Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 559011
Ana Sayfa arrow Yazarlar arrow Tarihçilere bırakamayacağımız şeyler listesi
Tarihçilere bırakamayacağımız şeyler listesi Yazdır E-Posta
Yazar Yücel Sarpdere   
04/12/2011
Tarihi, köşkün pencerelerinden seyredenlerin değil, halkların gözünden inceleyen gerçekten tarihçi, gerçekten cesurların bakış açılarından irdeleyelim.
Karşılaştırmalar yapalım.
Öğrenelim.

 

 

Bizde neredeyse gelenekten oldu.
Geçmişle ilgili bir mesele mi tartışılıyor;
Köşeye sıkışanlar hemen seslerini yükseltiyor;
“Bu konuyu tarihçilere bırakalım”
Tabii olur…
Bırakalım!
Böyle diye diye, memleketin gelmişini geçmişini, bilumum hadiseleri tarihçilere bırakmış oluyoruz ki, adamların bu kadar bırakılmış konunun altında bunalımlara girmeleri gibi bir tehlike baş gösteriyor!
Ermeni meselesi gündeme geliyor…
“En iyisi bu konuyu tarihçilere bırakalım”
Azınlıklar konusu…
6-7 Eylül olayları;
Onu da tarihçilere bırakalım…
Dersim katliamı.
Konu tehlikeli, onu da tarihçilere bırakalım
Yavuz Sultan Selim’in küpesi var mıydı yok muydu?
Neden bütün resimleri profildendi de, cepheden resmi yoktu?
Mühim bir konu; Tarihçiler bu konuya da bir çözüm getirsinler?
Hani gecinden versin, Ajda hanım rahmetli olsa, kaç estetik yaptığını bile tarihçilere bırakacak bir tarih merakı türedi güzel topraklarımızda.
Gerçi TV ekranlarında arz-ı endam eyleyen, halkımızı tarih konusunda bilinçlendiren tarih bilginlerimiz tehlikeli konularda topa girmiyor…
Onlar daha ziyade, Hürrem’in kulağındaki küpelerin taşlarının kaç kırat olduğuyla kafa yoruyor…
Ya da haremin nasıl ilim irfan yuvası…
Yetim kız çocuklarını kötü yola düşmekten kurtaran bir ıslah yuvası olduğunu kanıtlamak peşinde fikir patlatıyorlar!
***
Son Dersim tartışmalarında da, bazıları, bu konunun da tarihçilere bırakılmasını söyledi.
Bırakacağız da…
Bir mühim Yusuf bey vardı.
O da vekil oldu.
Yeri hâlâ doldurulamadı!
Yoksa eski azametinde olsa, şimdiye kadar ermiş bir tarih bilgini olarak, Dersim’de katliamı yapanların ordu değil, ordu kıyafeti giymiş Ermeni militanları olduğunu ispatlardı ki, Türk düşmanları ne yapacağını şaşırırdı!
Yine misal, resmi ya da, Osmanlıcı Osmanlı tarihine bakarsak, Osmanlı’da ne yoksulluk var, ne fakir fukaralık, ne de adaletsizlik!
İsyanlara gelince!
Dış düşmanların oyuncağı olmuş bir grup kandırılmış insanın ihanetinden başka bir şey değil!
Roma’yı Romalı tarihçilerden dinlersek dünyaya uygarlık getirmiştir.
Kazıklı Voyvodo’yu onun tarihçilerinden dinlersek aslında o dünyanın ilk üroloji, gastroloji uzmanı olup, kazıklı denemeleriyle endoskopiyi geliştiren bir bilim adamıdır!
Bizim tarihe göre deli olan Petro, Rusya’nın resmi tarihçileri için, bir dahidir’
Görüldüğü üzere, birisinin deli raporu verdiği kişi, diğeri tarafından dahi olabiliyor!
Birisi için katliam olan olay, diğeri tarafından geleceği kurtarmak olarak yorumlanabiliyor.
Harem bile, yetim kızların çocuk yuvası ilan edilebiliyor!
Bu durumda ne yapalım?
Tarihi, köşkün pencerelerinden seyredenlerin değil, halkların gözünden inceleyen gerçekten tarihçi, gerçekten cesurların bakış açılarından irdeleyelim.
Karşılaştırmalar yapalım.
Öğrenelim.
Yoksa tarihçilerin birbirine bu kadar zıt anlatımları için bile, “Bu işi de tarihçilere bırakalım” diyenler çıkabilir!
Ve son söz;
Her sınıf ve tabakanın tarihi kendine göredir.
Her sınıfın tarihe bakışı farklıdır.
Ve tarih, resmi yağdanlık tarihçilerine bırakılmayacak kadar önemlidir.

Evrensel Gazetesi

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.