Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 559031
Ana Sayfa arrow Yazarlar arrow ‘Örgütlü menemen’ tarifi
‘Örgütlü menemen’ tarifi Yazdır E-Posta
Yazar Umur TALU   
24/01/2012
Yumurta başı 44 ayı duysa, hiçbir tavuk yumurtlamazdı! O kadar ömrü bile olmazdı.
Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan meselesini dahi çözememiş insanoğluna güvenleri ne kadar az olsa da; “Has gıt gıdak lan; bu kadarı da olmaz” diye isyan ederdi bir tavuk bile.
Emin değilim ama belki horoz da!

 

 

Bir cinayette üç genç…
Bir gençte üç yumurta!

Bir memlekette yargı sisteminin çatlayıp “Yahu neler oluyor?” diye düşünmesi için normalde üç yumurta kafiydi.
Cinayet etrafındaki “üç genç”ten “bir örgüt” çıkaramayan sistem…
“Bir genç”teki “üç yumurta”dan yumurta başına 44 ay, ceman 11 yıl hapis cezası talebi çıkarabiliyor!

***

Yumurta başı 44 ayı duysa, hiçbir tavuk yumurtlamazdı! O kadar ömrü bile olmazdı.
Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan meselesini dahi çözememiş insanoğluna güvenleri ne kadar az olsa da; “Has gıt gıdak lan; bu kadarı da olmaz” diye isyan ederdi bir tavuk bile.
Emin değilim ama belki horoz da!

***

“Örgütlü menemen” tarifi şöyle:
Bir üniversite olacak; yani akıl yuvası, bilim yuvası, özerklik, özgürlük yuvası, medeni cesaret, itiraz, değişim, yaratıcılık yuvası.
O mesela İstanbul Üniversitesi olacak. Hani kapısında 6 gencin kontrgerilla düzeneğiyle paramparça edildiği ama paramparça 6 gencin katili olarak dahi bir örgütün bulunamadığı büyük kapılı büyük yuva.
Cumhurbaşkanı olacak; Başbakan da olabilirdi veya bir başkası. Yani, “demokratik hukuk devleti”nin güvencesi büyük şahsiyetler.
Kapıda (içeride) polisler olacak; hani tek tek aşırı ezilen, ama biradayken çoğu başkasını da ezmeye aşırı hevesli devlet görevlileri.
Bir de 19 yaşında öğrenci olacak.
Çantasında silah değil; üç yumurta kafi!

***

Tabii dava tamamen üç yumurtaya abanmıyor.
Dört polis memuru, öğrenci Yiğit’ten şikayetçi olmuş; “direnip hakaret etti” diye.
Delikanlı, “itiraz ettim ama hakareti kendime yakıştıramam” diyor.
Tamam, onu bilemeyiz; orada değildik!
Lakin, haberlerde soyadları tek harfe küçültülen sayın polis memurları, Ş. Ç. K. ve A.’ya bir şey sormak istiyorum.
Artık onlar duyar mı, hisseder mi, üstüne düşünür mü, zerre bilmeden:
Sayın memurlar…
Sayın amirler size hakaret ettiğinde de aynı yiğitliği gösteriyor musunuz!
Sadece bana ulaşmış yüzlerce polis mektubunda, “Amirlerin (tabii hepsi değildir) nasıl ağır hakaret ettiği, nasıl haysiyetle oynandığı, nasıl aşırı iş yüküne köle gibi mahkum edildikleri, aşağılandıkları” yazıyor.

***

Kölelik şartlarına itiraz edemeyen, itiraz hakkı bastırılıp sesi kısılmış, cesarete karşı esaret verilmiş bir üniformalı görevlinin, kabuğunu kırıp da dik tutması gereken çürük yumurta şudur:
Silahlı değil, belki, bir ihtimal bir eylem için çantaya üç yumurta koymuş 19 yaşında gencin (bize, size göre haklı, haksız) itirazına bu kadar bilenir, onu ezmek için hakaretten şikayetçi olurken…
Hayatının belkemiğine her gün hakaret eden, haysiyetini bir kümese tıkan kişiler ve sistem karşısında dilsiz kalmak!

***

Adalet duygusu namına, yargı sisteminin sorunu da budur:
Silahsız, şiddetsiz bir gence yumurta başı 44’er ay biçerken…
Haksızlığa, şiddete, cinayete maruz kalmış nice insanın hakkını ve kanını yerde bırakmak!
17 yaşında genci katil yapan organizasyonu ıskalarken…
19 yaşındaki gençten yumurta teröristi yaratmak…
13 yaşındaki kızdan, yaşının iki katı tecavüzcüye rıza çıkarmak…
12 yaşında bir çocuğun sırtındaki 13 devlet mermisinden bir gıdım adalet çıkaramamak!

***

Daha Yiğit ve belki o polislerin bir kısmı dünyada değilken; 24 Ocak-12 Eylül düzeninde, 1982’de “Ekonomi” sayfası yapıyoruz. Yumurta fiyatında aşırı artışa attığımız şu taammüden başlığa, darbenin Sıkıyönetim komutanlığı hemen el koymuştu:
“Halkın yumurtasıyla oynamayın!”
Çok şey değişti sonra!

Not: Bugün de Uğur Mumcu’yu anıyoruz. Anma dediğimiz yine bir suikast yıldönümü. Anma dediğimiz, basbayağı Yanma!
Hem kaybettiklerine yanıyorsun; hem yanmış gazeteciliklere!
Bir de Gaffar Okkan. Hiç değilse Sakarya-Diyarbakır gönül hattı kurabilmiş bir polis. 12 Eylül öncesi Cevat Yurdakul neden öldürülmüşse, katiller değişse de, muhtemelen o yüzden!
Bir de “24 Ocak kararları” var!
Eski bir Mart’ın 12’sini alıp ocakta ikiye çarpmışlardı; bir Eylül’de yine ikiye bölüp 12’den vurdular!

Haber Türk

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.