Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 4427201
Ana Sayfa
Bugünün Ellilikleri Yazdır E-Posta
Yazar kartalveyosun.wordpress.com   
13/04/2017

Seksenli yıllarda okuyan, sorgulayan, itiraz eden genç kadınlar sonraki yıllarda okuyan, sorgulayan, itiraz eden çocuklar büyüttü.

 

17857494_1451957078189481_907357445_n

 

Seksenli yıllarda genç kız olmak bazı bedelleri de ödemek zorunda kalmak demekti. O yıllarda liseyi hayli politik söylem ve eylemlerin içinde bitirmiş bu kızlar; 12 Eylül askeri darbesinin karanlığında ve neredeyse öğrenci başına bir askerin düştüğü kampüslerde sayısız kimlik ve üst arama noktalarından geçerek üniversitelere adım atmıştı. Anne baba endişelerinin, solcu abi ve ablaların hapishanelerde uğradıkları akla hayale sığmayacak işkence hikayelerinin, uzayıp giden yasak listelerinin, tutuklanma korkusuyla aileler tarafından yakılıp yok edilen kitapların gölgesinde… İçlerini yakan mücadele isteğini bastırmaya çalışarak yeni yaşamın figüranı mı başrol oyuncusu mu olacaklarına karar vermek zorundaydı hepsi. Tanıdığım pek çok kız bu sıkışmışlığın esiri olmadı ve kendi hayatlarının yalnızca başrolü değil senaristi ve yönetmeni olmayı da başardı. Yasaklara direnmeyi,  mahalle baskısına kulak asmamayı; gelenekçi statükocu bakış açılarına ve Özal’ın piyasacı yaklaşımlarına pirim vermemeyi bildiler. 60 kuşağı yaptıklarıyla onların yolunu aydınlatmıştı bir kere. O ışığın peşini hiç bırakmadılar.

Yalnız kendi hayatları için değil başkalarının yaşamını güzelleştirmek için de var oldular. Öğrenmeye açtılar ve bunu yaşam biçimi haline getirdiler. Okudular, yazdılar, konuştular. Kendi küçük kasaba ve şehirlerinden çıkıp kocaman aydınlık dünyalar yarattılar.

Bu kızlar hangi mesleği yaparlarsa yapsınlar örgütlü olmanın insan onurunun bir parçası olduğunu bildikleri için korkmadan ya sendikaların ya da bir sivil toplum kuruluşunun etkili üyesi oldular. Ülke sorunlarına dikkat çekmek, yanlış politikalara dur demek için en zorlu koşullarda meydanlara koştular. Evliliğe direnen de vardı evlenenler de… Evlenenler yürekleri güzel adamlara eş değil yoldaş oldu. Yanılanlar kendilerini hak etmeyen erkeklerle yollarını ayırdı. Seksenli yıllarda direnen genç kadınlar sonraki yıllarda bir kocaya yenilecek değildi ya…

Seksenli yıllarda okuyan, sorgulayan, itiraz eden genç kadınlar sonraki yıllarda okuyan, sorgulayan, itiraz eden çocuklar büyüttü. O çocuklar bugünlerde üniversite yıllarını yaşıyor. Pek çoğu dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinde lisans, yüksek lisans ya da doktora yapıyor. Küçükler liselerde sistemin kölesi olmaya direnerek ama çatışma tuzaklarına düşmeden öğrenimlerini sürdürüyor. Onlar anne ve babalarından aldıkları aydınlanma meşalesini bu karanlık günlerde çok daha hızlı ve çok daha geniş alanlarda dolaştırıyor.

Seksenli yılların genç kadınları şimdilerde ellili yaşlarında… O yılların “Benim memurum işini bilir.” söylemine direndikleri için ne lüks arabaları ne şaşaalı evleri oldu. Yalnızca ülke değil dünya sorunlarını da dert edinmeye devam ediyorlar. Meydanlara ilk koşanlar da sosyal paylaşım platformlarında korkmadan düşüncelerini ilk paylaşanlar da yine onlar.  İş ve özel hayatlarında hiçbir şekilde yıkılmayan bu kadınları bugünün karanlığı korkutmuyor, aksine direnme güçlerini artırıyor. Onlar bir zamanlar  çok ağır bedeller ödenerek -eksik de olsa- elde edilen özgür, adaletli ve eşit bir ülkeyi daha güçlü bir biçimde yeniden inşa etmek için çocuklarıyla birlikte mücadeleye devam diyorlar. Ellili yaşlarındalar; gelip giden hükümetler, değişip duran siyasi yaklaşımlar onları yorsa da insanlığa duydukları inancı kaybetmediler.

İnsanlık için acı çekmeyi de şu güzel dünyanın nimetleriyle sevinmeyi de biliyorlar. Ülke ülke, şehir şehir gezmeyi, dost meclislerinde şarkılar şiirler söylemeyi, meydanlarda sesleri kısılana dek slogan atıp halay çekmeyi biliyorlar. Yıllar onların yüzüne birkaç çizgi, saçlarına birkaç ak düşürmüş olabilir. Ama seksenlerin genç kızları ellili yaşlarında kadın olmanın hakkını vererek insan gibi yaşamayı da direnmeyi de üretmeyi de biliyor. En baba siyaset bilimciden daha güçlü siyasi analizler yapıyor, sanattan bilime her alanı aynı merakla araştırıyorlar. Keşfetmek arzusu yaş aldıkça daha da büyüyor içlerinde. Onları bir resim sergisinde, dünyanın başka bir yerinde bir müzede, ülkenin en gidilmeyen köşelerinde bir esnaf lokantasında görebilirsiniz. Sohbetleri tatlı, söylemleri güçlü, kahkahaları canlı…

Kendi hayatlarının nesnesi değil öznesi olan bugünün ellilikleri, elleriyle ve dilleriyle güzellikler yaratmaya, güzellikler yaşatmaya ve yaşamaya devam ediyor.

  • Bu yazıya ilham veren arkadaşlarıma selam olsun!
 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.