Kadın Hareketi
Ana Sayfa
Yazarlar
Bağlantılar
Bize Ulaşın
Site İçi Arama
İstatistikler
Ziyaretçi: 484243
Ana Sayfa
Saffet Alp: Başeğmeyen ve Mağrur Bir Yüz Yazdır E-Posta
Yazar İstanbul - BİA Haber Merkezi   
02/04/2010

68 kuşağı içinde yer alan insanlar olarak toplumsal sorunlara duyarlıydık. Bu toplumsal duyarlılık sadece sivil kesimdeki gençlikte değil askeri kesimde de söz konusuydu. 

Kara Kuvvetleri'ndeki subaylar olarak ülke sorunları ve sol dünya görüşüyle ilgilenirken denizci ve havacı genç subaylarla da bir tanışıklık ve bağlantı içindeydik. 

Bu çerçevede havacı  bir teğmen olan Saffet Alp'i tanımıştım. Fizik olarak son derece yakışıklı, gayet düzgün konuşan, heyecanlı ve atak bir havası vardı. 

Tartışmalarda kimi zaman keskin ve radikal görüşlere sahipti. O dönemde genç bir subay olarak Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun (OYAK) yapısına ve sermaye kesimi ile ilişkisine eleştirel bir çerçevede bakıyorduk.  

Saffet de, bu eleştirinin subay camiasında daha etkili bir biçimde yaygınlaşmasını savunuyordu. 

Teğmen Saffet Alp, 12 Mart 1971 Muhtırası öncesi Kemalist, yurtsever nitelikteki subayların daha sol bir çiziye, sosyalist dünya görüşüne çekilmesi gerektiği üzerinde ısrarla duruyordu.  

Gözüpek, cesur bir kişiliğe sahip olduğu hemen dikkati çekiyordu. Ama aynı zamanda kibar, centilmen bir tavrı da vardı. 

Şark hizmetim çıkması nedeniyle irtibatım kesildi. Bir süre sonra da, 13 Şubat 1972 tarihinde gözaltına alındım, Ziverbey Köşkü'ndeki sorgudan sonra Selimiye'ye getirildim. 

Selimiye Askeri Cezaevi'nde daha henüz koğuşlara geçmemiştik, üç kişi küçük bir odada kalıyorduk.  

Günlerden Kızıldere olayının ertesi günüydü (31 Mart 1972). Gazetelerin birinci sayfasında Kızıldere'de öldürülenlerin resimleri vardı. 

Saffet de onların içindeydi, hepsi için çok büyük üzüntü duyduk. Hele insan, tanıdığı  bir kişinin o şekilde resmini görünce çok kötü ve tuhaf oluyordu.  

Çaresizlik içinde bir an, onun baş eğmeyen ve aynı zamanda mağrur olan yüzü gözlerimin önünden geçti...(AÖ/NM) 

* Atilla Özsever 12 Mart döneminin piyade üsteğmeni, şimdi gazeteci, öğretim üyesi

Fikret Alp KARACAN

Saffet Alp 1949'da Kayseri'de doğdu. İlk ve ortaokulu ardından liseyi Kayseri'de okudu ağabeyim.  

Hiç 9 almazdı, hep 10 alırdı. Babam emekli öğretmendi ve maddi imkanlarımız kısıtlı  olduğundan, ağabeyim Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ni kazanmış olsa da parasız bir okul olması için Hava Harp Okulu'na girdi.  

Pilotluğu alındı 

Pilot olmak istiyordu. Okulu Türkiye ikincisi olarak bitirdi. Hava Harp Okulu Kültür Yıllığı 1968/ Göksenin'de çıkan "Türk Düşünüşünün Batılılaşma Eylemleri İçersinde Evrimi" adlı yazısındaki dinle ilgili bir paragraf nedeniyle pilot yapılmadı, hava yer subayı oldu, üsteğmendi.  

Bu olay onun psikolojisini çok bozdu. Yapısı gereği bizimle iyi şeyleri paylaşmak isterdi hep. Kötü şeyleri anlatmazdı.  

Pilotluğunun alındığını çok sonra öğrendik. Soldaki faaliyetlerinin yoğunluğunu Kızıldere olayından 10 ay önce hakkında arama başlatılmasıyla öğrendik.  

Siyasi örgütlülüğünü bilmezdik 

Babam demokrat birisiydi, emekten yanaydı Evimizde sohbetler olurdu. Böyle bir ortamda soldan baktık biz de dünyaya.  

