Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 558987
Ana Sayfa
İnsanlığa zarfsız kuşlar Yazdır E-Posta
Yazar Nuray Sancar   
31/10/2011
Orada o çocuk, daha önce hiç fotoğraf çektirmemiş Yunus yani, kendisine ve benzerlerine yardım olarak taş ve sopa gönderenlere ilk ve son kez baktığı bir kareden belki de görmüştür yine de: onun ölüyorum diye kocaman gözleri Van depremiyle birlikte nasıl bir insanlık savaşının yaşandığını, ülkeyi ölenlerin nüfus cüzdanları üstünden bölmeye çalışanlara karşı kardeşliğin nasıl ayak dirediğini görmeden kapanmamıştır… Böyle umalım.

 

 

Meçhul Öğrenci Anıtı                                       
…Buraya bakın, burada,
bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
 Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı: Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine’dir…

Ece Ayhan

Sen iyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir” sözüyle yetiştirilirdi “iyi” aile çocukları hep. O zamanlar yardımın, budanan sosyal hakların yerine gösterilen başvuru adresi olacağı kimsenin aklına gelmezdi. Sadece vicdanlı ve insancıl, yardımsever ve “başkalarının acısına bakabilen” evlatlar yetiştirmekti ana babaların muradı. Sonra o evlatlar birer yetişkin oldular, bir kısmı sosyal güvenliklerini-güvencelerini yitirdiler ve kendileri himmete muhtaç hale geldiler. Ve yardımın ana babalarından öğrendikleri gibi her ihtiyacı olana değil ideolojik seçicilikle; karşılıksız ve gizlice değil, bir karşılık umularak, göze soka soka yapılabildiğini gördüler. Onları yardıma muhtaç hale getirenlerin yardım bezirganlarının ta kendisi olduğunu gördüklerinde, çoğunun bunu talihin bir cilvesi olarak sineye çekmekten başka yapabileceği bir şey yoktu artık.
Ahlaki olanın ne olduğuna dair önceki kuşaklardan devraldığımız ne kadar iyi şey varsa hepsinin yeniden sınandığı, onları korumak için büyük kavgalar vermek zorunda kaldığımız böyle bir çağda, yardım ve yardım severlik insanın, Ece Ayhan’ın sözleriyle “devlet dersinde”n bütünlemeye kalmaya zorlandığı kritik ders oldu giderek. Seçim dönemlerinde AKP’ye oy verme taahhüdüyle dağıtılan yardımların günahı hâlâ temizlenmedi. Çocukları polise mukavemet eden ailelerin yeşil kartını geri alacağını söyleyen valinin defteri dürülmedi. Ve derken Van’da, deprem neredeyse bütün kenti yerle bir etmişken “devlet dersi”nin öğretmenleri, depremzedeler eğer Kürt’se onlara yardım etmek pek caiz değildiri mırıldanmaya başladı. Ve bu dersin “inek” diye tabir edilen çalışkan öğrencileri, yıkılan evinin kalaslarının altından “mirim mirim mirim” (ölüyorum) diye inleyen çocuğa yardım niyetine taş, bayrak ve sopa gönderdiler utanmadan. Nöbetçi öğretmen, Medya Sunucusu Müge Anlı da “Hem polise taş atacaksınız hem de yardım isteyeceksiniz, yok öyle yağma” mealinde milli coğrafya kitabının ilgili ünitesinin hulasasını çıkarıverdi. Vicdanlı evlatlar yetiştirmeye çalışırken kafası ve kalbi genelkurmay ve hükümet marifetiyle ırkçı, şoven, kafatasçı fikirlerle işgal edilmiş evlatlarının, neoliberal tekeller ülkeyi rahat rahat yapılandırsınlar diye halkın sadaka siyasetine kurban edilmesine göz yumdukları halde, en çok ihtiyaç duyduğu anda aynı halka “yok öyle yağma” muamelesi çekmesine, insaflı ebeveynlerin içi sızlıyordur muhtemelen. Ahlak her bel kalınlığına göre ölçüsü değişen bir lastik midir ki böyle.
