Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 128259
Ana Sayfa
EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ...! Yazdır E-Posta
Yazar Avukat İlve YÜCESOY   
16/05/2008

                       EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ...!

                                                                         ”üç  anayasa ortasında büyüdün;

                                                                                      biri akasya

                                                                                      biri gül

                                                                                      biri zakkum”

                                                                                                 Cemal SÜREYYA


Egemenlik mi? O da ne? Artık anlamı var mi ki böyle kavramların, sembollerin ya da kültlerin? Gün geçmiyor ki “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” veciz sözüne rahmet okutacak uygulamalar, düzenlemeler öğrenilmesin, görülmesin... Yasama, yürütme ve  yargı; devletin erkleri... Olmazsa olmazları... Hem biri birisiz olmaz ; hem de her biri birbirinden bağımsız.    

 

 

Görünen o ki durum değişti! Egemenlik kayıtsız şartsız .... ; bundan sonra çoktan seçmeli olan bu cümlenin gerisini siz doldurun! Tabi şıklar “kaldı” ise!


5018 sayılı ve 5227 sayılı ikiz yasalardan 5018 sayılı yasa (Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu) yürürlüğe girdi. 5227 sayılı Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun ise henüz yürürlükte değil. Biri yürütme ve idarenin içindeki mali kısmının, diğeri ise teftişten, denetime, kontrole, personel politikasından, yönetim kriterlerine hatta yerel yönetime kadar çok sayıda kamu yönetimi normunun “hukuk devleti”, “kanunilik”, “sosyal devlet”, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesince şekillenmesinden bambaşka bir faza geçirilmesine sebep olan kanunlardır... İşte size bir kaç örnek; yerel idarelere personel devri, kadrolu istihdamın daraltılması, yerel yönetimlerin ve idarelerin güçlendirilmesi sonucu kadrolaşma, personel yönetimi sistemi yerine “insan kaynakları” sistemi, iç denetim, çok uluslu şirketlere ihale edilecek özel denetim, yargısal kararlara imza atabilecek “halk denetçisi” sistemi, yönetişim uygulamaları, mahalli idarelerin mali konularda kural koyma yetkilerinin oluşması, teftiş heyetlerinin kaldırılması, kültür hizmetlerinin yerel yönetimlere devredilmesi, kamusal hizmet üretiminin yerel yönetimlere devri sonucu personel arasında farklılık olacağından Anayasa madde 41’deki “ailenin korunması” hükmünün bertaraf edilmesi ... Listeyi daha da uzatmaya gerek var mı?


Henüz yürürlükte olmayan ama “de facto” olarak çoktan yürürlüğe girmiş bulunan 5227 sayılı Yasa, yurdun dört bir yanında uygulanmaya başlamıştır bile. Teftiş heyetlerinin sırasıyla yurdun dört bir yanında “artık özelleştirme sürecindeyiz gerek yok. Özelleştirilmiş kurumlarda teftiş heyetlerinin işi ne?” gibi bir sürü gerekçe ile kaldırılması süreci başlamıştır. TEKEL Teftiş Heyetlerinin yurt sathındaki örgütlenmesinin lağvedilmesinden sonra sıra Maliye Müfettişleri ve Hesap Uzmanlarına gelmiştir. Elbette teftiş heyetlerine sıranın gelmesi, salamın çoktan dilimlene dilimlene pek de geriye bir şey kalmadığından başka bir şeyin kanıtı değildir. Tasfiye edilmek istenen ülkemizdeki Teftiş Heyetleri sadece bir semboldür bütün yaşananlar için. Oysa ki Teftiş heyetleri; kamu hizmetinin üretimi ve geri dönüşümü sırasındaki dengeleyici unsurdur. Getirilmek istenen sistem ile bağımsız nitelikte teftiş mekanizması yerine, ast-üst ilişkisi içinde olan iç denetçiler ve çok uluslu şirketlerin denetimindeki yabancı denetim şirketleri eliyle bu hizmet sürdürülecektir.Yasama,yargı,yürütme gitti de sıra denetime mi geldi acaba?


Üç erkten geriye ne kaldı ki de; yürütme içinde konumlanan teftiş heyetlerine gerek kalsın! Ülkemizde son 150 yıldır süren hürriyet-demokrasi-bağımsızlık mücadelesinde Kurtuluş Savaşı dönemindeki 1.Meclis hariç (ki o da ihtilal meclisi idi) mutlak monarşi döneminden  itibaren “güçler ayrılığı”nın uygulanması için çaba sarfedilmiştir. Oysa yürürlüğe girmemiş yeni yasa ve “Sivil Anayasa”da tersine bir durum sözkonusu olup; devrim günlerini yaşamayan yada herhangi bir rejim problemi yokmuş gibi(!) görünen bir dönemde  kişi hak ve özgürlükleri,hukuk devleti açısından ülkemiz tarihi için zirve durumundaki 61 Anayasası’nda kayıtlanan “güçler ayrılığının” uzanımı olan “hukuk devleti”, “insan haklarına dayalı devlet”, “kanuni idare” gibi Anayasal ilkeler bertaraf edilmek istenmektedir.Bu geriye dönüş neyin nesidir, nereden çıkmıştır? Türk Demokrasi Tarihinde dönüm noktası kabul edilen 61 Anayasası’nda “Doğal yargıç” gibi ilkelerin yanı sıra “Anayasallık Bloku” için Anayasa Mahkemesi kurulmuş olması, yine dördüncü kuvvet niteliğindeki basın için TRT’nin özerk bir kurum olarak oluşturulması ve üniversitelerin özerkleşmesi ile bambaşka bir mecranın başlaması gibi gerçekler var iken ; bütün bunlardan vazgeçmek neden?Geriye dönüş neden?


