Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 559035
Ana Sayfa arrow Yazarlar arrow Gençliğe hitabeyi rulo yapın karşılıklı iki ucuna geçin...
Gençliğe hitabeyi rulo yapın karşılıklı iki ucuna geçin... Yazdır E-Posta
Yazar YÜKSEL TAYLAN   
06/02/2012
Son yıllarda Komünist Partilerin kortejlerinde türbanlı "işçi" kadınlar çoğalmaya başladılar. O kadınları Erdoğan çok mu seviyor? Engin Ardıç az daha sistemden cesaret bulsa, o kadınlar içinde "giyinen orospular" yazmaz mı zannediyorsunuz...

 

 

Ortada bir metin var; Gençliğe hitabe... Tartışılmaya başlandı. Bir taraftan ayet mi değiştirmeyelim diyor, öteki taraf ayet değil ama "asil kan" ırkçılık içermiyor, değiştirmeyin diyor...

Farkındasınız, gençliğe hitabenin kendisi değil, içeriği değil, sonundaki kan tartışılıyor. İki tarafta o kanın kendilerinde olduğunu iddia ediyorlar. Etmeseler şaşırırdım. Memleketin en az 200 yılını hapsettiler bu kısır çekişmenin içine. Bir tarafa "askerlik dersi kalksın din dersi bütün dinleri kapsasın" diyen Türköne'ler yerleşti, öteki tarafa "din dersi de askerlik dersi de kalsın" diyen Özdil'ler... Engin Ardıç'a dikkat edin; sürekli okullarda üniforma kaldırılsın, öğrenciler istedikleri gibi giyinebilsin diye yazıyor. Sonra dikkat çekmek için soyunan sosyalistlere saldırıyor. Tecavüzcü gibi, kadınların neden soyunduğuna değil, bedenlerine bakan sapıklar gibi konumlanmış. İşte o konumlanışıyla yazıyor; istedikleri gibi giyinsinler...

İyi de Engin Ardıç, senin gibi yazarlar varken nasıl istedikleri gibi giyinsinler? Giyinseler bir dert, giyinmeseler bir dert çünkü...

İşte bu tartışmaların göbeğinde başbakan bir nevi ortayı buldu; dindar gençler yetiştireceğiz...

Şüphesiz Erdoğan'ın dindar gençler yetiştireceğiz dediği; namaz kılan, oruç tutan, sendikalı olmadan-sigortası ödenmeden çalışmayan, akşamları televizyon izlemek yerine "ilmihal" bile olsa "kitap" okuyan... Ömründe bir kere olsun hacca ya da umreye giden, geri kalan tatillerinde gezmek için Mardin'deki taş evlere ya da Afganistan'daki Molla Cami Türbesine giden gençler değil...

Dindar tanımının karşılığı gayet açık; dinde zorlama olmadığı için namaz kılmak zorunda olmadığını, kılarsa "cennete" gideceğini, orada günde yüz kere seks yapabileceğini bilen. Çalıştığı işyerinde verilen kıt ücrete kanaat eden, sendika-örgüt gibi dinsizlerin oluşturduğu kurumların sohbetlerinde "konuşmak" yerine cemaatlerin ya da yandaş "sendikacıların" sohbetlerinde dinleyici olan... Oruç tutan, sadece otuz gün değil, yılın bütün günleri oruç tutan... Ömründe sadece bir kere hacca ya da umreye giden, geri kalan tatil fırsatlarında Akdeniz'e kıyı otellerde, ister çırılçıplak, ister türbanlı-mayo eşliğinde güneşlenen gençler...

Erdoğan'ın dindar dediği gençler onlar; Kürdüm ama önce Müslüman'ım diyenler...

Ötekiler istediği kadar namaz kılsın, okudukları sürece dinsizdirler... Kadınların başları ne kadar kapalı olursa olsun, sendikaların mitinglerine katıldıkları sürece dinsizdirler.

Son yıllarda üç dinin kimi temsilcileri, bazı ülkelerde evrim teorisinin okullarda okutulmasını isteyen dilekçeler yayınlayıp duruyorlar. Kimisi evrim teorisinin yaratılışa ters düşmediğini, dinlerle çelişmediğini iddia ederken, kimisi "bilgiden" korkmadığı için evrim okutulsun istiyor... Türkiye'de ise Erdoğan dindar gençlerin, bırakın evrimi, bırakın Kapital'i, Makyavel'in Prens'ini bile okusun istemiyor... İbn Haldun'un Devlet'ini bile okusun istemiyor...

