|
SARP KURAY - NUR SÜRER PANELİ |
|
|
|
Yazar Mihrac Ural
|
|
28/11/2008 |
SARP KURAY VE NUR SÜRER SEVENLERİYLE BİR ARADAYDI
Sarp Kuray’ın ve Nur Sürer’in HAYYAM Kitap evinde yapıtkıkları söyleyişi yoğunluğu ve derinliğiyle dikkat çekici bir konuşmaydı.
Sarp Kuray, orda bir dev gibi duruyordu. Müebbed cezası onaylanan değil, mahkum edilmiş değil mahkum edendi. Bir anti demokratik sistemi yargılamış olarak ordaydı. Bu Antakya için tüm devrimciler için bir onur duruşuydu. Halkımız, arkadaşlarımız hep onun yanında konuşmasını dinledik.
Önemli bir konuşmaydı, Devrici değerler ve dayanışma üzerinde etkileyici heyecan dolu bir konuşmaydı. Bilincimize devrimci hareketin yoksun olduğu birçok şeyi nasıl aşmamız gerektiğini yerleştirdi. Önemli dostluklarını ve bunun değerini anlattı. Hepimize onur verdi.
Sarp Kuray Antakya halkının gönüllerinde taht kuran bir devrimci lider olarak alkışlandı.
http://www.dursunlu.com/showthread.php?t=1760 sitesinde şu şekilde yer aldı:
68 kuşağının gençlik liderlerinden biri olan Sarp Kuray ve Sinema Oyuncusu Nur Sürer Antakya Kitaplı kahvede sinemaseverler ve okurlarıyla bir ayara geldi.
Kitaplı Kahve’nin düzenlediği etkinlikte konuşan 68 kuşağının gençlik liderlerinden biri olan Sarp Kuray, Geçmişle hesaplaşmada önümüzü göremeyeceğimizin altını çizerek,
27 Mayıs 1960 politik devrimini diğer darbelerden ayırmak gerekiyor. 27 Mayıs ile birlikte ülkemizdeki üretici güçler üzerindeki baskılar hafifletilmiş ve o güne kadar cinayet sayılan sosyalizm gün ışığına çıkmıştır. 27 Mayıs’ın ülkemize kazandırdığı 1961 Anayasası toplumun bütün sınıf ve tabakalarına bir örgütlenme imkanı sağlamıştır. İşçi sınıfımız grev hakkına bu Anayasa ile kavuşmuştur. Üniversiteler bu Anayasa ile özerk hale gelmiş ve sonuçta ülkede bir toplumsal uyanış ortaya çıkmıştır. Genç subaylar demokrasisinin 27 Mayıs ile birlikte toplumsal uyanışı tetiklemesi ve bu uyanışın sosyal devrimcilik temelinde ordu gençliğinde yaygın bir hale gelmesi, emperyalist güçleri büyük bir ürküntü içine sokmuştur. Karşı devrimci bu müdahale Milli Birlik Komitesi’nin kurulduğu ilk günden itibaren başlatılmıştır. 22 Şubat ve 21 Mayıs 1963’de Albay Talat Aydemir ve Binbaşı Fethi Gürcan öncülüğündeki ihtilal girişimleri bastırılmış, devrimci subaylar ve Harbiyeliler ordudan tasfiye edilmişlerdir. 12 Mart 1971 müdahalesi de, 9 Mart ittifaklar platformunu boğmak üzere organize edilmiştir. 12 Eylül ise toplumun bütün sınıf ve tabakalarını saran devrimci mücadeleyi tasfiye etmek ve ülkemizi açlığa ve yoksulluğa mahkum eden 24 Ocak kararlarını uygulamaya sokmak için yapılmış karşı devrimci bir darbedir. Emperyalist güçler, gerek 12 Mart 1971’de gerekse 12 Eylül 1980’de geleneksel aydın eylemciliğimizin üzerinden bir silindir gibi geçmişlerdir. İlk işleri de 61 Anayasası’nı değiştirmek olmuştur. Bu anlamda 27 Mayıs ile bu iki karşı devrimci darbeyi aynı kefeye koyamayız” şeklinde konuştu.
68 dönemi gerçek kardeşliğin olduğu dönemdir.
1968 döneminde insanların ayrı olmadığını ifade eden Kuray, “Türkiye Devrimci hareket talihsizlik süreçleri yaladı. Biz Topyekun o dönemi alamıyoruz hep eksik yanlarıyla işliyoruz. 68 kuşağı kendi tarihiyle barışık ve Emek ekseninde bir harekettir. O dönemde birbirimizi kolluyor ve birlikte savaşıyorduk.ayrılıklarımız sonradan ortaya çıktı. Geçmişte yaptığımız iyi veya kötü her şey devrim için yapılmıştır. Eksikliklerimiz vardı. Bu eksikliklerle hesaplaşmadan önümüzdeki yolları inşa edemeyiz” dedi.
Daha sonra konuşan Sinema oyuncusu Sanatçı Nur Sürer, Türkiye’de halen gerçek anlamda bir 12 eylül filminin çekilmediğini belirti ve özellikle tarihi anlatan filmlerin gençler açısından çok olumlu etki bıraktığını söyledi.Sürer; Son zamanlarda Türk sinemasının çok iyi yol kat ettiğini de belirterek, İyi çalışmaların yanında çok kötü abuk sabuk filmlerin de yapıldığına dikkat çekti. |