|
Yazar İshak KONYA
|
|
10/11/2011 |
Ne yana baksam kan, ne yana baksam sus. Ölü bir ülkenin Kuzey kasabalarına sessizlik egemen.
“ Yüzünü denize dön çocuk!.”
| | Deli bakışlarında çocuk kız- büyük adamlar Yirmi Altı kişilik tek yatak sıcak Kapı gıcırtılarında sağır salyalık Yurdumluk vurdum duymazlık Uzak ve karanlık ülkem On Üç’ ünde rızalığına razı orospuluk.
Bulutların yeryüzüne düştüğü vakitler Üçünde, On’ unda, On Üç’ ünde Depremler ve göçük Geç kalmamdı Deli bakışlarında hüznün korkuyu büyüt Kar üşüyor çocuk gözlerin kara…
Bütün mermiler sol yanımızda Kar sıcaklıkları, soğuk alınsızlığımız
Güya yarın Pazar ve pazarlarda günlük güneşlik kurbanlıklar aheste gezginliklerinde müşteri ararlar. Yağmur yağıyor oysa; meteoroloji bültenlerinde Üç gün yağış veriyor hava raporlarında.
Şimdi ben güneşin yüzünü görmeden gezinip durduğum coğrafyalarda, kar altında bez çadırlarda soğuktan üşüyen, çocukların ve kadınların gözlerinden bakamayacağım hayata. Sıcak odam da soğuk bir ürperti gezinip duracak bedenimde. Yirmi Altı kişilik saldırıda küçük bir kız çocuğunun kobay olarak kullanılmasına kendi gözlerimde kör olmuş bir güneş kadar tutsak suçluluk duyacağım kendimde. Cinsiyet denilen illetin metasal ve metafizik değerler üzerinden ölçümlenip, dini kisvelerde bütünleşmesini Üzmez’ i üzmemek için susacağım.
Ben, sen, o bir tekil yalnızlık emir kiplerinde, yasa koyucular ve yasaların toplumsal tramvayı sessizce geçiştirmesine tanık olacağım. Onlar benim yerime gözyaşı dökecekler, analarının ölümü kadar değerli olmayacak hiçbir ölüm. Açlıktan ölen çocuğun ülkesinde, uzak Afrika’da o gözyaşları, altın madenlerine dönüşecek. Milyonlarca insanın gözyaşlarına duygudaşlığından Uzak Afrika’da topraklar altına dönüşecek.
Ben susmak için nedenler üreteceğim. En doğuda bir kadın soğuktan irileşen gözlerinde, İki ateş parçası gibi gözlerime bakacak. İki ateş parçası gözlerinde çocuk üşüyen ellerine bakarak gülümseyecek sigara dumanından geçer gibi. Sekerek, koştuğunu düşleyecek bozkırlarda Ceylan gibi.
Mayınlardan çiçek tarlası oluşturmak diye bir düş kurmamıştı oysa. Bulutlar neden düşer ki şimdi gökyüzünden. Kuzey kasabasında, en kuzeyden esen rüzgarlar, hafifçe uzun saçlarımı ensemden havalandırıyor. Denizde öfkesi nisyan özgürlük balıkları yağmurun tadını çıkartıyorlar katliam arefesinde. Bizi bekliyorlar ıslak bayramların güneş sofralarında. Sokak başlarında canlı kesim tanıkları kan göletleri yağmurun suyuna karışıp kırmızıdan pempeye doğru renk değişimleri yapıyor turnusol hayatlarda. Her yerimizden kan akıyor. Yaşadığımız hayatın kanlı cansız tanıklarıyız. Bizsiz bir yalnızlık benliğinde, bensizliğimizin çoğul paylaşımları gibi sırıtıyor ömrümüz. Her yer satılık…
Dağlarımızi denizlerimiz, limanlarımız, bastığımız toprak her yer satılık biz dahil. Faşizm hortlağı düşler sokağının geceleri karanlık, tıpkı bizim evin sokağı gibi. Karanlıkta parıldayan bir çift canlı gözü ürküde saklanmış bir yüzün görünmez hali, bol ışıklı tarla başı ağızlı orospularının öfkelerinde yankılanıyor sokaklar; “ anana yanaş ulan”
Bir ben yalnızlığı öyküsüne gizlenmiş hayatlarımız, çoğulcu cumhuriyetlerde kirli maskelerini takıp geziniyor sokaklarda. Hamasi nutuklar medyada “ Fatma Şahin yeni bir yasa çıkaracakmış, 18 yaşından küçüklere tacize kayıtsız şartsız ceza müeyyide uygulanacakmış. ( Mış). Tarihe bir N. Ç den sonra ve önce diye geçecek (miş) cibilleyetsiz soysuzların Yirmi Altı kişilik tek yatak maceraları…
Çocuklarının yüzlerine nasıl bakıyorlar onu merak ediyorum sadece. N.Ç yaşlarında ya da daha büyük kızları yok mudur içlerinde. Düşündükçe kusasım geliyor, içi dışı pislik dolu bir coğrafyada izi kalır mı; Bilinmez.
Soğuk denizin kara öfkesi yalıyor kayalıkları, terin, ıslaklığın ve tuzun rengine bulanmış bir yalnızlığı öyle çok özlüyorum ki, Sessizliğim geliyor aklıma, On Dört mermili On Dört yaşında çocukluk hikayeleri gibi, bayramlık kurban çirkinlikleri. Ne yana baksam kan, ne yana baksam sus. Ölü bir ülkenin Kuzey kasabalarına sessizlik egemen.
“ Yüzünü denize dön çocuk!.” gaziantephaberler.com | |
|
Son Güncelleme ( 11/11/2011 )
|