Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 83289
Ana Sayfa
Erken bir yazı Yazdır E-Posta
Yazar Gonca Eren solhaber   
08/02/2010

Böyle düşüneceksiniz. Erken bir yazı diyeceksiniz ama değil. Hani hep denir ya 1 Mayıs’tan sonra 2 Mayıs var. Ben de diyorum 8 Mart’tan önce koca bir ay var.

8 Mart hep anlamlıydı. Dün de bugün de. 8 Mart’ı anlamsızlaştırma çabaları ise çok yeni sayılmaz. Emekçi kelimesini çıkarma çabası ile başlayan çalışmalar, “masum” kutlamalar ve sevgililer günü türevleri yaratma çabalarına paralel ilerledi. “Dünya Kadınlar Günü” söylemi emekten yana duruştan uzaklaşmayı temsil ettiği müddetçe emekçi kelimesine sonuna kadar sahip çıktık, dün ve bugün, Türkiye’de ve dünyada…

Bu yıl 8 Mart’ın 100. yılı. 1857’de ABD’li dokuma işçilerinin grevinde çoğu kadın 129 işçinin ölümünden esinlenerek “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlamalarına karar verilişinin 100. yılı. Neler mi hisseder insan o bir asırı düşününce? Geçen bir asıra inat, o bir asırda yaratılan umutların yıkılmasına, yok edilmeye çalışılmasına inat, aynı doğruda ilerlemenin verdiği iddialılık, mutluluk, gurur ve aklınıza gelebilecek bütün iyi duygular…

Ve yüreğimize konan, oraya sığmayıp taşan, dağları tepeleri aşan, ülke sınırlarının ötesine ulaşan bir heyecan. 8 Mart’ın 100. yılında bu ülkenin emekçi kadınlarına daha güzel hangi hediye verilirdi ki? Tekel mücadelesinin kadınlarından bahsediyorum. O kadınların iş arkadaşlarından, hayat arkadaşlarından ve yoldaşlarından bahsediyorum. 8 Mart’ın üzerinde dolaşan bütün lüzumsuz bulutları dağıtacak, günümüze güneş gibi doğacak kadınlardan bahsediyorum. Bu 8 Mart’tan başka türlü bahsetmek mümkün mü ? Bu 8 Mart’ı Tekel işçisi kadınların güneşi olmaksızın kutlamak mümkün mü?

Bu yıl 8 Mart deyip de Tekel işçisi kadınları yok sayabilecekler mi? Türkiye’de kadına dair bütün konularda sözü olduğu iddiasıyla yazılar yazanlar, Tekel işçilerine değinmemek için bakalım neler yapacaklar. Ya da “insaniyet, kadının özgürlüğü ve illa da türban” diyenler 8 Mart’ta nerelere kaçacak, hangi bayat gündemlerini ısıtıp önlerimize koyacaklar. Önemi yok. Kıvranacaklarını biliyorum. İçlerinden belki de “helal olsun” diyeceklerini ama diğer yandan bu durumdan hiç hazzetmeyeceklerini de biliyorum. “Kadın meseleleri üzerinde biz tekel kurmuşken, nereden çıktı bu Tekel?” diye dertleneceklerini de tahmin edebiliyorum.

Onları dertleri ile baş başa bırakayım ve başa döneyim. 8 Mart’tan önce koca bir ay var. Bu ülkede eşitlikten, özgürlükten yana her kadının Tekel işçilerine borcu var.

Bu borç mücadele borcudur. Ekmek hepimizin ekmeğidir.

Ekmeği için, onuru için direnen; AKP’nin kadını eve kapatma politikalarına rağmen, evinden içeri girmeyen; Ankara’ya yerleşen Tekel işçisi kadınların yaptıkları, neler yapabileceğimizin sadece ipuçlarını vermektedir. Borcumuz ipin ucundan tutmak ve göğüslemektir.

Her emekçi evinde Tekel işçisi kadınlar yaşar. Tekel işçisi gibi kadınlar. Onlar gibi onurlu, onlar gibi dirayetli, onlar gibi azimli. Yeter ki o evlerin kapıları açılsın.

Yeter ki kadınlar sokağa çıksın.

Maya atıldı. Tekel işçileri attı. Bu mayayı taşırmak gerekir. Bu mayanın tutacağı hamuru yoğurmak gerekir.

Daha 8 Mart’a koskoca bir ay varken, var mısın bu hamuru yoğurmaya?

Var mısın elinin hamuru ile mücadeleye katılmaya?

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.