| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 83289
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Yazar HÜSEYİN DEMİR günlük haber bülteni
|
|
10/01/2010 |
|
Yetim hakkı yemenin, yedirtmenin bir çok şekli var. Doğrudan yeme, aracı kullanıp yeme, hiç işe karışmadan, çeşmenin akan suyu istikametinde bulunduğundan kendiliğinden yeme (Bu yeme şeklinde haram hiç yok). “Deniz fenerinden gelen kar payları buna en iyi örnek olabilir.” Birde yerken şekil verme biçimleri var, Dişleme, Hortumlama, İlik kemirme, yerken acındırma (mazlumu oynama) |
|
Devamı...
|
|
Yazar SİBEL ÖZBUDUN
|
|
10/01/2010 |
|
Tabii konu salt “sermaye birikimi” ya da rekabetçilikle açıklanamayacak kadar girift. İnsanlar yıllardır yaşayageldikleri o bastırılmışlık, susturulmuşluk hâlinin nafileliğinin bilincine varmaya başladılar. Bir dilin konuşulması neden yasaklanır; insanlar kendi halk oyunlarını neden “millî folklor” formatında icra etmek ya da unutulmuşluğa terk etmek ikilemiyle karşı karşıyadır; yeri geldiğinde “mozaik” metaforuyla övünülen bir ülkede kültürel çeşitlilik neden yöresel yemek çeşitlerine indirgenmiştir; köylerin, mezraların, dağların, derelerin, göllerin adları neden durmadan değiştirilir; kültürel köklerini, kendi grubunun tarihini araştırmaya kalkışan biri neden iki kuşak öncesine ulaştığında derin ve ölümcül bir suskunlukla karşılaşır; insanların anadillerini öğrenmeleri, anadillerinde eğitim görmeleri, türkü söylemeleri, dinlemeleri neden “yıkıcılık/bölücülük” sayılıp TCK’da zikredilir? Sorular yüksek sesle terennüm edilmeye başlandı… Deli gömleği, dar geliyordu artık. Filler tepişirken, malûm, olan çimenlere olur. “Üst katlardakilerin” gözünü karartmış kavgası, onlarca yılın bastırılmışlıklarının, düşkırıklıklarının, gerilimlerinin güncel işsizlik, yoksulluk, yoksunluk sorunlarıyla karıldığında, müthiş bir patlayıcıya dönüşmesi riskini getiriyor beraberinde. |
|
Devamı...
|
|
Roman kültürünün baharı: Sosyalizm deneyimi |
|
Yazar (soL - Haber Merkezi)
|
|
10/01/2010 |
|
Son haftalarda yaşananlar, Türkiye’nin Romanlara yönelik politikalarını tartışmaya açtı. Bugün Avrupa’da da ayrımcılıkla karşılaşan Romanların tarihinde, bir de sosyalizm deneyimi var...
Yılbaşı gecesi başlayan olaylarda, saldırıya ve hakarete uğradıktan sonra sürgün edilen Roman yurttaşların yaşadıkları, Türkiye’de, ırkçı saldırganlığın tırmanışının yanı sıra, Romanların karşılaştıkları ayrımcılığın kurumsal boyutunu da göz önüne serdi. Bugün Avrupa’da da benzer sorunlarla yüzleşen Romanların tarihinde, sosyalizm deneyiminin, sunduğu hak ve olanaklar açısından farklılaştığı ve özel bir değer kazandığı görülüyor. Özellikle Sovyetler Birliği’nde Ekim Devrimi’nin hemen ardından hayata geçirilen uygulamalar, Romanların yurttaşlık haklarını kullanmalarının desteklenmesi yanında, Roman kültürünün yaşatılması ve geliştirilmesi açısından da önemli bir örnek oluşturuyor. |
|
Devamı...
|
|
Öcalan'la görüşme notu: Abdullah Gül'e çağrı* |
|
Yazar (ANF)
|
|
10/01/2010 |
'Kürtler konusunda iki imhacı politika var. Biri katı inkar ve imha çizgisidir. İşte Ergenekon'un, MHP ve CHP'nin dayattığı budur. İkincisi ise PKK'siz ve Öcalansız, sırtını Irak, Amerika ve kısmen Avrupa, Talabani ve Barzani'ye dayayan, Kuzey'den bazı sahte Kürt liderlikleri yaratarak, bunlar üzerinden sonuç almaya çalışan AKP'nin yumuşak imhacı çözümdür. AKP'nin son yedi yıllık iktidarında gerçekleştirmeye çalıştığı budur.'
