| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 83286
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Bizim doktorumuz işini bilir (mi?) |
|
Yazar Süheyla E. Tezel Halkın Sesi gazetesi 97. sayı
|
|
19/01/2010 |
|
Hekimlere hadleri bildirilecek, ne yapılacak, herhalde tam gün yasası çıkarılacak. Ama yanlış isimlendirme tam gün işkence yasası olmalı adı. Çünkü getirilmeye çalışılan yasa ile hekimlerin 8 saat değil 16 saat çalışılması istenecek, siz böyle bir hekimin 16. saatindeki 200. hastası olmak ister misiniz?
Sistem doktorlara kötü dememizle düzelebilseydi, keşke bu kadar kolay olsaydı. Hava kirliyse en önce beyaz kirlenir ve bunu herkes bilir. Bu çok alengirli oyunda biz neyin ne için kirletildiğini biliyoruz. Aynı zamanda sağlığın tüm insanlar için hak olduğunu da biliyoruz. |
|
Devamı...
|
|
16 Aileden Ağca'nın Desteklenmesine Tepki |
|
Yazar Ankara - BİA Haber Merkezi
|
|
19/01/2010 |
|
Siyasi cinayetlerde öldürülen İpekçi, Öz, Göktepe, Mumcu, Türkler, Anter, Aysan, Tütengil, Yurdakul, Erdost, Altıok, Çimen, Kutlar, Özgüner, Dursun ve Kaftancıoğlu'nun aileleri, "katilleri övmek insanlık suçudur" dediler. Kınamanın, eleştirmenin ve kötü örnek olarak göstermenin "politik düşünceden bağımsız olarak herkesin görevi" olduğunu vurgulayan aileler, "Başta toplumun ana yön vericisi olan medya kurum ve kuruluşları olmak üzere herkesi sorumlu olmaya ve piyon pozisyonuna düşmeden insanlık erdemine sahip çıkmaya çağırıyoruz" diye seslendi. |
|
Son Güncelleme ( 19/01/2010 )
|
|
Devamı...
|
|
HRANT DİNK VE TİMSAH GÖZYAŞLARI |
|
Yazar Mihrac Ural
|
|
19/01/2010 |
Sıranın kendisine gelmeyeceğini sananların dikkatine, bu vatanın birimize değil, hepimize ait olduğunu bir kez daha, bin kez daha yeniden birbirimize kanıtlamakla yükümlü olduğunuzu artık anlamak zorundasınız.
Bilmelisiniz ki, farklılıkları içselleştirmek, onlarla barış içinde yaşamayı fiilen gösterip, haklarını anayasal ve kurumsal güvencelerle kökleştirmek ertelenmez bir görev haline gelmiştir, bu yapılmadıkça bu vatanın hepimize ait olduğuna kimseyi inandıramazsınız.
Mümkünü, imkansız hale getirmeye devam ederseniz, sizi biz farklılar, ayrı varlıklar bile kurtaramaz. Bunun vebali, Hrant Dink’in katline yol açan akıl sistematiğinin kıyımına tek tek ve topluca maruz kalmaktır bilesiniz...
Ülkenin bölünme kaygılarını ırkçı-milliyetçi ilkellik üretirken, bunlara karşı gösterilen bu tavırsızlık, bu ilgisizlik, bu hantallıkta yüz vermektedir. Kendinden başka her şeyi düşman sayan zihniyetin yarattığı gerginlikler, gösterdiği ölümcül refleksler, hiçbir millete yarar sağlamadığının artık anlaşılması gerek.
Bu tabloda bölücülerin kimliği ve amaçları açıktır. Bölgemizde süre giden emperyalist projelere kimlerin zemin hazırladığı, provokasyonlarıyla kimlerin barış içinde birlikte yaşama şansını yok ettiği yalın hale gelmiştir. Bunlar, yaşadığımız toprakların doğasına bile aykırı olan ırkçı-ulusalcı, tek boyutlu siyasal eğilimlerin temsil ettiği, farklılığı hazmetmeyen, etnik yapılara ve onların demokratik hak ve hukukuna karşı düşmanlığı olan, karanlık akıl ve derin devlet temsilcileridir. Tarihi süreç içinde genetik kalıtım gibi, farklılıklara düşmanlık sürdürenlerin oluşturduğu bu akıl sistematiği, ülkemizin ve bölgemizin yaşadığı iç ve dış sorunların temel kaynağını oluşturmaktadır.
