Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 559024
Ana Sayfa
İlker Başbuğ'u Nasıl Bilirdiniz? Yazdır E-Posta
Yazar ETHA   
09/01/2012
"Law değil, boru". "Belge değil, kağıt parçası". "Allah Allah diye hücum eden ordu cami bombalar mı?"

 

 

Genelkurmay eski başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, "İnternet Andıcı" soruşturması kapsamında "darbe" suçlamasıyla tutuklandı. Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda oturduğu iki yıl zarfında Ergenekoncular ve darbecilerle hep "ahde vefa" içerisinde oldu. Başbuğ'un sicilinde, Lice Katliamı'da bulunuyor.

"Law değil, boru". "Belge değil, kağıt parçası". "Allah Allah diye hücum eden ordu cami bombalar mı?"

Akıllarda, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ'un bu ünlü vecizeleri kaldı. Her seferinde darbecileri korumaya çalıştı, masalara yumruk vurarak tehditler savurdu. Her seferinde de belgelerle açıklamaları çürütüldü. Emekli olduktan ancak 1 buçuk yıl sonra tutuklandı. Yaşar Büyükanıt da tutuklanacak mı? Çünkü onun künyesi de haylı kabarık.

İlker Başbuğ, 27 Ağustos 2010'da Genelkurmay Başkanlığı görev süresi dolduğunda devir teslim töreninde gözyaşları içinde, hep başka şeylerle uğraşmaktan projelerini gerçekleştiremediğinden yakınıyordu. Başbuğ'un Genelkurmay Başkanı olduğu 2008-2010 dönemi, askerler için hiç de kolay geçmedi. "Uğraşmak zorunda" olduğu başka şeyler, Ergenekon ve darbe soruşturmalarında emekli ve muvazzaf askerler hakkında çok sayıda soruşturma açılmasıydı. Ancak, Başbuğ, tüm bu süreçlerde yürütülen soruşturmaların tamamında, Ergenekoncuların ve darbecilerin yanında yer aldı. Kendisinin de darbe suçlamasıyla tutuklanması, tercihlerinin de bilinçli olduğunu gösteriyor. Tutuklanması 'İnternet Andıcı'ndan oldu ama ortaya çıkan tüm darbe girişimlerini ve Ergenekoncu subayların suçlarını örtbas etmek için özel çaba içine girdi.

'AHDE VEFA' ZİYARETİNE TALİMAT VERDİ

Çok değil, görevi devralmasından sadece bir hafta sonra, 3 Eylül 2008'de Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi, Ergenekon soruşturmasından Kandıra F Tipi Hapishanesi'nde tutuklu bulunan emekli generaller Şeren Eruygur ve Hurşit Tolon'u ziyaret etti. Ergenekondan tutuklu generaller "ahde vefa" gerekçesiyle ziyaret edilirken, Genelkurmay, ziyaretin bilgileri dahilinde gerçekleştiğini açıkladı.

Hükümetle arasını düzeltmek için iki hafta sonra Yeni Şafak ve Star gazetelerine akreditasyon açtı. İlk kez Bakanlar Kurulu toplantısına katılarak 'terör' brifingi verdi, Başbakan Erdoğan ve bazı bakanlarla Eğirdir Dağ ve Komando Okulu'nda turlar düzenledi. Hükümetle ilişkileri düzeltme çabaları uzun sürmedi.

Başbuğ, bir Genelkurmay Başkanı olarak en çok kameraların karşısına geçen isimlerin başında geliyor. Her soruşturma sonrası kameraların karşısına geçerek, masalara yumruklar vurarak tehditler savurdu.

'LAW DEĞİL BORU'

21 Nisan 2009'da Poyrazköy'de Bedrettin Dalan'ın arazisinde başlayan kazılarda 15′i dolu 22 LAW silahı ve çok sayıda mühimmat bulunmuştu. İlker Başbuğ, bir hafta sonra basın toplantısı düzenleyerek, TSK'nın 1998'den beri gömülü silahı bulunmadığını ileri sürdü. Toplantı sırasında LAW silahını kaldırarak, "Bunlar silah değil, boru" dedi. Başbuğ, gazetecileri de "Ergenekon" dememeleri için sert bir dille de uyardı.

