|
Yazar Yılmaz Kızılırmak Turnusol
|
|
27/02/2010 |
25 Şubat Perşembe, direnişin 73. günü. Saat sabahın 05:45’i ve Tekel direnişçileri çadırlarında derin uykudalar. Tuna Caddesi'nden şöyle bir Mithatpaşa Caddesi'ne doğru bakıldığında ilk sağdaki çadırda uykusu kaçmış 3 kişi var. Sabahın seherinde çektiğiniz fotoğraflar şimdi bir başka anlam kazanmaya başlar. Yaklaştığınızda 'direnişte kıdemli' bir işçinin yeni geleni işlettiğine tanık olursunuz. ‘Memur bey, bu arkadaş daha yeni geldi onun fotoğrafını da çekip kayıt eder misiniz?!’ Sizi polis memuru diye yutturmaya kalkıp, yeni işçinin tepkisini öğrenmeye çalışmaktadır. Hoş olmayan bu şaka karşısında ne diyeceğinizi şaşırırsınız bir an. Sonra, ‘yok yok, bunun esprisi bile kötü’ diye yanıtlarsınız. Yüreğinizin bir yanında dana dün, Dursunbey’de patlayan grizu ve çalışma koşullarının götürdüğü 13 canın acısı, diğer yanında ise 1 ay sonra düğünü olacak Mehmet Özel’in nişanlısının feryatları vardır.
Henüz güneşin göz kırpmadığı Ankara’nın kuru ayazında, Çadırkent’in 'kurtarılmış sokaklarında' yürürken Diyarbakır çadırında uykusuz gözlerini oğuşturan 4 işçiyle karşılaşırsınız. Onlar sobanın etrafında ısınmaya çalışmaktadırlar. Bir sandalyeye de siz çöker başlarsınız sohbete. 3 – 5 kişilik bir genç geçer koridordan, herhalde günün son devriyesidir bu.
Lüks Jeep'in ezdiği Tekel işçisi...
Diyarbakır çadırında sobanın etrafında sohbet sürmekte, yeni gelen genç direnişçi kadın da ilgiyle dinlemektedir anlatılanları. O ara Bayındır tarafından acılı bir ses gelir, ‘Arkadaşlar bir arkadaşımıza araba çarpmış’ ve hızla tarif edilen yere yönelirsiniz. Saatler: 06:30’a doğru ilerlemekte ve çadırların sessizliği de ufak ufak bozulmaktadır. Mithatpaşa Caddesinde Collezione mağazasının tam önünde yolda lüks bir range rower jeep ve önünde de kafası kabanıyla örtülmüş bir erkek hareketsizce yatmaktadır. Çadırlardan gelen işçilerden birkaç kişi polis şefine ısrarla, ‘yüzünü açın görmek istiyoruz, bu bizim arkadaşımız’ demesine rağmen yatanın yüzü açılmaz. ‘Sizden değil’ yanıtı verilir. Sonra getirilen Büyükşehir logolu beyaz bir beze yatan kişi sarılır ve hemen yetiştirilen tabutun içine konulur. Bu arada işçilerden biri, ‘hayır o bizim arkadaşımız, ben üzerindeki giysilerden tanıdım. Samsun çadırında birlikte kalıyoruz. Kendisi Amasyalıdır ama Bafra’da çalışıyor. Camiye gidiyorum diye çıkmıştı biraz önce’ diye konuşmaya başlar. Polis şefi, adli tıpa götüreceklerini, Cumhuriyet Savcısından bilgi alabileceklerini söyler ve alel acele Çankaya Belediyesinin cenaze aracına tabut yerleştirilir. Sonra yanaşan kurtarıcıya da lüks jeep bindirilir.
Günün ilerleyen saatlerinde 06 GMA 93 plakalı jeepin aşırı alkol almış sürücüsü N.Ö, ‘taksirle ölüme neden olmak'tan dolayı tutuklanır.
Direnişin büyük kaybı: Gümüşhacıköylü Hamdullah Uysal...
Birisi 12 yaşında özürlü diğeri 9 yaşında toplam iki çocuk babası, Tekel direnişçisi işçi Hamdullah Uysal, bu sabah 05:30 civarında lüks bir jeepin çarpması sonucu yaşama veda etti.
