Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 128259
Ana Sayfa
Huzur... Yazdır E-Posta
Yazar Gonca Eren solhaber   
25/01/2010

Ümit Hanım, TÜSİAD Başkanı olarak yaptığı ilk konuşmada “Hepimiz huzura hasretiz” demiş. Öyle ya, bir türlü güllük gülistanlık bir ülkeye dönüşemedik... Halbuki hepsi, patronların hepsi huzura hasret!

Ne çok huzursuzluk kaynağı var şu ülkede. Halkların acıları üzerinden bunca yıldır zenginliklerine zenginlik katanlar, artık çözüme, açılıma, huzura, hangi kelime işlerine gelirse ona ihtiyaç duyuyorlar. Bu kelimelerden tek anladıkları ülkemizin patronlar ve emperyalistler için daha “karlı” hale getirilmesi iken “analar ağlamasın” nidaları dört bir yanı kaplıyor... Birileri böylece gerçekten”huzur”a eriyor.

Ümit Hanım, patronlar cephesinde de huzura ihtiyaç duyuyor anlaşılan... TÜSİAD’ın pastasını paylaşmak isteyen yeni sermaye grupları ile de uzlaşmayı ve huzuru sağlamayı hedefliyor. Siyasi duruşu da bu uzlaşıya olanak sağlıyor. İslamcı basının güzide kadın yazarları, Ümit Hanım’ın demokratikliğinden, üvey çocuklarına da pek güzel annelik yapması nedeniyle kapsayıcılığından boşuna bahsetmiyor.

İşçiler cephesinde de huzura ihtiyaç duyuyorlar ama bunu doğrudan dillendirmek o kadar kolay değil. Birgün bu ülkenin Başbakanı çıkıyor, tekel işçileri için “bunlar ideolojik, açlık grevi ajitatif, yan gelip yatıyorlar zaten” diyor başka da bişey diyemiyor. Buradan tutturamayınca Ankara Valiliği çıkıp çadırların çirkinliğinden, çevreyi rahatsız ettiğinden bahsediyor. İşçilerin ekmek ve gelecek mücadelesi, birilerini rahatsız, huzursuz ediyor. Böylesi bir dönemde Ümit Hanım çıkmış huzuru arıyor...

Kadın olduğu için iş hayatında hiç sıkıntı çekmediğini ve bu yüzden de kendini “şanslı” hissettiğini söyleyen Ümit Hanım, kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı mücadele verdiğini de ifade ediyor. Patronluk kariyerinde kadın olarak sıkıntı yaşamamasına ve “şanslı” olmasına şaşırdığımı söyleyemeyeceğim. Ama şu kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı neler yapmış bir bilsem, çok mutlu olacağım!

“Meclise girmek için erkek olmak şart mı?” deyip bıyık taktığını biliyoruz. Kadınlara yönelik, şu çok popüler deyimle, “sosyal sorumluluk projeleri” olduğunu da biliyoruz. Kadın erkek eşitliğinde neredeyse sondan birinciliği yakalayan bir ülkede bu kostümler ve makyaj işe yaramıyor. Ama kasteddiği iş hayatından birşeyler ise hiç duymadım, bilmiyorum... Hadi şimdiye kadar yaptıklarını gözümden kaçırdım. Diyelim ki TÜSİAD kendisinin dediği gibi bir çıkar grubu değil, baskı grubu, e madem başında da kadınlar için mücadele eden bir başkan var. O zaman şu SANKO’nun patronunun söyledikleri ile ilgili düşüncelerinizi de bir zahmet açıklasın. Hani tekstil sektörünün tehlikeli işler kapsamına alınması kararının geri alınmaması durumunda 4 bin kadın işçiyi işten çıkartacağını söyleyen Sani bey hakkında...

Hatta daha da ileri gidip Türkiye’de hangi sektörde, hangi koşullarda olursa olsun kadınların üzerinde sürekli sallanıp duran demoklasin kılıcını da deşifre eder belki? Yoksa Ümit Hanım’ın kasteddiği ufak tefek şeylerdi de bu çok mu husursuz edici oldu?

O zaman huzur vaat etmeyelim. Husursuzluğunuz ve ama illa ki zenginliğiniz baki kalsın!

Bunca yoksulluğun ortasında bu kadar zengin iken, işçi sınıfı onca uğraşınıza ve didinmenize rağmen boyun eğmemiş iken ve de sizler için bu ülke bir türlü dikensiz gül bahçesi olmamışken nasıl huzurlu olasınız ki?
Haklısınız, huzura hasretsiniz.

Haklıyız, o yüzden huzura hasret kalmaya devam edeceksiniz...

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.