Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 4427213
Ana Sayfa
KUM ÇİÇEKLERİ Yazdır E-Posta
Yazar Gülderen GÜRCAN   
31/01/2017

YAŞAMAK İÇİN ÖLDÜR #HAYIR#
(Bir film bir anlatım)

 Görsel ve yazılı kaynaklarla yapılan reklamları uygulama vakti gelmiştir. Ölümüne dövüşecek mahkumlar, her yanı özel kameraların gizlece donatılmış bilinmedik bir adanın, bilinmedik yerlerine teker teker belli yükseklikten serpiştirilecektir.

 

 

Maceramız, azılı mahkumların tıkıldığı bir hapishanede geçiyor. Oralarda yaşam, dışarıdaki hiç bir kanuna uymaz. Her yerde olduğu gibi hapishaneler ıslah edici değil aksine her bir mahkumun üşenmeden sinirlerinin tek tek cımbızla çekilip aniden bırakılmasıyla sarsılan bedenleriyle eğleşen görevlilerin yeridir.

Orada yumruklar, silahlar, zuladaki kesiciler, fuhuş, esrar konuşur. Dışarıdaki egemenlerden tek farkları sistemin çakının dişlerine öyle ya da böyle paçalarını kaptırmalarıdır.

Film havalandırmadaki bir dövüş sahnesiyle ekrana gelir. Gardiyanlar asla kavgayı yatıştırmaz. aksine bazı mahkumlar gibi bahis oynarlar.

Hapishane müdürü de havalandırmaya bakan penceresinden, onları büyük bir zevkle seyreder. Yoksa buralar da vakit mi geçer. İşi yok da, karısının gelirken almayı unutma diye tembihlediği bulaşık süngerini düşünecek. Ha, bir de çamaşır mandalı. Sana da mandalına da...

Bu gün müdür odasında yalnız değildir. Büyük bir proje hazırlayan film ekibinden yüklüce avantasını almıştır. Ekip özel makineleriyle gelip onun penceresinden dövüşen mahkumları çekerler. Aradıkları, ölüme mahkum on mahkumu alıp, onları birbirleriyle ölümüne dövüştürüp içlerinden sadece birine yaşama hakkı tanımaktır.

Dizi halinde gösterilecek bu filmin senaryosunu mahkumlar kendi becerilerine göre şekillendirecekler. Seyirciler bu heyecanlı serüvene kendilerini kaptırdıkça reytingleri artan kurgulayanlar bol ara kazanacaklardır. Kim bilir, bunların ardından daha neler neler üretecekler. First olacaklar first.

Görsel ve yazılı kaynaklarla yapılan reklamları uygulama vakti gelmiştir. Ölümüne dövüşecek mahkumlar, her yanı özel kameraların gizlece donatılmış bilinmedik bir adanın, bilinmedik yerlerine teker teker belli yükseklikten serpiştirilecektir.

Mahkumlar, demir parmaklıklar ardında tilki uykusunda, en ufak bir tıkırtıda, her ayak sesinde gece gündüz sıçramaktan bıkmışlardır. İnsanda sinir mi kalır? Ahan da geldiler, geliyorlar.
Seçilmekten garip bir mutluluk duymaları bundandır. Düşünsenize onca mahkum arasında yetenekleri beğenilmiş, özel seçilmişlerdir. Hem ölümleri, milletin önünde aşağılanarak olmayacak, kendi başarı ya da başarısızlıklarıyla belli olacaktır. O da artık elin değil, kendi özleriyle kabullendiği kaderleridir. Onca kadersizliğin içinde az özgürlük de değil hani.

Bu defa itilip kakılmadan yolculuk edecekler. Onlar mutlu, senaryoyu yazıp gösterime sunacak ekip mutlu, reklamlarla erişebildikleri kitleler mutlu.

Sık ağaçlar, yabani otlar, börtü böcükerle dolu devasa orman. Yaşam arenası. Yaşam aletlerini, beslenmelerini kendi tırtıklı kelepçelerini yeteneklerine göre ya açacaklar ya açacaklardır.

Zamanı geldi. O saat seyirciler ekrana kilitlendi. Hooop, bu bir. Az dolanlım. Bu ikii.... üç.... dööört..

Bu.... hay Allah. Bu kayalıklara düştü.

- İnelim mi?

- Yok ya. Ne olsa zaten ölüm mahkumuydu.