O daha zeki ve aktifti bu konularda. Ama siyasi örgütlülüğünü çok bilmezdik. Onu kaybedeceğimiz telaşını yaşatmak istemedi bize.  

Hem öldüğünde 23 yaşındaydı, anlatacak ne yaşamış olabilirdi ki.  

Orkestrada ut çalarmış 

Hava Harp Okulu'nda iken, geceleri orkestrada ut çalarmış mesela, ayrıca sportif de biriydi. Sosyal yönü güçlüydü. Sorun çözücü bir yapıya sahipti. 

Yavaş, sessiz yaklaşırdı  soruna ama söylediğini mutlaka dinletirdi.  

Ben öğretmen okuluna gitmek istememiştim. Ağabeyim öğretmen olmamı, beni okutacağını söyledi ve ben hiç itirazsız gittim okula. 

Saffet nasıl  öldü?

Nihat Erim, yayımlanan anılarında, telefonda konuştuğu dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç'tan jandarmanın eve girdiğinde sağ kalanları öldürdüğünü öğrendiğini yazıyor.

Ertuğrul Kürkçü de bu bilginin kendisi için yeni olmadığını gazetecilere açıklamıştı. Kürkçü, kendisini yakalayan astsubay ve erlerin Saffet'i dışarıya canlı çıkardıklarını, kafasına kurşun sıktıklarını söylediğini aktarıyor.

Bu gerçeklerin ortaya çıkarılmasını  istiyorum.  

Kızıldere operasyonuna katılan ve ağabeyim Saffet Alp'le birlikte diğer kişilerin öldürülmesinde rol alan güvenlik ve istihbarat görevlilerinin kimliklerinin açıklanmasını  istiyorum.  

Kızıldere'nin aydınlatılmasını hala bekliyoruz. (FAK/EY)  
_______________________________________________________

BAŞBAKAN NİHAT ERİM'İN GÜNLÜKLERİNDE KIZILDERE 
'İngilizleri ölü bulmuşlar, ötekilerden sağ kalanları öldürmüşler...' 
 
31 Mart 1972  
Dün sabah MİT müsteşarı ve İçişleri bakanı telefon ettiler. İngilizleri kaçıranlar Niksar'ın Kızıldere köyünde muhtarın evinde imişler. Jandarma köyü çevirmiş, İngilizlerin diri kurtarılması için pazarlık yapılıyormuş. Ben de talimat verdim, "Diri kurtarmak için her gayret gösterilsin" diye. İçişleri bakanı Ünye'de anarşistlerle işbirliği yapan Avukat Sadi Şener'i yanına alıp olay yerine gidiyor. Avukat "Ben onları teslim olmaya razı ederim" demiş.  
 
Öğleye kadar teslim olmamışlar. Ateş etmişler. Öğleden sonra Tağmaç telefon etti. Jandarma Genel Komutanı, "Geceye bırakmak tehlikelidir" diyormuş. Tünel kazıp kaçabilirler. İçlerinde askeri üniformalılar da var. Gece evden çıkıp askeri şaşırtılabilir, aralarına karışabilirler" diyormuş. "Onlar olay yerinde durumun gereğini daha iyi takdir ederler" dedim.  
Akşam saat 18'de Tağmaç telefon etti. Hepsi ölü olarak ele geçmiş. Saat 16.30'da nasihatin etkisi olmadığını ve devamlı bomba ve silah attıklarını görünce, jandarma da ateş açmış. Eve sokulup girmişler, İngilizleri ölü bulmuşlar, ötekilerden sağ kalanları öldürmüşler. 
 
Gece A. İ. Göğüş telefon etti. Sıkıyönetim resmi tebliğ dışında haber ve resim yayınını yasak etmiş. Tağmaç'ı buldum. "Resim yasağı doğru değil. Gerçeğin gizlendiği sanılır" dedim. Soruşturdu, yanlışlık olmuş. Resim yayınlanacak.  
Bu sabah Bakanlar Kurulu'nu topladım. İçişleri bakanı dönmüştü. İzahat verdirdim. Öğleden sonra da Millet Meclisi'nde izahat verdi. Grup sözcüleri de konuştu. Güvenlik kuvvetlerini tebrik ettiler.  Günlükler, Nihat Erim, 1925-1979, II. Cilt, Yapı Kredi Yayınları, 2005.   (EY)

 
< Önceki   Sonraki >
Bu site en iyi Mozilla Firefox 2, Microsoft Internet Explorer 7 veya daha yeni sürümler ile görüntülenebilir.