Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 559021
Ana Sayfa arrow Yazarlar arrow Deniz Gezmiş’i ben de tanırdım!..
Deniz Gezmiş’i ben de tanırdım!.. Yazdır E-Posta
Yazar Veli Bayrak   
08/01/2012

 ben 6 yaşında bir çocuk aklıyla “Büyüyünce ne olacaksın” sorusuna “Güneş olacağım” diye cevap veriyordum! Büyüdüm işte, güneş olamadım ama “Güneşi zapt edeceğiz” diyenlere selama durdum!

 

 

Kim ne derse desin sanki bu ülkede gizli bir “Gündem Belirleyicileri” var! Üstelik bunlar iktidarların önünü açmak, onların hareket alanını genişletmek için ellerinden geleni yapıyorlar! Diyelim ki zam yapılacak! Gündem belirleyiciler hemen devreye giriyorlar! Zamma yenik düşenler belirlenen yeni bir gündemle boğuşurken zammı yapanlar bir başka gündeme yelken açıyorlar!  

Sanki bu gündem belirleyicilerinin, devletin muhtelif binalarında muhtelif odaları var! Ve bu muhtelif odaların içerisinde büyük bir çalışma masaları var! Ve bu masanın etrafında da bu elemanlar oturup, gündemi belirleyip, gündemi değiştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar!

Bir süre önce bu ülkede, yüzyıllar geçse de unutulmayacak, yüzyıllar geçse de utancı tarihin sayfalarından silinmeyecek bir Uludere Katliamı yaşandı. 35 insanin üzerine “terörist” denilerek Türk savaş uçakları tarafından bombalar yağdırıldı. Bir başka deyişle devlet, nüfus cüzdanında “T.C. Vatandaşı” yazan kendi insanının üzerine yaşlı genç, çoluk çocuk demeden bombalar fırlattı! Sonuç 35 ölü!  

Kimi kaza dedi, kimi ihmal dedi, kimi devlet özür dilesin dedi, kimi dilemesin dedi ama bu tartışmaların önü arkası bir türlü kesilmedi! Gündem belirleyiciler çekilip odalarına kara kara düşünmeye başladılar! Aslına bakılırsa bu ülkenin emek ve demokrasi güçleri olmasa bu gündem belirleyicilerinin işleri daha da kolay olacaktı ama baktılar ki Uludere Katliamı uzun süre gündemden düşmeyecek bir bir devreye girdiler!

Önce gündeme, TRT’de yayımlanan bir programda konuşan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’in söyledikleri düştü! Gündem belirleyiciler ellerini ovuşturmuş Rektörü dinliyorlardı:
-Bir insanın Şii olması Hıristiyan olmasından kötü, çünkü Hıristiyan nihayetinde ehli kitaptır; üç dinden bir tanesidir. Allah onu selamete de erdirebilir, belki cennete de koyabilir. Şii ise sapkınlık var orada, dini bozmaya çalışmak var!
 Lakin bu tutmamıştı! Gündem bir türlü değişmemişti! Zira bu ülkenin namuslu ve onurlu insanları biliyorlardı ki ne Maraş’ı, ne Çorum’u ne de Sivas’ı kana bulayanlar ne Şii’ydi ne Hıristiyan! Evet, ortada bir sapkınlık vardı ama bu Rektörün söylediği gibi değildi!

Daha sonra bizatihi yaşanacak ömrü kalmamış, yaşayan ölü Kenan Evren için Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilinin “Müebbet Hapis” istemi düştü gündeme! Lakin Kenan Evren’in ömrü kimseyi ilgilendirmiyordu! Zira Erdal Eren’i unutturmayanlar Uludere Katliamı’nı da unutturmazlardı.

Bir ara gündemi,  “Atatürkçülüğü hakaret sayarım” diyen Profesör Mümtazer Türköne’nin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından “Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na” atanması meşgul etmişti! Lakin bu duruma da akli selim insanlar “Diyanet İşleri Başkanlığına da “Ben ateistim” diyen birini getirin bari “ diyerek tepki koymuştu! Ve bu atama istifayla geri tepmişti! Uludere katliamı yine gündemden düşmemişti!

Gündem belirleyiciler panik içerisindeydi! Ne yapsalar gündem bir türlü değişmiyordu! Boş bulunup İnternet Andici soruşturması kapsamında eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’u bile tutuklamışlardı! Lakin tutukluluk artık ilgi uyandırmıyordu insanda! Uludere katliamı yine unutulmamıştı!

Devreye Bülent Ersoy girmeye çalışmıştı! Nerden esmişti, nerden aklına gelmişti, rüyasına mı girmişti nedir bir röportajında “Deniz Gezmiş’i tanırdım” demişti! Bir ara sallanır gibi olan gündeme en güzel yanıtı Deniz Gezmiş’in en yakın arkadaşı Sevgili Mustafa Yalçıner ağabeyimiz vermişti:
-Kadıncağızın kendisini abartması bir problem teşkil etmez. Keşke herkes Deniz’in arkadaşı olabilseydi.
  Oysa kim tanımazdı ki Deniz Gezmiş’i! Deniz Gezmiş’i ben de tanırdım!  O; Tam bağımsız demokratik Türkiye için Amerikan Emperyalizmine karşı 6. filoya “defol” diye arkadaşları ile birlikte karşı koyarken ben 1 yaşında iki dal arasına kurulmuş salıncakta sinekten korunmak için örtülmüş bir tülbendin arasında anamın ekin biçtiği tarlanın bir kenarında bir sağa bir sola sallanıyordum.

Oysa kim tanımazdı ki Deniz Gezmiş’i! Deniz Gezmiş’i ben de tanırdım! O; 6 Mayıs 1972 de idam sehpasında “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği” diye slogan atarak ölümsüzlüğe doğru yol alırken ben 6 yaşında bir çocuk aklıyla “Büyüyünce ne olacaksın” sorusuna “Güneş olacağım” diye cevap veriyordum! Büyüdüm işte, güneş olamadım ama “Güneşi zapt edeceğiz” diyenlere selama durdum!

Gündem mi? Uğraşıp dursun gündem belirleyicileri! Gündem hep Uludere..

 

Evrensel Gazetesi

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.