|
AKP yıllardır Medeni Kanun'da yapmaya çalıştığı değişikliklerle imam nikahını meşrulaştırmaya, çağdaş hukuki uygulamaların yerine "sünnet" kabul edilen dini uygulamaları koymaya çalışıyor. Gerekçeleri, mazlum kadınları, çocukları korumak! soL (HABER MERKEZİ) AKP Hükümetinin TBMM'ye getirdiği, Borçlar Kanunu'nda değişiklik öngören tasarı tartışmalara neden oldu. Türk Medeni Kanunu'nun bir bölümü olan Borçlar Kanunu'nda yapılmak istenen değişikliğe göre, ölen ya da ağır bedensel zarara uğrayan kişinin yakını olduğu için manevi tazminat hakkı elde edenlerin kapsamı genişletiliyor.
Kanunda şu anda yer alan ve tazminat hakkı elde eden kişileri tanımlayan "zarar gören veya ölenin ailesi" ifadesi, "zarar görenin veya ölenin yakınları" şeklinde değiştirilmek isteniyor. Bu değişiklik sonucu, beraber yaşayıp aralarında resmi nikah olmayan kişilerin ve özellikle de imam nikahlı eşlerin tazminat hakkı talep edebilmelerinin sağlanabileceği üzerinde duruluyor.
Mazlum kadınları imam nikahıyla koruyorlar! Özellikle CHP'li kadın milletvekillerinin, hukuken yasak olan imam nikahını meşrulaştırdığını söyleyerek itiraz ettikleri tasarıyı, AKP'liler "Haksızlığa uğramış kadınların korunmasının güvence altına alınacağı" gerekçesiyle savundu.
CHP Milletvekili Birgen Keleş, "AKP, malların eşit paylaşımını 2002 yılından sonraki evlilikler için kabul etti. Oysa biz, tüm evlilikler için geçerli olmasını istemiştik. Burada da yapılmak istenen aynı. Bir erkeğin, imam nikahı ile ikinci kez evlenmesi birinci eşe karşı yapılmış bir sadakatsizliktir. İktidar mensupları 'kadınları koruyoruz' derken, başka kadınların ezilmesine yol açıyor" dedi.
Fark etmeyecekse neden değiştiriyorsunuz? AKP Ankara Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ise, yeni tasarı ile getirilen 'yakınları' kavramının yürürlükteki kanunda kelime olarak yer almasa da, Yargıtay'ın verdiği kararlarda zaten başvurduğu bir yorum olduğunu ileri sürerek, değişiklik tasarısının söylendiği kadar önemli bir fark doğurmayacağını ifade etti. "Yüksek Yargıtay ve hukuk doktrini, yürürlükteki yasada yer alan 'aile' kavramını 'yakınlar' olarak yorumlamıştır. Önemli olan, ölen veya ağır yaralananla yakın olarak nitelenen kişi arasında sürekli ve yoğun bir ilişkinin ve olay sebebiyle bedellendirilebilecek ağır bir teessürün varlığıdır" şeklinde konuşan İyimaya, "İmam-nikahlı eş yahut hiçbir türden nikahı olmayan eş, bu kuraldan yararlanır mı? Bu yasa koyucunun değil, uygulamanın işidir. Yasada bu konuda açık bir hüküm de yoktur." Çocukları 14'ünde evlendirerek koruyorlar! Geçen ay, Adalet Bakanlığı'nda yapılan bir toplantıda Yargıtay 5. Ceza Dairesi temsilcilerinden "Cinsel ilişki yaşının düştüğü ve toplumsal gerçeklerin göz önünde bulundurulması gerektiği" gerekçesiyle, evlenme yaşının 14'e indirilmesi önerisi geldiği basına yansımıştı. Mevcut yasaya göre, 16 yaş altındaki çocuklar için evlenme yasağı bulunuyor ve 15 yaşın altındaki çocukla cinsel ilişki, şikayete bağlı olmaksızın suç sayılıyor.
Adalet Bakanlığı, söz konusu toplantıyla ilgili olarak basında çıkan haberlere cevaben yaptığı yazılı açıklamada, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar" bölümüyle, ilgili Bakanlığın yürüttüğü çalışmalar hakkında "yanlış ve eksik bilgilere" yer verildiğini, evlenme yaşının indirilmesine yönelik herhangi bir çalışmaları bulunmadığını söylemekle yetinmişti.
Basına yansıyan haberlerin yanı sıra, toplantıya katılan baro mensuplarının da doğruladığı üzere, evlenme yaşının yanı sıra "tecavüzcünün tecavüz ettiği kişiyle evlenmesi durumunda cezadan kurtulması hükmünün yeniden getirilmesi, TCK'nin 104. maddesindeki "reşit olmayanla cinsel ilişki" suçunda şikâyet koşulunun 15 yaşından 14 yaşına çekilmesi ve eşin tecavüzünde yedi yıla kadar olan cezanın bir yıla kadar şeklinde değiştirilmesi" gibi öneriler de dile getirilmişti. Toplantıda bulunan Ankara Barosu Çocuk Hakları Kurulu Başkanı Türkay Asma, öneriye şiddetle karşı çıktıklarını belirterek, ilk etapta değişiklik önerilerine anlam veremediğini, ancak toplantılarda ismi geçmese de değişikliklerin Hüseyin Üzmez ile bağlantılı olabileceğini düşündüğünü söylemişti. Söz konusu haber gündeme geldiği sırada Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'in tutuklu yargılanması sürüyordu. Daha sonra, Üzmez'in tacizine maruz kaldığı belirtilen çocuğun ve ailesinin ifadelerini değiştirmesi üzerine Üzmez tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmiş, basına yaptığı açıklamalarda, "Ben inancıma bakarım. Bana göre bir tek hakikat vardır Allah'ın kitabı, resullahın sünneti... Ben o kızla evlenmek istedim" demişti.
