|
Oy kullanmak istese izin vermezdi
Ehliyet için başvursa kabul etmezdi Ama N.Ç tecavüze uğradığında kasabanın tüm devleti tarafından, devlet N.Ç’nin aklına-fikrine güvendi. Onun çocuk aklıyla her şeyi idrak edebildiği kanaatına vardı. Aynı ‘kandırılmış’ dediği taş atan çocukları hapse atmakta beis görmediği gibi.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi yerel mahkemenin kararını doğru buldu. 13 yaşında 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç başına gelen her şeyin farkındaydı, her şey ‘kendi isteğiyle’ olup bitmişti. N.Ç kimlere pazarlanmıştı; asker, memur, esnaf, öğretmen, korucu, üst düzey kamu görevlileri… Hani başınıza bir şey geldiğinde telefona sarılıp arayacağınız, yolda gördüğünüzde selam verdiğiniz kasabanın ‘muteber’ adamları, devletin görünen yüzleri..
Pek çok küçük yerde olduğu gibi bu ‘muteber’ adamlar oranın öğretmen evinde, subay gazinosunda akşamları buluşup içiyor, kağıt oynuyorlardı; ama bunlar bir de muhtemelen ek olarak ‘eğlence’ olsun diye birlikte küçük kızlara tecavüz etmeye gidiyorlardı. Muhtemelen orada yaşayan herkes N.Ç’yi ve bu ‘eğlenceyi’ de biliyordu.
Muhafazakar aile babası üniformalarının altından ‘tecavüzcüler’ çıktığında Mardin’de hiç kimse bunu konuşmak istemedi, sanıkların kimlikleri özenle korundu. Adli Tıp N.Ç için ahlaki radaetini müdrik (Ahlaki kötülüğünün farkında olduğu) kanısına vardı, Yargı da bu suskunluk ve ‘görmeme’ alayına katıldı, hem yereli hem Yargıtay’ı aynı kararda birleşti: N.Ç kendi rızasıyla ‘tecavüze uğramıştı.’
O yaşta, bu devlet N.Ç evlenmek istese sadece ‘kendi rızasına’ bakmazdı Oy kullanmak istese izin vermezdi Şehir dışında kimlik kontrolünde yakalansa karakola teslim eder ailesini arardı Ehliyet için başvursa kabul etmezdi Yurtdışına çıkmak istese çıkamazdı Okumayacağım dese ‘kendi rızasına’ bakmaz zorunlu eğitim derdi
Ama N.Ç tecavüze uğradığında kasabanın tüm devleti tarafından, devlet N.Ç’nin aklına-fikrine güvendi. Onun çocuk aklıyla her şeyi idrak edebildiği kanaatına vardı. Aynı ‘kandırılmış’ dediği taş atan çocukları hapse atmakta beis görmediği gibi.
Çünkü devlet hiçbir zaman sadece devlet değildir. Devlet, N.Ç her ‘tecavüze’ götürülüşte sessizce olan biteni izleyen, para olsa da sıra bize gelse diyen mahallenin kahve ahalisidir.
Devlet, N.Ç’nin getirdiği parayı sorgusuz sualsiz kabul eden, bir utanç çukurundan kafasını kaldırıp gerçeğe bakamayan anne-babadır.
Belki kendi kızlarının da benzer bir şeye karıştığı ortaya çıkacak diye susan, ama ahlaklı olduğunu göstermek için de N.Ç’yi ayıplayan komşu kadınlardır.
Türkiye’de devlet her şeyden önce her zaman patriyarkal babanın yaşayan ruhudur. Ve patriyarkal baba da pek çok kabile kuruluş efsanesinde de hatırlatıldığı gibi bir ‘ilk tecavüzcüdür.’
N.Ç, Pippa Bacca’nın kardeşiydi; aynı şeyi gösterdiler ve herkesi korkuttular. Kendisini ‘yardımsever, misafirsever, dayanışmacı’ olarak tanıtmayı seven, ‘ahlaken gayet muhafazakar’ bu toplumun bir de kendisinden olmayanlara, ‘sahipsizlere’ karşı ortaya çıkan öteki yüzü var.
İkiyüzlü Türkiye’nin bir de halının altına süpürdükleri var.
Eğer halının altına bakarsak, herkesin orada olduğunu bilip de görmezden geldiklerine; bu ülke insanlarının neden otoriter, sağcı, darbeci, bağnaz, ırkçı iktidarlara yol verdiğini de belki daha iyi anlayabiliriz.
Turnusol |