Aynı çadırda kaldığı arkadaşlardan birisi sabah saat: 05:00’i biraz geçe üstünü örten battaniyelerin arasından kalktı. O sırada uyanan Hamdullah, ona ‘nereye?’ dedi. Arkadaşı ‘camiiye gidiyorum namaza’ diye yanıtladı ve Hamdllah’a isterse kendi yerinde yatabileceğini söyledi ve çadırdan çıktı. Birkaç dakika sonra da Hamdullah Uysal kalktı uzandığı yerden ve çadırın çıkışına yöneldi. İçeriden biri, ‘Hamdullah nereye?’ diye seslendi. O’da az önceki konuşmadan aldığı ilhamla espri olsun diye, ‘Camiiye!’ dedi ve çıktı. Sonra Tuna Caddesinden geçip Mithatpaşa’ya vardı. Karşıya geçeyim derken Kocatepe Camii tarafından Ulus yönüne hızla giden lüks jeepin çarpmasıyla bedeni havaya fırladı. Sonra jeepin üstüne ve ardından da yere düştü…
Çevrede görenlerin anlattığına göre hemen ölmemişti Hamdullah. O saatlerde Mithatpaşa Caddesinde işyerlerinin neredeyse tamamı kapalıydı. Yaklaşık 1 saat sonra direniş çadırlarındaki arkadaşlarının haberi olup da koşup geldiklerinde O artık cansız bedeniyle Ankara’nın soğuk betonuna kendisini bırakmış durumdaydı. 1971 doğumlu Hamdullah Uysal, Amasya ilinin Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Karaköy’lüdür. Alevi bir ailenin çocuğudur ve ardından haber bültenlerinde geçtiği gibi ne namaz kılmak için ne de camiye gitmek için yola çıkmamıştır.
Tekel işçileri Adli Tıp önünde...
Sabah saat: 08:00’den itibaren Hamdullah Uysal'ın yaşamını yitirdiği Tekel işçilerince duyulduğunda, Çadırkent yasa boğuldu ve bir kısım Tekel işçisi Keçiören’deki Adli Tıp’a gitti. Saat: 10:00 civarında Adli Tıp önünde toplanan Tekel işçileri, arkadaşlarının cenazesini alıp direniş sokağına götürmek ve burada vedalaşmak istediler ancak yetkililer birinci derecede akrabası olmadığı için buna izin vermediler. Cenazeyi almaya gelenler Uysal'ın eniştesi ve teyze çocuğudur.
Cenaze arkadaşlarından kaçırıldı...
Bir anda sayıları 500’ü bulan Tekel işçilerinin ısrarı ve Adli Tıp önündeki mücadelesi sonuçsuz kaldı. Zaman zaman polisle arbede yaşandı. Bu arada polis marifetiyle Hamdullah Uysal'ın cenazesi, günlerdir kader birliği ettiği, en zor koşulları paylaştığı arkadaşlarından kaçırılarak Gümüşhacıköy’e gönderildi. Bu tutumu protesto eden işçiler, tekrar Çadırkent’e dönmek üzere araçlarına bindiler.
Abdi İpekçi Parkı’na geldiklerinde araçlardan inen işçiler sloganlar atarak ve Mithatpaşa Caddesini trafiğe kapatarak TÜRK – İŞ önüne yürümek istediler. Mithatpaşa Caddesinde barikat kuran polis işçileri dağıtmaya dönük müdahalede bulundu ancak işçiler dağılmayarak yola oturdular. Çadırkent’te bulunan işçiler de arkadaşlarıyla birleşmek isteyince, bu sefer Tuna Caddesi çıkışı polislerce kapatılarak engellendiler. Yaşanan gerginlik saat:16:30’a kadar sürdü ve daha sonra polis kuşatmasını kaldırdı.
Arkadaşlarının kaybından dolayı çok üzüntülü olan işçiler, Hamdullah Uysal’ın resmini yakalarına taktılar ve çadırlarına astılar. Artık Gümüşhacıköylü Hamdullah yok! Bıraktığı yerden onun davasını arkadaşları sürdürecek.
Protesto gösterisi sırasında sık sık, ‘KATİL AKP İŞÇİYE HESAP VERECEK', 'KAVGA BİTMEDİ DAHA YENİ BAŞLIYOR, 'HAMDULLAH ÖLMEZ TEKEL BÖLÜNMEZ’ sloganları atıldı.
Taziyeler Samsun çadırında...
Direnişçi Tekel işçileri, arkadaşlarının acısını paylaşmak amacıyla gün boyunca Samsun çadırına taziye ziyaretleri yaptılar. Bu arada birçok kurum temsilcisi ve kimi milletvekillerinin de Tek Gıda – İş’i başsağlığı için ziyaret ettiği öğrenildi.
Meşaleler Hamdullah için yandı...
Günün akşamında 4 konfederasyonun aldığı ortak eylem kararı doğrultusunda bütün illerde ve Ankara'da meşaleli eylem vardı. Saat: 18:30’da birçok noktadan hareket eden emekçiler ve Ankara demokrasi güçleri, ellerinde meşalelerle direniş çadırlarının bulunduğu bölgeye geldiler ve burada Hamdullah Uysal'ın anısına tüm ışıklarbir süre söndürüldü. Daha sonra 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşu sonrasında TÜRK – İŞ'in önünde toplanan işçilere KESK Genel Sekreteri Emirali ŞİMŞEK bir konuşma yaptı.
|
|
Son Güncelleme ( 27/02/2010 )
|