İmam nikahlıya, tacizciye, bir şans daha tanıyorlar! Ekim 2006'da yine AKP'nin Medeni Kanun'da yapmak istediği bir dizi değişiklik gündeme gelmişti. AKP milletvekilleri tarafından "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasını Öngören Kanun Teklifi" adı altında Meclis'e sunulan, Adalet Bakanlığı'nın da desteklediği düzenleme, çeşitli suçlardan ötürü iki yıla kadar hapis cezasına çarptırılanların mahkumiyet kararlarının mahkeme tarafından açıklanmayarak beş yıllığına ertelenmesini, kişi iki yıl içinde aynı suçu işlemezse affa uğramasını öngörüyordu.
Erteleme listesinde yer alan suçlar arasında (resmi nikah olmadan) imam nikahı, dolandırıcılık, hileli evlenme, birden çok evlilik, cinsel taciz, reşit olmayanla cinsel ilişki, organ ticareti, sahte fatura düzenleme, çevrenin kasten kirletilmesi, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, halkı askerlikten soğutma, parada sahtecilik, hakaret, yalan tanıklık, çocuk kaçırma, hırsızlık, yaralama ve tehdit suçları bulunuyordu.
Nedir bu AKP'nin imam nikahı merakı? AKP'nin "imam nikahı" içerikli yasa tasarıları, medeni kanunu gerileterek toplumda yerleşik gerici uygulamalara meşruiyet kazandırmanın dışında önemli bir işleve daha sahip. Yasalar çok sayıda AKP'li milletvekilini, AKP üyesini ve parti çevresinden çok sayıda ismi de yakından ilgilendiriyor. AKP'li vekiller arasında birden fazla eşi olduğu söylenen onlarca isim var. Bunlardan bir kısmı, adli vakalar sonucu kamuoyuna fiilen yansımıştı.
Örneğin, Eylül 2004'te AKP Trabzon Milletvekili ve eski KTÜ Rektörü Aydın Dumanoğlu'nun eşi Sevil Dumanoğlu, evliliği sürerken kocasının imam nikahıyla ikinci bir kadınla birlikte olduğunu açıklamıştı. Kocasının getirdiği ikinci eşe resmi nikah olmadan düğün yaptığını ve bu eşinden 3 buçuk yaşında bir gayrimeşru çocuğu olduğunu belirten Dumanoğlu, bazı AKP'li vekil eşlerinin kendisine "60 milletvekili eşi senin gibi. Sen 61. oluyorsun" dediklerini söylemişti.
Yine Eylül 2004'te, zinanın yeniden suç kapsamına alınması Meclis'te tartışılırken, AKP "beklenmedik" bir tutum sergilemişti. AKP`nin imam nikahlı milletvekillerinden, aynı zamanda Türkiye - AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı olan Dumanoğlu, zinanın suç sayılmasına "düzenlemenin AB`ye aykırı olacağı" gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Ali Bulut ise, "Bunu serbest bırakmak lazım. Zaten yapan yapıyor. Mevcut durumda, yani Anayasa Mahkemesi`nin iptal ettiği şekliyle korunmalı. Cezaya gerek yok" yorumunu yapmıştı! Mayıs 2006'da da AKP Konya milletvekili Halil Ürün, eşi Esma Ürün'ün 'aldatma ve dayak' şikayetleriyle gündeme gelmiş, Ürün'ün imam nikahlı bir eşi olduğu ortaya çıkmıştı. AKP, aile içi şiddet skandalları ve imam nikahlı eşleriyle kamuoyuna yansıyan isimleri 2007 genel seçimlerinde aday göstermemeye dikkat etmişti.
Ocak 2006'da, TBMM'deki bir kadın çalışanın evlilik dışı ilişkisi nedeniyle Şap Enstitüsü'ne sürülmesinin ardından ortaya çıkan bir olayda ise, kadının imam nikahıyla evli olduğu ortaya çıkan bir kişi, AKP Bursa milletvekili Zafer Hıdıroğlu'nun sözleri üzerine imam nikahı yaptığını açıklamıştı. Bu kişi, "Zafer Hıdıroğlu, G. İ.'ye 'bu partide imamsız nikah olmaz'demiş. O öyle deyince ben de imam nikahı yaptım. Benim evli olduğumu da biliyordu Hıdıroğlu. 550 milletvekilinin belki de yarısı imam nikahlıdır. Benim gördüklerim de var. Mesela Bülent Arınç'ın kendi yanına aldığı insanlardan halen imam nikahlı olanlar var" şeklinde konuşmuştu. |