Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 484261
Ana Sayfa
Başbakanın ekonomisi göçmen ve ücretsiz kadın emeğine muhtaç... Yazdır E-Posta
Yazar Ayşegül DEVECİOĞLU İstanbul - BİA Haber Merkezi   
23/03/2010

Erdoğan, Ermenistanlı kaçak göçmen kadınların ve çocukların bu güvencesiz açlık pahasına ve korkunç koşullardaki var oluşu pazarlık konusu yaparken, bütün kaçak göçmenleri değil yalnızca Ermenileri hedef alarak ırkçılık yapıyor.

Ancak zaten göçmen işçiler özellikle kaçak göçmenler Ermeni olsalar da olmasalar da bütün dünyada, ırkçılığın yeni nesneleri... Almanya'daki Türkiyeliler gibi...

Göçmen emeğini düşük ve niteliksiz emek olarak konumlandıran ve sisteme böyle bir girdiyi mümkün kılan da ırkçılık...

Batılı ülkelerde özellikle yoğun göçmen emeği ondan önce köle emeğiyle güçlenmiş ve zenginleşmiş ekonomiler, göçmenleri topluca sınır dışı etme uygulamalarını ve tehdidini yıllarca gözdağı verici, disipline edici bir ırkçı pratik olarak kullandı. Hala da kullanıyor.

Dünyanın sömürülerek zenginlikleri ve doğal kaynakları yok edilmiş ülkelerinden göçen, ekmek ve yaşam peşindeki emekçiler, yoksullar dünyanın her yerinde yeni tehlikeli azınlıklar olarak görülüyor.

Sistem bu emeği ucuza getirmek için hem şiddeti hem de emeğe el koymayı meşrulaştıran azınlıklar yaratıyor. Kadınlar-Kürtler-Romanlar-Ermeniler-Yahudiler-Rumlar- işçiler-yoksullar- madde bağımlıları- çocuklar...

Çünkü başka insanların çalışamayacakları koşullara ve ücretlere razı olan bu insanların emeği aynı kadınların ücretsiz ev- içi emeği gibi ekonominin işlemesinin teminatı...

Bunu ırkçılık ve cinsiyetçilikle sağlıyor. Irkçılık ve cinsiyetçilik hem düşük ücretlere zemin hazırlıyor hem de bu mekanizmalarının görünmez olmasına hizmet ediyor.

Cinsiyetçilik hem kadınların sosyal ve kamusal alandaki var olmasını güçleştiriyor hem de çalışan kadınları niteliksiz düşük ücretli itibarsız işlere mahkum ediyor. Irkçılık aynı cinsiyetçilik gibi emek gücünün çok düşük ücret ya da ücretsiz olarak kullanılabilmesine zemin hazırlıyor..

Başbakanın ekonomisi göçmen ve ücretsiz kadın emeğine muhtaç...

Sermaye göçmenlerin, yabancı ve kaçak işçilerin kapı dışarı edilmesinden değil, ırkçılığın yardımıyla içerde tutulmasını istiyor. Sistemin savunmasız hale getirdiği, iki yüz lira için bütün gün çalışan insanları, bu insanlık dışı koşullarda çalıştırmayı lütufmuş gibi gösteren Başbakan kaçak göçmenleri sınırdışı etmek istemiyor.

Tam tersine onları yarı aç yarı tok bir emek gücü olarak burada tutmak istiyor. Büyük sermaye, kaçak işçi çalıştırmasa bile yan sanayi ve taşeronlar yoluyla göçmen ve kaçak işçi emeğinden yararlanıyor. Bunları maliyete ucuz girdi olarak ekliyor.

Ayrıca, düşük orta gelirli birçok hanede, kadınların çalışması için bile çocuk ve evdeki yaşlıların bakımının çözülmesi, evişlerinin en azından bir bölümünü üstlenilmesi gerek. Bu da ermenistanlı ya da değil göçmen emeğiyle çözülüyor.

Ülkemizde Ermenistanlılar dışında, Azerbaycanlı, Gürcistanlı, Türkmenistanlı, Abhazyalı, Kırgızistanlı birçok kadın ev işi-çocuk bakımı ve yaşlı bakımı sektörünün elemanları ve korkunç bir insan ticaretinin parçası.

Erdoğan bilerek ve isteyerek göçmen emeğini kapı dışarı etmiyor. Irkçılıkla ve cinsiyetçilikle görünmez kılınan ve ikincilleştirilen ve ucuz ve güvencesiz işlere yöneltilen göçmen emeği ve " ırkçılıktan aşağı kalmayan bir yabancı düşmanlığı olan" cinsiyetçiliğin hedefi olan kadınların emeği ekonominin ayakta durması için elzem.

Başbakan kadınların üçer dörder doğurmasını bunun için istiyor. Doğursunlar ki, hayatta çocuk doğurmaktan ve bakmaktan başka bir amaçları olduğunu kendileri de unutsun. Kadınların kimliğini doğurma yetileri ve cinselliklerine hapseden ataerkil sistem güçlensin.

Kız çocukları nasıl olsa evlenecek ve doğuracak diye okutulmasın, Erkeğin kadın üstündeki sahiplik ve tahakküm ilişkisi güçlensin. Kadınlar üçüncü sayfalarda boğazlanıp dursun.

"Namus cinayeti"ne kurban gitmediklerinde, eviçlerinde sessiz sedasız hayatın yükünü taşımaya, dünyadaki işlerin üçte ikisini yapıp, gelirlerin yüzde beşini, mal varlığının yüzde birini almaya devam etsinler.

Kadınlar evde kölelik yapsın ki, kocaları da sermayeye kölelik edebilsin. Kadınların görünmeyen emeği düşük ücretleri telafi etsin, sermaye birikimi ve kâr mümkün olsun.

Kadınlar, ülkelerinde kalamayacak kadar zor duruma düştüklerinde,  gittikleri ülkelerde ev işlerinin devamı olarak görülen işleri yapsınlar;  bu kez sınır dışı edilme korkusuyla, çocuklarından sevdiklerine hasret, para biriktirme telaşıyla her şeyden yoksun yine evlere kapansınlar.

Başbakanın elçisi olduğu Küresel sermaye de bunu istiyor.

Başbakan hiçbir konuda gaf yapmıyor, ayıp etmiyor, Türkiye'yi güç duruma düşürmüyor, sürçü lisan etmiyor; tam da söylemek istediğini söylüyor, yumurtladıkça yumurtluyor. O kadar çok yumurtluyor ki, ona kuluçka dayanmıyor.

Etkili ve yetkili zevata yumurta atmanın, neden evrensel kabul gören bir muhalif eylem biçimi olduğu ortada...

Bu çürük yumurtalar tavada kırılacak cinsten değil. (AD/BA)

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.