|
|
“KAZ KAFALI” OLABİLMENİN KOŞULLARI; |
|
|
|
Yazar Remzi Aydın Öfke ve umut
|
|
18/09/2010 |
Kazların her birinin renksel ve biçimsel farklılıkları vardır ama bu önemli değildir. Kazların her birinin (insan algılamasına göre yanı olduğu düşünülsede) farklı ses tonu vardır, ama ses tonlarına göre ayrıcalıkları yoktur. Şekilsel farklılıklar; ayrıcalıklar tanımaz kazlara. Yani kaz olmak gerçekten zordur. Ayrıca kazlar ne olursa olsun bunun dışında; içinde oldukları gurubu terk etmezler. Sağdaki soldaki çöplüklerin o parıldayan yiyecekleri için asla bu gurubu terk etmezler. Rotalarından vazgeçmezler, menzillerine ulaşabilmek için tüm gayretleriyle bu mücadelede üzerlerine düşen görevi yerine getirirler. Hiçbir kazın diğerine göre üstünlüğü yoktur, her kaz bir diğer kademeyi eşit şartlarda yaşamak zorundadır. Zaten onların bu yolculukta başarıya ulaşmasının en büyük sebebi de budur işte. Ben kazları incelediğimde kendi kendime; “yahu komünist bunlar” demiştim. |
|
Devamı...
|
|
|
Kapitalizmi yaşamak |
|
|
|
Yazar (Bir Alınteri okuru)
|
|
16/09/2010 |
“Aman… bana ne canım bir başkasından. Neymiş parası olan olmayanla paylaşacak. Karınca ile cırcır böceği misali; ben çalışırken onlar yatıyordu. Onlarda çalışıp para kazansalardı. Benim param değil mi istediğim gibi harcarım. Kime ne benim elmas gerdanlığımdan. Ay ipek geceliğimi, dantelli iç çamaşırımı işlerken kadınların gözleri mi kör olmuş bana ne. Hem zaten bunlar boşuna yapılmadı ki. Ya boş verin şimdi Irak’ı, Filistin’i… iyi oldu. Zaten şeriatla yönetiliyordu. Ne o öyle kadınlar karafatma gibi dolaşıyordu. Ay vallahi göz zevkimiz bozuluyordu. En azından bizim gibi çağdaş (!) bir ülke olurlar” diyebilirsiniz tabii; eğer onurunuzu kaybettiyseniz. |
|
Devamı...
|
|
|
İşkencecilerle, katillerle alakası yoktur.... |
|
|
|
Yazar GÜLDEREN GÜRCAN
|
|
12/09/2010 |
|
 
Kocaman kızlar, filinta oğlanlar oldular. Din -dil- ırk da neymiş? Onlar aynı çamuru kucaklamış arkadaş, kardeştiler.Yoluk saçaklı kızlar nazlı bakışlı ceylan, hafiften tay kalçalı... Allah'ın sidikli oğlanları yeni terlemiş bıyıklarıyla canlar yakıyordu. Arkadaşları artık anayı ,babayı, onları bırakıp taşınmıyordu. Orada burada kıyıda köşede ölüyorlar ya da öldürülüyorlardı. Analar, babalar da öldürülüyordu. Ne olduğu anlaşılamıyan kıran( afet) girmişti her bir yana. Hep kandırmaca bayramlar mı yaşamışlardı ?? |
|
Devamı...
|
|
|
"'Kapı'da İçerdekilerin Eşleri ve Anneleriydik, Birlikte Güçlüydük" |
|
|
|
Yazar Berivan TAPAN
|
|
11/09/2010 |
Darbeden sonra bir kısım insan yakalanırken bir kısım insan da kaçağa düştü. Biz de yaklaşık 3,5 yıl kaçak yaşadık. Kaçaklık yıllarında ise, kadınların durumu çok zordu; tanıdığı hiç kimseyle görüşmeden sadece konu komşuya 'normal' görünmek çabasıyla başka bir kişiliğe bürünüp, durumu idare edecek tiyatro yapıyorlardı. Ama ne kadar çabalasak da iyi rol yapamıyorduk herhalde ki komşuların sıkı denetimi bitmiyordu... Örneğin, 'Kocan ne zaman işe gidiyor, hiç görmüyoruz' deyip duruyorlardı. Sırf bu yüzden çocuğumu evde bıraktığımda babasının da evde olduğunu anlayacaklar diye kuyudan su taşımaya ve pazara giderken karda kışta oğlumu boynumda, sırtımda taşımak zorunda kalıyordum. |
|
Devamı...
|
|
|
ASLINDA EN BAŞTA AGOPU DÖVDÜRMEYECEKTİK!!! |
|
|
|
Yazar Çetin YILMAZ .sosyalistforum
|
|
10/09/2010 |
|
-Ben Ali demiş Türkmen olanı, buda bişar diğer arkadaşımda Agop
-Hmm demiş Devlet dayı, bir birinize hiç benzemiyorsunuz akraba değilsiniz değimli?
-Yok demiş Ali, ben Türkmenim, Bişar Kürt, Agopta Ermeni, komşuyuz biz… |
|
Devamı...
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 505 - 513 Toplam 1225 |