'Ben, daha önce mahkemeye verdiğim savunmamda da belirtmiştim. Ben ancak demokratik ve barışçıl bir çözüm içinde yer alabilirim. Kesinlikle tasfiye sürecine beni katamazlar. Bizi tasfiye etmek çözümü kolaylaştırmaz. Bizim çözümümüz demokrasidir, demokratik çözüm ve barıştır. Ben yol haritasında çözümün nasıl olması gerektiğini açıkça ortaya koydum. Bu çerçevede çözüme varız, başka türden bir çözüme kimse beni dahil edemez.' |
|
Devamı...
|
|
Kızları da alın şimdi askere!.. |
|
Yazar Alınteri, Sayı: 53
|
|
09/01/2010 |
Düşün anam, kendi çocukları doğru dürüst askerlik bile yapmayan zenginlerin gazına gelmiyor musun? Bir kerecik sor, gerçekten vatan bu kadar önemli ve tehlikedeyse, neden o patronlar, politikacılar, gazeteciler, generaller kendi çocuklarını yollamazlar savaşa? Neden yoksulu yoksula kırdırırlar? Ve sen bunu nasıl onaylarsın?
Seni ve aileni işsizlik, yoksulluk, çaresizlik içerisinde koyan düşmanın dururken, kardeş bir halka karşı bu kin niye? Bir düşün benim anam. |
|
Devamı...
|
|
Bir Kadının Omzu Neden Öpülür? |
|
Yazar bilinmiyor
|
|
09/01/2010 |
|
Anne arkaya dönüp küçük kızını kontrol etti. Uyumuştu. kim bilir hangi rüyalarda meleklerle oyun oynuyordu. “Yavrum” diye iç geçirdi güzel kadın. Sonra bakışlarını Boğaziçi köprüsü yoluna çevirdi. Uzun ve omzunda taşıyacağı minicik ama dünya tatlısı bir yükü vardı omzu öpülesi kadının...
Sinekler eşeğin sırtında cirit atıyordu. Kadınsa çocuğunu omzuna kaldırdı, Aliş annenin omzunu öptü minicik böğürtlenlerden morlaşmış dudaklarıyla. Annesinin gamzesi neşelendi. Kısık gözleri ufukta ama göz ucuyla çocuğuna bakıyordu... “Alişim, bahtsız yavrum” diye iç geçirdi kadın. Sonra bakışlarını tozlu toprak yola devirdi. Uzun ve omzunda taşıyacağı ağır bir yükü vardı taa ki bir omuz bulana kadar omzu öpülesi kadının... |
|
Devamı...
|
|
Melahat'ın yürek yakan öyküsü |
|
Yazar ateşhırsızı
|
|
09/01/2010 |
|
Melahat'a evleneceğini söylediklerinde, o hiç bir şey hissetmedi. Düğünü dahi yapılmadı. Ne anne babası ne de kendi gördü Ferhatı... Ferhat olanlara şaşakalmıştı. Arkadaşı onun bu şaşkınlığından faydalandı. Önce 10 bin YTL istedi amca kızı için, sonra sıkı bir pazarlık başlayıverdi. 9, 8, 7 bin YTL'ye anlaştılar. Amca kızı gitti Melahat'i almaya Bitlis'ten Ankara'ya geçen 20 saatlik yolda bile Melahat soramadı kime gelin gittiğini.
Sabah Ankara'ya indiklerinde, bir minübüse bindiler. 2007 yılının nisan ayıydı. Amca oğlu Melahat'i önce akrabalarının yanına getirdi. Ferhat da nikah işlemlerini tamamlamıştı. Gün bekliyordu. Ertesi sabah Ferhat, Melahat'i aldı. Belediyeye gidip nikah kıyacaklardı. Melahat karşısında yaşlı ve topal adamı görünce, susakaldı. Önce kalkıp Ferhat'ın elini öptü.
|
|
Devamı...
|
|
Cezaevleri ve tutsaklar... |
|
Yazar Esra Çiftçi
|
|
08/01/2010 |
|
Haberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, Yastığım, ranzam, zincirim, Uğrunda ölümlere gidip geldiğim Zulamdaki mahzun resim Görüşmecim yeşil soğan göndermiş Karanfil kokuyor cigaram Dağlarına bahar gelmiş memleketimin... Ahmed ARİF
Biz nasıl böyle olduk? Tutsaklara nasıl böyle yabancılaştık? Onlar bizim çocuklarımız, eşlerimiz, anne-babalarımız, yoldaşlarımız, arkadaşlarımız değil mi artık...
