğinde giriyor ve gördüğümüz manzara karşısında şaşırıp kalıyoruz! Koskoca salon tıklım tıklım dolu ve görevliler yeni gelenlere yer bulmakta güçlük çekmekteler. Neredeyse Bursa’daki eski yeni, partili partisiz tüm solcular, sosyal demokratlar orada. |
|
Devamı...
|
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
29/02/2008 |
Kadın Meclisleri, 28 Şubat 2008 tarihinde Saat: 11.00’de Anayasa Parkı’nda düzenlediği eylemle, yeni Anayasa değişikliklerini protesto etti. Kadın Meclisleri Genel Başkanı Eser Cilasun’un konuşması: Bizler Atatürk ve yol arkadaşlarının büyük mücadeleler sonucu kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınlarıyız. Karanlık bir peçenin ardında gizlenen yüzlerimizi çağdaş bir yaşama döndük. Kimse tekrar karanlık günlere dönmemizi isteyemez, hele de bunu çağdaşlığımızın ve laikliğimizin teminatı olan Anayasayı kullanarak yapamaz. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Av. Gönül BABİLA-SHP Merkez Kadın Meclisi Üyesi
|
|
26/02/2008 |
|
Genel anlamda laiklik, din ve devlet ayrılığının sağlanması, devletin her türlü inanç karşısında, tarafsız ve eşit davranmasıdır. Felsefi anlamda laiklik, inanç yerine aklın egemenliğinin benimsenmesidir. Laiklik öncelikle neyin yapılmamasını belirler. Sosyal yaşamın ve kamusal alanın düzenlenmesinde dinsel buyruklardan esinlenilmemesini ister. Laik düzende, kişiler dinsel inançlarını seçmek, bu inancın gerektirdiği ibadet veya dini ritüelleri, toplu veya bireysel olarak yerine getirmek veya hiçbir dinsel inanç beslememek ve bundan dolayı kınanmamak hakkına ve özgürlüğüne sahiptir. Başkalarının inançlarına saygılı olan herkes, hangi din ve inançta olursa olsun laiklikten yanadır. |
|
Son Güncelleme ( 26/02/2008 )
|
|
Devamı...
|
|
DİNİN TÜRK TOPLUMUNA ETKİLERİ |
|
Yazar Sema ÖZCAN-SHP Merkez Kadın Meclisi Üyesi
|
|
21/02/2008 |
|
Dr. Hikmet KIVILCIMLI'dan Din en geniş anlamıyla, her şeyden önce toplumcul bir olaydır. Özel anlamıyla; toplumda insanların düşünce ve davranışlarına, kişiler üstü güçlerin etkilerini yorumlayarak uygulayan, teorik bir dünya görüşü ve pratik bir evren düzenidir. Ziya Gökalp’e göre: Türk sözcüğü “töre” sözcüğünden gelir. Türk töresi, eski Türklere atalarından kalan bütün kurallardır. Gökalp’in hipotezine göre: Orta Asya’da Türkçe konuşan uluslardan bir bölüğü “töreli” anlamında “Türk” diye adlandırılmış. Yine Ziya Gökalp’e göre: Türklerin tarihöncesinden medeniyete el uzatışları İsa’nın doğumundan iki y.y.önceleri olmuştur. Medeniyetin göstergesi olan yazının kullanılışı ise, ondan ancak 700 yıl sonra görülür. Yakındoğu’da antika medeniyetler zincirinin son halkası olan İSLAM medeniyeti çökerken, en son kurşunu vuran Hün torunlarından Cengiz Moğolları, Timur Tatarları oldular. Roma medeniyetinin rönesansı olan Bizans medeniyeti, Batı’dan gelme Hıristiyan barbarlarla aşı edildi; çökeceği sıra Doğu’dan gelme son müslüman kurşunu vuran TÜRKLER (Selçuklu-Osmanlı) oldu. |
|
Son Güncelleme ( 22/02/2008 )
|
|
Devamı...
