Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 484282
Ana Sayfa
Çocuk kadın: Medineler... Yazdır E-Posta
Yazar Pero DÜNDAR Midyat M Tipi Cezaevi   
27/03/2010
Biri on altı yaşında, biri üç aylık iki çocuk kadın. Onları buluşturan nedir? İki çocuk kadın, iki Medine. Biri diri diri gömülür, diğeri dövülerek öldürülür; biri yabancılarla konuştuğu için, diğeri annesi hastanedeyken ağladığı için.

Biri Nemrut diyarında güneşin doğuşunu izleyemeden toprağa gömülür, diğeri kaysı diyarı Malatya'da. İki komşu diyarlarda, iki çocuk kadın. İki adaş, iki Medine. Tek farkları yaşları. İsimleri Medine değil de Muhammed veya Mehdi olsaydı ölürler miydi böyle diri diri, öldürülür müydüler böyle canice? Yani kader ölüm müydü onlar için?

Elbette hiçbir insan böyle bir ölümü hak etmiyor. İnsanlar yaşamak için varlar ve var olmak için yaşarlar. Ölüm dahi güzel ve anlamlı bir yaşam için vardır. Ama Medineler daha yaşamadan, yaşamın anlamına varmadan öldürüldüler.

Yabancılaşan erkekler dünyasında yaşamak. Vicdanların bittiği, üç maymunun oynandığı bir zamanda yaşamak hele de kadın olarak yaşamak kadın olarak yaşamayı bir kenara koyalım, kadın olarak doğmak, kadın olarak dünyaya gelmek. 'Senin yaşamın da ölümün de benim elimde' diyen cani babalar, ağabeyler, kardeşler, kocalar, arkadaşlar, sevgililer. Peki neden? Erkeklerin güç ve otoritelerinin ispatı mı?

'Dünyanın tek sahibi olmanın her an ilanı mı?' Değil mi ki en büyük vicdansızlık, değil mi ki güçsüzlük. Anlam yitimi, anlam çarpıtması üzerinde en çok erkekliğin temsili erkeklerin düşünmesi gerek. Maçosundan, demokratına, bütün erkeklerin bu egemen zihniyeti, yaşamları karşısında vicdani bir sorgulamaya ihtiyacı var. İdeolojik veya teorik olarak soruna yaklaşmak tek başına yeterli değildir. Salt sosyolojik değerlendirme de yetersiz kalır. Çünkü Medineler ne ortaçağda ne feodalizmde yaşamadı bunu. 21. yüzyılda yaşadılar ve yaşıyorlar bütün bu anlamsız, vicdansız, cani yaklaşımları.

Hele de 'demokrat' geçinen erkekler, öyle sayfalarca kadın üzerine yazmakla, kürsülerinde bunu dillendirmekle, yabancı kadınlara kibar yaklaşmakla erkek egemen zihniyet aşılmaz. Sorunu sadece kadın sayfasına dokunmamakla da ele alamayız. Mühim olan kadın bedenine, zihniyetine, rengine ve sistemine dokunmaktan, dokundurmaktan, hor görmekten vazgeçmek.

Anlamaya, Medinelerin ölümünün insanlığın ölümü, öldürülmesinin insanlığın öldürülmesi olarak bakmayla başlayabilinir. Yaşam kadınla başladı, kadınla bitirilmek isteniyor. Yaşamın kadın, ölümün erkek olduğunu birçok dilin kökeni de söyler. Kadın olmadan erkeğin olamayacağı kadar ink‰r edilmez gerçeklik bu denli çarpıtılabilinir mi? Ama maalesef bilim geliştikçe kadın kıyımı hızlanıyor. Çünkü gelişen bilim adamlığıdır, yaşamın hesabıdır, iktidarın gerçekliğidir.

Ve Medineler 8 Mart'ın 100. yıl dönümünde öldürüldüler. Oysa doksan günlük Medine ağlamanın anlamını bilemeden ağladığı için öldürüldü. Yabancılığın, yabancının ne olduğunu anlamadan, yabancı erkekler için yerli erkekler tarafından diri diri gömüldü. Ve şairin dediği gibi, 'her ölüm erken ölümdür' ama bu kadar mı, bu şekilde mi?

Kadın ölümlerine alıştırılmaya çalışıldığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanlığımızı unutmaya alıştığımız gibi. Doğal karşılamadığımız halde alışıyoruz. Bu bir sitemdir, başta kendime, sonra herkese bir sitem. Medinelere sosyal
 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.