|
ZÜBÜK kelimesinin ne anlam ifade etiği, gündemimize ve yaşamımıza ne zaman girdiğini düşündüğümüzde; Türkiye’nin yetiştirdiği usta mizahçı ve hiciv ustası olan Aziz Nesin’in unutulmaz eserini anımsarız. Kitapta “Zübükzade İbrahim” isimli uyanık kâtip, halktan aldığı rüşvetler ile zengin olmuştur. Daha sonra halkı kandırarak ‘Belediye Başkanı’ seçilmiş ve tüm başarısızlığına karşın sonunda milletvekili seçilmeyi de başarmış bir üçkağıtçı tipidir. Kemal Sunal ve Nevra Serezli’nin başrollerini paylaştığı bir filme de konu olan roman, siyasette ahlaksızlık, yalan ve rüşvetin nasıl başarılı olabildiğini anlatan bir komedi filmi olarak ekranlarımıza yansımıştır. ZÜBÜK: Yaşamın her alanında, her zaman, her yerde, herkesin rast geldiği üçkâğıtçı tipidir. Düzenbaz ve çıkarcıdır. Zübük’lerin en etkili olduğu alan siyasettir. Hemen hemen her partide sıkça bulunan bu “Makyavelist ve Oportünist” tipler siyasette etkili ve yetkili oldukça yozlaşma ve çürümede kaçınılmaz olmuştur… Özellikle son yıllarda Türkiye siyasetine egemen olan bu ‘Zübük’ anlayışı sonucu ülke yolsuzluk bataklığında debelenirken; halkta bir lokmaya muhtaç bir konuma getirilmiştir. Çünkü Zübük siyasetinde, amaca ulaşmak için “her yol meşrudur” anlayışı egemendir. Siyasetin Zübük’leri, haksız mal edinmekten, rüşvet (ikram) almaktan, kamu malını talan etmekten hiç çekinmezler. Onlar için en önemli şey mevki-makam elde etmek ve onun gücü ile varsıllaşmaktır. Bu tipler, kendi kişisel çıkarları uğruna toplumun ve ülkenin çıkarlarını yok sayarlar. Çevreleri yalakalar, dalkavuklar ve şarlatanlarla doludur. Bu kifayetsiz ve niteliksiz siyaset bezirgânları çevrelerinde kendilerine rakip olabilecek nitelikli ve birikimli insanları istemezler. Her koşulda onları yok ederler. Bu ahlâk ve vicdan fakiri tiplerin ağzından şeref, namus, haysiyet söylemleri eksik olmadığı gibi her türlü eylemi ‘vatan-millet’ aşkına yaptıklarını utanmadan haykırırlar. Onlar, halka hizmet için fakir- fukaranın, garip- gurabanın ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak (!) için kendilerini feda ettiklerini milletin gözünün içine bakarak yüksek perdeden bağıra-çağıra anlatarak ego şişirirler! Siyasette ve kurumlarda ne kadar fazla ‘Zübük’ varsa ve etkili, konumdaysa toplumsal kirlenme ve sonucunda tükenme kaçınılmazdır. ***** Yeni bir seçim ortamına girdiğimiz şu günlerde sağda ve solda bir sürü Zübük her zamanki hünerleri ile yine kendilerine bir koltuk kapmanın yollarını arıyor. Siyasi partilerdeki deneyimli, tecrübeli ve kaşarlanmış Zübük’ler de akıl almaz pazarlıklar (algülüm-vergülüm) anlayışı sonucu bu rezil alışverişlere kılıf uydurup meşruiyet kazandırıyor. Hepimizin gözlemlediği gibi bu Siyasi Zübük’ler için ideolojik farklılıklar, dünya görüşü ve siyaset ahlâk ve namusunun hiçbir önemi yoktur. Önemli olan seçilebilecek bir yer edinip kendilerine iktidar olanaklarını sunacak bir koltuk kapmaktır. Onlara vize verenlerde; kendilerine veya siyasi anlayışlarına geri dönüşümün plan ve programını yapıp ellerini ovuşturmaktalar! Halk olarak gözlerimizin önünde cereyan eden bu sirkülâsyonu ve ulvi duygular yüklenmeye çalışılan trajik gelişmeleri ibretle izliyoruz: Siyaset Zübük’leri, kendi çıkarları uğruna en karşıt oldukları partilerin kapısında kul olabilirler. Düne kadar tenkit edip eleştirdikleri liderin önünde secde yapmaktan utanç duymazlar. Çünkü bu çıkarcı tipler omurgasızdır. Kimliksizdir. İnançsızdır!.. Geçmişte bu türleri daha çok sağ partiler arasında rotasyon yaparken izlerdik. Ne yazık ki bu geçişgenlik artık “Sağdan sola, soldan sağa… Salla bayrağın çıkar, rant ve dolar” üstüne ye dönüştü! |