İyi insan gece gözünü karanlığa dikip bakmaz, o gökyüzünde yıldız arar.
Yaşam başkaları ile paylaşmaktır, özgeciliktir! Yüreği hapis olanlar kuramazlar özgürlük sevdasını; süremezler insanlık davasını. Başkasının derdi için bir şey yapmayanlar, yüzü kızarmayan robotlar vardır. Gözünden hiç yaş akmamış olanlar var. İnsan olan insan'ı, Can'ı, doğduğu yeri nasıl unutur ki?! Bazı balıklar var ki, doğurmak için, doğduğu yere dönerler! Doyduğu yerle, doğduğu yerin sentezine varabilmek. Yavrusu için, hatta beraber yaşadıkları cinsleri için göz yaşları döken hayvanlara tanık olmuşuzdur. Ama, hemcinslerine ihanet eden keklikler var. Kimi keklik sesli denen, görünüşte sesi güzel, ama arka planda, sanatta, paylaşımsızlıkta keklik kuşu gibi bedbin, hain olduklarına tanık olunmuştur pek çok kez. İbret verici bir örnekle temamızı somutlaştıralım dostlar.
Keklik Avcı keklik kuşunu kafese kor, götürür dağda bir çalının dibine bırakır. Bu arada keklik öter, eş cinsini çağırır ve avcıya vurdurur. İşte bir takım insan sıfatında sözüm ona insan geçinenler var ki; keklik misali kendi cinslerini avlatırlar. Veya kekliğe özenen kimi kınalı keklikler emeksiz, zahmetsiz hazıra konarlar. İnsanlığın esenliğine seslenen kollektif uçan turna sesli olmaktır aslolan.
Hasut Hasut çekemez, hain anlamındadır. Padişahın biri saraydaki görevlilere, ‘’Gidin bana iki tane hasut bulun getirin’’ der. Görevliler araştırır, iki hasut bulur getirir, padişahın karşısına dikerler. Padişah hasutları yedirir, içirir ve birine, ‘’sen çık dışarı’’ der. Padişah yanında kalana ‘’Dile benden ne dilersen’’ der, bir de şart koşar. Hasut ‘’şartın nedir padişahım’’ der. Padişah şartlarını açıklar: ‘’Sen bin altın istersen vereceğim. Amma, dışarı çıkan arkadaşına iki bin altın vereceğim. Sen bir saray istersen, arkadaşına iki saray vereceğim. Kabul ediyor musun?’’ deyince, Hasut kendisine verileni değil, arkadaşına verileni düşünerek kararını verir: ’’Padişahım ben sizden hiç bir şey istemiyorum, yalnız benim bir gözümü alın’’ der, çünkü dışarıdakinin iki gözü gidecek. Padişah bile, hasutluğun bu derece zalimce, bencil kötülüğünün karşısında pes eder.
İşte toplumun pek çok kesiminde böylesine hasutlar çoktur maalesef!
Serini İnsanlığa adayanlar Ama, insanlık için canlarını feda eden insanlık kahramanlarımız da vardır. Gerek fikir, düşünce platformunda, gerekse de inanç aleminde. Düşüncelerine katılsak da, katılmasak da, inançları, düşünceleri uğruna; insanlık için bedel ödeyen değerleri, kendilerini feda edenleri sevgi, saygıyla anıyorum. Meyve yerine, ağı (zehir) yedirilen cihan parçası çocuklarımızın dramını görmezlikten gelmek insanım diyenin yüreğine sığar mı acep?! Ya da, çocuğuna kalem dahi alamamanın ezik duvarları içinde çırpınan anne, babanın sefil, acıklı dramı! Sevgili Dostlar, İnsan yaşayacaklarını ilerde anlatabileceği şeylerden seçmeli. Savaşta, napalm bombalarında cesedi parçalanan, elini, gözlerini kaybeden bebelerin yürek parçalayan vahşet görüntülerine duyarsız kalmak! İnsan denir mi bunun adına?! Düşünceden, fikirden ve üleşimden korkanlar, kaba şiddete, imhaya yönelirler; vururlar özgürlük timsali güvercinleri, şakıyan turna'ları!
Unutmamalı ki; İnsan çoğu zaman dünyanın hakimi, bazen de küçük bir kalbin esiridir... Bedenen insan şekli ile insan olunmuyor bilindiği üzere. Hangi insan?.. İnsanlık bu kadar düşürülmüş, ağır, utanç çukurundan çıkarılmalıdır! Artık, zaman ve zemin tüneli daralmak üzeredir. Tarihe bir daha kara leke ile geçmenin ağır vebalini taşıma takatı kalmadı İnsanlığın. Yüreği bu kadar katı taş parçası olamaz, şayet, bir nebze olsun duygu, yürek taşıyorsa?.. Ancak, torbaya büzülmüş ceset taşıyor böyleleri olsa, olsa... İyi insan gece gözünü karanlığa dikip bakmaz, o gökyüzünde yıldız arar.
Güncel yazımızla örtüşen yüreğimizden süzdüğümüz ezgimizle, insanlık şiarı şiirimizle pekiştirelim temamızı:
ÖLÜM ÇANLARI ÇALARKEN!
Ölüm çanları çalarken Ben nasıl mutlu olurum? Kan toprakları sularken Ben nasıl kutlu olurum?..
Doğan doğduğuna pişman Pusuda yatıyor düşman Milyonlarca mutsuz insan Ben nasıl mutlu olurum?
Tel örgüler kanlı pusu Kaçtı dünyanın uykusu Ülkemde ‘açlık ordusu’ Nasıl Umutlu olurum?
Dünyada aç milyon-milyon Atoma rest çekti, ‘nötron’ Bas düğmeye, dünya’ya son Ben nasıl mutlu olurum?
Şah Turna’nın intizarı Ay geçti, gün oldu yarı Ortadoğu kan pazarı Ben nasıl kutlu olurum
İnsan’cık
Dedim, onur, erek; dedi ki CIK İnsanlıktan uzak, sözde İNSANCIK Dedim ki gidişat; dedi, o ne, hık? İnsan ol da bari, düşün BİRAZCIK
Sadece midesi için insandır Sormaz ki, nasıl, niçin insandır? Et yığını kemik, küflenmiş kandır Hisleri kararmış, yaşamı VICIK
Dolanır, dolaşır robot misali Sevgisiz, duygusuz, hezeyan hali İnsan olmak asıl, tafsilat tali Beyni şıpşıp kelle, kafası TIK TIK
Ülkede n’oluyor, dünya’da neler Ne düşünür ne de, elekten eler Bir garip ağlarken, o arsız güler Şiar dedi vicdan, dedi ki GIK GIK Adamsan adem ol, azcık İNSANCIK...! Demokrat Haber |