Ne diyor Makyavel; ...çünkü Kilise prensliklerini dindeki kökleşmiş kurumlar ayakta tutar. Kendine özgü bu kurumlar öyle güçlüdür ki, prenslerini (nasıl bir tutum takınırsa takınsınlar ve nasıl yaşarsa yaşasınlar) iktidarda tutarlar. Bir tek bu prenslerin devletleri vardır ama onları savunmazlar; uyrukları vardır ama onları yönetmezler. Ve devletler savunulmadıkları halde ellerinden alınmazlar. Ve uyruklar, yönetilmedikleri halde buna aldırmazlar: Ne prensle bağlarını koparmayı akıllarından geçirirler ne de bunu yapabilirler...

Makyavel acımasız. Elbette günümüz dünyasında işler böyle gitmiyor.

Pekâlâ "dindar" insanlar günümüz dünyasında taşları yerinden oynatabiliyorlar. Mutlak bir huzursuzlukları var halkların. İçinde yaşadığımız coğrafyaya bakınca açıkça görülebiliyor bu huzursuzluklar. "Emperyalizm müdahalesi var olaylarda" demek elbette doğru bir tespit ama emperyalizm bu kadar rahat at koşturuyorsa bölgede, bu rahatlığı başlı başına bir sorun değil midir?

Bakın Türkiye'ye, askere gitmek istemeyen, var olan sistemin haksızlık getirdiğini gören dindar gençler çıkmaya başladı sağdan soldan. Erdoğan o dindar gençleri çok mu seviyor? Onları Erdoğan mı yetiştirdi? Gençliğe hitabe mi okudular da titrediler, kendilerine geldiler? Elbette hayır; içinden geçtiğimiz yıllarda Türk-Kürt-Ermeni-Yunan halklarının birbiri arasındaki savaşı "normalleştirmesinin" anormal bir durum olduğunu görenler çoğalıyor... Elbette ülkemizi çok seviyoruz ancak çok sevmenin koşulu Kürt'ün kafasına vurmak değil...

Son yıllarda Komünist Partilerin kortejlerinde türbanlı "işçi" kadınlar çoğalmaya başladılar. O kadınları Erdoğan çok mu seviyor? Engin Ardıç az daha sistemden cesaret bulsa, o kadınlar içinde "giyinen orospular" yazmaz mı zannediyorsunuz...

İçinden geçtiğimiz on yıl içerisinde türbanla-sakalla fabrikaya gidince hiçbir patron %50 zam yapmadı maaşlara da o yüzden isyan ediyorlar...

Gençliğe hitabeyi boş verin. Çünkü memleketin girilmeyen tersanesi bir kenara, doğum yapmayan tersanesi kalmadı. Siz o sıralarda tersaneleri tecavüze uğramasın diye korumak yerine Kürtlere odaklanmıştınız... Kürtlere vermediniz ama batının teknolojisi aldı götürdü tersaneleri, artık siz işçi olarak bile tersanelere giremiyorsunuz, daha ucuza çalışmak zorunda kalan Kürtler giriyor tersanelere...

Gerçek bu... Demek ki hitabe bir işe yaramıyor, kimse okuyup şahlanmıyor... Arkasına geçerek cephe inşa edemezsiniz, milyonlarca huzursuz işçiyi-öğrenciyi görmenize engel olur o belge. Erdoğan'ın hitabeyi yırtarak yaptığı illüzyonun piyonu olursunuz ancak... 19 Mayıs törenlerine mi gidiyordunuz sanki kıymete bindirdiniz törenleri? Erdoğan'ın "dindar" diye tarif ettiği gençler tamda bu değil mi; karşılıklı gençliğe hitabeyi tartışan?

Gerçekten 2012 yılında Türkiye'de aklınız bu kadar mı? Bir tarafa yerleşip "gençliğe hitabenin-19 Mayıs törenlerinin kaldırılmasına sevinip "orgazm" olacak kadar mı?

Yoksa gençliğe hitabenin öteki tarafına yerleşip tahterevalli de gibi bir aşağı bir yukarı oyalanacak kadar mı?

Erdoğan'ın dindar gençleri tamda bu tartışanlar değil mi?

Emek Dünyası

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.