Seyirciler pür dikkat. Görenler görmeyen eşi, dostu, akrabasını, komşusunu arıyor. "Çabuk televizyonu aç. Herif kafa üstü kayalara düştü. Çoktan giymiştir."

- Valla ben böyle program görmedim. Adamlar, reklamlarında haklıymış.

Bari diğer adamları iyi ortala. Ağaçlar kazık gibi girmesin oralarına buralarına. Program ne kadar uzarsa o kadar REYTİNG REYTİNG.

İstediğiniz kadar kollayın kalanlar yara bere içinde birbirlerinden uzak yerlere düşüyor. Düştüğün yer yan gelip yatma yeri değil. Hasmını arayıp bulup en gafil zamanında avlayıp öldüreceksin. Bu işin raconu bu.

Sanırım ayak bilekleri de birbirine adım atacak kadar ya da koşabilecek kadar kilitli uzak zincirli. Ellerini açabilen ayaklarındaki zinciri de açabilecek. Kilit anahtarı ona göre dizayn edilmiş.. Yanlış bir harekette kilide bağlı patlayıcı sahibini patlatıp öldürecek kadar güçlü. Zaten bir avcı diğerini yakaladığında hangisi hamle yaparsa diğerinin ayak bileğindeki şifreli kilide saldırıp hasmını yok ediyor.

Haftalar, aylar sonunda sonunda gerçekten bir kişi kalıyor. O tek başına olduğunun farkında değil. Hala devasa arenada, gece gündüz kulaklar tetikte hasmını ya da kendince hasımlarını arıyor.

Denizin, maviden turkuaza dönen kıyıya vurdukça köpük köpük beyaz dalgaları, yer yer dipteki yosunların koyu yeşilleri gören kim?

Ormanın yeşil tonlarını, onların yer yer savurduğu aromatik kokuları koklayan kim?

Çiçekler mi kuşlardan esinleniş, kuşlar mı çiçeklerden esinlenmiş bilinmez, onların ormanın bir ucundan bir ucuna yayılan armonili cıvıltılarını duyan kim?

ŞU AN,İÇERİDEN FARKI NE?

Her yer, paslı demir kapı, her yer tek nefeslik içi fare pislikleriyle dolu hücre. Kapıyı indirirsin. Nice sonra ayaklarını sürüye, hayatından bezmiş görevli gelir.

- Ne var lan?

- Abi. hacet..

- Hadi çabuk seyirt gel. Saat tutuyom ona göre.

Tıkalı tuvalet taşmış. Ayak basacak yer yok. Lavabo da sanki kırk yıllık makarna artıkları yüzüyor. Besbelli elektrikli manyeto verirken, yine birini kusturmuşlar. Bir diğerini kafasını içine sokmuşlar. Yoksa koridorda oraya buraya makarna taneleri neden sıçrar.

- Hadisene lan ayııı..

- Geldim geldiiim.

Kendi sidiği musluktan temiz. Avucuna bıraktığı sıvısını oradaki açık prize atar. Yapılana kadar mahkumlara elektrik veremesinler. Kendince bu ortamda yaptığı geçici de olsa, eylemin hasıdır.

PAAAT ! Başardı. Ohhh beee.

Lan, kodumun uğursuzu. Cereyanlar da gitti. Bi bok karıştırmadan inine dön. €limde silah var ha. Hiç acımam tingirdetirim. Höt veren, tohumuna para mı verdik lan?

Paldır küldür. Bu kulak parçalayan seslerde ne? Onu almaya gelmişler. Ne bu feryat figan. Hani sessizce gelip, diğer mahkumları uyarmadan işlerini bitirip gideceklerdi?

Anca anladım. İbret alem olsun diye iniltilerimi dinletip, onlara ölmeden kabir azabı çektirecekler.

Ölüme başım dik gitmeliyim. Başım dik gitmeliyimmm. Başım dik...

- SEN KAZANDIN, SEN KAZANDIN!

- NEYİ BEN KAZANDIM?

- Y A Ş A M A Y I !

Hele helikoptere biraz daha yaklaşayım. O ne? Nereleri ezmişler. Kum Çiçeklerini bile. Hem de ölümüne..

Şimdi, şimdi. €ğilip ayak bileğimdeki prangayı patlayıcıyı gelişigüzel karıştırayım.. tamam.

KUM ÇİÇEKLERİNİ EZMEYECEKTİİİNİİİZ!

ALIN SİZE RAYTİNG ... P A A A T !

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.