| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 82387
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Yazar Arif ALTAN Günlükhaber
|
|
15/01/2010 |
İnsandan önce riyakarlığıdır bizi inciten. Ömründe bir tek kişiyi sevememişlerin ülkesinde herkes bir insanlık aşığı. Bu öylesine bir aşk ki, bir ucu iktidara öteki ucu vahşete, linç ayinlerine, kanlı tehcirlere, kıyım kuyularına çıkar. Millet sevgisini hüviyeti gibi taşıyan katillerin kol gezdiği memleketin şu çıkmaz sokağında, yarım insanlarla tıkıştırıldığımız şu uğursuz labirentte ruhu çürüten bu anlamsız uğultudan kaçmanın imkanı kalmadı gibi. Yine de bir inanmışın yüzü rahatlatır bizi, şüphelerle yoğrulmuş varoluşumuzun tekinsiz karanlığında yüreğini yüzünde taşıyan bir insanla aniden karşılaşmak durultur içimizi. |
|
Devamı...
|
|
İSRAİL, IRKÇI DUVAR VE DİKENLİ ÇİTLERİNİN DEVLETİDİR |
|
Yazar Mihrac Ural
|
|
15/01/2010 |
|
İsrail, on yıllardır kendini yalıtmak için “güvenlik politikası” adı altında, kendi halkını olduğu kadar Filistin halkını da kıyım ve savaş maceralarına mahkum etti. Bu politikalarının son versiyonu dikenli tel çitleriyle çölleri bölmek olarak belirdi. Yeni süreçte, beton ırkçı duvarların yarattığı labirentler içinde yaşamaya mahkum edilen Filistin halkının, dikenli tel çitleriyle çölleri bölünen Arap halkının ve yeraltına örülen çelik duvarlarla tıkanmak istenen Gazze’nin can damarlarının, bölgemizi yeni patlamalara gebe bırakacağı açıktır. Bunun adı yeni savaşlara kapı aralamadır. |
|
Devamı...
|
|
Bir yastıkta değil miydiniz? |
|
Yazar Umur Talu
|
|
15/01/2010 |
|
Yatak “Teröre karşı istihbarat işbirliği” renginde nevresime sahipti. “Ortadoğu’da iki demokrasi” kıvamında örtüsü mevcuttu. “Stratejik işbirliği” dokusunda cibinlikle örtülmüştü. “Konya’dan havalanan İsrail uçaklarıyla manevra” ile kolalı yastık atılmıştı, birlikte kocamak için. “Tank ihalesi, helikopter nihalesi, zırhlı nevalesi” tadında çarşaf serilmiş, komisyonlarla tutturulmuştu. “ABD imalatı” ortopedik minder, “İran, Irak, Suriye, Filistin, Lübnan” gibi yaylar üzerine langadank konmuştu. Yorgan altında sadece aşk yaşanmıyor, İsrail istihbaratının ciritleri, darbecinin İsrail kucağında oynaşması, sivil, askeri komisyonlarla kan ter içinde kalınıyordu.
Siz o yatakta değildiniz. Ben de değildim.
|
|
Devamı...
|
|
Hrant Dink’in eşi Rakel’e yazdığı bir şiir. |
|
Yazar Editör
|
|
14/01/2010 |
|
Hrant Dink’in bu satırları yazdığı eşi Rakel Dink’in sağlam duruşu, hesap soran vakurluğu, tokat gibi. Pencereden seslenirken yanında sanki Gülten Kaya’yı seçti gözlerim. Bir başka vakitsiz ölümün bize bıraktığı vakur bir kadın: Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya… Güvercinler, tek tek uçuyor, uçuruluyor… Güvercinlerin uzun ömürlü olabildiği bir ülke düşlüyor insan. Kimsenin düşüncelerinden, tercihlerinden ötürü, terk’i diyar etmek zorunda kalmayacağı bir dünya yaratmak çok mu zor?
|
|
Son Güncelleme ( 14/01/2010 )
|
|
Devamı...
|
|
Türkiye ve Öteki Çocukları! |
|
Yazar Faruk ARHAN
|
|
12/01/2010 |
|
Bugün, polise taş attıkları için ağır cezalara çarptırılan çocukların durumunu ilgilendiren yasayı gündemine almayan TBMM, yani devletin yasal işleyişini sağlayan yasa çıkarıcı Meclis ve haliyle devlet, gereksiz yere hapse atılan bu çocuklarından yarın sadakat beklememeli.
