|
BİR İNSANI ÖLDÜRMEK "Ben Amerikalıların başında bekliyordum. Onlara savaşları, Amerika'nın yaptıklarını filan anlatıyorum. Sinan onlarla içli dışlı olmamak için elinden geleni yapıyor. 'Sonunda öldürmek gerekir de belki öldüremem' diyor. Suçsuzlar. Üstelik silahları da yok. Biz silahlıyız karşılarında. Ben, cellat pozisyonuna girmişim gibi bir duygu içindeyim. Kendimi bir an onların yerine koyuyorum. Anamı babamı düşünüyorum. 'Olmaz' diyorum. Üçüncü gün filandı Larry'nin gizlice karısına mektup yazdığını gördüm. Aldım mektubu; vasiyetiydi. 'Artık görüşemeyeceğiz' filan diyordu. Dayanamadım. 'Göreceksin ulan karını' dedim. Ve öldüremedik. Kolay değil, bir insanı öldürmek..." (Deniz Gezmiş'in Erdal Öz'e Anlattıklarından) ÖNEMLİ OLAN Baba, Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin desem de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı, süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum: Oğlun bu yola bilerek girdi ve sonun da bu olduğunu biliyordu. Cenazem için avukatlarıma gererli talimattarı verdim. Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, abimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş GİTTİLER Ve Deniz GEZMİŞ; Ardından Yusuf ASLAN; Ardından Hüseyin İNAN . 6 Mayıs 1972 … Ve Üçü de, “Yaşasın Marksizmin, Leninizmin yüce ideolojisi; Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi; Kahrolsun emperyalizm, Kahrolsun faşizm…” “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir kere ölüyorum. Sizler, bizleri asanlar şerefsizliğinizce hergün öleceksiniz, Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerikanın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler kahrolsun faşizm.” “Ben şahsen hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler , köylüler ve devrimciler.” diye haykırarak …. Üniversitelerde; Fabrikalarda; Köy meydanlarında; Mitinglerde; Yürüdükleri gibi Aynı cesaretle; Gönül gönüle; Elele; Omuz omuza; Halay çekerek sonsuzluğa yürüdüler. Halkların yüreklerinde, gençlerin bilincinde Son sözleri yankılanarak yürümeye devam ediyorlar. Ölen ve öldürülen tüm devrimcilerle birlikte, Günün gençleriyle , buluşuyorlar. Meydanlarda, emekçilerle birlikte yürüyorlar. Bir türkü dillerinde: Gün doğdu Hep uyandık Siperlere dayandık Bağımsızlık uğruna Al kanlara boyandık Yolumuz Devrim Yolu Gelin Kardeşler gelin Yurdumuza yanki doldu Vurun kardeşler vurun TÜRKÜMÜZ YARIM KALMAMALI! Tertemiz beyaz bir karanfil sadeliğinde ki 68’li asker ve sivil gençliğin Amerikan Emperyalizmi ve bu siyasetin pusulasında; başta CHP ve AP’li siyasetçiler ve 27 Mayıs İhtilaline ihanet eden eski Milli Birlik Komitesi üyeleri, TSK mensupları olmak üzere, yargı, basın mensupları ve bürokratlarca nasıl hoyratça ezildiğini sergilemeye çalıştık. TÜRKÜMÜZÜ YARIM BIRAKANLARLA, BAĞIMSIZLIK VE SOSYALİZM BAYRAĞINI ŞEREFLE TAŞIYAN DEVRİMCİLERİ KATLEDEN, KATLETTİREN; GÜNÜMÜZDE DE BENZER GÖREVLERİNİ SÜRDÜREN EMPERYALİZMİN HİZMETİNDEKİ ŞEREFSİZLERLE TARİH ÖNÜNDE HESAPLAŞIYORUZ. Son nefeslerine kadar, Hiçbir çıkar gözetmeden halkının mutluluğu ve bağımsızlığı için savaşan, bunun için şerefleriyle ölüme giden, arkadaşlarımız gibi haykırıyoruz. TÜRKİYE'NİN BAĞIMSIZLIĞINDAN VE HALKIMIZIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN BAŞKA BİR ŞEY İSTEMEDİK VE İSTEMİYORUZ. BU NEDENLE EMPERYALİZME VE İŞBİRLİKÇİLERİNE KARŞI MÜCADELE VERDİK. VERİYORUZ. GENÇLER!. DENİZLER’İN SON NEFESİNE KADAR ŞEREFLE TAŞIDIĞI 68’LİLERİN ONURLU VE LEKESİZ BAYRAĞINI SİZLERİN ENERJİNİZE TESLİM EDİYORUZ. TÜRKÜMÜZ YARIM KALMAMALI. |