Bu bataklık kurumadan, dökülen tüm güz yaşları timsah gözyaşı olmaya, gösterilen saygı ise katilin, cenazeye katılması kadar pervasızca bir ahlaksızlık olmaya mahkumdur. |
|
Yazar Celal Deniz turnusol
|
|
16/01/2010 |
Külleri eşelemen bundandı. İnsan sıcağıydı seni harekete geçiren. Ateşi söndürsen de geçse de zaman, kül soğumuyor be Hrant. Nenemde gördüm bunu . Ölene kadar ne Türkçe'yi ne de Kürtçeyi doğru dürüst konuşabildi. Kendini arıyor, geçmişini arıyordu sanki. Ya görmediğim sadece duyduğum büyükannemin 'yüreğimin yarısı yok' benim diyen sızlanmalarını duyabilseydi kendine insanım diyenler. Ya duyurabilseydik Hrant. Bir çocuktan katil yaratır mıydı bu toplum? |
|
Devamı...
|
|
Ay hali” yönetmeliği versus patronlar |
|
Yazar Kansu Yıldırım
|
|
15/01/2010 |
|
SANKO Holding’in kadın işçilerini “ay hali”ni bahane ederek 4000 kadın işçiyi işten çıkaracağını açıklaması bu yönetmeliğin “neye hizmet ettiği”ne dair soru işaretlerini netleştirmektedir. AKP’nin de taşıyıcısı ve icraatçısı olduğu patriarkal üretim modeli, yeni-muhafazakârlığa uygun biçimde, kadınları sürekli olarak iş gücünden ve istihdamdan dışlarken, kadınların sosyal güvenlik haklarına erişimi gibi birçok haktan yoksunlaştırır. Astronomik maliyetlerin döndüğü fakat kadınların üzerine yıkılarak başta patriyarka olmak üzere neo-liberal hükümetlerin kaynak ayırma zorundalığından kurtulduğu yeniden üretim faaliyetleri, kadınların ev-içine hapsedilmesi ve yoksunlaştırılması üzerinden işler/işlemeye devam edecektir. |
|
Devamı...
|
|
Yazar Arif ALTAN Günlükhaber
|
|
15/01/2010 |
İnsandan önce riyakarlığıdır bizi inciten. Ömründe bir tek kişiyi sevememişlerin ülkesinde herkes bir insanlık aşığı. Bu öylesine bir aşk ki, bir ucu iktidara öteki ucu vahşete, linç ayinlerine, kanlı tehcirlere, kıyım kuyularına çıkar. Millet sevgisini hüviyeti gibi taşıyan katillerin kol gezdiği memleketin şu çıkmaz sokağında, yarım insanlarla tıkıştırıldığımız şu uğursuz labirentte ruhu çürüten bu anlamsız uğultudan kaçmanın imkanı kalmadı gibi. Yine de bir inanmışın yüzü rahatlatır bizi, şüphelerle yoğrulmuş varoluşumuzun tekinsiz karanlığında yüreğini yüzünde taşıyan bir insanla aniden karşılaşmak durultur içimizi. |
|
Devamı...