'BELGE DEĞİL KAĞIT PARÇASI'

İrtica ile Mücadele Davası'na ilişkin Albay Dursun Çiçek'e ait ıslak imzalı belgeye İlker Başbuğ 'kağıt parçası' diyerek, Dursun Çiçek'i korumaya aldı. 26 Haziran 2009'da kameraların karşısında, TSK'ya karşı medya üzerinden asimetrik psikolojik harekât yürütüldüğünü savunan Başbuğ, "Bu kâğıt parçası TSK'yı yıpratmak amacıyla hazırlandı" dedi. Hatta Başbuğ bu belgenin sorumlularının bulunması için istihbaratı göreve çağırarak, "Bu kağıt parçasının kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılması görevinin ise devletin istihbarat organları ile ilgili yargı organlarına düştüğünü ifade ediyor ve bunun yerine getirilmesini istiyorum" diye emir vermeyi de ihmal etmedi. Üç ay sonra belgenin orijinali ortaya çıktığında, Başbuğ hiç ağzını açmadı.

BALYOZ'DA BÜTÜN OKLAR BAŞBUĞ'U GÖSTERİYOR

Ocak 2010'da "Balyoz" darbe planı basına sızınca da Başbuğ'un tavrında bir değişiklik olmadı. 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı'nca hazırlanan darbe planının camilerin bombalanması dahil bütün ayrıntılarının ortaya çıkmasından sonra Başbuğ, yine kamera karşısına geçti. Balyoz darbe planını inkar ederek, "Allah Allah diyen bir ordu cami bombalar mı?" diye sorarak, masaya yumruğunu vurdu, haberi yapanlar için "Lanetliyorum onları" dedi. "Balyoz" darbe planı için de "Savaş Planı Semineri" olduğunu açıkladı.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Balyoz darbe planı ile ilgili olarak asıl muhatabın dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olduğunu söylemişti. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman da Hilmi Özkök'ü doğrulamış, "Evet dönemin komutanı benim. Muhatap da benim" demişti. Yalman, ayrıca İlker Başbuğ'a işaret etmişti: "O dönemde İlker Paşa (Başbuğ) benim kurmay başkanımdı. O da zaten konuyu yakından bilir."

LİCE KATLİAMINDA İMZASI VAR

İlker Başbuğ, sadece Genelkurmay Başkanı olduğu dönemle ilgili olarak anılmıyor.

Diyarbakır'ın Lice İlçesi, 22 Ekim 1993 tarihinde 5 gün sürecek ablukaya alındı. Daha sonra JİTEM itirafçılarının da açıkladığı üzere, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, korucuların açtığı ateş sonucu öldürüldü. Bu gerekçeyle ilçe, 5 gün boyunca her türlü askeri araçla ateş altında tutuldu.

İlçede 3 bin üç yüz ev ve dükkan yakılıp yıkıldı. AİHM'de görülen davada, kimyasal silahların da kullanıldığı tespit edildi. Devletin açıklamasına göre 60, görgü tanıklarına göre ise 380 kişi katledildi. Parti liderleri bile (dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal) ilçeye sokulmadı. Türkiye, Lice katliamından dolayı AİHM'de mahkum edildi. Lice katliamını, o dönemde Tümgeneral olan İlker Başbuğ ve Korgeneral Hasan Kundakçı birlikte yönetti. Başbuğ, Kundakçı ile birlikte katliamı yönetirken çekilen fotoğraflarını kişisel arşivinden çıkararak yayınlamaktan da çekinmedi.

 

YAŞAR BÜYÜKANIT DA TUTUKLANACAK MI?

İlker Başbuğ, sivil mahkeme tarafından tutuklanan ilk Genelkurmay Başkanı olarak tarihe geçti. Ancak, selefi Yaşar Büyükanıt'ın da sicili hayli kabarık. Büyükanıt, 9 Kasım 2005'te Şemdinli'de bombalı saldırılar gerçekleştiren JİTEM'ci astsubaylar için, "Tanırım, iyi çocuklar" demiş, bombacıları koruma altına almıştı.

27 Nisan 2007'de Genelkurmay internet sitesinden, hükümete e-muhtıra verildi. Büyükanıt, daha sonra yaptığı açıklamada, açık bir darbe girişimi olan bu muhtırayı kendisinin kaleme aldığını açıkladı. Büyükanıt hakkında bugüne kadar tek bir işlem dahi yapılmadı. Çünkü, e-muhtıradan kısa bir süre sonra, 4 Mayıs 2007'de Büyükanıt'la Başbakan Erdoğan'ın Dolmabahçe'deki ofisinde bir görüşme yapıldı.

Görüşmenin içeriğiyle ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Başbakan Erdoğan, Dolmabahçe görüşmesiyle ilgili olarak, "Mezara kadar sır olarak kalacak" diyerek, Büyükanıt hakkında bugüne kadar neden hiçbir işlem yapılmadığının da sırrını açıklıyordu.

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.