|
Newroz yaklaştıkça, ülkemizde yine gerginlik tırmandırılıyor. Baskı ve şidet egilimi artırılıyor. Saldırı senaryoları, provakasyon dedikodusu ve fısıltı haberleri ortalığı kuşatıyor. İnsanların Newroz larını şenlik içinde, bir bayram çoşkusuyla kutlamasına engel olunmaya çalışılıyor. Onyıllarca egemenler (Yani devlet) Newroz'u yasaklıyarak, yok sayarak, karalıyarak geldiler. Sonra ne olduysa birden Newroz'un Türklere ait olduğu ve asıl Newroz'u kutlaması gerekenlerin Türkler olduğu söylenmeye başlandı. Ve 21 Mart günlerinde Türki-i Cumhuriyetlerin yetkilileriyle resmi statüde demir dövülerek kutlanır oldu. 21 Mart, yani Newroz'da Orta asyada başlıyan kuraklık ve yoklukla yüzyüze gelen Türkler, o gün yokluktan kurtuluşun yolunu bulup, batıya göç edip kurtulmuşlar. Ve ogünü o zamandan bugüne kutlaya gelmişler. Ama yinede halkımızın Newroz'unu inandığı ve bildiği şekilde kutlamasına engel olunmaya çalışılıyor. Newroz kutlamalarına saldırılar oluyor, provakasyonlar oluyor. Kısaca Newroz kutlamalarına gölge düşürülüp, korku ve endişe içinde geçirilmesine neden olunuyor. Oysaki Newroz her anlamdada Bayramdır. Newroz yeniliktir, yeni gündür. Yeni yılın başlangıcıdır, şenliktir. Kardeşleşmenin, barışın, dostluğun ve sevginin hakim kılınması gereken günüdür. Ve esasında Newroz Ortadoğu halklarının ortak değeri ve kültürel mirasıdır. Tüm Ortadoğu halkları 21 Mart'ı Newroz bayramı olarak çeşitli şekillerde kutluyor. Komşu ülkelerimizde bu barış içinde bir bayram havasında kutlanırken, her nedense bizde gerginlik içinde, korku içinde ve yasak zihniyetinin kumpasında kutlanılabiliniyor. Newroz, Avrupadaki Spartaküs olayı ile özdeş, Halkların ortak sahiplendiği tarihi bir olgudur. Nasılki, Köleci Roma İmparatoruğuna karşı ayaklanan Spartaküsleri tüm Avrupa halkları sahip çıkıp, O başkaldırıyı, karanlığa karşı aydınlığın mücadelesi olarak bugünde ortak deger olarak sahip çıkıp anıyorlarsa, Newroz'da Orta doğu halklarının ortak tarihi degeri olarak bugüne taşınmıştır. Onun için bölgelere göre farklı algı ve inançla anılsa dahi, o bir bayram, yeni gün, yeni yıla başlama günü olarak aynı çoşku ve sevecenlikle kutlanılıyor. Tarihi olarak Newroz, Mezopotamyadaki kölecilikten kurtuluşun bayramı olarak algılanır. Yani köleci Dehak zaliminin, insanlığa yaşattığı zulüm ve baskıya karşı Demirci Kawa'nın önderliğindeki başkaldırışı, isyanı olarak bilinir. Kısaca Dehak zaliminden, onun karanlık zulüm günlerinden kurtuluşun, Kölecilikten kurtuluşun sevinci ve bayramı olarak bilinir. Karanlıktan Aydınlığa çıkışı sembolize ediyor. Birde İran'da ve özellikle Şiilerin yaklaşımı var. Onlara görede Newroz günü yani 21 Mart'ta Hazreti Ali doğmuştur. Onun doğuşu bir kurtuluştur. Bir yeni başlangıçtır. Yeni ve aydınlık günlerin gelişidir. Yeni yıl olarak alınır. Ve İran'da resmi kutlamalar ve resmi tatil vardır. Bayram bu inanç ve gelenekle kutlanır. Onlarda 20 Mart'ı 21 Mart'a bağlayan gece evlerin üzerinde ateşler yakılır, kutlamalar başlanır. 