Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 485529
Ana Sayfa
10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜNDE ÖLDÜRÜLEN YOK EDİLEN GENÇLER İÇİN! Yazdır E-Posta
Yazar CAN ŞENSES SHP Bursa   
10/12/2009
Güzel bir genç kız yüzüydü artık gazetelerin sayfalarında. Hava pusluydu. Gelecek sisli ve görünmezdi yaşadığımız coğrafyada. Kan gölü tezgâhlarından çok geçmiştik. İyi bilirdik. İyi bilirdik kan emicileri, iyi bilirdik sırtlanları! Bizden çok daha iyi bilenler vardı ama hep! Kimin kime kırdırılacağını, kimin kimle savaştırılacağını! Tezgâhlar karşısında bazen uyanık, çoğu zaman aciz kaldık. Biz onlar gibi değildik! Biz demokrasiyi, insan haklarını, barışı, kardeşliği ağızlarda sakız etmedik. Yürekten istedik. Tarih bu günleri yazacak. Maskeler düşecek. Hangi kirli senaryolarla, hangi politikalar fitili ateşliyor göreceğiz.
 
Biz onlar gibi değildik, olmadıkta hiçbir zaman! Serap Eser’de değildi. Bir güzel genç kızdı henüz on yedisinde! Serap Eser, yoğun enfeksiyon bulgusu göstermeyen dokularına ve kan kültüründe üreme olmamasına rağmen, immun cevabı çok abartılı seyretmiş ve organ yetmezliği gelişmiştir. Sistemik immun cevap sendromunda ve sonrasında gelişen organ yetmezliğinde olay tamamen moleküler boyutta olup her türlü antibiyotik, mineral sıvı destek ilaçlar ve pansuman tedavilerine rağmen hasta kaybedilmiştir. Evet, tıbbi bir metinle Serap’ın öldüğü açıklanıyordu. Hani İstanbul Küçükçekmece’de İETT’DE otobüsüne Molotof kokteyli atılması nedeniyle vücudu yanan, ağır yaralanan Serap var ya o!28 günlük yaşam mücadelesini kaybetti. “Hayallerimi yaktılar” demişti acı içinde kıvranırken. Evet, hayalleri vardı. Okuyacaktı, çalışacaktı, ekmeğini kazanacaktı ve sevdalanacaktı deli gibi birine! Kürt müydü? Türk müydü Serap? Kim bilir? Kime ne?
 
DİYARBAKIR’DA, dün çıkan olaylarda açılan ateş sonucu yaşamını yitiren Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğrencisi 23 yaşındaki Aydın Erdem'in otopsi tutanağı avukatları tarafından açıklandı.
Otopsi tutanağında, Erdem'in vücuduna 1 adet ateşli silah mermi çekirdeğinin isabet ettiği, oluşturulan yaralanmanın öldürücü nitelikte olduğu belirtilerek, mermi çekirdeği elde edilemediği belirtildi.
Evet, kör kurşun gencecik bir bedene saplanmıştı. Gösterilere karışan Aydın’ın bedenine! Öcalan’ın cezaevi şartlarıyla ilgili protestolara katılmıştı. Hayatının baharında bir üniversite öğrencisiydi. Bir gün önce tuhaf haberler çıkıyordu gazetelerde… Şırnak'ın Cizre ilçesinde bugün gerçekleştirilmesi planlanan 'Önderlere özgürlük' yürüyüşüyle ilgili Emniyet'e tüyler ürperten bir ihbarda bulunuldu.
DTP ilçe teşkilatında görevli bir genç, yapılacak yürüyüşte bir Kürt gencinin öldürülüp, suçun asker ve polisin üzerine atılacağını anlattı. İhbarcı gencin verdiği bilgilere göre, genci öldüren PKK yandaşları vatandaşları provoke edecek. Cinayet sebebiyle halk ayaklandırılacak.(Zaman Gazetesi)Ve olaylar Şırnak’ta değil Diyarbakır’da oluyordu. Yine neler dönüyordu. Obama ve Erdoğan kapalı kapılar ardında kanlı coğrafyayla ilgili neler konuşuyordu? PKK tasfiye edilecekmiş! Açılım iyi gidiyormuş! Bunlar dillendirilirken buz kesmemize neden olan bir haber daha! 7 askerimiz Tokat’ta pusuya düşürüldü.7 şehit. Rakamların o duygusuz yüzü! 7 şehit. Hep rakamların diliyle konuşulmadı mı bizle yıllardır. 3 askerimiz şehit oldu. 5 terörist ölü olarak ele geçirildi. Evet, rakamlar bu kanlı oyunda sadece figüran!
 
