| |
|
|
|
İstatistikler |
|
Ziyaretçi: 128238
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ana Sayfa
|
Madende şehit olmak TAKDİRİ İLAHİ Mİ? |
|
|
|
Yazar GÜLDEREN GÜRCAN
|
|
24/02/2010 |
Bu kaçıncı giruzu patlaması? Her an yürekler tetikte ya patlarsa. Maden galerine girmeden önceki tünelin başında "ÖNCE EMNİYET" yazar. İçeride olabileceklere ilk önlemdir. Maden sahipleri "...biz madenciler bununla yaşamak zorundayız.." demişler. Pardon; siz değil, o karanlık kuyulara girenler bununla yaşamak zorundadırlar. Kapıya doğru olan bölümde olan işçiler, kendi imkanlarıyla dışarı çıkmışlar. Enerji Bakanı "..Bunlar maalesef madencilikte olağan kazalar..." buyurdular. Maden girişini kaç kişi gördü, bilmiyorum. Devasa karanlığa açılan, dişleri kertik kertik olmuş koskoca bir ağız. Gelenleri yutuverecekmiş gibi, karnını doyurmak isteyen kocaman bir canavar gibi bekler. Uyuyan dev gibidir. İçeriye girince, soluğun bir başka hava koklar. Dilin damağına bir başka yapışır. Radyo, gazete, yemek saati (karanlıkta ne getirdiysen artık). Tuvalet? Güldürme adamı... Bu uyuyan devi sömürgenlerin emriyle; işçler kendi el emekleri göz nurlarıyla inşa ederler. Galeriler açlıdıkça, diğer işçi arkadaşlarının ürettiği kütüklerle dayanak yaparlar. Taşınan kütüklerin ağırlığından omuzlar çöker de çöker. Onları gayretlendiren, kör karanlıkta da olsa yedikleri ekmektir. Gün yüzü görmeden evlerine ekmek götürebilme heyecanıdır.Öyle işçi haklarıymış, işçi sağlığı ve iş güvenliğimiş en son gelir. Sedika mı o da ne? Sendika binasının yakınından bile geçmeye korkanları vardır. Önce ekmek, şimdi ekmek ve sonra yine ekmek. El yapımı yedi kat yerin dibinde küçücük çekiçleriyle narin vuruşlarla toprağın karnını deşerler. Ne zaman nereden kıvrandıracağı bilinmeyen, sinsi karın ağrısı gibi. Sondajsız el yordamı ile kendi ürettikleri daracık merdivenlerle, kütükleri nasıl bir beceriyse aşağılara milim milim galeri açabilmek için indirirler. Maden en ufak bir hatayı affetmez. Çömelmeden eğrile büğrüle inebildiğin (ya da çıkabildiğin) merdivenlerden kaçmak olası değildir. Bir galeride olan patlama, ışık hızıyla diğer galerilere yayılır. Karanlık kuyulardan gelen, ateş toptur artık. Karanlığın yıldızları, baretteki ışıklar, bir bir kavrulur. Onu taşıyan bedenle birlikte, mısır patlağı gibi ardarda bir bir söner.. İşçiler, zor bela indikleri dünyanın merkezine seyahat misali; yerin dibinden çıkış için, devin ağzını nereden bulsunlar. Hani, ışık göründü de de "yak bi cigara" densin... Artık ardlarında, feryat figanlar vardır. Yanık yüreklerin sesli sessiz çığlıkları girizu patlamasındaki ateş top gibi yükselir gökyüzüne. İşte bu feryatların, gecesi gündüzü yoktur. O anda ekmek derdi de yoktur. İçeriden çıkartılabilenleri seyredenlerin; gerilmiş yüzleri büyümüş gözleriyle bekleyişleri vardır. Ölümle bu denli kucak kucağa olmak vardır. Ölümle, bu kadar sarmaş dolaşlık vardır. Ekmek bir yanda, ölüm bir yanda. Kimin kim olduğu seçilemez. Bayraklarla sarılı cenazeler, dualarla, kimi de alkışlarla giderken, suçlular aranır. "Biz demiştik" kiler çoğalır. Onlar idam mahkumları gibidirler. Üç beş zibidi, onları ölüme götürür, işleri bitince de fahişe düzenlerine dönerler. Kimi ölenin yakınına takılır. "Bak işsizsin. İster biraz toplu para verelim ki, o da zaman alır. İster onun kaldığı kademeden bıraktığı maaşla hemen işbaşı yap." Ne diyeceksin. TAKDİRİ İLAHİ. Ölenin yakını ölüsüne mi ağlasın, işine mi sevinsin bilemezken; madenlerin yüzde kaçının, bilmem hangi yabancı firmaya satılsın kavgası verilir. Kamu'ya ait maden ocakları yerine, özel işletmeler teşvik edilir. Çünkü onlarca, kamu diye gelenler zaten kamudan bi'haber çıkmıştır (!). İnsanlar kıvrıldıkları yerde kalırken, tenis ihtisas klüplerinde, golf sahalarında; sorumlular, turnuva yaparken görüntülenirler. Bu etkililer ve yetkililer, hiçbir zaman takdiri ilahinin şehitlik şerbetini içemiyeceklerdendir. Acılarımızsa, yerin yedi kat altındakinden de derindir. |
|
|
|
|
|
|
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.
|
|