|
|
Yazar MİNE YILDIZTEKİN-SHP Y.MAH.İLÇE YÖN.ÜYESİ
|
|
21/02/2008 |
|
Ülkemde ne yazık ki,yazmaya karar verdiğinizde konu sıkıntısı hiç çekmiyorsunuz.Adaletsizlik,haksızlık,hukuksuzluk,adam kayırma,yolsuzluk,yoksulluk,işsizlik...vs öyle had safhada ki;yaz babam yaz....Sahip olduğu işi kaybetmemek için,insanca yaşamak için,haklarını savunmak için,Ankarada eylemlerine devam eden emekçiler..TEKEL işçilerinden söz ediyorum. Ülkenin içinde bulunduğu bu gaspçı düzende bile direnen emekçiler.Bu yürekli insanlara yapılan şiddeti,aşağılamayı tv de izlerken yüreğim hınç ve isyanla dolarak geçmişi düşünüyorum.İşçi direnişlerini,birlik ve beraberliğin top yekün olmanın sonucunda elde edilen başarıları düşünüyorum. Haklarını arayan TEKEL işçilerinin yanı sıra ,sessiz sedasız iş yerlerinde hayatlarını kaybeden tersane emekçilerini düşünüyorum.Ölümleriyle bile gazetelerin küçücük bir köşesinde yer alamayan emekçiler....Sahipsiz,sendikasız sessizce ölen işçileri düşündükçe isyan ediyorum.8 ayda18 işçi,15 yılda82 işçi;bilanço bu..Bu sadece duyulanlar,bilinenler.Üç kuruş kazanabilmek için can güvenliği olmadan ,kıdem tazminatı emeklilik,sağlık hakları olmadan çalışan ve ölen işçiler... |
|
Devamı...
|
|
Yazar Alev ALATLI
|
|
19/02/2008 |
|
Gözlemlediğim odur ki, korkutan tülbent değil, türban. Niye, çünkü, derin belleğimizdeki hayırhah kadının uzantısı tülbent. Döner yara sarar, döner kırık kol bağlar, döner sancılı başı sıkar, döner yoğurt süzer, döner hamur teknesini örter, döner bebeyi haşerattan korur, hastanın terini siler, yavukluya armağan olur, hasreti iyileştirir. Nurani yüzleri çevrelerken anılır; sabun kokusu, kekik ıtırı, kadın şefkati, ana kucağı çağrıştırır. Türban öyle değil. Çünkü, türban, İslâmi tTÜLBENT-esettüre ilişkin en katı (dilerseniz, en erkeksi) yorumun benimsendiğinin ilânı hüviyetindedir; ve dolayısıyla, kadına ilişkin tüm diğer yorum ve kuralların da kabullenildiğini ima eder. Bunların arasında kötülük, fitne ve uğursuzluk kaynağı olmamızdan başka, dinen ve aklen dûn (eksik) yaratıldığımız, namazı bozan köpekler ve eşeklerle bir tutulduğumuz şeklinde, eşrefi mahlûkat olmaktan gelen haysiyetimizi rencide eden yorumlar vardır. Türban, bu yorumların zımnen kabulü olarak görüldüğü için korkutur. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Sendika.org/Ankara
|
|
17/02/2008 |
Halkevci kadınlar türban tasarısına dair sözlerini söyledi 16 Şubat 2008 - Bugün saat 12.30’da Ankara'da Yüksel Caddesi’nde toplanan Halkevci Kadınlar bir süredir sağcı, solcu, akademisyen, aydın, sanatçı, siyasetçi birçok kesim tarafından yürütülen türban tartışmalarının bir kadın tartışması değil erkek tartışması olarak yürüdüğünü belirterek kendi özgürlük düşlerini anlattılar; “Özgürlüğü, savaşın, sömürünün, şiddetin hüküm sürmediği topraklarda, din, dil, ırk, cins ayrımına maruz kalmadan yaşamak istiyor; bunun da ancak bütünlüklü bir demokrasinin inşası ile mümkün olduğunu biliyor; gücünü buradan alan bir aydınlığı sadece kendimiz için değil tüm insanlık için istiyoruz.” dediler. Halkevci kadınlar adına basın açıklamasını okuyan Ezgi Fındık, ülkede tepeden tırnağa yeniden inşa edilen ekonomik ilişkilerle birlikte dinsel bağnazlık ve gericiliğin tüm toplumsal dokuya işlediğini; emperyalistlerin ılımlı İslam projesinden beslenen AKP’nin, türban serbestliği tartışması ile kendi hegomanyasını kurduğunu ifade etti. Türban’ın bir özgürlük değil toplumsal gericiliğin ve bağnazlığın bayrağı olduğuna; öncelikle kadınların ve tüm toplum kesimlerinin yaşamlarını daraltan, gerçek özgürlük ve hak taleplerini yok sayacak zemini oluşturan bir silah olduğuna inandıklarını belirtti.
|
|
Son Güncelleme ( 17/02/2008 )
|
|
Devamı...
|
|
LAİKLİK KARŞITI EYLEMLER KATALOĞU |
|
Yazar SHP LAİKLİK İZLEME MASASI
|
|
16/02/2008 |
|
I- GİRİŞ 22 Temmuz seçimlerinden sonra, Cumhuriyetin laik kimliğine karşı harekete geçildi. Laiklik karşıtı eylemler, irticai etkinlikler, toplum yaşamını dini kurallara ve törelere göre yeniden düzenleme çabaları hız kazandı.
