Bilimin rehberliğine inanan biri olarak, doktor Ahmet Çakar’ın bilimsel çalışmalarına devam etmesini ve bir an önce; “kadın istemezse erkek tarafından bıçaklanmaz” hatta “kadın istemezse erkek tarafından öldürülmez” bilimsel tezine ulaşmasını bekliyorum.
“Bir kadın istemezse, bir erkeğin tecavüzüne uğramaz.” Bu sözler, halka açık bir televizyon kanalından ve ‘ünlü’ biri tarafından söylendi.
Bu bilimsel tespiti yapan şahıs Ahmet Çakar, bir futbol hakemi olarak isim yapmış birisi. Futbol meraklısı binlerce genç ve çocuğun, belki de ileride olmak istediği konumda olan biri.
Psikolojide bilinen bir durumdur: çocuklar ve gençler ileriki yaşamlarında kendilerine hedefler belirlerken, aynı hedeflere ulaşmış bulunan kişileri örnek alırlar.
Yani; ileride futbol hakemi veya futbolcu olmak isteyen bir ergen veya çocuk, hakemliğini de beğeniyorsa, kolaylıkla Ahmet Çakar’ı kendisine model alabilir ve onun gibi olmak isteyebilir.
Yani; bir sürü genç, yüzde yüz tecavüz potansiyeli taşıyan Ahmet Çakar gibi tecavüzü, kadının istediği bir durummuş gibi algılayarak yetişebilir.
Yani; bu şahsın referanslarıyla büyüyen, ileride bir sürü nur topu gibi tecavüzcü erkeğe sahip olmamız an meselesi!
814 bin küsur metrekareye yayılmış bir tecavüz ülkesinde; bu sözlerin ciddi bir infial yaratmasını beklemiyordum kendi adıma.
Biliyorsunuz; bir çocuğa tecavüz eden onlarca ‘devletli’yi aklayan bir devletten bahsediyoruz. Tecavüzcüleri, katilleri cezalandırmak yerine ödüllendiren bir devletin yargısına güven olmayacağı gibi, artık ‘adaletin tecellisine’ inanç duyulmasının imkansızlığı da ortada.
Ancak; bu sözlerin sahibi kişinin aynı zamanda bir tıp doktoru olduğunu duyunca, korkup paniklediğimi itiraf etmeliyim!
Vatandaşlar olarak, haklarımızı hangi adaletsiz yargı organlarında aradığımız, güvenliğimizi ise hangi güvensizlik örneği emniyet birimlerine emanet ettiğimiz biliniyor. Şimdi de; insanın en değerli varlığı sayılabilecek sağlığımızı, hangi sağlıksız beyinlere teslim ettiğimizi görünce, korkmamak elde mi?
Bir de; böyle bir doktorun adli tıp kurumlarında görevli olabileceği ihtimali düşünüldüğünde; bu kişinin bilirkişi olarak düzenleyebileceği şiddet ve tecavüz raporlarının, ne kadar tarafsız olabileceğini varın siz düşünün!
İşkencenin ayyuka çıktığı TC devleti sınırları içinde, yıllardır objektif bir işkence raporunun düzenlenemeyişini, doktorların polislerce tehdit edilip korkutulmasına bağladık çoğu zaman. Bu tehdit konusu başlı başına bir sebep iken, ruhları şiddetle kirlenmiş böylesi doktorlar, Hitler’in laboratuarlarında, Yahudi çocuklarını kobay olarak kullanan meslektaşlarına rahmet okutacak neredeyse!
Aslında Ahmet Çakar, spor yorumculuğunu falan bıraksın, tekrar doktorluğa dönsün. Hazır hükümetin de taş atan Kürt çocuklarını ailelerinden zorla alıp, sözüm ona “sevgi evleri”nde asimile etme projesi var gündemde. Ahmet Çakar da ilginç tezleri ve patolojik fikirleriyle, tam da projenin danışmanlığını yapacak yetenekte sayılır. Bu yeteneğiyle, resmi makamların bütün maddi teşvik olanaklarını önüne serdireceğine şüphe yok!
Kendisi henüz devletin resmi televizyonu TRT’deki görevinden alınmadığına göre; devletin Van depremzedeleri için toplayıp, yerine ulaştırmadığı yardımlardan da yararlandırılır belki.
Bakarsınız; Kürt çocuklarının asimilasyonu çalışmalarında geliştireceği başarılı yöntemlerle, Nobel Tıp ödülüne aday bile gösterilebilir!
Bilimin rehberliğine inanan biri olarak, doktor Ahmet Çakar’ın bilimsel çalışmalarına devam etmesini ve bir an önce; “kadın istemezse erkek tarafından bıçaklanmaz” hatta “kadın istemezse erkek tarafından öldürülmez” bilimsel tezine ulaşmasını bekliyorum.
Belki o sayede; kadınların tecavüz, dayak ve öldürülme gibi istek ve kaprisleriyle, ikide bir erkekleri ve erkek devletini, mağdur duruma düşürmesini de önlemiş oluruz! Özgür Gündem |