Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 138135
Ana Sayfa
Bana selefini söyle.. Yazdır E-Posta
Yazar Özcan SAPAN Günlükhaber   
27/03/2010
Gazete satıcısı, tuttuğu köşesinde bağırır: 'İkinci baskı... Bir lira... İkinci baskı... Bir lira...' önünden geçen birisi parayı ödeyip, gazetesini alır ve uzaklaşır. Biraz sonra geri dönüp söylenmeye başlar: 'Niye yalan söylüyorsun? Bir liraya sattığın gazetenin üzerinde fiyatı 50 kuruş yazıyor.' Satıcı pişkin bir şekilde yanıtlar: 'Aman amca! Sen gazetelerin her yazdığına inanacak kadar saf mısın?'

Gerçekten de merak ediyorum biz her söylenene inanacak kadar saf mıyız? Birileri bizimle sürekli dalga geçiyor. Kah annelerin çığlığından örnekler veriyor, kah azınlık halklara saygılı olduğundan dem vuruyor, emekten, barıştan yana olduğunu söylüyor, kah Yılmaz Güney sevdalısı, kah Roman vatandaş tutkunu olabiliyor. Kalemin gücü mü, dilin kıvraklığı mı bunu anlamakta zaman zaman güçlük çekiyorum!

Erdoğan, sanatçılarla yaptığı 'açılım' toplantısında Tomris Giritlioğlu'na çektiği filimler için övgüler yağdırdı. 'Güz Sancısı' ve 'Salkım Hanımın Taneleri' filimlerini övdü. Olayları ortaya çıkardığı için sükranlarını sundu.

Erdoğan, Giritlioğlu'na bu övgüleri sıralarken, 6-7 Eylül'ü tezgahlayanların içinde bizzat devletin olduğunu ve Menderes'in de bu olaylardan haberdar olduğunu bilmiyor muydu? Kendini Menderes'e benzettiğini hatırlarız değil mi? Mendereslerin devamı olduğunu ve bu benzerlik için ne kadar da övündüğünü; hatta ölüm yıldönümü nedeniyle ailesine yazdığı mesajı da hatırlarız değil mı? 'Ülkemizin kalkınma, demokratikleşme ve modernleşme sürecine önemli katkılarda bulunan muhterem babanız Menderes, milletimizin kalbinde müstesna bir yer edinmiştir. Hizmetleriyle hiçbir zaman unutulmayacak olan...' diye devam eden mesajdan söz ediyorum.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye sormazlar mı?

Dönemin Başbakanı Menderes ile öncelikli benzeşen dilin kıvraklığı konusunda, bir olay üzerine ayrı ayrı değerlendirme notunu hatırlayalım ve sonra da 'Güz Sancısı' ile doğum sancısı nasıl benzeşir ona bakalım.

Menderes, 6-7 Eylül olayları için, tahrik edilen Türk halkının spontane bir biçimde Rum azınlığa saldırdığını iddia etmişti. Birkaç gün sonra, hükümet açıklamasını tekrar gözden geçirerek değiştirmiş, bu kez 6-7 Eylül'ün faillerinin, komünistler, bölücüler olduğunu dile getirmişti. Bu açıklama sonrasında, 9 Eylül 1955'te 2000'in üzerinde insan 'komünist' görüşlerinden dolayı tutuklanmıştı.

Ancak, 1955'teki saldırıların gerçekte devletin yöneticileri tarafından planlandığını ve hayata geçirildiğini gösteren yeteri kadar dayanak ortaya çıktığında Menderes, 'Olayların bu denli büyüyeceğini kestiremedik' diyerek, ta başından beri gelişmelerden haberdar olduğunu dile getirmişti. Bu açıklama zaruri doğum sancısı olarak önümüze kondu. Artık kaçınılmazdı ve başka bir açıklamaya da mahal yoktu. Doğum sancısı diye adlandırdığım açıklama ve olaylar yakın bir zamanda Tomris Giritlioğlu tarafından 'Güz Sancısı' adı altında perdeye aktarıldı.

Peki Erdoğan, Giritlioğlu'na şükranlarını sunarken bunları bilmiyor muydu? Ya 'Güzel yazı ustaları'?... Erdoğan, Menderes'e övgüler yağdırırken bir kesimin gönlünü alıyor, O'nun bilgisinde ve başbakanlığı döneminde olan olaylar, zulüm dile getirildiğinde ise bu gerçekler artık anlatılmalı diyerek başka kesimlerin övgüsünü almaya çalışıyor. Ve sonra da bu çelişkiyi görenlere ise bunlar milletten yana değil, illetten yana diye çıkışıyor.

Kalede, güce meylinden dolayı, balık hafızalı bir medya var nasılsa! Al gülüm ver gülüm paslaşıp durun orta sahada, spiker de olanca çığırtkanlığı ile övgüler düzsün oynadığınız oyuna. Biz seyirciler de TV'lerinin başında şuncacık bir kuşku duymaksızın inanalım söylediklerinize. Önce 'kentsel dönüşüm' projesi kapsamında, yüzyıllarca oturdukları evlerinin, mahallelerinin yıkımını seyredeceksin, sonra da 'Ben Roman vatandaşlarımdan, devlet adına özür diliyorum' diye açıklama yapacaksın. Sıkıştığın yerde ise çal bir Roman havası, güzeldir düm tek, onlar da oynar nasılsa, biz de. Yetmezse, işin içine hayatı boyunca muhalif yaşayan Yılmaz Güney'i de kat, o da yetmezse unut N‰zım'ın 'sevdalınız komünisttir' dizelerini, sekiz sütun üstüne yazılmış vatan hainliği yaftasının selefiniz Menderes'in devri iktidarı zamanında yapıştırıldığını unut ve koştur dörtnal gelsin uzak Asya'dan memleket şiiri. Çelişkiler durulsun, imtiyazsız, sınıfsız, ayrımsız kaynaşmış bir kitle olalım yeniden.

Vah ki vah!

Biz bu kadar saf mıyız, sahiden?..
 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.