21 Mart sabahıda Yeddi Lewin dedikleri yedi çeşit çerezin katıştırıldığı ve bir büyük tepsiye doldururlar. Üzerinede boyadıkları ve pişirdikleri yumurtaları koyarak kapıya gelen ve bayramlaşmaya gelenlere bu tepsiden çerez tutarlar. bayram kutlaması olarak bu ikramda bulunurlar Yani yeni yıla, yeni yılın yeni gününde birbirlerine ikramda bulunup, kardeşliğe, barışa, dostluğa yelken açarlar Dersim'de bildiğimizde, Rumi yılın Mart ayının ilk çarşambası kutsal bilnir. O güne kara çarşamba, yeni yılın ilk çarşambası kutsal bilnir. O gün Hazreti Ali doğmuş diye, o şafağın akan suları şifa verir diye, analar o sabah erkenden çeşmeden su alır, evde yaşıyanlara ve evin beslediği hayvanlara içirirki, yeni yıla şifalı girsinler diye. O gün Newroz'a denk gelen yakın bir gündür. Yine o gece tüm canlılar, Hazreti Ali doğmuş diye secde olurlar diye söylenir.(*) İşte Newroz duruma, yöreye ve toplumlara göre değişikte olsa, yeni yıl olması dolayısıyla kutlama günü olarak algılanır. Bayram olarakta kutlanır. Bayramlarda; Kardeşçe, barış ve dayanışma içinde kutlamalarla bilinir. Bundan dolayı bu Newroz'un tüm Ortadoğu halklarına barış getirmesini diliyoruz. Bu barış istegine zalimlerde uysun istiyoruz. Ülkemiz yönetenleride bu günde kalplerine bir nebze olsun barış, kardeşlik, sevgi ve bayram sevinci duygusu salıversinler. Evet önceleri inkarla direnen gerici cennah, şimdi sahipleniyor. Ama bu kerede kendilerine ait olduğunu, ayrı bir cephede, ayrı tarihi gerekçelerle. Ancak yüzyıllardır kutlanan bu bu gün yinede yasaklamalarla karşı karşıya. "W" harfi yasaklamanın gerekçesi oluyor. Kim ne yaparsa yapsın, halklar bu tarihi gelenegini hiçbir zaman bırakmıyacak ve bunu inadına kutlamalarıda en doğal haklarıdır. Bunu ülke yönetenleride olduğu gibi kabul etmeleri daha hayırlı olur. Bu bayram, halklarımız arasında kardeşliği, barışı ve dayanışmayı perçinliyen çimento görevi görecektir. Bu Newrozda tüm halkımıza ve tüm bölge halklarına kutlu olsun diyoruz. Ve daha nice Newrozlara diyerek, Ülkemizde Barışın, Kardeşliğin ve Dostluğun hakim olamasını diliyoruz. -------------- (*)- Dersim'de bir rivayete göre, yalnız yaşıyan ve gözleri görmeyen bir kadının buzağılı bir inegi varmış. Gözleri görmediği için gece ve gündüz ayrımınıda pek bilmeyen yaşlı kadın, İnegini sağmaya çıkar. Buzağıyı biraz emzirdikten sonra, yanındaki kavak ağacına yularından bağlar. İnegini sağar ve girip evine oturur. Sabah kalkan komşuları, komşunun buzağısının kavağın tepesinde yularından asılı olduğunu görüp şaşırırlar. Bu olayı işte Newroz gecesi Hazreti Ali'nin doğmasından dolayı secdeye gelen tüm canlıların işareti sayarlar. Yaşlı ve göremeyen kadın, kavağın secdeye geldiği an kavağın en üst dalını kökü sanarak bağladığı buzağısını bu vesile ile kurban vermişmiş. |