Tahir adamların yüzlerinde korku, kokularında kusma arzusu, seslerinde tehlike hissede hissede kendisinin de nasıl bir adama dönüşebildiğini, adama dönüştükten sonra evinden, köyünden, memleketinden kaçma cesaretini nasıl bulabildiğini de soruyordu kendine. Ve onca badirenin ardından vardığı bu tek göz evde, cılız ve beyaz gövdesine dokunurken kendisini nasıl algıladığını anlamak istiyordu…
Apostoli, Vangoli, Donna, Eleni arkadaşlarımızdı. Düşüp yaralansak, hangimizin annesi yakınsa onlar birbirlerinin çocuklarına koşturudu. Yaralı bereli ellerimizi sovan sabun karışımı ve biraz da yağ ekliyerek yaralara melhem yapmasını birbirlerinden öğrendiler.
Elizabeth Taylor parladı. Ben de onun gibi boyanmaya başladım. Onun gibi kaşlarımı püskül püskül yaptım. Gören bana "Yerli Elizabeth" diyordu. Ama Rita Haywort, Ağa Han'la evlenince, saçlarımı kızıla boyadım. Yüzüme mahsustan onun gibi çiller yaptım. Sonradan Marilyn Monroe'nun süksesi artınca, ben de yüzümün ve vücudumun şeklini değiştirip Marilyn'e benzedim. Kim görse "Bizim Marilyn Monroe" diyorlardı.