|
Yan'ın Değil Yalanın Hasarı Çocuklar |
|
|
|
Yazar Günlük Arif Altan
|
|
18/02/2010 |
Güzel ve doğru söz her zaman kusurları örteme gücünde değildir. Güzel ve doğru söz, hakikatte bir deneyime denk düşmediyse, çirkin ve eğri duracağı gibi, söyleyenin ağzında da çürümüş kötü kokular yayan yemek artıklarına dönüşür. Her kim ki söylediğinin tersini yapıyordur, söylediği söz muhakkak dönüp dolaşıp yaptıklarının aynası diye suratına tutulacağı bir an gelecektir.
Bizim iktidar merdivenini, basamakları bile kullanmadan bir çırpıda tırmananların tutarsızlıkları su yüzüne çıksın diye pek beklemeye gerek yok. Zaten bu ülkede o koltukta oturmanın yegane yolu mutlak tutarsızlıktan geçer. Her kelimesi bir öncekini, her yaptığı bir sonraki sözünü yalanlamıyorsa bir politikacının sıçradığı zirvede kalabilmesi olanaksız.
İnsan ve toplum tutarsızlıklarını en küçük titreşimlerinden yakalayan Balzac'ın benzersiz vadisindeki zambağından damıttığı müthiş sözüdür; 'Sonradan görme insanlar maymunlara benzerler. Yükseldiklerini görürsünüz, yükseklere çıkmaktaki becerilerini takdir edersiniz, ama doruğa ulaştıkları zaman ancak ayıp yerlerini görürsünüz.'
Muhafazakar iskeletini bir parça milliyetçilik, bir parça ırkçılık, bol miktarda pragmatizm ile ete büründüren, en ufak esintiye duyarlı zayıf demokrasi derisini de, iyice incelttiği riyakarlık zamkıyla üstüne geçiren AKP'nin olağanüstü yükselişi, her defasında Balzac'ın becerikli maymununu hatırlatır bize. Darplı demokrasimizin yamacısı diye ipliğine tutunduğumuz AKP iğnesinin yanlışlıkla olsa da bir kez bile kendisine batmaması, ama her defasında başka ülkelerdeki vahşetleri dünyanın gözüne yamaması taktire şayan. Başbakan'ın Davos'tan sonra Katar'ın başkenti Doha'dan da insanlığın vicdanına Filistinli çocukların cesetlerini perdeleyen sözlerinin, birkaç gün sonra Kürt diyarında polisinin başlatacağı çocuk avının habercisi olduğunu bilirdik elbet.
Eli taş tutan tüm Kürt çocuklarına işkence ve hapishane yolu açan yasaların mimarı Başbakanımız Doha'dan 'Adalet duygusunun zayıfladığı bir dünya geleceği tehlikede olan bir dünyadır' diye insanlığa seslenirken, yaşından kat be kat fazla hapis cezasına çarptırılan ve çarptırılmayı bekleyen binlerce Kürt çocuğunun memleketimin karanlık zindanlarında olduğunu hatırlamasını beklemek saflık olurdu. Bir yandan 'Adalet duygusunu muhafaza edebilmek için kısa vadeli çıkarların üzerine çıkabilen her türlü ayrımcılığı dışlayan etik bir politika yürütmeyi' insanlık namına İsrail'den talep eden Başbakanlarını, tek avuntuları ve oyuncakları olan televizyonlarının ekranlarında izleyen bu binlerce çocuk, bir yandan da yaklaşmakta olan 15 Şubat'ta daracık hücrelerini onurlandıracak yeni arkadaşları için hazırlık yapıyor olmalıydı.
İnsanın kendi sözüne tökezlemesinden daha büyük beceriksizlik olduğunu sanmam. Bilinir, bu ülkede politikacı demek, kendi sözüne tökezlemek demektir Vicdansızın vicdandan, adaletsizin adaletten, despotun merhametten, yalancının doğruluktan söz etmesi karakterin yamulmasıyla ilgili bir şey. Vicdan ve adalet duygusu öyle bir şey ki, bir kez incinmeye görsün, bu çürüklerin lekesi nesiller boyu taşınır. Vicdansız, adaletsiz, zorba iktidar sadece bugünün değil yarının da hırsızıdır. Ama zaten bugünün üzerine söyleyecek sözü olamayanların sığınağıdır yarınlar. Zalimin mazlumu oyalama biçimi, muktedirlerin yoksulları, ezilmişleri avutma biçemidir. İlk rüzgarda dağılıverecek gecekonduların duvarlarına yapıştırılmış göz alıcı manzara resimleri ile bir güvenlik duygusu yaratılamaz. Genel doğrular ile özel durumların uyuşmazlığını laf kalabalığıyla bağdaştırmaya yeltenenin, genelde yarattığı boğuntu hissinin dönüp de kendisini de boğacağı o an öyle pek uzak değil. Fakat muktedirin garip, dibi boş bir kendine güveni var. Yarının adına söylediği doğru söz, bugünün kan kokulu yalanları üzerine bolca sıktığı keskin esans ile duyularımızda yarattığı tahribat ancak bugününü kurtarabilir. Maymun becerikliliği de bir yere kadar. Sonrası malum; simli sözler ile gözlerden kaçırılan hakikat, bir fosfor bombası olup tutarsızın ağzında patlar bir gün. Başkasının vicdansızlığı ve adaletsizliğini kendi vicdansızlığı ve adaletsizliğine örtü yapmak güçsüzlerin karı.
'Dünyanın neresinde olursa olsun dediğine göre', Türkiye'de de çocukları öldürmek, işkenceden geçirmek eşit derecede kötü olmalı. Dünyayı bırak ülkene bak Kıymetlumuz. Fokların, yağmur ormanlarının, buzulların seni ilgilendirmediğini biliyoruz, bari yan bile değil doğrudan emirlerinin hasarı çocukların çığlığı için bir kımılda. Hep komşu polisi için salladığın vicdan asasını bir kez de kendi polisin için kullan. Nihayetinde zulme uğrayan tüm çocuklar kardeştir ve aynı dildendir çığlıkları kulaklarımızda uğuldayan. |