Çığlığım artık çıkmıyor... |
|
Devamı...
|
|
Bayat liberal klişeler... |
|
Yazar Aziz Çelik Turnusol
|
|
08/01/2010 |
“Bu ‘özelleştirme’ döneminde birçok işçi işsiz kalıyor. (...)
Eğer devlet, ‘işsiz kalan’ işçilere para verecekse, bu para çalışanların parasından verilecek.
Çalışanların paralarını alıp, bu paraları ‘çalışmayanlara’ ya da emeklerine artık ihtiyaç duyulmayanlara dağıtmak hak kavramına uygun mu?”
Ya Altan’ın sosyal politikadan, sosyal haktan ve sosyal devletten haberi yok ya da artık içinde “sosyal” ve “devlet” geçen herşeyden nefret ediyor. İlahi Ahmet Altan, yeniden dağılımı melesesini de mi duymadınız? Piyasa dağılımına müdahale edilmesi anlamına geliyor ve hâlâ yapılıyor. Öyle devletçi ve solcu bir uygulama filan da değil. Ya sizin deyiminizle “artık emeğine ihtiyaç duyulmayanlar” ne yapsın? Sürünsünler mi? Yoksa hayırsever kuruluşlara veya cemaatlere mi devredelim onları. Devlet sadece bekçilik ve dinleme yapsın! |
|
Devamı...
|
|
*Dunning-Kruger Sendromu- Psikolojide Nobel ödülü alan çalışma:* |
|
Yazar Dr..Serra Menekay Oncel
|
|
08/01/2010 |
|
Psikologlar Justin Kruger ve David Dunning'in tarihe geçmelerine vesile olan teorileri özetle, "cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır" der.  |
|
Devamı...
|
|
Tekel'in kadın işçileri cevvaldir |
|
Yazar Başak Turan (Birgün)
|
|
06/01/2010 |
Yüksek lisans tezini TEKEL’in özelleştirilme sürecinin kadın işçilere etkisi üzerine yapan Özgün Akduran, “TEKEL kadınlar için sadece bir işyeri değil bir sosyalleşme, kendini ortaya koyma, bireyleşme mekânı da oldu” diyor
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi olan Özgün Akduran “Kadın işçilerin duruşlarının güçlü oluşunun nedenleri işte buralarda yatıyor. Bu kadınlar, bulundukları sosyal çevrelerin koşullarında ücretli işe kavuşma yönünde hiçbir başka beklenti yok iken genç yaşlarda, TEKEL aracılığı ile ücretli işe kavuşmuşlardı” diyor.8 Yüksek lisans tezini TEKEL’in özelleştirilme sürecinin kadın işçilerinin mücadelesini konuştuk.
Kadınların fiziksel olarak erkeklere göre daha güçsüz olduğu varsayılır. Fakat TEKEL işçilerinin direnişinde kadınlar da güçlü duruşları nedeniyle çok konuşuldu. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? |
|
Devamı...
|
|
Aşure Gününün Anlam ve Önemi |
|
Yazar bilgi denizi
|
|
06/01/2010 |
|
Alevilerde, Hüseyin'in Kerbela'daki acısı başta olmak üzere Oniki İmamların acılarını anmak ve anlamak için Muharrem Matemi tutulur. Amaç bu acıları tekrarlamak ya da öç duygularını tekrarlamamak ya da öç duygularını körüklemek değildir. Muharrem Matemi'nin amacı: Bu türlü acıların bir daha yaşanmaması için gerekli olan insanlık değerlerini ve Alevi öğretisini özümsemektir.
Matem süresince bıçağa, ve kesici aletlere el sürülmez, kurban kesilmez, ve et yenmez. Matem boyunca hiç bir canlıya eziyet edilmez. Kimsenin kalbini kırmamak, dili ile kimseyi incitmemek, kimse hakkında dedikodu yapmamak ve Matem Orucu'nun temel ilkesidir. Sağlığı yerinde olanlar oruç tutarlar. Matemden amaç, kendine eziyet yapmak değil, yapılabilecek kötülüklerin ve katliamların bir daha olmaması için anmak ve untmamaktır |
|
Devamı...
|
| << İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 85 - 96 Toplam 534 | |
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|