12 Mart getirisi 71-73 arası dönem ve devamında, yürütmenin güçlendirilmesi bir anlamda “monarşi”ye geri dönüş özlemini çağrıştıran ve deviasyon olarak niteleyebileceğimiz düzenlemeler gerçekleşmiştir. Ardından gelen 82 Anayasası bir çok açıdan(basın, üniversiteler, sosyal haklar...)  61 Anayasası’ndan çok gerilerde olmasına rağmen traji-komik bir şekilde Devletin egemenlik hakkından feragat niteliğindeki bir çok özelleştirme uygulaması 82 Anayasası engeline takılmaktadır.


Kökünü 70’lerdeki Petrol Krizinden alan alt-yapı ve üst-yapı arayışlarına dünya ölçeğinde bir çözüm bulunması şarttı! Ülkemizde bunun izdüşümü, 24 Ocak ile olmuştur. Ancak 24 Ocak’a dayanan ekonomik ve siyasi yapısal değişim süreci  artık vadesini çoktan doldurmuştur. 24 Ocak ve 12 Eylül 1980; pek bir ilintili bu iki tarih aslında bugünleri anlamamızda bir anlamda iki miaddır. Özgürlük, insan hakları, adalet, eşitlik, adil paylaşım gibi kavramların “göreli” olarak en etkin şekilde ifade bulduğu 61 Anayasası’nın ve sonrası toplumsal muhalafetin, kısmen 12 Mart ile bastırılması ancak 12 Eylül ile tamamen bitirilmesi ile denklemdeki bilinmeyenli değişkenlerin sayısı yokedilmiştir. Artık değerlikleri ve işlemin seyri baştan belli bir oyun sahnelenmeye başlanacaktı!


Süreç bu şekilde akarken dünyada 7o’lerdeki Petrol Krizi ile başlayan yapısal dönüşüm arayışları ile şekillenen mevcut üstyapı ve olasılık arayışlarına da çok gecikmeden bir çözüm bulunacaktı. Kamu, kamusal hizmet gibi kavramlar, 80’lerde deregulasyon politikaları ile çözülecek, 90’larda bozulan yapıya regulasyon ile şekil şemal verilecek ve 2000’lere gelindiğinde ise işin vernik kısmı kalacaktı! Sivil Anayasa ile deli gömleğini giydirmek ise  “an” meselesi idi!

Bir zamanların Monarşiye karşı söylenmiş meşhur sözü ile ifade bulan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”; hem tarihi hem sosoyolojik  hem de bir o kadar  da ideolojik  misyon taşıyan bu anlayış, artık tarihin müzesine kaldırıldı ya da kaldırılıyor! Birinci Meclis’den beri çok zaman geçti bu ülkede “güçler birliği”’nin uygulanmaması için... Süreç, tarihi baş aşağı etmediğine göre o zaman başka bir hal vardır ki “güçler birliği”ne geçiş olsun!


Belki de bütün bu gelişmeler aslında bu topraklarda süregelen mücadelenin yeni bir ivme kazandığının, dolayısyla da yeni ayrışmalara, saflaşmalara neden teşkil edeceğinin habercisidir.


Önce mutlak sonra meşruti monarşi... Daha sonra egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu “Konvansiyon Dönemi” yada “Tiranlığa karşı özgürlüğün despotluğu” günleri... Sonrasında ise “güçler ayrılığı” dönemi... Peki şu anki “güçler birliği” anlayışı tekrar nasıl canlandı, nasıl su yüzüne çıktı? Yoksa “güçler ayrılığı “ ve “güçler birliği” adı ile gündeme gelen gerçekte iki ideolojinin savaşımı mı idi bu ülkede ve de dünyada yüzlerce yıl yaşananlar? Ya da monarşinin günümüzdeki izdüşümü adına “güçler birliği” anlayışının yavaş yavaş egemen olması mıdır? Belki de ”Güçler ayrılığı” ve “güçler birliği”  kavramları, mücadele halindeki “ilericilik” ve “gericilik” isimli  iki kutubun, iki ideolojinin de bir anlamda hukuk teorisi düzleminde ifadesinin vuku bulmasından başka bir şey değil midir acaba?

 

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.