Öte yandan ettiği iyiliği balığın veya halik’in bilmesini beklemeden topladığı yardımları “insanlık ölmedi daha” demek ve dayanışmanın bu ülke insanının en güzel hasleti olarak yaşamaya devam ettiğini göstermek için basında veya sosyal medyada sergilemek zorunda kalan onurlu insanların mücadelesi olmasa iyiliğin bu topraktan gitmemek için ayak dirediğini, direndiğini kimse bilmeyecek. Yardımı göstere göstere yapmak şimdi izansızlığın altını çizmenin kayıtsız şartı, devlet dersini kaynatmanın esaslı bir vesilesi. Kullanımı, balığa ve halik’a havale edilen takdir hakkının kıymeti harbiyesi yok artık. İnsanlık için verilen kavga bugün Van otobüslerine yüklenen kolilerle yapılıyor çünkü. İnsanlık cephesinin cephaneliği birer battaniye, çadır, çamaşır ve soba olarak o kolilerin içinde. O koliler sayesinde kopuyor insanlar devletin insafsızlığından, yalnızlaşmaktan.  Ve sınır çiziyor köhne bir ahlakla arasında. Öyle ki toplanan deprem vergilerini, kendilerinden hesap soracak bir merci olmayacakmış gibi “Otoyollara yatırdık, çatır çatır yedik” diyen baş öğretmen kılıklı, dili sürçük bakanların insafsızlığına karşı insafın, vicdanın kavgası bu. Şakaya gelmez.
Son tahlilde siyasidir bu deprem de görüldüğü gibi. Ya da her şey gibi hemen siyasileşmiştir ne yazık ki. “İktidarı kaybetsek de kaçak binaları yıkacağız” diyen Başbakan da siyasi rantını çıkarıvermiştir ahval ve şeraitten. Bakmayın iktidarı bir kalemde siliveriyormuş gibi yaptığı gözü karalığına. Kentsel dönüşümle evlerinden, iş yerlerinden edilmeye başlanan, ve fakat buna o kadar kolay razı olmayan yoksul emekçilerin başının üstünde, Van’dan sonra da deprem tehditli Demokles Kılıcını sallandırabilmek ve de TOKİ finans oligarşisini kalkındırmak için bir kez daha onları mecalsiz bırakmanın fırsatını kaçırmamıştır ilaveten. Şimdi Van var ama ya sonrası… değil mi? Bağrımızdan bunca fay hattı geçer ve her gün bir tanesi yırtılırken bu gerçekten niye yararlanmasın kentsel dönüşümcü Kanalİstanbul projecileri. Çuval çuval vergiler toplanırken ve bu vergiler halka hiç eyvallahı olmayan hükümet tarafından çar çur edilebilirken insanlık göçük altında kalmış kimin umurunda.
Orada o çocuk, daha önce hiç fotoğraf çektirmemiş Yunus yani, kendisine ve benzerlerine yardım olarak taş ve sopa gönderenlere ilk ve son kez baktığı bir kareden belki de görmüştür yine de: onun ölüyorum diye kocaman gözleri Van depremiyle birlikte nasıl bir insanlık savaşının yaşandığını, ülkeyi ölenlerin nüfus cüzdanları üstünden bölmeye çalışanlara karşı kardeşliğin nasıl ayak dirediğini görmeden kapanmamıştır… Böyle umalım.
Yoksa gidenlerin gözü açık kalmıştır. Sağ kalanların da yarası daha derin.
Van’da insanlık kazansın ve biz Yunus’lara, Ece Ayhan Meçhul Öğrenci Anıtı şiirindeki dizeleriyle diyelim ki, “her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır/ bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek”… daha.

evrensel gazetesi

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.