|
|
İSRAİL, IRKÇI DUVAR VE DİKENLİ ÇİTLERİNİN DEVLETİDİR |
|
Yazar Mihrac Ural
|
|
15/01/2010 |
|
İsrail, on yıllardır kendini yalıtmak için “güvenlik politikası” adı altında, kendi halkını olduğu kadar Filistin halkını da kıyım ve savaş maceralarına mahkum etti. Bu politikalarının son versiyonu dikenli tel çitleriyle çölleri bölmek olarak belirdi. Yeni süreçte, beton ırkçı duvarların yarattığı labirentler içinde yaşamaya mahkum edilen Filistin halkının, dikenli tel çitleriyle çölleri bölünen Arap halkının ve yeraltına örülen çelik duvarlarla tıkanmak istenen Gazze’nin can damarlarının, bölgemizi yeni patlamalara gebe bırakacağı açıktır. Bunun adı yeni savaşlara kapı aralamadır. |
|
Devamı...
|
|
Bir yastıkta değil miydiniz? |
|
Yazar Umur Talu
|
|
15/01/2010 |
|
Yatak “Teröre karşı istihbarat işbirliği” renginde nevresime sahipti. “Ortadoğu’da iki demokrasi” kıvamında örtüsü mevcuttu. “Stratejik işbirliği” dokusunda cibinlikle örtülmüştü. “Konya’dan havalanan İsrail uçaklarıyla manevra” ile kolalı yastık atılmıştı, birlikte kocamak için. “Tank ihalesi, helikopter nihalesi, zırhlı nevalesi” tadında çarşaf serilmiş, komisyonlarla tutturulmuştu. “ABD imalatı” ortopedik minder, “İran, Irak, Suriye, Filistin, Lübnan” gibi yaylar üzerine langadank konmuştu. Yorgan altında sadece aşk yaşanmıyor, İsrail istihbaratının ciritleri, darbecinin İsrail kucağında oynaşması, sivil, askeri komisyonlarla kan ter içinde kalınıyordu.
Siz o yatakta değildiniz. Ben de değildim.
|
|
Devamı...
|
|
Hrant Dink’in eşi Rakel’e yazdığı bir şiir. |
|
Yazar Editör
|
|
14/01/2010 |
|
Hrant Dink’in bu satırları yazdığı eşi Rakel Dink’in sağlam duruşu, hesap soran vakurluğu, tokat gibi. Pencereden seslenirken yanında sanki Gülten Kaya’yı seçti gözlerim. Bir başka vakitsiz ölümün bize bıraktığı vakur bir kadın: Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya… Güvercinler, tek tek uçuyor, uçuruluyor… Güvercinlerin uzun ömürlü olabildiği bir ülke düşlüyor insan. Kimsenin düşüncelerinden, tercihlerinden ötürü, terk’i diyar etmek zorunda kalmayacağı bir dünya yaratmak çok mu zor?
|
|
Son Güncelleme ( 14/01/2010 )
|
|
Devamı...
|
|
Türkiye ve Öteki Çocukları! |
|
Yazar Faruk ARHAN
|
|
12/01/2010 |
|
Bugün, polise taş attıkları için ağır cezalara çarptırılan çocukların durumunu ilgilendiren yasayı gündemine almayan TBMM, yani devletin yasal işleyişini sağlayan yasa çıkarıcı Meclis ve haliyle devlet, gereksiz yere hapse atılan bu çocuklarından yarın sadakat beklememeli.
Çocuk demek, vicdan demek! Mevzu çocuklar olunca, vicdanını dinlemesi gereken büyükler olmalı. İngilizlerin dediği gibi, "Büyükler konuşmalı ki çocuklar ölmesin. Efendiler, çocuklarımızı rahat bırakın! Bunun için, önce biraz vicdan... |
|
Devamı...
|
|
Bir Görün Sevda Neymis...! |
|
Yazar sosyalistforum
|
|
12/01/2010 |
|
Sevdik, bizi kah dövüp, kah severek büyüten bu "Fosforlu" vatanı...
Sevmesek uğraşır mıydık böyle, onu kanlı cinayet şebekelerinin elinden çekip alabilmek için..?
Çabalar mıydık, yaralarını sarıp, onu tertemiz ve rengarenk bir sevda ülkesi yapabilmek için..?
Bırakın şu vatanın yakasını, biraz da biz Sevelim... Sevda neymiş görün bir..! |
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 73 - 84 Toplam 534 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|