Evrim bilinmeden insanları, benzettikleri hayvanlara göre sınıflayanlar, gerçekten hayvandan türediklerini öğrenince şaşırmış, bu gerçeği haykıranlara çeşitli şekillerde “hayvan” diyerek hakaret etmişlerdir
Hiçbir dinin yobazı Darwin’i sevmez.. Orta Çağ’da din öğretileriyle çelişenleri, mesela “güneş dünyanın değil, dünya, güneşin etrafında dönüyor !” diyenleri meydanlarda yakarlardı. Bugün Darwin’e hak verenleri yakmıyorlar ama onun yanıldığını gösterebilmek için dört dönüyorlar. İşin aslını astarını bilmemizde ve çoluk çocuğa anlatmamızda yarar vardır: 1881: İngiltere’de Kaptan Fitzroy, çıkacağı inceleme gezisine katılacak bir doğa bilimcisi arıyordu. Cambridge Üniversitesinden bir genç geldi: Aklı başında birine benziyordu ama kocaman bir burnu vardı! Kaptan, İsviçreli filozof Levater gibi, insanların yüzlerine bakılıp değerlendirilebileceklerine inanmaktaydı ve böyle bir burun, ona göre, kuşkusuz miskinlik belirtisiydi. Uzun tereddütlerden sonra gemiye alınan iri burunlu Darwin, bu gezide yaptığı gözlemlere dayanarak çağdaş biyolojinin temeli olan Evrim Teorisi’ni oluşturdu. Darwin’in geziye alınmamasına neden olabilecek bu batıl inanç, o zaman Avrupa’da da, Osmanlı toplumunda da geçerliydi: Mesela, Enderun Okulu’na alınacakların da yüzlerine bakılır, Kıyafet İlmi denen surat bilgisi uzmanlarının beğenmedikleri kabul edilmezdi. Tahir Ömerzade Yusuf Halis’in ünlü Kıyafetnamesinde de iri burun hayra yorulmaz. Erzurumlu İsmail Hakkı, “iri burnun sefahate düşkünlük, büyük kulağın da cahillik belirtisi olduğunu” söylemiştir. "Kıyafet," bu kitaplarda giyilen, kuşanan değil suratın görüntüsünü ifade eden bir sözcüktür. Avrupalı ve Osmanlı "Kıyafet" kitabı yazarları, surata bakıp anlam çıkarma işinin piri olan Aristo’nun eserlerinden etkilenmişlerdir. Aristo, insanların, benzedikleri hayvanların karakterlerine sahip olduklarına inanırdı. Düşüncesinin temeli buydu. Evrim bilinmeden insanları, benzettikleri hayvanlara göre sınıflayanlar, gerçekten hayvandan türediklerini öğrenince şaşırmış, bu gerçeği haykıranlara çeşitli şekillerde “hayvan” diyerek hakaret etmişlerdir : Oksford Piskoposu İlberfors, Darwin’e din kitaplarından ezberlediklerinden farklı şeyler söylediği için kızmış, ona “Maymundan geldiğinizi söylersiniz. Ananız mı yoksa babanız tarafından mıdır bu bağ ?” diye sormuştu. Darwin’in cevabı kolay unutulmaz: “Seçebilseydim, gerçeği aramaktan başka suçu olmayan biriyle alay eden din adamı olacağıma kafesinde şen-şakrak hoplayan bir maymun olmayı yeğlerdim!” demişti. O çağlar artık geride kaldı: Şimdi memuriyete sınav eşliğinde kaytarmacayla adam alıyor, bizi yönetenleri de kediye mi, maymuna mı benzediklerine bakmayıp seçiyoruz. Eskiden “Surata bakar, süngüye davranırdık”, şimdi ise çok sıkılsak da demokratça davranmağa çalışıyoruz. Hatta yüzyıl önce yaşamış piskoposa taş çıkaracak kadar saçmalasalar bile! Hekimedya |