SHP, olayların boyut kazandığını, Anayasa’da tanımlanan “laik, demokratik, hukuk devletinin” temellerine yönelik yıkıcı eylemlerin gittikçe hızlandığını değerlendirerek bu olayları hem Genel Merkezden hem de il ve ilçe örgütleri aracılığıyla izleme kararı aldı.
Bu amaçla MYK üyesi Ayfer Cömert başkanlığında Laiklik Karşıtı Eylemleri İzleme Masası oluşturuldu ve gazetelerde yer alan, TV’lerden izlenen, internet sitelerinde yayınlanan haberlerden oluşan bir arşiv kuruldu. Bu haberlerin hiçbiri tekzip edilmediği için doğruluk derecesi yüzde yüz olarak kabul edilebilir. Tek tük de olsa yalanlanan haberlerin hiçbiri değerlendirmeye alınmamıştır.
|
|
Son Güncelleme ( 16/02/2008 )
|
|
Devamı...
|
|
Yazar Mine YILDIZTEKİN-SHP Y.Mah. ilçe yön.kur. üyesi
|
|
16/02/2008 |
|
Üniversitede türbana özgürlük çığlıkları atanlar hangi özgürlükten söz ediyor anlamak olası değil. Kız öğrencilerin üniversitede türban takmaları, bir temel insan hak ve özgürlüğü sorunumudur? Ne yazıkki pek çok siyasetçi, gazeteci bunu özgürlük olarak göstermekte. Bu insanların doğuştan sahip olduğu demokrasi duygularını kötüye kullanmaktır Tarih göstermiştir ki özgürlüklerin sınırları başka insanların özgürlüklerinin sınırları ile çizilmiştir. Kadınların türbana girmesini istemek o kadınların toplumsal eşit hakkı olarak görülmeyip, cinsel bir obje olarak görüldüğünü gösterir ancak. Ne yazık ki kadınların, bizim kadınlarımızın da bu düşünceye çanak tutmalarını bir türlü anlayamıyorum. Bu kadınların, başlarını kapatmaları zaten en başta erkeklerle eşit olmadıklarını kabullenmek anlamına gelmiyor mu? Bu düşünce onların kendilerini köle gibi hissetmelerine neden olmuyor mu? |
|
Devamı...
|
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
07/02/2008 |
YIL 2008: TÜRKİYE’DE HER 10 GENÇ KIZDAN 7’Sİ NE ÖĞRENİM GÖRÜYOR, NE DE ÇALIŞIYOR
Türkiye’deki 5,5 Milyon “Ev Kızı” 16 Avrupa Ülkesinin Nüfusundan Fazla |
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından yapılan basın açıklamasında “Ülkemizde 25-29 yaş grubundaki genç kızlardan %66’sı ne öğrenim görmekte, ne de çalışmaktadır. Çağdışı nitelikteki bu durum alarm zili olarak kabul edilmeli, genç kızların eğitimden ve istihdamdan dışlanmasına son verecek bir seferberlik başlatılarak “kadının yeri evidir” yaklaşımı terk edilmelidir” görüşü dile getirildi. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Berin UYAR
|
|
03/02/2008 |
|
Merhaba Kardesim Zerrin'i kaybettikten sonra, uzuntumle ve icimde her dakika daha da buyuyen ofkeyle basa cikabilmek icin bir yazi yazdim. Sadece okumasini istediklerime ve sadece duygularimi paylasmak isteyeceklerime yollamaya karar verdim. Saglikla, sevgiyle kalin Berin Uyar 8 Ocak gunu aramizdan „sessiz ve sitemsiz" ayrilan kardesim Zerrin Tumay icin… (12 Ocak 2008) |
|
Son Güncelleme ( 03/02/2008 )
|
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 51 52 53 54 55 56 57 58 59 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 673 - 684 Toplam 708 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|