|
Bugünlerde Başbakan Erdoğan Facebook’la fazla haşır neşir sanıyorum. Çünkü bayram namazı sonrası yaptığı açıklamada “İddia ediyorum krizden en az etkilenen ülke biz olacağız.” dedi. Sizce bu açıklamayla Facebook’ta kendine bir grup kurmuş olsaydı ne kadar üyesi olurdu? Bence hiç de fena bir rakama ulaşmazdı. Neden diye soracak olursanız, pek çok insanın hala kriz ve AKP hükümeti arasındaki bağlantıyı görememiş olduğunu fark ediyorum. “Düzen içindeki partilerden herhangi biri de bu kriz döneminde iktidarda olabilirdi ve o zaman krizin sorumlusu o parti olarak gösterilirdi” vb. yorumlara kesinlikle katılıyorum ancak sorun, var olan ve etkisi gittikçe artacak krizin AKP’nin yürüttüğü politikalar doğrultusunda ortaya çıktığıdır ve bu gözden kaçırılmaya çalışılmaktadır. Aman dikkat, seçim var! Kriz de neymiş? Kriz, bir yıl içinde %82-83 oranında yapılan doğal gaz zammıdır. Kriz, Gebze’deki Türk Philips fabrikasının kapatılması kararıdır .Kriz, Akbank’ta binlerce çalışanın işten çıkarılmasıdır. Kriz, ücretsiz izin adı altında çalışanların “evlerinde bekletilmesi”dir. Kriz, henüz fark etmesek de sağlık alanında yapılan özelleştirmelerdir. Kriz, eğitimin sınavlar, dershaneler sistemi içerisinde piyasacılaştırılmasıdır. Kriz, “yaradılış teorisi” mantığında toplanarak bize dayatılmaya çalışılan gericiliktir. Kriz üzerine benzer çeşitlemeler çoğaltılabilir elbette. Ancak benim üzerinde durmak istediğim başka bir konu var. Türkçe derslerinden cümlenin öğelerinin neler olduğu hepimizin az çok aklında kalmıştır sanırım. O zaman yukarıdaki cümleleri öğelerine ayırmakla işe başlayabiliriz.Yüklemi şimdilik kendinde saklı, öznesi “kriz” olan cümlelerle karşı karşıyayız. Gizli olan öznelere daha sonra göz atarız. Peki, bu cümlelerin nesnesini bulabiliyor musunuz? Zam, Philips, Akbank, ücretsiz izin, yaradılış? Maalesef yanlış cevap. Nesne, yapılan işten doğrudan etkilenen öğe olarak tanımlanır. Bu cümlelerde yapılmak istenen (yüklem) ise krizin faturasını birilerine ödetmek. O zaman soruyu “Krizden doğrudan etkilenen kesim hangisi?” diye sorduğumuzda, nesnenin bizler yani emekçiler olması da kaçınılmazdır. Yüklemi saklı, kendi içinde gizli özneler barındıran cümlelere belirtili ya da belirtisiz nesne yapmışlar biz emekçileri. İşte bu noktada devreye giriyor bu gizli özneler. Yürüttüğü neoliberal politikalarla “küresel kriz”in pek çok yabancı sermayeyle birlikte ülke sınırlarından girmesine yardımcı olan AKP hükümeti bu oyunda başrolü almış durumda. Yapılan özelleştirmelerle dışa bağımlılığı son noktasına vardıran ve bunu bize “globalleşen dünya” gibi kavramlarla yutturmaya çalışan bir hükümeti seyrediyoruz. Muhalefet adı altında yer alan partilerin de benzer politikalar yürüttükleri görülmektedir çünkü karşı duruş sergilediklerini söyledikleri birçok konuda AKP’yi destekler girişimlerde bulunmuşlardır. Gizli öznelerin yer aldığı bu oyunda yapımcı ve yönetmen koltuğunda oturanlar ise su götürmez bir şekilde ABD ve AB’dir. Peki, bu tabloda kendinizi görebiliyor musunuz? Ne yazık ki; çünkü biz krizin faturasını ödemekle meşgulüz! Oysa yapılan işten doğrudan etkilenen (nesne) değil yüklemin taşıyıcısı olarak (özne) faturayı patronlara ödetmeliyiz. Cümlenin öğelerini alaşağı etmeliyiz. |