Bilindiği gibi özellikle son zamanlarda asker intiharları aldı başını gidiyor: Nöbette silahını çenesine dayayıp tetiğe basmış. Kendisini koğuşta ranzadan asmış. Arkadaşının silahıyla intihar etmiş, vb... Geçen iki hafta içinde altı erin intihar ederek canına kıydığı haberi duyulunca, mızrak çuvala sığmaz oldu. Öteki deyişi ile olay, İmralı Adası’nın ikide bir bozulan vapurunun uyduruk hikayesine dönüştü. Yani işin içinde bir bit yeniği olduğu anlaşıldı. Çünkü intihar ettiği söylenen erlerin hemen hemen tümünün Alevi inançlı ve Kürt kökenli oluşları ayrıca dikkat çekiciydi.
İntihar, ölüm, zulüm, işkence gibi insanlığın yüz karası sözcükler, ne yazık ki ülkemiz için yeni, tanımadık terimler değillerdi. Örneğin giderek sıradanlaşan kadın cinayetlerinin arkasında bir de gizli kadın intiharları vardı. Kadın intiharlarının çoğu gerçekte birer namus kılıflı cinayetlerdi. Fakat asker intiharlarında olduğu gibi bunların da arka planı karanlıktı. Daha doğrusu karartılmıştı.
Biz yine dönelim başa, yani askeriyedeki er intiharlarına! Sizce bunların gerçek suçluları belli değil mi? Doktordan sağlam raporu almayan biri asker olabilir mi? Anne babaların feryadından anladığımız kadarıyla ölenlerin çoğunun da teskere günleri yakın. Kimi evli kimi nişanlı, yani bunlar yaşama sıkı sıkıya bağlı insanlar. Şimdi biz az suçlu tuzu kuruların, gerçek suçlulara hiç olmazsa: “Olmuyor beyler olmuyor, yaptıklarınız hiç de inandırıcı bulunmuyor” demek hakkımız yok mudur?
İntihar için, yaşam kavgasında yenikliği baştan kabul ediş, teslim oluş da denebilir. Oysa bize hep askerimizin hiçbir güçlük karşısında teslim olmayacağı, ak bayrak kaldırmayacağı öğretilmişti. Yönetenlerimiz burada bir çelişki görmüyorlar mı? Eğer görüyorlarsa şu sorulara yanıt bulmak zorundalar:
1- Hrant Dink davası evrensel hukuk normlarında çözüldü mü?
2- Uludere Katliamı’nın üzerindeki karanlık kalkacak mı?
3- Asker intiharlarının sonu ne olacak?
Bütün bu olup bitenlerden sonra, hiçbir şey olmamış gibi davranmak, insanı başka bir canlı türü yerine koymak olur ki, işte bu çok tehlikelidir. Çünkü insan çok zor insan olmuştur. Burada “Devenin belini kıran yükünün üzerine konan son saman çöpüdür” İngiliz özdeyişini bir kez daha anımsamakta yarar vardır...
Solalternatif


Bütün bu olup bitenlerden sonra, hiçbir şey olmamış gibi davranmak, insanı başka bir canlı türü yerine koymak olur ki, işte bu çok tehlikelidir. Çünkü insan çok zor insan olmuştur. Burada “Devenin belini kıran yükünün üzerine konan son saman çöpüdür” İngiliz özdeyişini bir kez daha anımsamakta yarar vardır...