Çocuk demek, vicdan demek! Mevzu çocuklar olunca, vicdanını dinlemesi gereken büyükler olmalı. İngilizlerin dediği gibi, "Büyükler konuşmalı ki çocuklar ölmesin. Efendiler, çocuklarımızı rahat bırakın! Bunun için, önce biraz vicdan... |
|
Devamı...
|
|
Bir Görün Sevda Neymis...! |
|
Yazar sosyalistforum
|
|
12/01/2010 |
|
Sevdik, bizi kah dövüp, kah severek büyüten bu "Fosforlu" vatanı...
Sevmesek uğraşır mıydık böyle, onu kanlı cinayet şebekelerinin elinden çekip alabilmek için..?
Çabalar mıydık, yaralarını sarıp, onu tertemiz ve rengarenk bir sevda ülkesi yapabilmek için..?
Bırakın şu vatanın yakasını, biraz da biz Sevelim... Sevda neymiş görün bir..! |
|
Devamı...
|
|
Yazar HÜSEYİN DEMİR günlük haber bülteni
|
|
10/01/2010 |
|
Yetim hakkı yemenin, yedirtmenin bir çok şekli var. Doğrudan yeme, aracı kullanıp yeme, hiç işe karışmadan, çeşmenin akan suyu istikametinde bulunduğundan kendiliğinden yeme (Bu yeme şeklinde haram hiç yok). “Deniz fenerinden gelen kar payları buna en iyi örnek olabilir.” Birde yerken şekil verme biçimleri var, Dişleme, Hortumlama, İlik kemirme, yerken acındırma (mazlumu oynama) |
|
Devamı...
|
|
Yazar SİBEL ÖZBUDUN
|
|
10/01/2010 |
|
Tabii konu salt “sermaye birikimi” ya da rekabetçilikle açıklanamayacak kadar girift. İnsanlar yıllardır yaşayageldikleri o bastırılmışlık, susturulmuşluk hâlinin nafileliğinin bilincine varmaya başladılar. Bir dilin konuşulması neden yasaklanır; insanlar kendi halk oyunlarını neden “millî folklor” formatında icra etmek ya da unutulmuşluğa terk etmek ikilemiyle karşı karşıyadır; yeri geldiğinde “mozaik” metaforuyla övünülen bir ülkede kültürel çeşitlilik neden yöresel yemek çeşitlerine indirgenmiştir; köylerin, mezraların, dağların, derelerin, göllerin adları neden durmadan değiştirilir; kültürel köklerini, kendi grubunun tarihini araştırmaya kalkışan biri neden iki kuşak öncesine ulaştığında derin ve ölümcül bir suskunlukla karşılaşır; insanların anadillerini öğrenmeleri, anadillerinde eğitim görmeleri, türkü söylemeleri, dinlemeleri neden “yıkıcılık/bölücülük” sayılıp TCK’da zikredilir? Sorular yüksek sesle terennüm edilmeye başlandı… Deli gömleği, dar geliyordu artık. Filler tepişirken, malûm, olan çimenlere olur. “Üst katlardakilerin” gözünü karartmış kavgası, onlarca yılın bastırılmışlıklarının, düşkırıklıklarının, gerilimlerinin güncel işsizlik, yoksulluk, yoksunluk sorunlarıyla karıldığında, müthiş bir patlayıcıya dönüşmesi riskini getiriyor beraberinde. |
|
Devamı...
|
|
Roman kültürünün baharı: Sosyalizm deneyimi |
|
Yazar (soL - Haber Merkezi)
|
|
10/01/2010 |
|
Son haftalarda yaşananlar, Türkiye’nin Romanlara yönelik politikalarını tartışmaya açtı. Bugün Avrupa’da da ayrımcılıkla karşılaşan Romanların tarihinde, bir de sosyalizm deneyimi var...
