| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 128211
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
İdam sehpasında bir kadın |
|
|
|
Yazar Sara AKTAŞ Midyat M Tipi Cezaevi
|
|
19/12/2009 |
Dünyayı ya da hayatı kavramak, onu bir birlik içinde anlamaksa, bir şey ancak insanla karşılaşınca bir değer olursa, 'değer' kuşkusuz insani bakışla, insan ölçütleriyle varlık kazanır. Bu yalnızca dünyaya değer katmaz, aynı zamanda insanın kendisine de değer kazandırır. Yani insan değer yaratan bir 'değer' haline geliyorsa, elbette soylu idealleri, daha yaşanılır ve güzel bir dünya için hayatlarını tereddütsüzce ortaya koyanlar en büyük değeri ifade ediyordur. Böylelikle insan tinsel dünyasını yaratan bir değer haline gelirken, evrenin ve insanlığın belleğinde de bir daha asla silinmemecesine yer edinir. İnsan bu denli soylu olabiliyorken, yine insandır kendi türünün üyelerine işkence etmekten, idam etmekten, öldürmekten haz duyan... Her an iliklerimize kadar hissediyoruz ki, savaş ortamında ise insanlık yerini vahşete, kıyıma bırakıyor. Bu vahşet uygulayanın da, ona maruz kalanın da, seyircisi olanın da insanlığından çok alıp götürüyor. Bazen bir insan hayatını tek bir cümleyle özetleyebilir, bazense tek bir kelimeye bile sığdırabiliriz. Acıyı anlatmak için uzun cümlelere gerek kalmaz. Bilirsiniz ki, acı ya zavallılaştırır ya da yalnızlığında yüceltir, soylu kılar sizi. 'Kimsenin belleğinde yer almadığınızda işte o zaman gerçekten öleceksiniz' der kalbinizin derinindeki bir ses. Bilseniz de 7 dakikada yargısız hayatınız çalınacaktır kan kokan bir zihniyetle, yine de elleriniz itecektir çirkefliği, zavallılığı, onursuzluğu... Yine de kalbiniz daha yaşanılır ve insani bir dünya için çarpacaktır.
İhsan Fetahiyan ve Zeyneb Celaliyan'ın gazetede çıkan fotoğraflarına ve yazdıklarına bakarken bunları düşünüyorum. İhsan Fetahiyan idam edildi... Zeyneb Celaliyan ölümü bekliyor... İçimde biriken öfke 'neden engelleyemiyoruz' sorusuyla iyice kabarıyor. İran rejimi yıllardır korkunç bir pervasızlıkla insanlarına yalnızca zulmü taşıdı. Gençlerine yalnızca ölümün en çirkin yüzünü göstererek Ortaçağ karanlığına mahkum etti. Kadınlara soludukları havayı, baktıkları gökyüzünü bile çok görerek hayatlarını, ruhlarını, bedenlerini hapsetti, kadın olmaktan nefret etmelerini sağlayacak uygulamalarda bulundu. Öyle ki yine İranlı bir kadın olan Yaşlı Binas'ın çevresindeki genç kadınlara ibret olsun diye anlattığı tüyler ürpertici manzaralarla dolu, yani bedenlerine iğneler, çiviler saplanmış, gözleri çıkarılmış, burunları kesilmiş, ateşte yürüyen, boynunda iple sonsuza dek kalacak kadınlarla dolu cehennem bir ıslah ve terbiye aracı olarak yine kadın üzerinden üretilmiştir. Ataerkil sistem böylelikle cehennemi hem büyük ölçüde kadınlara ayırıyor, hem de erkeklere itaat zorunluluğunu din ve cehennem korkusuyla birleştirerek İran'da sistemini ayakta tutuyor, böylelikle de dünyayı Zeyneb Celaliyan'a dedikleri gibi 'Allah'ın düşmanları'ndan temizlemiş olduklarını düşünüyorlar. Oysa bunu diyenler kadar, din kavramının ve yarattığı kültürün kendisi o denli saflığını yitirmiş ve o denli ataerkil yapılar, erezyona uğramış değerler ve hiyerarşiyle kirlenmiş ve lekelenmiştir ki, bunun temizlenmesi mümkün değildir.
Kuşkusuz İslami tutuculukla milliyetçi öğeleri birleştirip tabulaştıran Humeyni'den bugüne İran'daki diktatör rejim, eğer bir muhalifseniz ve üstelik bir de kadın kimliğine sahipseniz yaprak bile kıpırdatmışsanız en vahşiyane ölüm biçimlerini sizden esirgemeyecek kadar pervasız olmuş, insan hayatını adeta ucuzlaştırmıştır. Aynı çağdışı zihniyet ve vahşilik şimdilerde ise Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejat ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney iktidarında devam ettirilmekte, hiçbir hukuki süreç, formalite bile uygulanmadan insanlar katledilmekte, idam edilmektedir. Ne yazık ki dünyanın büyük çoğunluğu ise bu uygulamaları sadece seyretmektedir.
İran'daki bu politikaların ve zulmün bilincinde ve idrakinde olan tüm çevrelerin, aydın ve demokratların, insan hakları savunucularının, kadın örgütlerinin, ölümü her soluk alışverişinde beklemek zorunda kalan Zeyneb Celaliyan ve diğer arkadaşları için geç olmadan harekete geçmesi gerekmektedir. Zamana yayılacak imza kampanyalarıyla değil salt, daha etkili eylemler ve etkinliklerle uluslararası kadın örgütlerini, sınır tanımayan hukukçuları, insan hakları savunucularını seferber etmek gerekmektedir. Unutmayalım ki her ölümün engellenmesi yaşamın ve insanın kutsanması olacaktır. |
|
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|