Kaotik ortamları çok sever emperyalizm! Provokasyonlara bayılır. İşte yine benzer tezgâhlar! Açılım süreciyle başlayan gerginlikler yeni bir boyut aldı artık. Kan durdurulmalıydı, özgürlüklerin önü açılmalıydı. Demokratikleşmeliydik alabildiğine.12 Eylül hukukunu, baskıcı anlayışını yok etmeliydik! Ama bu, çok büyük kararlılık ve birikim ister, iyi niyet ister, yurtseverlik ister. Yapamazlar dedik, Başbakan’a telefon açan anlı şanlı sanatçıları eleştirdik. Gelinen nokta çok trajik ve tehlikeli.  İzmir’de yaşanan gerginlik; Taşlanan DTP binaları; Güneydoğu bölgesinde başlayan giderek büyüyen protestolar hepimizi yeniden düşünmeye sevk ediyor. Etnik temelde bir ayrışmaya doğru tehlikeli bir gidiş var bunu durdurmak hepimizin boynunun borcu olmalıdır.25 yıldır devam eden bu düşük yoğunluklu savaşta dahi yitirmediğimiz; her türlü teröre, yoksulluğa, örgüt ve devlet baskısına, olağanüstü hallere, fail-i meçhullere, köy boşaltmalara rağmen kaybetmediğimiz o inançlı birlikteliği yıkamayız. Geçenlerde bir haber izlerken kanım dondu. Bu topraklarda ilk kez böyle bir slogan duydum. Çanakkale Bayramiç ilçesinde çıkan bir kavgada gözaltına alınan kürt kökenli gençlerin polise direnmesi üzerine toplanan bir grup insan “Kürtler dışarı” diyerek bağırdı ve onlara ait evleri taşladı. Ben Türkiye’de ilk kez bir etnik kimlik, Kürt terimi kullanılarak slogan atıldığını gördüm. Bu dehşet verici bir manzaradır. Yine bir internet sitesindeki habere yapılan bir okuyucunun yorumunu aynen aktarıyorum.” Erzurum’da müthiş bir gerginlik var; bizim muhitteki Kürtler taşınmaya başladı bile!”
 
Zor günlere alıştık. Ölümlere de belki! Acıyla dolu bir geçmişimiz var. Siyasiler rant peşinde! Emperyalistler ve işbirlikçileri hep hazır kıta! Barış, demokrasi, kardeşlik dillere, beyinlere mastürbasyon malzemesi! Benim gözümde hayallerim yandı diye acı içinde bağıran ve hayallerine ulaşamayan Serap’ın güzel yüzü! Tokat’ta öldürülen, pusuya düşürülen yoksul askerler ve de Diyarbakır’daki bir mermiyle yere serilen o üniversiteli genç! Yirmi beş yılda hayatını, hayallerini yitiren otuz bin insan. Kürt mü? Türk mü? Laz mı? Ne fark eder? Duygusuz ve ruhsuz sayıların diliyle konuşmayalım artık! 30 bin ölü.7 şehit, ölü olarak ele geçirilen her 3 kişi! Bozalım bu kanlı oyunu! Şairlerin yürekleriyle usul usul okşayarak yazdığı manzumelere kulak verelim! Dinleyelim Ahmet Arif’i onca kavga ve kan ve gözyaşı içinde iyi gelir belki, durup düşündürür. Belki gittikleri yerden genç ölülerde duyar, ruhları okşanır! Belki Serap’ta duyar!
 
                                                  Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
                                                  Karşıyaka köyleri, obalarıyla
                                                  Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,                     
                                                  Komşuyuz yaka yakaya
                                                  Birbirine karışır tavuklarımız
                                                  Bilmezlikten değil,
                                                  Fukaralıktan
                                                  Pasaporta ısınmamış içimiz
                                                  Budur katlimize sebep suçumuz,
                                                  Gayrı eşkıyaya çıkar adımız
                                                  Kaçakçıya Soyguncuya, hayına!
                                                  Rivayet sanılır belki
                                                  Gül memeler değil
                                                  Domdom kurşunu
                                                  Paramparça ağzımdaki...
                              
Son Güncelleme ( 15/12/2009 )
 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.