| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 128257
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Erdoğan'ı anlayalım lütfen! |
|
|
|
Yazar Delil Karakoçan
|
|
19/02/2010 |
lancı', 'yalan söylüyor' çok ağır ifadeler, biliyorum; kullanmak da istemem... Ancak egemen siyaset biraz da 'yalan siyaseti' olduğu ve ne yazık ki yalan üzerinden yürütüldüğü için, bu kavramı 'kullanmak', özdeşi olanı hakkında düşüncelerimi belirtmek istiyorum...
Çünkü çok alakalı ve bir o kadar da aktüel... Kaldı ki, Türkiye'de 'politika' ya da 'politikacının' eşittir 'yalan' olduğunu, böyle bir toplumsal yargının oluştuğunu da biliyoruz... Sürüsüyle örneği, fıkrası, esprisi, alayı var... Yani aynı zamanda mizahi bir konu... Kaldı ki Erdoğan'da duruşu ve söylemleriyle 'yalan sınıfından' sayılmayı fazlasıyla hak etti!
Ama kökenine/temeline inmek, nedenlerini irdelemek daha yararlı olabilir.
* * *
Yalan söylemek ve gerçeği kaçamak yanıtlarla geçiştirmek, Batı'nın (kapitalizmin) başlıca sanatı... Orada her şey yalandan ibarettir diyebiliriz. Bunun da genellikle pazar ilişkileri ve bu ilişkilerin belirlediği kültürden kaynaklı olduğunun belirtmek gerekir
Çağın ve ihtiyaçların gerisine düşüldükçe, konumunu koruma arzusu, bu arzunun yarattığı hırs ve şiddet, bunda (yalan siyasetinde) çok daha kamçılayıcı olabiliyor...
Küresel pazarın bir parçası olan Türkiye'de de durum farklı değil. Yalan, kaçamak yanıtlar, laf febeliği; aslında bir değer aşımı, insan (özellikle de politik insan) güvenirliğinin çöküşü/bitişi anlamını taşıdığı halde; Demirel örneğinde görüldüğü gibi, 'şirin' biraz da tiyatral bir sunumla topluma 'sevdirilerek' kanıksatılabiliyor...
Demirel'i 'akılda kalır' tutan ve 'iyi bir siyasetçi' yapan gerçekten de Türkiye için iyi fikirleri ve adımları değil, 'dün dündür, bugünde bugündür' de ifadesini bulan demagojik söylemleri ve yalanlarıdır...
Bu özelliği, Türkiye'ye hiç bir şey vermese de, her defasında şapkasını alıp gitse de 'şirin' tuttu, gizledi onu...
* * *
Sorgulamak lazım...
Yalan olgusunu en iyi sorgulayanlardan biri de Fredy Perlman'dir. 'Yalan önce gerekli, sonra zorunlu hale gelir' diyen Perlman, şöyle açımlar: 'Çünkü Roma imparatorluğunun en batı ucundaki enkazın varisi olan insanlar hasımlarıyla boğuşurken insanlıktan öyle uzaklaşmışlardır ki ilk baştaki niyetlerini unutmakla kalmaz, kökenlerini ve kimliklerini de unuturlar. Eski benliklerinden geriye kalan yegane şey kendilerini korumak için verdikleri mücadelenin şiddetidir ve katışıksız şiddet aynadaki aksine bakmaz, kaçamak yanıtlar bulması şarttır; kendini maskelerle gizlemelidir ve sonra ilk maskenin üstüne de başka maskeler takmaya devam etmelidir.'
Fredy Perlman'ın bu açılımını şöyle sadeleştirebiliriz:
İnsansal amaçlarla çelişir duruma gelenler, özellikle de politikacılar; ötekileştirdikleri ve öteki ile sürekli savaştıkları için insanlıktan uzaklaşıyor...
İlk baştaki niyetlerini, 'güzel şeyler olacak' vaatlerini unutmakla kalmıyor; kim olduklarını ve sorumluluklarının ne olduğunu da unutuyor...
Böylece sadece kendilerini korumaya kilitleniyor, odaklanıyor...
Politik hataları, hatta suçları, günahları konusunda özeleştiri yapma, aynada kendini görme ihtiyacını duymuyor; ancak Maske takmaya, gizlenmeye ihtiyaç duyuyor...
Sonuçta şiddeti, çözümsüzlüğü meşrulaştırmak için yalana, kaçamak yanıtlara başvuruyor; aldatıyor...
* * *
Perlman'ın yaptığı bu bilimsel tanım, Türkiye koşullarına, özellikle de Erdoğan'a çok uyuyor.
Erdoğan'ı anlayalım lütfen!
O, Kürtlerle uğraştığı için, hatta bunu şiddetten bir takıntı haline getirdiği için akıl ve erdemden uzak kalıyor... Çözüm fikrinden, demokratik Türkiye hedefinden koptukça da kendini korumaya kilitleniyor... Sözlerinin, vaatlerinin arkasında durmuyor, o da kendini maskeliyor, ha bire maske değiştiriyor. Doğruları söylemek, itiraf etmek yerine kaçamak cevaplar veriyor, yalana sarılıyor...
Erdoğan'dan bir Demirel çıkar mı? Bilemem ama şiddet bir seçenek, bir ihtiyaç olarak kaldıkça, Türkiye'nin genel amaçlarına değil, konumunu korumaya kilitlenen bir siyasal duruş oldukça, gerçeklerle yüzleşmedikçe; yalan, kaçamak yanıtlar, gerekçelendirmeler de devam edecek...
Çözüm arayışı içinde olanlar ile sürekli bir kavga içinde olan gerici güçler açısından 'yalan', siyasetin en temel unsuru silahı savunma ve saldırı aracıdır çünkü... Dedim ya, Erdoğan'ı anlayalım lütfen! O buna mahkum! |
|
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|