Yılbaşı gecesi başlayan olaylarda, saldırıya ve hakarete uğradıktan sonra sürgün edilen Roman yurttaşların yaşadıkları, Türkiye’de, ırkçı saldırganlığın tırmanışının yanı sıra, Romanların karşılaştıkları ayrımcılığın kurumsal boyutunu da göz önüne serdi. Bugün Avrupa’da da benzer sorunlarla yüzleşen Romanların tarihinde, sosyalizm deneyiminin, sunduğu hak ve olanaklar açısından farklılaştığı ve özel bir değer kazandığı görülüyor. Özellikle Sovyetler Birliği’nde Ekim Devrimi’nin hemen ardından hayata geçirilen uygulamalar, Romanların yurttaşlık haklarını kullanmalarının desteklenmesi yanında, Roman kültürünün yaşatılması ve geliştirilmesi açısından da önemli bir örnek oluşturuyor. |
|
Devamı...
|
|
Öcalan'la görüşme notu: Abdullah Gül'e çağrı* |
|
Yazar (ANF)
|
|
10/01/2010 |
'Kürtler konusunda iki imhacı politika var. Biri katı inkar ve imha çizgisidir. İşte Ergenekon'un, MHP ve CHP'nin dayattığı budur. İkincisi ise PKK'siz ve Öcalansız, sırtını Irak, Amerika ve kısmen Avrupa, Talabani ve Barzani'ye dayayan, Kuzey'den bazı sahte Kürt liderlikleri yaratarak, bunlar üzerinden sonuç almaya çalışan AKP'nin yumuşak imhacı çözümdür. AKP'nin son yedi yıllık iktidarında gerçekleştirmeye çalıştığı budur.'
'Ben, daha önce mahkemeye verdiğim savunmamda da belirtmiştim. Ben ancak demokratik ve barışçıl bir çözüm içinde yer alabilirim. Kesinlikle tasfiye sürecine beni katamazlar. Bizi tasfiye etmek çözümü kolaylaştırmaz. Bizim çözümümüz demokrasidir, demokratik çözüm ve barıştır. Ben yol haritasında çözümün nasıl olması gerektiğini açıkça ortaya koydum. Bu çerçevede çözüme varız, başka türden bir çözüme kimse beni dahil edemez.' |
|
Devamı...
|
|
Kızları da alın şimdi askere!.. |
|
Yazar Alınteri, Sayı: 53
|
|
09/01/2010 |
Düşün anam, kendi çocukları doğru dürüst askerlik bile yapmayan zenginlerin gazına gelmiyor musun? Bir kerecik sor, gerçekten vatan bu kadar önemli ve tehlikedeyse, neden o patronlar, politikacılar, gazeteciler, generaller kendi çocuklarını yollamazlar savaşa? Neden yoksulu yoksula kırdırırlar? Ve sen bunu nasıl onaylarsın?
Seni ve aileni işsizlik, yoksulluk, çaresizlik içerisinde koyan düşmanın dururken, kardeş bir halka karşı bu kin niye? Bir düşün benim anam. |
|
Devamı...
|
|
Bir Kadının Omzu Neden Öpülür? |
|
Yazar bilinmiyor
|
|
09/01/2010 |
|
Anne arkaya dönüp küçük kızını kontrol etti. Uyumuştu. kim bilir hangi rüyalarda meleklerle oyun oynuyordu. “Yavrum” diye iç geçirdi güzel kadın. Sonra bakışlarını Boğaziçi köprüsü yoluna çevirdi. Uzun ve omzunda taşıyacağı minicik ama dünya tatlısı bir yükü vardı omzu öpülesi kadının...
Sinekler eşeğin sırtında cirit atıyordu. Kadınsa çocuğunu omzuna kaldırdı, Aliş annenin omzunu öptü minicik böğürtlenlerden morlaşmış dudaklarıyla. Annesinin gamzesi neşelendi. Kısık gözleri ufukta ama göz ucuyla çocuğuna bakıyordu... “Alişim, bahtsız yavrum” diye iç geçirdi kadın. Sonra bakışlarını tozlu toprak yola devirdi. Uzun ve omzunda taşıyacağı ağır bir yükü vardı taa ki bir omuz bulana kadar omzu öpülesi kadının... |
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 73 - 84 Toplam 528 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|